Etiket: hülya avşar
hülya avşar hakkındaki yazılar:

şarkıcılar ve şarkıları :)
şarkı sözünden muhabbet;
Berksan; öpüşelim mi?
Petek Dinçöz; git işine
Kenan Doğulu; Bir kereden hiç birşey olmaz
gülben ergen; kandıramazsın beni
çelik; benimle evlenir misin?
kayahan; neden olmasın?
gülben ergen; teşekkür ederim
tan; rica ederim
bomb; sen hiç sevdin mi?
hülya avşar; sevdim
tarkan; kimdi
kutsi; sana ne
ibrahim tatlıses; haydi söyle
sezen aksu; adı bende saklı
ebru gündeş; erkeksen söyle
seda sayan; o kendini biliyor
özcan deniz; yalvarırım
ibrahim tatlıses; sabuha
aşkın nur yengi; ay inanmıyorum
ajda pekkan; o benim dünyam
petek dinçöz; zevksiz sen de
berksan; öpüşelim mi
kenan doğulu; olmaz
candan erçetin; neden
yıldız tilbe; arkadaşımın aşkısın
gülşen; canın sağolsun...
- behman
- 2 yorum var
- 05 Şubat 2008 23:31
hülya avşarı ya çok seversiniz ya da ondan nefret edersiniz.
perihan mağden aynen böyle demişti bir keresinde.
ben hülya avşarı fazlasıyla seven, her adımını takip eden fanatik hayranları grubundanım.
her filmini, her haberini büyük bir ilgiyle takip ediyorum. ya siz?
- kahramancayirli
- 4 yorum var
- 24 Ekim 2007 19:15
Türk Sineması’nda iki erkeğin ileri seviyedeki yakınlaşmasını anlatan ilk film İrfan Tözüm’ün yönettiği Melodram’dı (1988). Roman yazma hevesinde, uçuk bir kadın olan Esra (Hülya Avşar), ressam kocası Koray (Yalçın Dümer) ve içine kapanık antikacı Behzat (Macit Koper) arasındaki garip ilişkiyi sorguluyordu. Tabii o yıllardan günümüze köprünün altından çok sular aktı. Bar şarkıcısı veya bayan kuaförü rollerinde çeşitli filmlerde efemine tiplere rastladık ancak iki erkek arasındaki duygusal ilişkiyi cesurca pelikülüne taşıyan bir filmi izlememiz için 1996 yılını, Ferzan Özpetek’in ilk uzun metrajlı filmi olan Hamam’ı beklememiz gerekti. Özpetek, daha sonra Cahil Periler’de konuyu çok farklı bir perspektiften değerlendirirken, Karşı Pencere’de arka plânda yine bir eşcinsel aşk öyküsü vardı.
Dünya sineması üzerine çok yetkin olmadığım için homoseksüel aşkın başka ülkelerde sinema sanatı açısından geçmişte nasıl işlendiği hakkında yorum yapamam ancak gösterim tarihi 9 Aralık 2005 olarak açıklanan Brokeback Dağı’nın bir türlü gösterime girmemesi ve verilen tarihin üzerinden iki ay geçmesine rağmen dağıtım şirketinden herhangi bir ses çıkmamasının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Aslında ülkemizde olduğu kadar dünya genelinde de eşcinsellik gişeye pek yaramıyor zira gerçek öyküde Aşil ve kuzeni arasında geçen eşcinsel aşkın yok sayıldığı Truva’nın hasılat bakımından yüzü gülerken, homoseksüel ilişkiyi olduğu gibi aktaran Büyük İskender beklenen ilgiyi görmedi.
Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ödülünü evine götüren Brokeback Dağı, biri çiftçi, diğeri rodeo kovboyu olan iki erkeğin aşk hikâyesi. Türk sinema tarihimiz bunca sansürle doluyken, cesur sahneler içeren filmin sinema salonlarımızda hele daha sonra televizyon kanallarımızda ne derece sansüre uğrayacağı ayrı bir merak konusu. Zira Hamam’ı televizyondan izleyip de gerçek öyküyü kavrayabilmek için hayal gücümüzün sınırlarını epey zorlamamız gerekti.
Hatırlarsanız, Lukas Moodysson’un son filmi “Yüreğimde Bir Delik” yasaklanmış, Türk sinemaseverler pek çok açıdan tutarlı ve sorgulayıcı olan bu filmden mahrum kalmıştı. Korktuğum, Brokeback Dağı’nın da Yüreğimde Bir Delik ile aynı kaderi paylaşması; filmin ancak fragmanını yabancı film sitelerinden indirerek izlememizdir. Her anlamda özgür bırakılması gereken sanata bakış açımızı sorgulamanın tam zamanıdır. Çünkü hemcinslerine ilgi duymayan hiçbir erkek sırf bu filmi izlediği için cinsel yönelimini değiştirecek değildir. Bu tür homofobik tutumlar hiçbir biçimde akilâne sayılamayacağı gibi kültür arenasında olduğumuz yerde saymamıza yol açacaktır.
- kahramancayirli
- 0 yorum var
- 14 Mart 2007 13:59

