Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan hafif.org'da: "Şebnem Ferah"

Etiket:

gizem hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın

vücudumuzdaki şekiller,yüz hatlarımız vb. hep kişiliğimiz hakkında bize bilgi verir.özellikle ellerimiz avuç içindeki çizgiler,derinlikleri uzunlukları yönleri her zaman ilgi konusu olmuştur ve sürekli araştırılmıştır.

\


ellerinin ne söylediğini bilmek isteyenler geçmişi aralayıp geleceğe bakmak isteyenler. avuç içindeki çizgileri yorumlayan ücretsiz programdan faydalanabilirler.
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 02 Ocak 2011 13:38 

\

Dünya üzerinde bu soruyu merak etmiyen kişi yoktur diye tahmin ediyorum. Acaba evren sonsuza kadar gidiyor mu? Yoksa bir yerden sonra başamı dönüyoruz, veya bir sonu var mı? Varsa sonunda ne var? Hep merak etmişimdir bu soruların cevaplarını ama ne yazık ki daha tam olarak kimse bir kanı getiremedi. Belkide sonsuza dek insanların merak ettiği bir gizem olarak kalacak.

Ama bilim adamlarının bu konularda bazı teorileri bulunmaktadır. Bilim adamları bu sorunların cevaplarının uzayın şekliyle alakalı olduğunu tahmin etmekte, zama ımızın teorilerine göre uzay sarmal biçimde aynı merkez etrafında eğilmiştir. Yani insan asla evrenin dışına çıkamıyacak ve izlediği yolun sonunda tekrar başa dönecektir. Bunun daha rahat anlaşılması için bir örnek vermek gerekirse Dünyadaki "C" noktasından "D" giden bir uçak düz bir rota izler. Bunu bir kağıda çizersek düz çizgiden farklı olur. Çünkü bu çizgi bir küre üzerine çizilmiş olur. Yani kürenini merkezine her noktada eşit uzaklıktadır. Eğer bu olmasaydı uçak "D" noktasına vardığında milyonlarca kilometre yukarıda olurdu. Ama eğimli bir uzayda hareket ettiğinden düz rota izlese bilene tekrar başlangıç noktasına dönecektir.

\

Uzayın bükülmesi bilim adamlar na göre bu örnekten daha da karmaşıktır. Şekli veya modeli yapılamaz ancak matematiksel heraplarla gösterilebilinir. Böylece, sonuna varmadan uzayda sonuna kadar ilerliye biliyoruz. Tabi hepsi teori gerçeği bir gün umarım buluruz.

Spacer
Spacer
 | 3 yorum var 
 | 20 Nisan 2009 11:44 

Bizim evde ay, odanın içine doğar.

\

Bunalmıştım.
Pencereden dışarı baktım: Ay yoktu!
Hava bulutlu da değildi. Ay zaman zaman nazlanır, kendini göstermez ya, o muayyen günlerdendir diye düşündüm. Doğruymuş:
Burayı tıklayarak ayın bugünkü halini görebilirsiniz. (ya da yazı çok geç yayınlamazsa göremeyebilirsiniz: zira yok hiçbir şey, kapkara...)
Sonra tabi küçük bir araştırma ayın evreleri hakkında.
İşte sonuçlar:
Moon Phase Calendar:
Ne zaman kaybolur, ne zaman dolunaydır, meraklanmaya gerek yok: 2006-2010 arasındaki tüm evreler burada.
Bu kesmezse 400 yıllık - 1800'den 2199'a kadar - ay evreleri için buradan yararlanabilirsiniz.
Moon Phase gadget:
Bloğunuza eklemek isterseniz ay hallerini, buradan alalım sizi.
Ay evreleri ile ilgili animasyonlar için buraya ve buraya lütfen.
"Mavi ay" deyimini daha önce duymuş muydunuz? Bu çeviri olduğu için mi anlamsız, bunun için türkçede başka ne kullanıyoruz?
Mavi aya meraklandıysanız Facts about Blue Moon size yardımcı olacak.
Sizde bilinmeze, sihire, doğaüstü durumlara bir ilgi seziyorum. Böyle alalım: Moon Phases and Magic
Hepsini bir yerde bulduğum kaynak:
Distinguished Websites about Moon Phases

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 30 Kasım 2008 01:59 

dikkat, böcek fobisi olanların bakmamasında fayda var.

\
burada böceklerin aşkına tanıklık etmiştik, şimdi ise ona biraz ters olan bir şeyden bahsedelim.
ölüm.
böceklerin dünyasında ölüm çabuk ve zalimdir. fakat bu acımasızlıklarında bile bir ihtişam, bir gizem barındırırlar.
\
buradaki site, bu küçük dünyadaki ölüm anlarını yakalayan fotoğraf karelerinden oluşan çarpıcı bir koleksiyon sunuyor.
\
bu sersemletici fotoğraflara ek olarak bun - la - ra ve şun - la - ra (0-0-0-0-0) da bakabilirsiniz.

Spacer
Spacer
 | 6 yorum var 
 | 14 Eylül 2008 16:46 

\

“Freecell hayatımı mahvetti… çoğunlukla beni gecenin bir buçuğuna kadar ayakta tuttu. Hatta bazen artık yatağa giderken önümü zor görür oldum.”
Eğer sizde böyle diyorsanız işte sizlere Freecell’in öyküsü.
Freecell 52 kartla oynanan hiçbir özel grafiği olmayan, hiçbir özel ses efekti olmayan bir oyun. Fakat tiryakilik yaratan bunun için ünlü oyunlarda yerini almayı hak eden bir oyun.
FreeCell’in kökeni 1945’lerde İskandinav kökenli “Napoleon in St. Helena” oyununa dayanır.
Oyunun çeşitli versiyonları 1968 ile 1977 yılları arasında geliştirildi. Fakat oyun Windows 95’in bir parçası haline gelince ana hatlarıyla belirlenmiş oldu. Bundan sonraki her Windows’ta karşımıza çıktı.
Peki Freecell’i bu kadar bağımlılık yaptıran sebep nedir? Orijinal Help dosyasında yazana göre “Kanıtlanmamasına rağmen her oyununun kazanılabilir olması.” Mükemmel bir oyunla çoğu solitare (Spider, Klondike, Pyramid, Forty Thieves) benzeri oyun kazanılabilir. Aynı zamanda neredeyse bütün freecell oyunları hatasız oynanırsa kazanılabilir. Freecell diğer oyunlar içinde en çok kazanılma oranına sahip olanı.
Orijinal Microsoft FreeCell 32.000 oyunu içeriyor. 1990’larda Freecell popüler olduğunda hangi oyunlar çözülebilir olduğu belli değildi. Durumu açığa kavuşturmak isteyen Dave Ring internet freecell projesini başlatarak bütün oyunları insanlara çözdürmeye çalıştılar. Proje 1995 Ekim’inde sonuçlandı ve sadece bir oyun hiçbir insan tarafından kazanılamadı: #11.982. Uğraşılan araştırmalar sonucunda çözülemez olarak belirlendi.
Kaynak
Spacer
Spacer
 | 7 yorum var 
 | 19 Mart 2008 08:14 

Ezoterizm, gizemcilik, astroloji, gizli örgütler, simya, ökültizm hakkında yazılmış yüzlerce e-book burada

Aynı şekilde dinler tarihi, medeniyetler, tarikatler, şovalyelik, büyücülük, kabala, tasavvuf hakkında binlerce video ve belgesel burada

Hepsi ayrıntılı biçimde tasnif edilmiş.

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 08 Şubat 2008 19:02 

Keops, Kefren, Mikerinos
Keops, Kefren, Mikerinos

Uzun zamandır Mısır piramitlerini merak ediyordum. Bir zamanlar Mısır'a gitme gibi bir planım da vardı fakat son anda iptal olmuştu. Ben de bu geziyi iptal edip piramitleri araştırmaya koyulmuştum. Şimdi ise o araştırmayı biraz daha geliştirerek sizlere sunuyorum.

Mısır piramitleri insanoğlunun hala üzerinde kafa yorduğu muhteşem yapıtlar arasında yer alıyor. Piramitlerin yapımı aşamasında önce taş bloklar taşınmış ve yığılmış, ardından inşaaya başlanıp taşlar yerleştirilmiş, en son olarak da düzleştirme işlemi yapılmıştır. Keops piramidi için yaklaşık 3 milyon adet taş blok kullanıldığı, bu taşların her birinin yaklaşık ağırlığı 20 ton olduğu farzedilirse sadece yapımdaki taş blokların ağırlığının(yani piramitlerin boş ağırlığının) 60 milyon ton olduğu anlaşılıyor. Bununla birlike o ağırlıkta granit taşların bulundu taş ocağının ise yüzlerce kilometre uzaklıkta olması ayrı bir merak konusu. Ayrıca Mikerinos piramidinin taş bloklarının toplam ağırlığının 4.880.000 tondan daha fazla olduğu tahmin ediliyor.

Spacer
Spacer
 | 74 yorum var 
 | 25 Kasım 2007 13:29 

Bağdat bataryası
Bağdat bataryası
Bazılarının ne olduğu anlaşılabidiyse de çoğu hala bir sır.
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 07 Ocak 2007 14:38 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu