Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Dekoratif işler"

Aranan terim: araçlar

   
Yorumlarda da aramayı ihmâl etme.
aramanızın hem armut hem de armutlu kelimelerini içermesi için armut* arayabilirsiniz

400 adet sonuç bulundu

Etiketler: 

Yıllara Göre istanbul Lisesi Tarihi: 1882 İstanbul Lisesi’nin 100 yılı aşan geçmişi, Selanikli Abdi Kamil Efendi ile Mehmet Nadir Bey’in ilk özel okul olarak “Şems’ül-Maarif”i; açması ile başlar. 1884 Matematikçi Mehmet Nadir Bey, daha sonra bu okuldan ayrılarak Süleymaniye’de “Numüne-i Terakki” özel okulunu kurar. 1896 Numune-i Terakki, Maarif Nezaretine devredilerek iptidai 4, rüştüye 3 ve idadi 3 olmak üzere 10 sınıflı resmi idadi olur. 1897 Okulun daha sonra taşınacağı Cağaloğlunda Türkocağı Caddesi üzerinde yıkılmış Çifte Konaklar arsası üzerine Düyun-ı Umumiye Binası inşaa edilir. 1908 II. Meşrutiyet döneminde okul, Bezm-i Alem Valide Sultan’ın Sultan Mahmut Türbesi arkasında yaptırdığı eski İstanbul Kız Lisesi binasına taşınır. 1909 İlk ve orta sınıfları birleştirilerek öğretim süresi 5 yıla indirilir, İstanbul Leyli İdadisi adını alarak özel okul statüsünden çıkar. 1910 Türkiye’de “Lise” sözcüğü ilk defa bu okul için kullanılarak “İstanbul Lisesi” adını alır ve böylece kuruluş dönemini tamamlar. 1911 Türkiye’nin en büyük yontucularından Nejat Sier, “elif” ve “sin” harflerini ay yıldız ile birleştirerek okulunun ilk amblemini oluşturur. 1912 Beden Eğitimi Öğretmeni Ahmet Robenson okulda, İstanbul eğitim tarihi için önemli bir yenilik olan Keşşaf adlı bir izci örgütü kurar. 1913 Lise sınıflarında Fransızca Müfredat Programı uygulanır ve adı “İstanbul Sultanisi”ne çevrilir. 1915 Okul Karaköy’de ki Saint Benoit binasına taşınır. Savaş yıllarında hastane olarak kullanılan bina sarı renge boyanır. Çanakkale Savaşına gönüllü olarak katılan İstanbul Sultanisi öğrencilerinden 50’sinin pek çoğunun şehit düşmesi üzerine de, binanın pervazları siyaha boyanır. Böylece sarı-siyah olarak okulun renkleri belirlenir. 1917 Okula 22 Alman öğretmen getirilerek Edebiyat ve Tarih dersleri dışında Almanca eğitime geçilir. 1919 Saraçhane başındaki Münir Paşa Konağı’na, daha sonra da Mercan İdadisi Binasına taşınılır. 1923 Beyazıt’taki Fuat Paşa Konağı’na taşınarak “İstanbul Erkek Lisesi” adını alır. 1927 Liseye sembol olmuş müdürlerden Celal Ferdi Gökçay göreve başlar. 1932 İstanbul Erkek Lisesi, Atatürk’ün isteği üzerine eskiden Duyun-u umumiye (devlet borçları) binası olarak kullanılan bugünkü binasına kavuşur. 1940 Okulun öğrencilerinden Orhan Omay, ilk biçimine sadık kalarak bugünkü amblemi yaratır. 1942 Harp yıllarında okulda Almanca eğitime ara verilir. 1958 Türkiye ve Federal Almanya hükümetleri arasındaki ikili kültür ve eğitim iş birliği anlaşması çerçevesinde sağlanan öğretmen ve araçlar ile dönemin Milli Eğitim Bakanı, okulun mezun Celal Yardımcı’nın isteği üzerine, okulda tekrar Almanca öğretimine başlanır ve okula sadece yatılı öğrenci kabul edilir. 1963 İstanbul Erkek Lisesi’ndeki “klasik” olarak anılan Türkçe müfredat uygulanan dönem biter ve son mezunlar verilir. 1964 İstanbul Erkek Lisesi’ne ilk kız öğrenciler gündüzlü olarak alınmaya başlanır. 1982 İstanbul Erkek Lisesi Anadolu Lisesi statüsüne geçirilir ve adı “İstanbul Lisesi” olarak değiştirilir. 1982 İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı kurulur. 1984 100. yıl kuruluş kıvancını yaşayan İstanbul Lisesi’nde yatılı öğrenciler için yapılan pansiyon binası hizmete girer. 1988 Özel bir statü ile Hazırlık (2), Orta (3) ve Lise (3) olmak üzere (8) yıllık eğitim modelini alır. 1996 İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı tarafından anaokulundan üniversiteye uzanan eğitim zincirinin ikinci halkası olarak düşünülen ilkokul açılır. Okulun açılışına katılan Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel: “Gövde (Lise) var, ayakkabı (ilkokul) tamam, şimdi sırada şapka (üniversite) var” diyerek bu eğitim zincirine olan desteğini belirtir. 1997 30.09.1997 tarihinde Bonn’da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti arasında Türkiye’de İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı tarafından “Almanca eğitim veren bir Vakıf Üniversitesi’nin kurulmasına ilişkin Çerçeve Anlaşması” imzalanır. 1998 8 yıllık kesintisiz eğitim reformu" sebebiyle İstanbul Lisesi'nin orta kısmına öğrenci alınmamasına karar verilir ve İstanbul Lisesi 1+4 yıllık eğitime geçer. Buna karşılık İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı İlkokulu 8 yıllık ilköğretim okuluna dönüştürülür.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 04 Aralık 2005 01:04 

Etiketler: ,

bir yazı dizisi hazırlıyorum, çevrede olan şeyleri ve olabilecekleri daha rahat kavramak için. reklamcı ve pazarlamacıların eline geçmesinden çok korkuyorum ama farkına varanlar arasında çok dolaşacak gibime geliyor. kapsamı; dijital ve analog ortamda verinin konumu, dijital ve analog ortamda verinin yayılımı, mim (meme) ve memetik, virütik pazarlama (viral marketing), büyük ve küçük virütik pazarlama örnekleri, mimler ve blog siteleri, türkçe içerikte blog siteleri ve kültürel evrim, semantik web google ve blog siteleri..

bazı yazılar sıkıcı olabilir, ama bir sonraki yazı için bazı tanımlamaların yapılması gerekiyor.

bu yazı dizisinin ilgilendirdiği muhtemel kişiler; tasarımcılar, yazarlar (blog sitesi sahipleri, basılı yayın yazarları, senaryo yazarları, reklam yazarları, best seller yazarları), malesef reklamcı ve pazarlamacılar, sinemacılar, televizyoncular, yaratıcı grup, internet kullanıcıları..

dijital ve analog yaşamda veri
günümüz yaşayışına bakarak hayatı ikiye bölelim bir süre; dijital ve analog hayat. dijital hayat bilgisayar başındayken, telefonla konuşurken, tv izlerken, internet üzerindeyken vs. deneyimlediğimiz hayat, diyebiliriz. analog hayat ise bedenlerimizin varolduğu, duyu organlarımızın tamamına hitap eden fiziksel gerçeklik tabanlı hayat..

veri dediğimiz şey, bir görüntü, ses, sözcük, fikir, söylem, yaşanmış bir olay, bir insan yaratımı, ticari veya sosyal bir mesaj, bir şey hakkında bir bilgi/veri olsun. bu verinin iki ortamda yayılımını karşılaştıralım:

erişilebilirlik (accessibility): dijital ortamda veri fiziksel özelliklerinden arınıyor ve bulunduğu medyanın sınırlarında hareket edebiliyor. internet hızı veya bulunduğu donanımın okuma/yazma hızı gibi.. analog ortamda ise veri coğrafi ve fiziksel esasların çerçevesinde yayılabiliyor. bu bazen avantaj bazen de dezavantaj olabilir.

örneğin; dijital ortamın avantajlarını kullanarak bir fotoğtafı dünyanın öbür ucundaki birine birkaç saniye içerisinde ulaştırabiliyoruz. ancak bazen ise bir divx filmi birkaç saatte download etmek yerine sokak satıcısından birden fazla filmi çok kısa sürede satın alabiliyoruz.

analog ortamın kısıtlamaları olduğu gibi dijital ortamın da farklı kısıtlamaları var diyebiliriz. bu nedenle veriyi iletmek için en uygun yöntemi seçiyoruz. farklı medyalar farklı kitlelere ulaşabiliyor. örneğin, gazete okuyucuları, internet okuyucuları veya radyo dinleyicileri gibi. yine veriyi dağıtacağımız/ileteceğimiz medyumu seçerken teknik nedenlerle birlikte alıcının da durumuna göre karar vermemiz gerekiyor.

kullanılabilirlik (usability): günümüz post modern hayatında dikkat dağıtıcı mesajlar (reklamlar, arkadaşlar, iş hayatı, politik propogandalar vs.) nedeniyle oluşan kirlilik de verinin hedefine ulaşabilmesi için aldığı yolun mümkün oldukça basitleşmesini gerektiriyor. örneğin; turistik bir harita veya rehber özelliği taşıyan bir broşür cebe sığabilecek şekilde hazırlanır. çünkü bir gezgin en kolay şekilde taşıyabileceği haritayı yanına alacaktır. yahut web siteniz eğer ana akışa hitap etsin istiyorsanız pek çok farklı çözünürlükte ve internet tarayıcısında doğru görülebilecek şekilde ve bilgisayar bilgisi az olanların da çabasız çözebileceği düzende hazırlanmalıdır.

günümüzde artık antropologlar, reklam ve pazarlamacılar, grafik tasarımcılar ve endüstri tasarımcıları birlikte çalışarak daha çok insana hitap edebilecek daha kolay araçlar üretmeye çalışıyorlar.

süreklilik (continuity): süreklilik tam karşılığını veriyor mu emin değilim. söylenmek istenen daha uzun ömürlü veriler. örneğin bir bilgiyi kağıda yazıp sakladığınızda 300 yıl sonraki insanlara bu kağıdın ulaşma ihtimali düşük olabilir. yine dijital ortamda da bazı sorunlar yaşanabilir. örneğin 10 yıl önce yaptığınız bir kısa filmi sakladığınız video formatı şu anki göstericiler tarafından gösterilemeyebilir. bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için veri, en sürekli kalabilecek biçimde saklanmalıdır.

internet, sunduğu olanaklar nedeniyle analogtan dijitale geçişte hızlandırıcı olmuştur, diyebiliriz.

sürekliliğin önemini şöyle bir örnekle verebiliriz; mesaj içeren bir billboard ne kadar uzun süre yayında kalırsa, o kadar çok kişiye ulaşabilir.

bazı medyumlar da yapısı gereği kısa sürelidir. örneğin bir aylık dergiyi 1 ay süreyle zaman zaman okuruz ve ertesi ay arşive kaldırılır veya çöpe atılır. dolayısıya dergi reklamları ayda 1 güncellenebileceği bilinerek hazırlanır. gazete ise günlük tüketim ürünüdür. bir reklam ertesi gün kitlesinin tepkisine göre güncellenebilir. günlük gazete tüketildikten sonra çöpe atılır.

Spacer
Spacer
 | 15 yorum var 
 | 18 Ocak 2005 22:38 

www.gelisimplatformu.org Gelişim Platformu, profesyoneller arasında bir "paylaşım ve iletişim ağı" olmayı hedefleyen ve kar amacı gütmeyen bir Sivil Toplum kuruluşudur.

Üyelerimizin birikimlerini paylaşarak kendilerini geliştirdiği bir iletişim ağı olarak Bireylerde gelişim düşüncesini uyandırarak, birikimlerin kolaylıkla paylaşıldığı topluluklar oluşturma hedefiyle yola çıkan ve başarı için networkün önemine vurgu yapan GELİŞİM PLATFORMU DERNEĞİ YAPTIĞI SEMİNER VE EĞİTİM FAALİYETLERİYLE DE ÜYE VE KURSİYERLERİ İLE BU AMAÇLARI PAYLAŞAN KİŞİLERLE AKTİF VE ETKİLEŞİMLİ BİR ORTAM OLUŞTURMUŞTUR. Gelişim Platformu’nun öncelikli hedefi profesyoneller arasında bir network(paylaşım ve iletişim ağı) olmaktır. Network, farklı veya benzer iş alanlarındaki profesyonellerin kendi aralarına geliştirdikleri iletişim ortamıdır. Bir Uygulama Topluluğunun kendi içindeki iletişime veya Uygulama Toplulukları arasındaki iletişime “network” diyoruz. İş dünyasında başarılı profesyoneller network’lerini sürekli geliştiren ve network’ü kullanarak iş yapabilen kişiler olmuştur. Bu noktadan hareketle Gelişim Platformu, sahip olduğu network’ün çalışması ve sürekli büyümesi için stratejiler ve araçlar geliştirir. Gelişim Platformu, sürekli olarak, network’ü oluşturan kişi sayısını, network’deki profesyonellerin kişisel kalitesini ve, network’de profesyonellerin kendi arasındaki etkileşimini artırmayı hedeflemektedir. Gelişim Platformu felsefesini benimseyen profesyoneller, Network’ü yani iletişim ve paylaşım ağını kullanarak yeni fırsatlar yakalar ve bireysel gelişimlerini hızlandırırlar. HTTP://WWW.GELİSİMPLATFORMU.ORG

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 24 Mayıs 2004 18:50 

Etiketler: , ,

İndirgeç

indirgeç, bildirgec.org, hafif.org, zoque forum ve e?'ye gönderilen yeni mesajları takip eden bir masaüstü yazılımıdır.

Program fikri ilk olarak zoque forum'daki şu konuda ortaya çıktı. Daha sonra bunu kişisel ihtiyaçlarımız doğrultusunda özel bir araç olarak yapmayı düşündük. Sonunda merak ve deneyimlerimiz doğrultusunda herkesin kullanımına açık kaynak kodlu böyle bir ürün oluştu.

Spacer
Spacer
 | 38 yorum var 
 | 01 Nisan 2003 00:35 

resmini de gördüğünüz bu araçlar sürücü olmadan kendi başlarına da gidebiliyorlar. Bristol Universitesinden martin Lowson'un yürüttüğü proje henüz test aşamasındaymış, ancak ilk denemeler oldukça iyi sonuçlar vermiş.

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 19 Ocak 2002 19:35 

2002 yılı ilk çeyreğinde yapılan saldırı sayısı 2000 yılında yapılan toplam saldırı sayısını geçerken çaylaklar süper güvenli sistemlere girmeyi sürürüyorlar.

CERT'ün yayınladığı rapora göre 2002 yılının ilk çeyreğinde bilgisayar sistemlerine yapılan toplam saldırı 26.000'ı geçmiş durumda ve bu sayı 2000 yılında yapılan toplam saldırıdan daha fazla!

Caylakların tam olarak super korunmus hükümet ve kurumsal ağlara nasıl girdiklerini tam olarak bilinmiyor ancak buna olanak veren faktörlerin başında kullanımı kolay scripting araçlarının geldiği bildiriliyor.



Symantec güvenlik direktörlerinden Vincent Weafer "Yaşadığımız gerçek şu ki, bu çaylaklar web sitelerine girebiliyor çok karmaşık araçlar indirebiliyor ve çalıştırabiliyorlar" şeklinde konuşuyor.



Güvenlik uzmanlarına göre her şeyiyle hazır olarak dağıtılan ve çok kolay bir şekilde virüs ya da zararlı kodlar üretmeye yarayan script araçları çaylaklar tarafından çok sıklıkla kullanılıyor.



Örnek olarak Mafiaboy da bu şekilde bir araç kullanarak hedef sitelere saldırmıştı. Ayrıca analistler Anna Kournikova virüsünün de bu şekile bir script aracıyla yazılmış olduğuna inanıyorlar.



Giga Information Group başkanı Stece Hunt günümüzde çaylakların çok daha kolay bir şekilde elde edip çalıştırılabilecekleri araçlar olduğu için bu işin geçtiğimiz yıllara göre daha fazla ciddi oyutlar kazandığını söylüyor.



Waefer web'de yeraltı forum sitelerinden güvenlik raporlama sitelerine kadar yaklaşık olarak güvenlikle ilgili 30000 site olduğunu ve sistem zayıflıkları ile ilgili bir bilgi patlamasının olduğunu belirtiyor.



SecurityFocus analistlerinden Ryan Russell çaylakların yaptıkları saldırılarda hazır script araçların yanı sıra başka bir faktörün de olduğunu da belirtiyor: Zaman faktörü.



Bu çocuklar büyüklere göre daha az sorumluluk sahibi olduğundan bilgisayar önünde daha fazla zaman geçirebilmektedirler.



ingilizce metin = How Teens Still Hack Million-Dollar Security Systems ...

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 03 Mayıs 2002 12:32 

Büyük heyecan 3 mart'ta, (türkiye saatiyle 6:30am)


Avustralya Grand Prix / Melbourne / Albert Park'da başlıyor.


Ferrari bu sezon ne yapar..? Schumacher beşinci şampiyonluğa ulaşabilecek mi..? McLaren, geçen yılki sorunlarını aştı mı..? BMW.Williams McLaren ve Ferrari'nin önüne geçebilecek mi..?

2001 sezonunda galibiyetin erken belli olması, heycanı biraz düşürsede 11 takım, 22 pilotun kıran kırana mücadele edeceği formula 1 grand prix 2002 hız tutkunlarına benzersiz heyecanlar yaşatacak...


Bu sezon; çeşitli nedenlerle pistlerde göremeyeceğimiz; Heinz-Harald Frentzen, Luciano Burti , Mika Hakkinen , Jean Alesi gibi pilotların eksikliği, yeni isimler, yepyeni stillerle pek hissedilmeyeceğe benziyor...

Spacer
Spacer
 | 9 yorum var 
 | 25 Şubat 2002 20:18 

olay budur!.. biraz önce ajansta rastladığım haber... aynen aktarıyorum. Brezilya'da bedava internet... Brezilya hükümeti, ülke genelindeki postanelere bedava internet bağlantısı sağlayan araçlar yerleştirme kararı aldı. Yetkililer gelecek yıl ilk etapta, halkın bedava kullanımına açık, dört bin internet bağlantı paneli yerleştireceklerini belirtti. Brezilya Başbakanı Fernando Henrique Carodoso, hedeflerinin ülkede düşük olan internet kullanıcı sayısını arttırmak olduğunu belirti ve 150 milyon Brezilyalıyı modern dünyaya taşımak için çalıştıklarını söyledi. Postanelere yerleştirilecek internet araçları, web'de sörf yapmanın yanısıra vergi ödeme için de kullanabilecek. Brezilya'da 12 milyon kişinin evinde internet bağlantısı var. Nüfuslarına oranla düşük bir rakam gibi gözükse de Latin Amerika ülkeleri içinde en çok kullanıcının Brezilya'da olduğu biliniyor.

Spacer
Spacer
 | 10 yorum var 
 | 07 Kasım 2001 15:39 

Önceki 1 ... 48 49 50
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu