Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Bebek hırkaları"

Etiket:

deneyim hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın
Etiketler: , ,

Yaren vakfı kurucusu ve kitapların yazarı Melek Çakusla bir soru-cevap söyleşisinden;soru-stresleri maddi yaşamdan dolayı oluşturuyoruz,bunun tek çaresi teslimiyet içinde olmak mıdır? cevap-Eylemli teslimiyet içinde olmalı,yani bu benim görevimdir idrakı içinde,olumluluğu ile olumsuzluğu ile yapılan herşeyi bu idrakla karşılamamız lazım.İdrakın da en büyük dayanak taşı sabırdır. soru-yani stresleri sabırla mı aşacağız? cevap-Tabii,daha açık şöyle anlatayım.Bir ibre düşün,o ibreyi nefse değil,gönüle çekerek,nefsi eğitip,rahat bir ortama girmek gerekir.Herşeyin gerçeğini,iyiliklerin ve kötülüklerin yaşamımızda bir deneyim tablosu oluşturduğunu ,bunların hiçbirine saplanmadan ikisini bir de birleştirip,bunları aşarak gitmemiz gerektiğiniidrak edersek,çok daha rahat bir evreleşmede hızlı adımlar atarız.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 24 Aralık 2009 23:53 

\
Daha önce Mustafa filmi ile ilgili görüşlerimi aynı başlık altında iletmiştim, yorumlarda da tartışmıştık ve daha sonra fikirlerimi değiştirmiştim. Her neyse şimdi ise
cem yılmaz
cem yılmaz
"A.R.O.G" filmini incelemek istiyorum.(Bakınız: resmi site, resmi olmayan site)
Film ilk haftada iki milyondan fazla kişi tarafından izlendi.Filmin bence espirileri değilde özel efektleri daha üstün. Tabii ki güzel esprilerde var ama az sayıda diyebiliriz.
Filmde G.O.R.A'dan dönen Arif ve Ceku Türkiye'de iyi bir hayat kurmuşlardır ve herşey yolundadır. Çift bebeklerini beklemektedirler. Ancak G.O.R.A'nın kötü kalpli komutanı Logar çıkagelir ve duygu sömürüsüyle artık iyi biri olduğuna Arif'i ikna eder. Daha sonra Logar gemisini Arif'e armağan edeceğini söyler ve garajına götürür. Burada onu zaman makinesine bağlar. Ayrıca kendisini tamamen Arif gibi görünen bir hale sokar ve Arif'i tam 1 milyon yıl öncesine gönderir. Arif 1 milyon yıl öncesine gittiğini dinazorları görünce anlar. Ardından çevredeki maymunlarla arkadaşlık kurar ve onlarla uzun zaman geçirir. Ancak böyle hiç
\
birşey yapamayacağını anlayan Arif insanları bulmak üzere yola çıkar. Sonunda baygın haldeyken iki "aroglu"ya rastlar. Arog'lu insanlar onu iyileştirir ancak düşmanları Arogan'lılar çıka gelir ve Arif'i esir alırlar. Arif orada Aroganın kralının sanatçı oğluyla tanışır. Kralın oğlu babasına sanatını yapmasına izin vermediğinden dolayı isyan eder. Arifle birlikte bir yolunu bulur ve arog'a gider. Orada prensin sevdiği kız da vardır.Aroganlılar arog'da hiç bir yeniliğe izin vermemektedirler. Arif hemen modernleştirme çalışmalarına başlar ve kısa sürede köy bir medeniyet haline gelir ancak bu uzun sürmeyecektir. Aroganlılar köyü basar ve her tarafı yakıp yıkar.
Bunun üzerine Arif onlarla bir futbol maçı yapmaya karar verir ve kabul edilir. Ancak Arif'in hesapları tutmamıştır çünkü Aroganlılar yıllardır futbol oynamaktadırlar ve çok da başarılıdırlar.Arif mecburen futbolcularını eğitmeye başlar.Maç başladığında Arif ve arog için durumlar hiç iyi değildir. Ancak ikinci devrede arog takımı gol atmaya başlar ve aradaki farkı kapatır. Artık sıra altın goldedir. Golü bulan maçı kazanacaktır. Sonunda Arif vole vurmak için yükselir o an kameralar Rıdvan Dilmen'e çevrilir ve Dilmen "gol olur" der. Arif golü atar, maçı kazanır. Artık arog'lular özgürdürler.Arif için ise gitme vakti gelmiştir. Aroglulara gidip Ceku'yu kurtarması gerektiğini söyler. O anda Ceku futbol sahasına ışınlanır. Ceku olanları anlamış, kötü kalpli komutan Logar'a inanmamış ve zaman makinesini ele geçirmiştir. Böylece Arif ve Ceku normal zamana geri dönüp yaşamlarına devam ederler.
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 14 Aralık 2008 14:08 

\
los angeles'da bir müze ziyaretçilerine farklı bir deneyim yaşatıyor. kukla sanatçılarının da yardımıyla yapılan, gerçeğe yakın bir robot dinazor, gerçeğe uygun bir şekilde ses çıkarıp müze içerisinde aylak aylak dolaşıyor. "dinazorlarla yürümek" adlı muhteşem şovdan esinlendiğini düşündüğüm bu fikir, hem ziyaretçilere farklı hisler yaşatırken hem de müzeye daha çok ziyaretçinin ilgi duymasını sağlıyor. ben stiller'ın oynadığı müzede bir gece filmini andıran bir de videosu mevcut.
\
Spacer
Spacer
 | 3 yorum var 
 | 23 Temmuz 2008 10:23 

Etiketler: , , , ,

Blog çılgınlığı almış başını gidiyor…Bir blogcu şurada 2006 yılında tecrübe edindiği deneyimlerini aktarıyor…

1.Eğer bloğunuz yoksa hemen bir tane alıp yazmaya başlayın.
2.İlgili olduğunuz ve sevdiğiniz konular hakkında yazın.
3.Eğer blog yazmak konusunda ciddi iseniz kendi domaininizi satın alın.
4.Domain isminizin blog ismiyle aynı olmasına dikkat edin.
5.Kısa ve akılda kalıcı bir isim belirleyin.
6.Wordpress’i kullanın.
7.Wordpress pluginlerini kullanın.
8.Tutarlı bir şekilde blogunuzu yazın.
9.Haftada en az 5 yazı yazın.
10.Yazınızı bitirdikten sonra hatalar için kontrol edin(proof read)
11.Bunu yaptıktan sonra bir kez daha okuyun.
12.Diğer blogcularla etkileşim içinde olun.
13.Anlamlı yorumlar yazın.
14.Komik yorumlar yazın.
15.İlk yorumu siz yazın.
16.Bloğunuzu yedekleyin.
17.Sidebar takviminden kurtulun.
18.Fikrinizi akıllıca seçin,çok dar veya çok kapsamlı olmasın.
19.Çevrimiçi(online) forumlara katılın.
20.İmzanıza sitenizin linkini koyun.
21.Blog buluşmalarını değerlendirin.
22.İçeriğin önemli olduğunu unutmayın.
23.Blog şablonunu ihtiyaçlara göre yeniden düzenleyin.
24.Geri izlemeleri kullanın(trackback).
25.Sadelik temel ilke olduğunu unutmayın.
26.Sosyol imleme(bookmark) sitelerinde sitenizi tanıtın.
27.Bir blog ağına katılın(blogkazanı,blograzzi,..vs.).
28.Zirvedekiler(Top 10) listesi oluşturun.
29.Etiket(tag) sistemini kullanın.
30.Ping kullanın.
31.Nasıl yapılır makaleleri yazın?
32.Yazıları taranabilir yapın.
33.Sitenizi dizinlere(DMOZ vs.) kaydedin.
34.Okuyucularınıza sorular sorun.
35.Feedburner’ı kullanın.
36.Komik yanınızı kullanın.
37.Cömert olun.
38.Okuyucularınızı üye olmaları için teşvik edin.
39.Acil durumlar için yedek yazılarınız olsun.
40.Okuyucularınızın yazılarınızı Digg ’e yollaması için teşvik edin.
41.Her sayfaya RSS üyelik butonu koyun.
42.Okunabilir fontlar kullanın.
43..gov ve .edu uzantılı sitelerden sizin sitenize verilen linkleri toplayın.
44.Uzun yazıları parçalara bölün.
45.Gelir paylaşımı yapan siteler ile tecrübe edinin.
46.Google Analytics’i kullanın.
47.Bu veriler üzerinde değerlendirme yapın.
48.Önemli bulduğunuz e-mail yazışmalarını siteye aktarın.
49.Kendiniz olun.
50.Aynı içerikten sakının.
51.Rss okuyucu kullanın.
52.Mümkün olduğu kadar diğer blogları okuyun.
53.Belirli bir zamanda sınırlı kalmayan içeriklere ağırlık verin.
54.Bir tane ‘’Hakkımızda’’ sayfanız olsun.
55.Hakkımızda sayfanızda resminiz olsun.
56.Reklam sayfasını kendiniz oluşturun.
57.Meta tagleri dikkatli seçin.
58.Makalelerinizi çeşitli dizinlere kaydedin.
59.SEO(Search engine optimization-Arama motoru optimizasyonu) temellerini bilin.
60.Uygun oldugu zaman resimleri kullanın.
61.Okuyucularınız için bir değer oluşturun.
62.Reklamları akıllıca yerleştirin.
63.Sabırlı olun.
64.Bir blog ortağınızın olabileceğini düşünün.
65. Problogger.net’i okuyun(Bloğunuzdan para kazanmanız için yardımcı olan bir site).
66.Sağ taraftaki bölmeyi ikonlarla doldurmayın.
67.Google Adsense ile tecrübe edinin.
68.Tekst link reklamlarla tecrübe edinin.
69.Mümkün olduğu sürece diğer bloglara link verin.
70.Okuyucularınızın sizinle irtibata geçmesini kolaylaştırın.
71.Başlıklar dikkat çekici olsun.
72.E-mail ile bildirimleri okuyucularınıza teklif edin.
73.Daima sorulara cevap yazın.
74.Daima yorumlara cevap yazın.
75.Technorati’yi kullanın.
76.Blog projelerinde yer alın.
77.Diğer blog sahipleri ile tanışın.
78.Yorumlara üyeliği aktif hale getirin.
79.Kullanışlı araçları ve kaynakları önerin.
80.Kendinize has bir uslupla yazın.
81.Fikriniz konusunda uzman olun.
82.Link verdiğiniz yazılara güvenmeyin.
83.Daima kendi fikirlerinizden bahsedin.
84.Sade renkler kullanın.
85.En iyi makalelerinizi listeleyin.
86.Yenilikçi bir fikre sahip olun.
87.Kategorilernizi düzenleyin.
88.Doğrudan okuyucularınıza hitap edin.
89.URL yapısını etkili yapın.
90.Kaynaklarınızı belirtin.
91.Podcast eklemyi düşünün.
92.Böyle bir liste oluşturun.

Spacer
Spacer
 | 26 yorum var 
 | 13 Haziran 2007 18:33 

Yıllardır internet içindeyim ben böyle birşey yaşamadım. Bu ne şimdi? Genelde internette girdiğim yerler aynıdır, veya nadiren bir konuyla ilgili bir araştırma yapmam gerekiyorsa o konuya yönelik siteler tercihimdir. Hayatımda birkaç kere MIRC denen şeyi denedim, o da yalan oldu.(birde belli konularda mirc yardımları var,onları geçelim.Sadece sohbet için diyorum). Sonradan sonraya farkına vardım ki aslında baya yeri geziyormuşum ve fazla dikkat etmiyormuşum. Meğer ne çok yazışma sitesi, ne çok fikir sitesi, herşeyden herkonudan yığınla site varmış. 2-3 değil, binlerce... Insanlar devamlı yazışıyor, gerçek-yalan birçok haberi birbirlerine sanki sonunda ulaşılan bir mutluluk varmış(yada vardır bilemiyorum) gibi ışık hızında yetiştiriyorlar. Sanırım internet dünyadan daha büyük biryer oldu. Herşeyden geçtim, insanlar webcamlerle karşılıklı soyunuyorlar. Bu kadar gerekli gereksiz bilgi beni içten içe korkutuyor. Hele şu aralar günün 15 saati internetle haşır neşir olduğumdan, internetin olmadığı zamanlar ne yapıyorduk diye tatlı tatlı rüyalara dalıyorum. Insanın uğurlu sayısı 145 olurmu yahu? Bak ne anlatıyordum konu nerelere geldi. Işte internette böyle insanı bir yerden alıyor, başka yerlere götürüyor. Hele forum denen bir illet var ki, binlerce insan(veya ben öyle sanıyorum, kurulmuş makineler de olabilir) her konu hakkında paso yazışıyor, soruyor, cevaplıyor vs vs..Bir yandan sadece MSN de geyik yapılan bir ortam diğer yandan milyonlarca para birimi kazandırıyor. Internetin bu ölçüde büyük bir alan olması, bazen beni korkutuyor. yada ne korkcam ya, indirir filmimi seyrederim, açarım TFC yi yaparım katliamı... Gerçekten karmaşık konular...Hani büyük düşünür demiş ya: Internet insanın kendine yakışanı giymesidir. diye... Download dolu günler...

Spacer
Spacer
 | 4 yorum var 
 | 25 Aralık 2005 03:47 

Sorun bende mi bilmiyorum ama "ahkam.tk" ile başlayıp "anafikir.com"a dönüşen sitem ile ilgili bitmek bilmeyen sorunlar yaşadım, yaşıyorum. bu sorunlar zaman zaman bildirgec'e bile yansıyacak kadar rahatsız edici boyutlara ulaştı**.

önce domaindlx ile cebelleştim. gerek bandwith sınırılaması gerekse kodlamada getirdiği sınırlamalar oldukça sıkıntı yarattı.

bunların ardından "ücretsiz kaliteli hizmet olmaz" çıkarımı yapıp, parayı basıp alan adı ve web alanı alıp sıkıntılarımın sona ereceğini zannettim. ama malesef. sanki bir kara bulut "boşver şu siteyi" diyerek tepemde dolaşıyor.

Spacer
Spacer
 | 6 yorum var 
 | 07 Eylül 2005 13:04 

maalesef dün rock'n coke'a the cure için gitmiş bir zavallıyım. başıma gelecek olanları -aslında olağan bunlar sanırım- birileri ayrıntılarıyla anlatsaydı kesinlikle gitmezdim. o yüzden ben kısa bir özet geçeyim ve siz de bir daha gitmeyin (özellikle pozitif organizasyonun yaptığı şeylere) 1. gidişte servis aracına binebilmek için 1 saat bekleme yol zaten 1 küsür saat 2. jandarma yolu kapamışmış biyerlerde indirilip 1 saat yürüme 3. giriş için 2 saat bekleme 4. bi bardak su içebilmek için 1.5 saat bekleme 5. tuvalete girip çıkınca ayılmak için 30 dk bekleme 6. pardon 1 bardak su alabilmek için 30 dk bekleme 7.dönüşte taksim servisine oturarak binebilmek için 1 saat bekleme.............. herhalde yeter hepimize....isterse rhcp gelsin yine gitmem alice cooper gelsin yine gitmem.....

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 04 Eylül 2005 11:36 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan deneyim yazıları

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu