Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "şapkalar"

Etiket:

cümle hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın

Bu program sayesinde Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, Çince, Arapça, Hollandaca, Yunanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Rusça, Korece ve Japonca gibi tam 23 dil arasında karşılıklı cümle, metin çevirileri yapabilirsiniz.

Kelime, deyim, 6000 sembol ya da 23 farklı dildeki tüm metinleri sadece tek tıklamayla çevirebilirsiniz.

Programı İndirmek İçin Buraya Tıklayın

MultiTranse
MultiTranse
Spacer
Spacer
cuneyt789
 | 0 yorum var 
 | 05 Ocak 2010 12:41 

lang id
lang id
lang id herhangi bir yabancı kelimenin, söz öbeğinin yada cümlenin hangi dile ait olduğunu buluyor.
kullanışlı bir uygulma olmasına rağmen, bir kelime birden çok dilde mevcut ise, sadece bir dil gösteriyor.
örneğin; anne kelimesini sorguladığınızda ingilizce olarak karşınıza çıkabiliyor.

dillerin listesi

Spacer
Spacer
 | 3 yorum var 
 | 24 Nisan 2009 18:06 

Okulumuzun çıkacak dergisini neredeyse tek başıma yapıyorum.Burada yayınlanmak amacıyla derlenen bir yazı çok hoşuma gittiği için paylaşmak istedim.

Ağzımızdan çıkan ilk kelimeyle yüreğimizi ısıttık,yüzünüzü güldürdük,neşeniz olduk.Bize neden cümle kurmanın ızdıraplı,çetrefilli,riskli bir yol olduğunu söylemediniz de,kelimenin mutluluğuyla avunduk yıllarca. Cümle kurmanın acemisi olduk,muzdaribi,yorgunu olduk.Bir cümle kurarak,bir kalbi kırdık.Bir cümle kurarak,bir başlangıca imza attık.Bir cümle kurarak bir filmin "SON" yazısının harflerini oluşturduk. Bir özne ve bir yüklemin yeterli olduğunu söyleyen dilbilgisi kitaplarının basitliğinin aksine,hayatımız hangi cümlelerde özne olmanın ve hangi yüklemleri yüklenmenin ağır tercih sınavlarıyla geçti.Hangi cümlede 'ben' olacaktık?Hangi 'biz'e katılacaktık?Kim için 'sen',kim için 'siz',kim için 'o' olacaktık?'-Di'li geçmiş zamanlarımıza eklenecek,'-yor' ekli fiiler belirleyecekti,'-ecek'lerimizi.Ve bizi asla ilgilendirmeyecekti,elalemin '-miş'leri.Bizim için '-dır'ların kesinliği olacaktı,gözümüzle gördüğümüz ya da gözümüzle görmüş kadar kesin olan. Kimi zaman 'gizli özne' olsak da bir 'ben' olarak var olacak,faili olmadığımız filleri üstlenecektik.Kimi zaman 'edilgen' bir fiilde gizleyecektik kendimizi.'Ben' diye yükseltecektik sesimizi,gurur duyulası cümlelerde ve kısık sesle dile getirilen bir savunma cümlesindeki yarım ağızla söylenecekti yine aynı 'ben'. İlk 'anne',ilk 'baba' kelimeleri dökülürken ağzımızdaniaklınızdan uçuverdi söylenen sözlerin geri alınamazlığı.Ve biz,müfredat lisanıyla konuşan öğretmenlerimizden bir kompozisyon konusu olarak öğrnedik,dilin kemiğinin olmadığını bir atasözü olarak. Biz, 'seviyorum' cümlesinin öznesi olmanın ağırlığı kadar, bu cümlenin söyleyicisi ve muhatabı olmanın ayakları yerden kesici başka bir ağırlığını da bizzat yaşayarak öğrenmek zorundaydık.Yürümeyi düşerek öğrendiğimiz gibi, cümle kurmanın zorlu güzergahını da, yanlış zamanda, yanlış muhatablara, yanlış kelimelerle kurulmuş cümlenin pişmanlık raporuna eklenmesiyle öğrendik.Ama dizimizdeki yaralar kadar kolay geçmedi,dilimizdeki ve kalbimizdeki yaralar. İlk cümlelerimiz kalbimizle paraleldi.Kalbimizde ne varsa, cümlelerimizde de o vardı.Sonra kalbimizi gizlememiz gerektiğini öğrendik,nerden öğrendiysek.Bu ayrışma o kadar yoğunlaştı ki, kalbimiz sızlar, cümlelerimiz yalanlarla kirlenir oldu. Hayat, cümle kurma satrancı haline geliverdi.Her kelime bir hamle, her imalı söz bir 'şah', her cevap verilemeyen cümle bir 'mat' oluverdi. O insanın içini ısıtan, yüreğine su serpen, aklını karışıklıklardan, beynini bulanıklıklardan, hayatı karamsarlıktan kurtaran cümleler azaldı. 'Seni seviyorum'lar çoğaldı ama, kalpteki sevgilerden çok daha fazla. 'Ben'ler arttı, benliklerin şımarması oranında. Hayatı, cümle kurmanın, kuramamanın, cümlelere muhatap olmanın ızdıraplı, çetrefilli, riskli yolu biçimlendirdi. 'Anne' sözcüğünün sevimliliğiyle başlayan hayat, her zaman aynı sevimlilikte bitmedi.Yapılacak hesaplar arasına, kurulan cümlelerin sorumluluğu da eklenerek verildi son nefesler.

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 19 Şubat 2008 15:30 

\
LingoZ, Dünyanın en büyük sözlüğü olmaya ve siteyi dil soruları için topluluk kaynağı oluşturmaya adamış olan bir online komünitedir. Dünyanın önde gelen çeviri yazılımı sağlayacılarından biri olan Babylon tarafından sağlanan bir servis olan LingoZ da, milyonlarca tanım, çeviriler içeren Babylon'un sözlükleri yer almaktadır. Ayrıca siz de yeni kelimeler, tanımlar ve mevcut tanımlar için çeviriler, sözlükler ekleyebilir, yorumlarda bulunabilir, oy kullanabilirsiniz. Bu yararlı siteye buradan ulaşabilirsiniz.
Spacer
Spacer
 | 4 yorum var 
 | 06 Kasım 2007 15:59 

Belki de yaşamdan beklediğin her şey, burada, bu kelimeler arasındadır, kimbilir?...
Belki de yaşamdan beklediğin her şey, burada, bu kelimeler arasındadır, kimbilir?...
Yazmaya Dair,

İlk başlarken kendim için, diyordum, yeniden yazmanın, başlamanın mutluluğu yeterli, bu huzuru, bu ince köprüyü kurmak hayatıma bir anlam katacak, başarmanın yüceltilme duygusu bana yeterli diyordum… Her zaman kanaatkar bir insan olmama rağmen yazmakta bunu başaramadım sanırım… Başladım, devam ettikçe duygular başka yönlere kaydı sanki… Yazdıkça yenileniyor, her konuda, her cümlede yazacak bir yön keşfetmeye çalışıyor buluyorsunuz kendinizi… Hele de bir konuya, düşünceye odaklandıysan bir hayalet gibi beyninde kurtlar dolana dolana sarıyor sayfalarını, günlerini, düşüncelerini, beynini kemirir oluyor yazacakların, ister istemez… Nasıl yazsam, ne yazsam, çok güzel olmalı, çok okunmalı, beğenilmeli, beğenildikçe büyümeliyim düşüncesi, yazdıkça büyümenin hırsı ve arzusu kelimelerinin arasında hapsediyor yazılarını… Kendim için_leri aşan, özgürce yazmayı sınırlayan bir şey bu… Belki de ben yazmaya başlayınca dünya sallanacak, yazılarımla bir depremi yaşatacağım duygusu ve bencilce düşünceleri kapladı mütevazi düşüncelerimi… Halbuki ne yer sallanıyor, ne de gökte bir kıpırdanma var… Bu, insana has bir duygu da olsa, herkesin başına gelebilir, her insan ister bunu, deseniz de bu konumdan memnun olmadığımı söylemeliyim… Çünkü yazmak öyle bir şey ki, olağan, sıradanlığı yaşatan bir eylem olmalı, bir akıntıya atmalısın kendini, ama kurtarılmayı beklememelisin. Yazdıkça kendini yenileyen ve akıntıdan kendi çırpınışlarınla bir dala tutanabileceğin bir sel bu… Her yağmurda yıkanan, arınan bir saflık duygusu olmalı… Yoksa sahteciliği kelimelerin arasından kurtaramazsın… Yazmak bencilliği sevmiyor çünkü, hapsi sevmiyor, dünyada en çok özgürlüğü seven olgu bu yazma eylemi… Kelimelerin hapsi müebbet bir susuşa, arada bir de görüşe çıksan da, güneşe uzaktan bakmaya itiyor gitgide. Ne yazarsan yaz, istediğini aktaramıyorsun elinde olmadan, doğallığı kaybediyorsun çünkü… Saflığını kaybettikten sonra da yazdıklarının bir anlam taşıması mümkün değil… Tıpkı yaşamdan saydığın her an gibi, gerçekten hissetmedikçe yaşamış sayılmazsın çünkü… Yazmanın tutkusu ise ne aşka benziyor, ne evliliğe, ne sadakate, ne de kendine ihanete… Nasıl etmeli, ne yapmalı da bu hapsi özgürlüğe çevirmeli bilmiyorum ama, bunu da aşabileceğimden eminim… Hangi geçilmez köprüleri geçmedim ben, hangi ferkul’ u yenmedim ki… Bunu da başarabilirim, eminim…

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 30 Ekim 2007 16:58 

Bir gül'dür Anne...
Bir gül'dür Anne...

„Anne Siirdir cocuk düzyazi“

Benden 3000 km uzakta yasayan bir dostuma ait bu sözleri ilk okudugumda, sözlerdeki derinligi pek
anlayamamistim. Belki de icime sizdigi yerde önce ermesi, olgunlasmasi gerekiyordu. Belki de su an
yükledigim anlam hep vardi, bir nehir misali coskuyla akmak icin yagmuru bekliyordu. Belki de
yansimak icin vesile olabilecek bir ayna bekliyordu. Öyle ya Orta Avrupa´nin Sular Sehrinde kac kisi
taniyorum Freud´un „ ÖDIPUS “ Koplexini aklindan bile gecirmeden Annesine olan sevgisini
konusabilecek yürekli..!?

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 25 Ağustos 2007 09:40 

bu sitede herhangi bir kelimeyi arattığınızda [ingilizce] o kelime ile ilgili deyim ve klişe cümlelere ulaşabiliyorsunuz.
Örnekse;

book

kelimesinin sonuçları şu şekilde çıktı:

throw the book at take a page out of your book take a leaf out of your book read him like an open book he's an open book by the book in my black book don't judge a book by its cover messed up like a Polock's checkbook Can't judge a book by its cover
Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 15 Ağustos 2007 18:26 

Artık dinamik ip'lerimiz de yok. Rapidshare paralı ama aslında o kadar değil düşününce. Para vermeyelim diye en güzel çözüm modemi resetliyoruz. Ama artık onuda yapamıyoruz nedeni ise telekoma telefon açtığımda bana görevlinin dediği cümleler şunlar; Artık dinamik ip'leri günlük değişiyoruz demesi, yani artık günde 1 ip ile idare edicez.

Spacer
Spacer
 | 2 yorum var 
 | 16 Mayıs 2007 09:02 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu