Etiket: bahar
bahar hakkındaki yazılar:

http://www.hrasti.com/

http://www.sprintbio.com/

http://antidecaf.com/

http://www.zackginies.com/work/highspruce/live/index.html

http://vitamin-j.de/wordpress/

http://creativemediafarm.com/







sekiz tanesinden üç tanesinin yahoo menşeili olması, bu baharda biraz yahoo konuşacağımıza işaret ediyor.


Ve durdu yağmur.. Şimdi oluklardan akıyor su... Yağmura benzemiyor sesi, daha bir gürültülü akan, dinlendirmeyen, ama huzur veren bir ses... Nisan yağmurlarının öncüsü bu yağmurlar, ne kadar kış çok soğuk geçmedi de deseler, bana göre bu yıl uzun, soğuk ve bitmeyecekmiş gibi görünen bir kıştı sanki... Bence duygulu insanların mevsimi değil, donduran karanlığı aydınlıktan fazla kalabalık görünen kısa kış günleri... Daha bir yalnızlık hissi duyarım böyle günlerde... Daha bir hassaslık çöker yüzüme... Yapışır... O kara bulutlar gökyüzünü kapladığında bir hüzün gelir, yerleşir kapıma, ayrılmaz bir türlü ne yapsam, nereye gitsem, benden bir parça olur... Atamam, fırlatamam bir köşeye, benden olur, ben olur, bırakamam, bırakmaz beni zaten istesem de... Sizlerde de olur mu bilmem ama, daha bir nedensiz boğulurum, nefes alamayacakmış gibi,

Soğuk bir kış günüydü, rüzgar titretiyordu bulutları, aşağıya baktı, sokaklarda insanlar üşüyordu, hepsi de bir an önce evine ya da sıcak bir ortama gitmek için acele ediyor, şapkaları , atkıları rüzgarda savruluyordu... Güneş saklanmıştı bir kara bulutun arkasına, baktı, baktı, göremedi... Soğuğu içinde hissetti, daha bir sertleşti yüreği...
"HAYAT BIZE SUNULMUS BIR ARMAGANDIR"
Bahar geliyordu. Doga da insanlar da degisiyor, umutlar kapıdan iceri süzülüyordu. Agaclar meyve icin tomurcuga dururken ,insanlar ruhlarını yeniliyordu.Soguk, acı , yoksulluk bile ılık bir rüzgar karsısında tüm zalimligini yumusatıyor , gevsiyordu. Hatta hayatı terk etmeye hazırlanıyordu.
Kenan, elini cebine sokmus, koltugunun altındaki kitapları iyice bedenine bastırmıstı. Artık ceketi üstündeyken titremiyordu soguktan. Cünkü kıs bitiyordu. Okulun kapısından iceri girip sınıfın kapısını caldı. Icerde edebiyat ögretmeni dersini anlatıyordu. Ögretmeni kafasıyla iceri gir deyip, dersini anlatmaya devam etti. Kenan arka sıradaki yerine oturdu. Tüm dikkatini ögretmenine vermisti. Tahtadaki yazıyı sonradan görmüstü. ”Hayat bize sunulmus bir armagandır, ve biz de hayata sunulmus bir armaganız”. Ögretmeni bir müzigin melodileri gibi cıkan sözleriyle bu sözü sınıfa acıklarken Kenan kendisinin hayata nasıl bir armagan olabilecegini düsünüyordu. Sabah gün dogmadan calısmak icin sokaklarda dolasmıs, cuvalını sırtına vurup kagıt ,sise ne bulduysa cöplerden toplamıs, sonra gidip onları toptancıya satmıstı. Yorgundu. İci uyur gibiydi. Ama cebinde bugün icin ailesinin ekmek parası vardı. Her gün bin bir özürle derse gec giriyor, ögretmenleri ise onu affediyordu; cünkü o zeki , terbiyeli ve pırlanta gibi bir cocuktu. Kenan, dersi tüm dikkatiyle dinliyordu ve tane tane anlatılan edebiyat dersini gelecege acılan bir anahtar gibi benligine alıyordu. Ögrendiklerini önünde kilitli bir kapı olan üniversite icin saklıyordu. Tek umudu okumaktı Kenan’ın. Teneffüslerde arkadaslarıyla oturur sadece onların sakalarına güler ve her seferinde uzak cok uzaklara dalardı. Kenan bütün bunları düsünürken zil calmıstı. kilavuz,giris kilavuzu,Ögretmeni göz isaretiyle Kenan’ı yanına cagırmıstı. Elinde üniversiteye giris kılavuzu vardı. Kenan‘a uzatıp bu sınıftaki tek umudumsun, yüzümü kara cıkartma, sana güveniyorum diyerek gülümsedi ve eliyle omuzlarına hafifce vurdu. Kenan elindeki kitapcıga saskın saskın baktı. Ögretmeni ona her zaman destek oluyor, dergiler, kitaplar getiriyor. Moralini bozmamasını, calısıp okuyan yüzlerce insanın oldugunu, bunu onunda basarabilecegini her defasında söylüyordu. Kenan ne zaman ögretmeninin gülen yüzünü görse ici hep umutla doluyordu. Her gün oldugu gibi bugün de arkadasları okul cıkısında bilardo oynamaya gideceklerini söylediler ve Kenan‘ı da cagırdılar. Aslında her gün tekrarlanan bir olaydı bu. Kenan yine gözlerini yere dikmis. Size iyi eglenceler deyip tam tersi istikamette ki sokaga dogru yürümeye baslamıstı. Elini cebine atıp parasını cıkardı. Uzun uzun baktı bu kagıt parcalarına. Hayatı bu kagıt parcalarının elindeydi, sadece kendisinin degil tüm ailesinin. Hayat ona cok iyi davranmıyordu. İki kücük kardesine bakıyor, ölen babasının yerini tutmaya calısıyordu. Annesi her gün temizlige gidiyor, aksama kadar canı cıkıyordu. Ne icin? su elinde gördügü kagıt parcaları icin... Paraları avucunda öyle sıktı ki eger onlar canlı olsalardı coktan ölmüs, canları cıkmıstı. Dönüp tekrar arkasına baktı arkadaslarına...Her gün onlarla oyun salonlarına,pastanelere,sinemaya gitmek, gelecegi düsünmeden sadece o anı yasamayı istiyordu. Kahkahalarla ,icten pervasızca gülmek ...Bu umudu bogazında dügümleniyor, göz pınarları doluyor ve yutkunarak kırıs kırıs olan parasını yine sabırla cebine koyuyordu. Cünkü o cebinde, ailesinin yasama olan baglılıgını, onların gözlerindeki pırıltıyı, gelecegi tasıyordu. Ailesine duydugu sevgi her seyden cok daha fazlaydı. O belki bir cocuktu ama yasına göre koca bir cocuk. Olsun! Bugün de arkadaslarıyla eglenmesindi, Olsun! Bu gün de gencliginin hızlı akan kanı durulsundu, bu gün de gözleri bugulansındı. Ama sunu cok iyi biliyordu. Damla damla yasadıgı her sey bir gün deniz olacaktı. Onun cabasıyla ulastıgı yerlerde, cevresinde, bir cok kisiyi mutlu edecekti. Bir cok Kenan‘a umut kapısı bile olabilirdi. Kardesleri hayatın merdivenlerini kendisi gibi tek tek degil belki ucarak cıkabilirdi sayesinde.
Kenan’ın umutsuzlugu hic olmamıstı. Bu sokagı dönüp eve dogru yürürken hep bası dimdik olurdu. Her defasında arkasında arkadaslarını bırakırken icindeki burukluk an gibi gözlerinden gecer, kaybolurdu. Baharın tüm yesilligi ve tazeligi Kenan‘ın benligini sarıvermisti simdi. Ne güzeldi yasamak! Ne güzeldi var olmak.Ögretmeninin söyledigi gibi “Hayat bize sunulmus bir armagandır ve ben de hayata sunulmus bir armaganım “. Dudagında ıslık, yüzünde bir gülümsemeyle sessiz bir haykırısla sokaga söyle dedi: Hayatın bana ihtiyacı var ve sımsıkı sarıldı kitaplarına.
Selamlar,yıllardır şu aşağıdaki şiiri yazan şairin diğer şiirlerini aramaktayım. Bir gören, tanıyan, bilen varsa haber verirse sevinirim. Bu şiire ilk defa yıllar önce Beyoğlundaki bir kitapçıdan aldığım amatör bir şiir kitabında rastlamıştım. İmza olarak Mehmet Çetin ismi var, ancak üslup olarak bildiğimiz Mehmet Çetin'in şiirlerine benzemiyor.
meraktan çatlamak üzereyim...
HEY, LOREENA !
Hepimiz ölcez
Kalbimizle, hey !
Bu bahar gelmeden ölcez Loreena
Sesimizle iğne deliğinden geçerken
Bir iç cinayete kurban giderek ölcez
Aşkımız kusacaz o ağuyu haydaa ile
Aydan önceki çıkışta çok salakça
Tepetaklak ölcez tepe tepe kullanılan
muhteşem programın finali bugün..pazarlıklar bitio, senaryoda sona gelindi, türk halkıda huzura erecek tv programlarıda manşetlerde değişir artık gündemde ne de olsa milletin başka derdi yok ikinci bahar bitti...ben bu ülkedeki medyaya anlam veremiyorm...insanları aptal yerine koyup, para kazanıp toplum değerlerine her türlü saygısızlığı yapıp rahat rahat oturuyorlar koltuklarında...kimsede bu adamlara siz ne yapiorsunuz kardeşim..tvde insanlar birbirini pazarlıyor, bigün elini tuttuğu adamın ertesi gün yüzüne tükürüo, çoluğa çocuğa gençler vs böyle mi örnek oluyosunuz..dürüstlük, insanlık öğretmek yerine sahtekarlık, şerefsizlik, düzenbazlık öğretiyorsunuz..helal olsun..rtürk de ayrı hikaye...digitürkteki porno kanallarını kapatmışlar halkın ahlakını bozuyor die..telefonlar geliomuş kadir gecesi pornomu olur cuma günü porno mu yayınlanır die..arkadaşım sen izlemedikten sonra giren çıkanmı var sana sapık herif...walla bu evlilik programlarından daha aklaklı, dürüst olduğunu düşünüyorum pornonun bile...en azından profesyonel bi iş yapiolar..
bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.