Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Oyuncak yapımı"

Etiket:

can dündar hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 11 Kasım 2008 03:24 

\
Bir Can Dündar yapımı. Mustafa. Daha önce Sarı Zeybek adlı belgeseliyle tüm izleyenleri etki altına alan Can Dündar 29 Ekim'de vizyona giren bir güzel yapıma daha imza attı. Mustafa Atatürk'ü doğumundan ölümüne tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Fragmana buradan ulaşabilirsiniz. İlk 150.026 kişinin seyrettiği filmi bende yine ilk gün Ankara'da seyrettim. Film Atatürkle ilgili tekdüze yapıtlara hiç benzemiyordu ve açıkçası beni de çok etkiledi.
Filmin başında Atatürk'ün çocukluk psikolojisi, babasının ölmesinin üzerindeki etkileri ve dayısının yanındaki günleri anlatılıyor. Ayrıca Atatürk'ün üç yaşında ölen abisinin mezarının bir fırtına sonucu açılması ve cesedi de çakalların yemesi filmin acıklı sahnelerinden birisi.
Daha sonra Atatürk'ün yeniden evlenen annesine kırılıp ona danışmadan Manastır'daki askeri okula gitmesi, burada yaptıklarına yer veriliyor.
Sonra Mustafa Kemal'in harbiye yılları farklı kaynaklarla ekrana getiriliyor. Film süresince sürekli telgraf ve mektuplardan yararlanılıyor. Atatürk'ün Harbiye yıllarında çektiği para sıkıntısı ise o yıllarda tutuğu not defterlerinden anlaşılıyor. Ve Atatürk tam mezun olacakken yasadışı örgüt kurmaktan tutuklanıyor. Artık iki seçenek kalıyor ki onlarda idam ve sürgün. Önder Şam'a doğru yola çıkıyor. Bir Rumeli çocuğuna Şam çok soluk geliyor. Bu noktada Atatürk'ün ilk sevgilisi Madam Korin'le olan Fransızca mektuplaşmaları ekrana geliyor.Atatürk burdaki ilk savaşından sonra Çanakkale'ye geçiyor. Buradan Madam Korin'e yazdığı mektupta göğsündeki saati paramparça eden şarapnel parçasından bahsediyor. Film böyle devam ediyor. Biz şimdi birazda filmin esprili yönlerini el alalım.
1.Atatürk Milli Mücadele başında Ankara'da Ziraat Mektebi'nde kalıyor ve her an boğazlanma korkusuyla yaşıyor. Bİr gün pencereden birduman bulutu görüyor. Hemen yaverine "Oraya git ve eğer onlar isyancılar ise geriye doğru iki el ateş et" diyor. Yaver gidip bakıyor. Geri döndüğünde Atatürk "Hay Allah müstahakını versin." diye cevap veriyor. Gelen bir sığır sürüsü.
2. Atatürk istasyon binasında kaldığı günlerden birinde mum alacak parası olmuyor. Emir çavuşu Ali'ye diyorki éBn karanlıkta yatamam çocuk!" Ali hemen bir gaz lambası kapıp getiriyor. Sabah bir kalkıyorlarki Atatürk is içinde.
3. Afet İnan Cumhuriyet ilan edildikten sonra neden bu kadar kısa bir konuşma yaptığını sorunca Atatürk şöyle cevap veriyor: "Dişlerimi yeni çektirmiştim."
Bu filmi mutlaka izleyin.
Spacer
Spacer
 | 9 yorum var 
 | 03 Kasım 2008 15:06 

\

Can Dündar'ın Mustafa Kemal ATATÜRK'ün çocukluğunu beyazperdeye aktardığı "Mustafa" adlı film 29 Ekim 2008'de gösterime girecek.

CAn Dündar bu filme neden Mustafa ismi verildiğini kendi sitesinde şu sözler ile açıklıyor:
"Neden "Mustafa"?
"Kemal" ve "Atatürk" onun sonradan edindiği isimler çünkü…
"Mustafa"da biz, onun en yalın haline ulaşmaya çalıştık.
Onu sadece annesinin çağırdığı isimle hatırlamak ve hatırlatmak istedik."

Spacer
Spacer
 | 36 yorum var 
 | 26 Eylül 2008 23:00 

\

şurada, can dündar'ın bir belgeselinde gizli akp reklamı(Subliminal mesaj ile) yapıldığı iddia edilmiş ve resimlerle kanıtlanmış.

1) 15:12'de, 7 kare:
2) 20:29'da, 8 kare:
3) 20:36'da, 7 kare:

Spacer
Spacer
 | 26 yorum var 
 | 11 Ekim 2007 23:53 

Kısa bir zaman önce Can Dündar'a da koruma verildi. Emniyet, Dündar'a, Çakıcı'nın "akıllı olması"nı rica etmesi üzerine yakın koruma tahsis etti. Prof. Dr. Baskın Oran, Hırant Dink cinayetinden sonra sıklaştırdığı koruma taleplerinde, tehditçileriyle uzlaşmayı kabul etmeyince, biraz bağıra çağıra da olsa koruma alabildi. Prof. Dr. Atilla Yayla, yaşadığı "medyatik linç" ve hedef gösterilmenin ardından, yakın koruma tahsis edilen diğer bir aydın.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 07 Mart 2007 14:21 

Kısa bir süre önce, Can Dündar'a, Çakıcı'nın "akıllı olması" ricası(!) üzerine, emniyet tarafından "yakın koruma" tahsis edildi. Prof. Dr. Baskın Oran, Hrant Dink cinayetinden sonra, kendisini tehdit edenler ile uzlaşması için ikna edilemeyince, artık bağıra çağıra kendisine koruma tahsis edilmesini güç bela sağlayabildi. Prof. Dr. Atilla Yayla'ya, yaşanan "medyatik linç"ten sonra koruma tahsis edildi. Aydınlarımızı toptan korumaya aldık!

Acı bir tablo: Fikrini açıklayan, aykırı konuşan, yaptığı işi şerefiyle yapan, suya sabuna dokunan aydınımıza koruma veriyor emniyet; tam bir cinnet hali... Acı olan koruma tahsis edilmesi değil, karanlığa karşı söz söyleyenlerin hayatının tehlikeye sokacak bir ortamın varoluşu.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 06 Mart 2007 13:42 

Etiketler: ,

"Neyi ariyorsan sen, O'sundur" der Mevlana.. Zulmun pesindeysen zalimsin, aski ariyorsan asik.... Elinden tuttugumuz her sevgili, bizi surukleyip, kendi ic dunyamizin derinliklerinde bir kesif gezisine cikarir. Her iliski, benligimizde bir kazidir aslinda, her sevda ruhumuzun bir baska yuzu... Her askta kendimizi arariz, o yuzden bulduklarimiz benzerimizdir. Resimlerini yan yana koyun sevdiklerinizin ve dikkatle bakin yuzlerine, onlarin suretlerinden kendi yuzunuz bakacaktir size... Ask denilen kaleydoskobun buzlu camina gozunuzu dayadiginizda, binbir cam rengarenk isiklar sacarak dondugunde, her seferinde bambaska sekiller ordugunu gorursunuz. Her camda, farkli bir renginiz vardir; her sekilde sizden bir parca... Asklariniz hulasanizdir. Sevdiginiz her adam, begendiginiz her kadin farkli ruh hallerinizi ele verir; arada bir cevirdiniz mi kaleydoskobu, cam paralar yer degistirip yeni sekiller alir; hepsi siz... Sevgilinizin gozlerindeki dolunay, sizdeki isigin yansimasidir aslinda; dilindeki sizin ilhaminiz, tenindeki sizin yansimanizdir. Yoksa hala bir sevdiginiz, o henuz kendinizi bulamadiginizdandir... Ask, narsizmdir. Sevda, cevrildikce icinizin farkli isiklarini yakan eglenceli bir kaleydoskop gibi basimizi donduruyor. Ve biz, hep bahari takip ederek dunyayi gezen bir gezgin gibi icimizdeki eski baharlari ariyoruz. Narcissusu'u bilirsiniz; Oyle heybetli ve guzelmis ki, bakmaya dayanazmazmis kendine... Gun boyu ayna karsisina gecip kara gozlerini, incecik burnunu, dar kalcalarini, kivircik saclarini seyredermis hayran hayran... Bir gun irmak kenarinda gezinirken, sudaki yansimasina ilismis gozu. Uzanip, iyice bakmak istemis. Tam gordugunde kendisini, dengesini kaybedip dusuvermis irmaga, kapilip gitmis suya... Yeryuzunun en guzel insaninin oldugunu duyan Tanri, unutulmamasi icin O'nu her bahar acan gozel kokulu bir cicege donusturmus, Narcissus, nergis olmus. Kissadan hisse, benden size tavsiye, taze bir nergis verin bugun sevgilinize... Sonra da, nerede baharsa mevsim, rotasini oraya cevirip icinizdeki eski baharlara kosan bir gezgin gibi "Bahar getirdim sana" deyin. Baharin elinizde oldugunu unutmadan.. Gozlerindeki irmaga baktiginizda kendinizi goreceksiniz; dikkat edin de hayran olup dusmeyin... Dusup bahar kokulu bir cicege donusmeyin...


Can DUNDAR

Spacer
Spacer
anonim-517
 | 6 yorum var 
 | 04 Ocak 2001 21:19 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu