Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Yelek modelleri"

Etiket:

algı hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın

İsrail’deki Hebrew University of Jerusalem’den araştırmacı Ari Rappoport bilgisayarların cümlelerdeki pozitif ve negatif duyguları ölçebilen algoritmalar sayesinde insan dilini anlama konusunda gittikçe iyileştiklerini söylüyor.

Fakat “alaycı” tavırları anlamak hala bir problem. Bırakın bilgisayarları insanlar için bile bir cümlenin içinde alay olup olmadığını anlamak kolay değil.
Rappoport ve arkadaşları duyguları analiz eden bir program yazmışlar. Daha sonra bu yazılıma insanlar tarafından “alaycı” tavır içerdiği belirtilen cümleleri öğretmişler.

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 26 Mayıs 2010 18:38 

Algı değişiklikleri ile kendi uzmanlık alanlarında bile çok basit testlerde hata yapan uzmanları duymuşuzdur: bir şarap uzmanının kırmızı ve beyaz şarabı ayırt edememesi (karartılmış bardaklar içinde) veya sanat eleştirmenlerinin bilgisayar tarafından rastgele çizilmiş çizgilere bakarak çok derin anlamlar görmeleri gibi. Böyle öykülerden hepimiz zevk alırız çünkü kişiler bir konuda gerçek otorite olduklarını iddia etmeyi arzularlar. Peki ama eğer gündelik seçimlerimizi nasıl yaptığımızı incelemeye kalkarsak.. Uzmanlar uzmanlıklarının el verdiği ölçüde ve bu limitler içinde hata yaptıklarında kabul görebilirler ama peki ya bizler kendimiz üzerine en uzman kişiler olarak hata yaptığımız zaman bu kabul edilebilir bir hata olur mu?

Gerçek seçimimiz gizlice değiştirilse bile sorulduğunda seçimimizi şiddetle savunuyoruz. Fotoğraf: Peter Cade / Getty
Gerçek seçimimiz gizlice değiştirilse bile sorulduğunda seçimimizi şiddetle savunuyoruz. Fotoğraf: Peter Cade / Getty

Bu sorunun cevabı bazı illüzyon numaraları kullanılarak bulunmaya çalışılmış. Katılımcılara sunulan alternatifler üzerinde bazı numaralar yapmaktansa habersiz olarak kişilerin seçim sonuçları üzerinde numaralar yapılmış ve nasıl tepki verdikleri kaydedilmiş. Örneğin, ön çalışma olarak katılımcılara insan yüzü fotoğrafı çiftleri gösterilmiş ve daha çekici olanı seçmeleri istenmiş. Bazı denemelerde kişilerden, seçim yaptıktan hemen sonra seçimlerinin arkasında yatan nedenleri açıklamaları istenmiş.
Habersiz olarak, bazı denemelerde çift-kart illüzyonu ile seçtikleri yüz aslında seçmedikleri yüze ait fotoğrafla değiştirilmiş. Genel yargı, böyle bir değişiklik olduğunda çok büyük ihtimalle hepimizin bunu hemen fark edeceği yönünde. Fakat sonuçlar %75 oranla katılımcılar illüzyona kandıklarını ve aslında seçmedikleri yüzü neden seçtiklerine dair açıklamada bile bulunduklarını gösteriyor. (deney videosu)

Spacer
Spacer
 | 7 yorum var 
 | 23 Nisan 2009 17:45 

Günlük yaşamımızda insan seslerini bozan veya karıştıran birçok durumla karşı karşıya geliriz, ama çoğu zaman söylenenleri sorunsuzca anlayabiliriz. Bunun nedeni, beynimizin kayıp ses parçalarını otomatik olarak yapıştırmasıdır, bu olgu “işitsel restorasyon” olarak adlandırılır. O kadar etkilidir ki bazı durumlarda kayıp seslerin gerçekten orada olmadıklarına inanmak zordur.

\

Bu olgunun güzel bir örneğini Makio Kashino’nun geçtiğimiz yıl yayımlanan çalışması göstermektedir. Kashino önce “Do you understand what I’m trying to say?” cümlesini kaydetmiş daha sonra da cümlenin içinden belirli kısımları kesip yerine sessiz parçalar koymuş. Bu durum cümleyi sanal olarak anlamsız hale getirmiştir. Fakat bu boşlukları sessiz parçalar yerine yüksek bir parazit sesi ile doldurduğunda cümlelerin mucizevi bir şekilde anlaşılır hale geldiğini keşfetmiş. (Acoustic Science and Technology, vol 27)

Kashino, duyduğumuz seslerin gerçek seslerin birebir kopyası olmadığını belirtiyor ve beynin boşlukları gelen bilgiye göre doldurduğunu söylüyor. Kashino’nun ses dosyalarını bu adresten dinleyebilirsiniz.

Spacer
Spacer
 | 9 yorum var 
 | 17 Nisan 2009 20:29 

\
londra üniversitesi'nde sinir sistemi üzerine çalışan bilim adamları insan algılarının nasıl çalıştığı hakkındaki soru işaretlerini ortadan kaldırmak için Londra'daki bir caddeye tamamen güneş enerjisi ile çalışan ve yapımında geri dönüştürülmüş plastik ve reçine kullanılmış "the beacon" adında bir proje başlatmışlar.
\
Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 08 Aralık 2008 09:27 

\

Gerçek kişilerle ürünlerinizi yada sitenizi tanıtmaya yardımcı olan Sunumax internet tabanlı bir servis. Sadece hazırladığınız reklam/konuşma metnini gönderiyorsunuz; ve hizmetinizin sunumunu üç iş günü içinde elinizde oluyor. Detaylı Bilgi

\

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 05 Ekim 2008 10:18 

siz bebekliler diyorum ona,daha bi çok şey söylüyorum,perihan'dan aldığım gazla..aslında fena olmamış biliyomusun.en çok nesini mi beğendim;bir sıra bankibir sıra taş bank.-bizim parka bi oturma grubu yaptırdık,görsen aklın kalır..böyle demiyo,diyemiyo.o kahverengi rengi görmekten korkuyolar.2 nesil,3 nesil bilemedin 5 nesil önce nasıl da cebelleştikleri gelir aklıllarına,olmadı bilinçaltlarına.ya beton olucak,ya çim..ne okuyodu,ya da okuyamıyodu.hani görüntü olarak şık.parktasın,herhangi bi park ta diil bebek parkı,elinde kitap..ama hareket,ses..çelinir algı.onlar çelemezse ben çelerim.arsız bir park konuşkanı/soruları çubuk gibi,dediği süreya'nın.neyse ki fazla diiliz..sonra bi sigara yaktı uzun,upuzun,kitabı kapatıp çantasına koymasının ardından.sen şimdi bu kadını merak ettin.anlatıyim;son derece güzel,bir o kadar da evli..evet onun da dereceleri vardır.o dizeler hangi kitabındaydı.üvercinka'da mı.ilk basımının 50nci yılı şerefine tekrar basmışlar.pekala vercinkan da olabilirdi.daha şiirli bi kelime olurdu.anjinsan ve benzeri uzak doğu isimlerini hatırlatıyo ya böyle biraz..ben onu böyle bi kelime var ama ben anlamını bilmiyorum diye belledim senelerce.o üretmiş.güvercinkanadı'nı kuşa çevirerek..evet gerçekleştirmesi zor ama hoşluk katıyor.yumuşatıyor onu.kitabı tutan ellerini ben ileri doğru uzatılmış iki avuca dönüştürüyorum.oldu olacak kitabı da birçok mavi boncuklara dönüştürelim.ben o mavi boncuklardan birine talibim..oturunca biraz daha yukarı çekiliyo.renk farklılığı ayan beyan ortada.hem bu genelde giydiklerimden de daha kısa.belde,olması gereken yerden daha aşağı indiriyorum.yürürken işe yarıyo da ,oturunca..tenden ele verilen amelelik.yaktın beni güneş..sokakta ama ,bu yine oturarak okuyo.kaldırımda yürürken okumaya çalışıyodu kızın biri.jim,elinde kitap.plajda okuyarak yürüyo.sonra pamelayı takip.jim morrison mı daha yakışıklıdır,val kilmer mı..o takip edince love street çıkıyo ortaya,sen etsen adın çıkar anca..sapığa..onu mutlaka araya sıkıştırıyorum.hiç olmazsa bu işe yarasın;karşı cinsle iletişim kurmaya çalışırken kaliteli görünmeye..hiç olmazsa ha!senin bütün hayatın bunun üzerine kurulu be..doğru söylüyo..işte mimar diyorum,sinan diyorum,sorarsa daha sanat da diyorum..çıkarıp bi sigara daha yakıyo.yemin ediyorum bu sigara deminkinden daha uzun.her sigarası bir öncekinden daha uzun oluyo.bir iki sigara sonra sigara ağzındayken bana doğru dönse yüzünü,genellikle denize bakıyo,sigarasının ucu gözlerimden birini dağlıycak.dağlasın.bir bant takıp,yolunu şaşırıp karaya vurmuş bir sahil korsanı gibi dolaşırım.fazla da hava atıyomuş gibi görünmiyim diye yapıştırıyorum metruğu.sınıflarımızın kutu gibiliğini ekliyorum,ne ışık giriyo ne hava diye yakınıyorum..tevekkeli,hiç aldırmadı bebekliye giydirmelerime..hisarlıymış.güzel sohbetti diyo kalkarken.başka türlüsü mümkün diil ki.bilmiyoki karşısındaki adam park konuşkanlığı üzerine ihtisas şeklinde bi hayat sürmektedir..

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 28 Ağustos 2008 15:39 

denge.denge diyordu.bedenin denge yeteneğini kazanabilmesi için yapılabilecek en iyi spormuş.bak ne kadar da kenardan gidiyo.ya korkuyorum yavrum.yapma ya.sele,pedal..peki o yön veren parçanın adı..direksiyon olabilir mi.diildir ya:şimdi de bir dik açıyla denize doğru ilerliyo.fransa bisiklet turu.efsanevi bi yönü var.sıkı bi takipçisi falan diilimdir.hatta hiç takip etmem.ama medyada yer alış biçimi efsanevi bi olay olduğu izlenimi uyandırır.ben sevmem.neden sevmediğimi soruyosun.tabii, cevaplıyim.gerçi ne soru yaratmak,ne de oluşan sorulara cevap bulmaktır amacım.amacı sıfır noktasına indirmek.edip cansever şöyle derdi;ve gelsin ve geçsin bütün söylediklerim,gelsin ve geçsin..bir;sürat zevki tattıracak kadar hızlı diildir.hepimizin vardır daha hızlı araçlara binmişliğimiz.uzay mekiği en hızlısı mıdır araçların.diil galiba.onu farklı kılan başka bi özelliği..paralellik;diklik..bütün araçlar yeryüzü üzerinde bi yerden bi yere ulaşmak için yeryüzüne paralel hareket ediyolar.paralellikte yokmudur bir sünepelik,bir kılıbıklık,bir ana kuzusu durumu,bir bağımlılık..uzay mekiği yeryüzüne dik hareket eder.bu dikliğin argoda kullanıldığı şekliyle,erkekliği,erki,gücü temsil ettiği düşünülebilir pekala.sonra,ayrılırken asidir.hiç bir zayıflık emaresi göstermeden uzaklaşır..dönerken de kararlıdır.sapma göstermeksizin amacına doğru ilerler.dimdiktir..uzay mekiği tamam da,ya uzayda mekik..yine en büyük sorun ayaklarına oturucak birini bulmak olur kesin..iki;etrafı algılamaya yetecek kadar yavaş da diildir.tabii bunlar dışardan,bir gözlemcinin analiz çabalarıdır..bilmiyorum kardeşim.ayıp mı.çocukluğumuzda..evet öyleydi..hafifçe alnına inmiş saçlarını avucuyla geriye doğru yatırarak,ortaya çıkan yara izini gösteriyor.son hız bayır aşağı gidiyodum,diyo.birden yan yoldan bi araba çıktı.ben uçtum arabanın üzerinden.geçmişinde böyle,kanıtı bile bulunan,güçlü bi anı bulundurmaktan memnun..hayata dairlik böyle değerlidir işte.ne çok sene oldu.o kursta binlerce kitabi bilgi öğrendikte bugün aklımda kalan bu,arkadaşın bisiklet macerasıdır.ne kadar usta olduğunu göstermeye çalışıyo.bak üzerime geliyo.az önce denize düşme tehlikesiydi;şimdi birine çarpma tehlikesini kullanıyo,cesaret ve maharetini göstermek için.yav iyice yaklaştı..yana doğru..bi adım..gözlerimin içine bakıyo.sırıtarak.aha da çarpıştık..neyse kırdı.bir an önce uzaklaşalım burdan,bu çocuğun daha fazla oyuncağı olmadan.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 07 Ağustos 2008 14:32 

Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.

Spacer
Spacer
 | 2 yorum var 
 | 20 Haziran 2008 12:45 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu