Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "El yapımı"

Etiket:

şizofreni hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın
Bu imaj maskenin önü mü yoksa arkası mı? Şizofrenler biliyor. Fotoğraf: Thomas Papathomas
Bu imaj maskenin önü mü yoksa arkası mı? Şizofrenler biliyor. Fotoğraf: Thomas Papathomas
Bir maskeye karşıdan bakarak önüne ya da arkasına baktığınızı söylemek tahmin ettiğinizden çok daha zor olabilir. “Oyuk maske” efekti olarak adlandırılan etki yüzünden insan beyni algıladığı imajın iç bükey mi yok dış bükey mi olduğunu ayırt edemez.

Ama ilginç bir şekilde herkes maskenin şeklini anlamakta zorlanmamaktadır. Yeni araştırmalar göstermektedir ki, şizofrenler bu efektten etkilenmemektedir. Sonuç olarak bu illuzyon şizofreni tespitinde yeni bir test olanağı sunmaktadır.

Spacer
Spacer
 | 25 yorum var 
 | 12 Nisan 2009 10:28 

Yaratıcılık ve Psikiyatrik Bozukluklar Arasındaki Bağlantı Antik çağlardan beri insanlar yaratıcılık ve psikiyatrik bozukluklar arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmüştür. Peki gerçekten "deli profesörler" en acaip buluşları yapar, "şizofren ressamlar" en soyut sanat eserlerini üretir? ya da yenilikçi bir tasarım yapmak için biraz kaçık olmak mı gerekir?

Psikopatolojik ve nörolojik bozukluklarla yaratıcılığın karakteristik özellikleri arasında benzerlikler bulunmaktadır. Bipolar bozukluk,demans,dikkat kaybı bozuklukları, epilepsi ve şizofreni ayrı ayrı yaratıcılık ile karakteristik anlamda benzerlikler gösterse de, bu ilişkiyi kesin olarak kanıtlayabilecek bilimsel bir kanıt yoktur. Acaba bu ilişki bir neden-sonuç ilişkisi mi yoksa gerçekten direkt bir ilişki var mı?

1.bipolar bozukluk ve yaratıcılık kaynak:http://serendip.brynmawr.edu/exchange/node/1768

1949'da alman sanatçılar ve aileleri üzerine yapılan bir araştırmaya göre bipolar bozukluk ve yaratıcılık arasında tanımlanabilir bir ilişki vardır. bunun nedeni hem bipolar bozukluğun hem de yaratıcılığın genetik olarak nesilden nesile geçmesi olarak gösterilmiştir. bu ailelerde, genetik izolasyon nedeniyle gelecek nesillerde hem yaratıcı olup hem de bipolar bozukluk taşıma oranı yükselmektedir. yazarlar üzerinde yapılan başka bir araştırmaya göre, yazarların yüzde 80'i ciddi duygu-durum bozukluğu yaşamaktayken bu oran genel olarak topluma bakıldığında yüzde 30'da kalmaktadır. bir diğer çalışmada manik-depresif kişilerin yaratıcılık üzerine yapılan testlerde kontrol grubuna göre daha başarılı olduğu tespit edilmiştir.

van gogh, bipolar bozukluk hastasıydı
van gogh, bipolar bozukluk hastasıydı

Spacer
Spacer
 | 24 yorum var 
 | 26 Aralık 2008 12:21 

\

Şizofreniyi en basit anlamıyla şöyle tanımlayabiliriz ;
Kişinin gerçeği tanımlayabilme yeteneğinin bozulduğu, toplumsal, ailesiyle işiyle, gücüyle irtibatının bozulduğu bir hastalık olarak tanımlamak mümkündür.
Aslında kısımlara ayırmak gerekiyorsa Paranoik tip denilen bir şizofreni tipinde bir takım düşünce bozuklukları filan ile kendini gösteriyor.Bu düşünce bozuklukları çerçevesinde bir hayat yaşamaya başlıyorlar. ( Akıl oyunlarında bu tip bir konu işlenmişti). Böyle bir durumda kişi ilişkilerini kesiyor, Eşinden şüphelenmelere kadar giden güvensizlikler bile oluşabiliyor. Hatta bu güvensizlikler artık çevrede olan olayı herkes ona zarar vermeye çalışıyor gibi düşünmeye kadar gidebiliyor. Olmayan şeyleri görme ve hayatını bu şekilde olmayan bir rüyanın etrafında devam ettirmeye de çalışırlar.
Diğer bir tipin etkileri ise kendine bakmama, yaşamın hiçbir alanında var olamama, herhangi bir işlevi olmaması gibi tabloları görebiliriz bu hastalarda. Bazı şizofreni tiplerinde ise kısmen gerçek hayata karşı da tepkiler yoğunlukta oluyor.
Şizofreni ile ilgili nette bulabildiğim siteler ve kaynaklar ise şunlar ;

www.sizofreni.web.tr/
www.mcaturk.com/eriskin_sizofreni.htm
www.psikolojikdanisma.net
sizofreni.uzerine.com

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 05 Nisan 2008 10:36 

Etiketler: , ,

yavaş yavaş günü batırıyorum içimde saatlere günışığı vururken...hala yalnız,hala ürkek susuşlar süslüyor cesaretsiz bakışlarımı...kendimden bile kaçar mı oldum bu aralar nedir?neden artık korkuyorum ellerimi herhangi bir yere uzatmaya?hatırlamıyorum,en son ne zaman sevmiştim...en son ne zaman aşık olmuştum yahu?kafam karıştı şimdi..ben hiç aşık olmuşmuydum?tırnak yemeyi de bırakmıştım sözde...sonra teker teker yemeye başladım...bir tane kalmıştı..sağ elimin yüzük parmağındaki tırnak..onuyemeyeceğim diye söz vermiştim kendime sözde...kendime verdiğim hangi sözü tuttum ki? onu da yedim...sözümü de,tırnağımı da...

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 07 Mart 2007 09:42 

Etiketler: , ,
\
bir ölüm sessizliği bu..ya da ölüme adanmış bir sessizlik...içimde bana ait olmayan şeyler var..aslında bende ben hariç herşey var ya o da ayrı mesele...dalıp gidiyor gözlerim uzaklara...görmekten çok uzağım ama bakındığım şeyleri...sadece düşündüğümün farkındayım...oluşumumu oluşturan şeyleri ovuşturuyorum...belki alaaddin olurum..belki lambanın içinden birşey çıkar...seslenir belki bana dile benden ne dilersen diye..."beni" derim hiç duraksamadan...bilirim cevabını.."seni,kaybettiğin yerde ara,benden isteme " susar kalırım...hatırlayamam ki nerde yitirdiğimi...hemen sol yanımda bir kapı durur...geniş camları olan ahşap bir kapı...içeriye ışık hüzmeleri doluşur...bilirim..tam karşımda ki duvar aydınlanmıştır..ama benim olduğum yere yansıyan ışık yitip gitmiştir karanlığımda...gökyüzüne bak der lambanın içinden çıkan şey...gökyüzüne bak...inceden bir tebessüm yapıştırırım dudaklarıma...hangi gökyüzüne derim...hangi gökyüzüne..?
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 14 Şubat 2007 17:01 

Etiketler: , ,

neden!!! çaresiz ve umarsız bir yuvarlanıştan ibaret aslında tüm gözlemlerim...biliyorum ki bir sabah uyanacağım ve o andan sonra bir daha asla ben olarak kalamayacağım...kabulleniyorum varoluşumu bir anlamla süsleyemediğimi..biliyorum...ona bir fiil yükleyemedim bu ana kadar...hep NaDa olarak kaldım...hep hiçliğe yuvarlandım ama engelleyemiyorum bu kahroluşu o tek soruyla süslemeyi neden!!! ve hemen sahibi olmadığım bir özne geliyor devamında..ben...neden ben...ben asla ben olmayı istemedim...olduğum yerden memnun olmamak değil konum..konu olduğum şeyden memnun olmamak...varoluşumu yokolmakla mükafatlandırmamın önünde ki tek engel de tanrı...ama konu ürkmekle de alakalı değil...konu yitmekle alakalı...şizofrenik çalgılardan yükselen seslere bırakıyorum kendimi...tek bir ritim var ölüm...ama tek bir ölüm var...o da benim ritimlerime uymuyor...sonuç yine aynı...yaşamakla cezalandırılıyorum...

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 14 Şubat 2007 13:21 

nasıl sağ kalınır ki tüm yaşam olasılıklarının sıfırın altına çekildiği bu soğuk iklimde...insan nasıl yaşar ki yüreksiz bir toplum tarafından oynanan bilinçli bilinçsizlik oyununun içinde..?merak ediyorum,acaba nasıl taşırabilirim içimden gereksiz imla kurallarına inat,anlamdan çok imla hatalarıyla zenginleştirmeye çalıştığım serzenişlerimi...sorudan ziyade çözüme yöneltmek isterdim haykırış vari sözcüklerimi...ama kelimelere yenik düşüyorum yine anlamsız susuşlarımın içinde...ve yapmaktan nefret ettiğim bir şeyi yapıyor ve yarım bırakıyorum bu mısraları da,hayatta ki yarım kalışlarıma ithafen...

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 11 Şubat 2007 16:55 

Zaman geçsin diye çabalardık çoğu zaman...Dakikalar dakikaları kovalasın,saatler harap düşsün,günler yorgunluktan yere yığılsın isterdik...Oysa ki şimdi...Adımlarımızı geri geri atmak lüzumsuzluğuna bile başvuruyoruz sanki çare olacakmış gibi...Tanrım çaresizlik insana neler yaptırıyor...
Geçiş noktası; Yapmam dediğimiz şeylere nasıl da dört elle sarılırmışız...Nasıl da kucaklar ve ağzımıza atarmışız tilki burnu civarında yetişen otları...
Geçiliş noktası; İnsan nasıl da renkten renge girermiş duygu ya da mimik belirtmekten çok karakter belirtmek uğruna...
Sıfır noktası; Üşüdüm...Pencereyi açar mısın...İçimdeki ayazı dışarıya salacağım...
Herhangi bir nokta; Taflan adı verilen bir meyve vardır...Karayemişte der çoğu kişi...Böyle kırmızı kırmızı yapar insanın ağzını yediğiniz zaman...Çocukken çok severdim yerdim...Ağzım kırmızı kırmızı olurdu...Büyüdüm...artık yiyemiyorum...Ama ağzım yine kırmızı kırmızı...Kan kusuşlarımdan miras...
Önemsiz bir nokta,geçiniz; Ben çok aşık oldum bugüne kadar...Yeni yıkanıp asılmış bir çamaşırdan damlayan zerrecikler kadar uzattılar bana sevgi şarabını...Yazık...Benim mahsenlerimin kilitleri kırıktı...koridorları iyi aydınlatılmış ...kapıları da ardına kadar açılmıştı...

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 17 Ocak 2007 15:16 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu