Etiket: günah
günah hakkındaki yazılar:
Yazmaya yazmaya paslanmışız be arkadaş. Neredeyse klavyedeki tuşların yerini unutacakmışız. Neyse geçelim boş langırtılarıda gelelim asıl meseleye…
Yazmaya yazmaya paslanmışız be arkadaş. Neredeyse klavyedeki tuşların yerini unutacakmışız. Neyse geçelim boş langırtılarıda gelelim asıl meseleye…

Erciyesin yamacına, ağrı daği eteğine, hasan dağı tepesine, torosların yüreğine, bolu dağı yükseğine,kar yağıyor!...Sen ne dersen de dostum, kar seni de örtüyor...Yeryüzünü ak bir bulut alıyor.Yumuşak, beyaz bir sayfa toprağı kapatıyor. Çirkin, kötü, ne varsa karla örtülüyor, günahlar temizleniyor, kar yağıyor dünyaya, kar yağıyor!
Sıcak, soğuk dinlemeden her ilde, zengin, fakir demeden, villa, virane görmeden, gökyüzünden, yer yüzüne lapa lapa kar iniyor.Yokuşlardan aşağıya, tepelerden ovalara, çocuklar kızak kayıyor, sevinçlerini gör dostum, mutlulukları kardan kayıyor, seslerini duyuyorum, kar yağıyor, kar yağıyor!...
diyanet işleri fetva hattının telefon numarsını bilen varmı !? telefon açıpta sormak istediğim soru şu ;
gerçekten de "dinsizin hakkında, imamsız gelir'mi!?
Sevgili günlük;
Kaç zamandır iş yerindeki lavaboda insanların hizmetine sunulmulmuş kağıt peçetelerin kullanım tarzından rahatsızdım. Pek çok insan sırf elini kurulamak için peçetelikten peçeteleri bir makine seriliğinde alarak ancak bir kısmı ıslanmış peçeteden oluşmuş topu çöp sepetine (bazen yere) atıyor. 23X22 cm lik bir yüzeyi olan çift katlı peçetenin sadece 1 tanesi el kurulamak için kafi. Fakat çokları 2 yada 3 tane kullanmakta ısrarlı. Çok iyi tanıdığım bir kaç insanı şaka yollu uyardım ama tınlayan olmadı. Bu gün bir zatı şahanenin 4 peçeteyi hışımla ve gayet seri biçimde peçetelikten adeta sökerek top yapıp çöpe fırlatması sanki kalbime saplandı. Yapan kişide iyi kötü üniversite okumuş biri.
Web tasarımı yapılırken özellikle kaçınılması gerektiği düşünülen 10 öldürücü günah üzerine bir yazı
Sevgili günlük, onbeş yaşındaydım, sana içimi dökmeye başladığımda. kimseler okuyamasın diye kilitli bir defter almıştım. Anahtarını bir zincire takmıştım, zinciri de boynuma. Yıllarca seni köşe bucak saklamıştım. Ailem az uğraşmamıştı seni bulmak için, seni bulduklarında; anahtarını bulmak için de az uğraşmamışlardı. bulamayınca da kırmakta hiçbir sakınca görmemişlerdi. bu olacakları önceden tahmin etmişim gibi, temkinli olma kaygısıyla, hiçbir sana içimi gerçekten dökememiştim. Korktuğum neydi, nasıl bir hata ya da hatalar yapmıştım da böylesi çekinerek içimi döküyordum sana? Annemin sevdiği vazonun kırılmasının faili olmak ya da okul çıkışı sinemaya gitmek gibi "büyük" günahlarımı sana anlatamıyordum işte.. Oysa şimdilerde, yaşım kemale erdiğinden midir yoksa kaybedecek bir şeyim kalmadığından mıdır nedir, artık günlüğüm okunsun, birileri bana yorum yapsın ya da en basiti "saçmalıyorsun" diyerek tepkisini göstersin istiyorum. Her doğum günümden sonra, şimdi olduğu gibi şu söz dizinini tekrarlıyorum, "sanırım yaşlanıyorum."
bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.