Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Havlu kenarı"

Etiket:

çocukluk hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın

Aynı insanın iki fotoğrafı mevcut. Fakat bu fotoğrafların birisi o insanın çocukluğu, diğeri ise yetişkinliğine ait. Bu fotoğraflar birleştirilmiş ve bakın ortaya ne sonuçlar çıkmış. Buradan görebilirsiniz.

\

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 31 Mart 2011 22:10 

Yıllar sonra sevmediğim o kadar çok şeyi sevmeye başlamışım ki nasıl oldu neden oldu anlamadım. Yemelerden birçoğunu sevmez iken şimdi bir pırasa yemeğini severek yiyebiliyorum, sebzelerden rokayı ağzıma süremezken şimdi sofrada yokluğu can sıkıcı olabiliyor. Dere otu kokusuna bile tahammül edemezken şimdi ayrı bir keyif oldu. Tarkan’ı dinlemek rahatsız verici iken şimdi keyfin tarifi yok, Cem Yılmaz’ın gösterileri karın ağrısı yaparken sinirden şimdi ise gülmekten karın ağrısına sebep oluyor. Bu listeyi daha uzatıp giderim…
Yapacak bir işimin de olmayışından kaynaklı bu konu üzerinde araştırmaya başladım, araştırmalarım sonucunda birkaç sebep ortaya çıktı bunlardan bazıları şunlardır.
Yemeklerle ilgili olan açıklama vücudumun ihtiyaç duymamasından olabilirmiş, ben den büyük ve idol olarak aldığım birlerinin sevmediğim yemekleri sevmeyişi olabilirmiş, büyükle arasında ki konuşmalarda benim çocuk cinsin tekidir şunu sevmez bunu sevmez gibisinden konuşmalarla bunun bir halt olduğunu zannedip sevmemem olabilirmiş.
Popüler kişileri sevmeyişimin nedeni kıskançlık olabilirmiş, onlar yapabiliyor ben niye yapamıyorum, Halbuki ben onlardan daha uzunum gibi sebeplerden dolayı. Anlaşılan tek sebepte bu sanırım.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 27 Kasım 2010 17:59 

tetris
tetris
metal slug
metal slug
gamedaily, tüm zamanların en zor atari, nintendo vs. oyunlarını seçmiş. oyunların arasında çocukluğumuzun vazgeçilmez oyunlarından tetris ve metal slug serisi de var.
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 13 Nisan 2009 21:58 

İnsanların çocukluklarından kalan,tüm hayatları boyu hatırlayacak anılarına açılan "somutları" oluyor.Baba oğul sohbetlerini, açıkçası ,pek sevmeyiz biz.Bu yüzden daha çok arkadaşızdır, daha "klasikten ileriye" açılmışlardanızdır babamla.Sıkça benim şimdiki, babamınsa bundan 25 yıl öncesine kadar olan flörtlerinden, onların kuşağından bizim kuşağa miras kalan müzisyenlerden, beraberce izlediğimiz saçma korku filmlerinden, kısacası yorganda yaşayan ve kanımızı emmek için can atan tüm pirelerden konuşuruz.Zamanı gelince de cevizden yapılmış, beş iri adamın zorlanarak kaldırdığı sandığı açarız.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 01 Ağustos 2008 17:00 

\

\

Çocuklar bizim yarınlarımız, umutlarımız,en çok sevdiklerimiz.Hiç birimiz onlara en ufak bir zarar gelmesini istemeyiz.Onlar düşse bizim canımız yanar.Yanımızda olmadıklarında aklımız hep onlardadır.Sanki yanlarında olursak onları tehlikelerden daha iyi koruyabileceğimizi düşünürüz.Peki sizce çocuğunuz evde yanı başınızda uslu uslu oyuncaklarıyla oynarken yeterince güvende mi? İşte bu sorunun cevabını bir tek siz verebilirsiniz.Çünkü oyuncaklarını ona siz alıyorsunuz. Polyester maddesinden içi doldurularak üretilmiş oyuncaklar çocuğunuzun astım olmasına sebep olabilir. Çocuğunuzun sağlıklı büyümesi için her şeyine olduğu gibi kullandığı oyuncaklara da dikkat etmelisiniz. Burada çocuğunuz için organik ve çevre dostu oyuncaklar alabileceğiniz yerlerin ufak bir listesi var.İlgili sitelere doğrudan ulaşmak isterseniz; bir, iki,üç,dört,beş,altı,yedi. Umarım ilginizi çeker.
\
\

\
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 04 Temmuz 2008 17:45 

\
''Çok koşma'', ''Dikkat Et'' ve en nihayet en bilineni, ''Sakın terli terli su içme!''....

Az mı duyduk annemizden bu uyarıları?...İşte arasından en çok bildiğimiz ''Sakın terli terli su içme!'' olanı artık değişti, tersine döndü, hatta bitti...

Nostaljik bir uyarıya bir veda havası var üzerimde...

Çoğu annelerimiz, terliyken su içtiğimizde; boğazımızın acıyacağını düşünürler...Hatta ateşimizin çıkacağını ve yatak döşek yatıp hasta olacağımıza inanırlar...

Spacer
Spacer
 | 12 yorum var 
 | 04 Temmuz 2008 08:55 

her zaman her yerde lego
her zaman her yerde lego
Oyun sektörü geliştikçe kendimizi sanal gerçekliğe daha da yakın bulurken, benim gibi bazılarımız gerçek gerçekliği özlemiş durumda. "Neden bahsediyosun sen??" cümleleriniz sol kulağımı çınlatmadan açıklayayım: "ESKİ OYUNLARI ÖZLEDİM" .. Eminin siz de özlediniz ama bilgisayar başından kalkamıyosunuz.. E tabi bilgisayar başında saklambaç oynamayacağımıza göre bu site size gerekli nostaljiyi ve eğlenciye kısıtlı da olsa sağlayabilir. İstediğiniz büyüklükte kaleleri yapmakta artık özgürsünüz... Üstelik legonuz bitmediğinden evinizin yarım kalma gibi bir derdi de yok...Haydi çocukluğumuza ufak bir yolculuğa...
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 23 Mayıs 2008 11:02 

O zamanları düşünüyorumda bilgisayar diye birşey yok, cep telefonu diye bişey yok, televizyon desen birkaç kanal sadece, bayramlar çok önemli insanların hayatında, ramazanlar daha bir kuvvetli, mahalle diye bir kavram var, komşuluk bir başka güzel, ''10 da devre 20 de biter'' zaman diliminde oynanan yukarı mahalle - aşağı mahalle maçlarından sonra içilen elvan, çamlıca gazozlar, cam şişeden içilen kolanın o genzi yakışı daha bir özlenesi, 3 korner bir penaltılar aşklar daha bir güzel, mektup diye bir olgu sözkonusu, hayran olunası tv dizileri daha bir sıcak daha bir insancıl ( kuzen larry, charles iş başında, full house, altın kızlar, kara şimşek, hava kurdu, görünmez adam, görevimiz tehlike, v.b ) çizgi filmleri daha bir çizgifilm ( voltran, he-man, clementine, taş devri, darkwing duck, varyemez amca, walt disney kahramanları, road runner, shera, tsubasa, yakari, v.b.) kısacası herşey daha gerçek........... Biraz önce bahsettiğim mahalle macı konusu herhalde başlı başına bir grup oluşturur. bu mahalle maçları ve kuralları hakkında birkaç birşey daha yazmak istiyorum. Ne ilginçtir ki neredeyse tüm yaşananlar ve kuralların %98 lik kısmı Ardahan dan Edirne ye aynıdır. Hafta sonları (tabii sadece hafta sonları değil neredeyse okul ve ev dışındaki tüm vakitlerde bu eylemi gerçekleştirme oranı gayet yüksektir.) 8- 10 arkadas mahallede toplanırsınız herkes mutlaka kramponlarını yada gramponlarını:) esortmanlarını yada dört büyük takımın formalarından birini giymek için annesine yalvarır önceden. İzin alındıysa ne ala...:) mahallede ne hikmetse en toptan anlamayanında futbol topu mevcuttur. O da mutlak suretle '' Topu getiririm ama ben forvet oynayacam'' cümlesini kurar. ve Adam alışma başlar.... Bir mahalle maçını mahalle maçı yapan ''adam alışma''dır. adım alışma diyede bilinir.adam alışmak için adım alışılır.taraflar göz kararı bir uzaklıkta karşı karşıya gelir, birbirlerine doğru adım adım sayarak ilerlerler. adım derken bir ayağın diğerinin ucuna eklenmesinden bahsediyorum.sonlara doğru stratejik hamlelerleyarım adım atılır,yani ayak yan basılır. diğerinin ayağına ilk basan ilk adamı alır. ilk ikinci güçlünün alındığını söylememe gerek yok herhalde:) çünkü 1. en güçlü adım alışandır. sırasıyla en güçsüze kadar gidilir. oyuncu sayısı çiftse sorun yoktur ama tek sayıysa birisi ya fasülyeden olur, ki bu durum aslında çocklar arasındda en kötü statüdür ama olsun fasülye bunu hiç takmaz çünkü maçın içinde olmak önemlidir sadece. ( kendide bilir ki hiç top alamayacak:)) ) ve maç başlar.... Bir noktayı atladım maç başlamadan hemen önce bağırılır: ''SON KALE!'' kaleye en son ben geçerim demektir. arkadan diğerleri gelir son iki, son üç,...altı. arada bir şu diyalog yaşanır:
- Son kale!
- Ben dedim bile!
- nerde dedin. ben duymadım.
- Nasıl duymadın. Ali' ye sor.
- Dedi valla! ben duydum.
- e, tamam soniki o zaman!
- (Ali): e, onuda ben dedim.
- hadi lan ordan.....:)))))

Spacer
Spacer
 | 5 yorum var 
 | 18 Şubat 2008 16:05 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu