Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "şallar"

Etiket:

halk hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın

bir kesinlik vardır ki ülkemizde bir şeyler okuma isteği çok az. en iyi avukatlar yada doktorlar bile ellerine bir gazete olsun alıp okumuyorlar. bazılarımız da gerçekten bilgisizlikten memnun durumdalar.

Hareketin İlk Başarısı :D
Hareketin İlk Başarısı :D

Hareket Adresi: GazeteniPaylas.Co.Cc

gazeteni paylaş hareketi; 2 Öğrencinin 18 mart 2010 da bir otobüsteki anlık kararlarından ortaya çıkmıştır.

gazeteni paylaş hareketiyle bu iki öğrenci ve arkadaşlarıyla milletimizi şikayet ederek değil, küçük hareketler ile düzeltmek amaçlanmıştır.

Spacer
Spacer
 | 2 yorum var 
 | 20 Mart 2010 16:03 

Amerika'da insanlar işsiz kalınca, devlet insanlara hendek kazdırıp sonrasında da o hendeği kapattırarak hem de insanlara maaş verip insanları işsizlikten kurtarıyormuş.

Halkı işsizlikten kurtarmanın binbir yolu vardır. Yeter ki bunu bir topyekün bir seferberlik haline dönüştürelim. Özellikle işsizliğin en büyük çaresi üretim yapmaktan geçer. Bu konuda Çin ve İsveç modeli dünyada tutulan bir metoddur. O devletlerde her ev bir atölye halini almıştır. Ülkemizde de şimdilerde bir çok işyeri her bir üretim kısmını evlere vererek hem kendi kazanmakta hem de halka para kazandırmaktadırlar.

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 04 Eylül 2009 23:38 

Altın Örümcek 2008
Altın Örümcek 2008

Doruknet tarafından, web ve internet teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen başarılı projeleri değerlendirme amaçlı, bu yıl yedincisi düzenlenecek olan, Beşiktaş Kültür Merkezi, Google ve TÜBiDER tarafından desteklenen, Serimaj 'ın ödül sponsoru olduğu,
2008 Altın Örümcek Web Ödülleri Yarışması başvuruları başlamış.

Spacer
Spacer
 | 10 yorum var 
 | 29 Kasım 2008 23:38 

emirgan çınaraltında,çaybahçesinde oturuyorum,yanımda insanlar..şimdi iyice zor..gerçi şu kızlar.leman falan okumuşlukları var onların.yine de genel düzeyin düşüklüğünden bahsedilebilir.bana göreliğini de ekliyelim.biraz komik görünüyolar.onlar farkında değiller tabii.kıyafetlerinin çizgisi hemen hemen aynı her zaman.bir tek renkleri.. biri ne renk giymişse,diğeri zıt renk giyiyo,giymeye çalışıyo.bu zıtlık bi tür bağımlılığı peşisıra getiriyo sanki.hissediyosun yani.bi kızkardeş ben şunu giyiyim dediyse,diğeri bakıp hee o bu renk giydiyse ben de şu renk giyiyim diyo.birbirine görelik.efe kucağımda bi sağa bi sola eğiliyoruz.bunu tekrarlıyoruz.çok hoşuna gidiyo efe'nin.annesini haberdar etmek istiyo bu hoşnutluktan.bi süre uğraşıyo bunun için.sonunda beceriyo.annesi bize dönüp gülümsüyo.ama yapmacık bi gülümseme bu.efe'nin kahkahalarla gülmeye devam etmesi..sonunda anlıyo anne efe'yi güldüren olayı.annenin bi süre durumu kavrayamamasına hak veriyorum.çünkü ben de pek ihtimal dahilinde diye düşünmüyodum efe'nin bu kadar hoşuna gideceğini bu sağa sola sallanmaların.sen de sallanarak oku bu yazıyı..nasıl okunuyo o ya.yani ingilizce mantığıyla çözmek gerekiyo heralde.yolda durup hangisine oturalım dediklerinde de ben bu ismi zor mekanı seçmiştim.bank benzeri tahta koltukların üzerine turuncu minderler koymuşlar hem kıçının altına hem sırtının yaslanacağı yere.çok rahatmış gibi duruyo ya.kıçımın aklı o koltuklarda kaldı valla.isim ve koltuklar değil yalnız fark.bir sosyal statü farkından da bahsedilebilir.tikimekanı diyo bizimkiler.koltuklardan üzerinde oturanlara çeviriyorum bakışlarımı.pek şaşırtıcı bi görüntüyle karşılaşmıyorum.hani söyledikleri doğru ama,bu tür mekanların genel profili budur ki..tavla oynayan yaşlı insanlar.işte bu görüntü asıl farkı yaratan ve bizim mekanın diğerinden ayrılığını vurgulamaya çalışırken 'halk' kavramını kullanmaya götüren bizi.yandaki mekanın adı mı ne..tamam söylüyorum.ama dikkat et çözmeye çalışırken moralin bozulmasın;sheesha..aynen böyle yazılmış..iki bardak çaydan sonra bi fincan da sütlü kahve geliyo.sütlü içerim ben.sütlü ve şekerli.o sabah baktım evde nescafe kalmamış.markete gitmeye de üşeniyorum.hızır gibi yetişen türk kahvesini buluyorum buzdolabında ve çocuklar gibi seviniyorum.içince farkediyorum ki bu türk kahvesinin tadı nescafeden daha hoş.yok üstüne içimi yumuşak falan yazmışlar da..hayır efendim,ne kadar yırtınarsan yırtın bu türk kahvesinin yerini tutmaz senin nescafen.ha duyanı ağzını bi karış açık bırakacak bi hayretle başbaşa bırakacak olan türk kahvesine süt katma durumu var..sen ne diyosun bilmiyorum ama ben pekala orjinallik diyebilirim ve diyorum buna..sen bunca öv türk kahvesini sonra ertesi sabah evde hala türk kahvesi bulunmasına rağmen markete yollan nescafe almak için..ne diyim..alışkanlık diyim mi..kafamı sağa çevirip,kucağımdaki ali efe'den uzakta tumaya çalıştığım elimdeki fincan sabit dudaklarımı fincana doğru uzatıyorum..biraz sonra tepsiyle yeni çaylar geliyo isteğimiz dışında,hiçbirimiz almıyoruz..bu zorla çay içirtme politikasından rahatsız söyleniyo içimizden bir kaçı..kimbilir belki de o an karar veriyoruz ortak bir içgüdüyle,bi daha gelirsek ismi zor sheesha'da oturmaya..

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 09 Eylül 2008 17:11 

emirgan çınaraltında,çaybahçesinde oturuyorum,yanımda insanlar..şimdi iyice zor..gerçi şu kızlar.leman falan okumuşlukları var onların.yine de genel düzeyin düşüklüğünden bahsedilebilir.bana göreliğini de ekliyelim.biraz komik görünüyolar.onlar farkında değiller tabii.kıyafetlerinin çizgisi hemen hemen aynı her zaman.bir tek renkleri.. biri ne renk giymişse,diğeri zıt renk giyiyo,giymeye çalışıyo.bu zıtlık bi tür bağımlılığı peşisıra getiriyo sanki.hissediyosun yani.bi kızkardeş ben şunu giyiyim dediyse,diğeri bakıp hee o bu renk giydiyse ben de şu renk giyiyim diyo.birbirine görelik.efe kucağımda bi sağa bi sola eğiliyoruz.bunu tekrarlıyoruz.çok hoşuna gidiyo efe'nin.annesini haberdar etmek istiyo bu hoşnutluktan.bi süre uğraşıyo bunun için.sonunda beceriyo.annesi bize dönüp gülümsüyo.ama yapmacık bi gülümseme bu.efe'nin kahkahalarla gülmeye devam etmesi..sonunda anlıyo anne efe'yi güldüren olayı.annenin bi süre durumu kavrayamamasına hak veriyorum.çünkü ben de pek ihtimal dahilinde diye düşünmüyodum efe'nin bu kadar hoşuna gideceğini bu sağa sola sallanmaların.sen de sallanarak oku bu yazıyı..nasıl okunuyo o ya.yani ingilizce mantığıyla çözmek gerekiyo heralde.yolda durup hangisine oturalım dediklerinde de ben bu ismi zor mekanı seçmiştim.bank benzeri tahta koltukların üzerine turuncu minderler koymuşlar hem kıçının altına hem sırtının yaslanacağı yere.çok rahatmış gibi duruyo ya.kıçımın aklı o koltuklarda kaldı valla.isim ve koltuklar değil yalnız fark.bir sosyal statü farkından da bahsedilebilir.tikimekanı diyo bizimkiler.koltuklardan üzerinde oturanlara çeviriyorum bakışlarımı.pek şaşırtıcı bi görüntüyle karşılaşmıyorum.hani söyledikleri doğru ama,bu tür mekanların genel profili budur ki..tavla oynayan yaşlı insanlar.işte bu görüntü asıl farkı yaratan ve bizim mekanın diğerinden ayrılığını vurgulamaya çalışırken 'halk' kavramını kullanmaya götüren bizi.yandaki mekanın adı mı ne..tamam söylüyorum.ama dikkat et çözmeye çalışırken moralin bozulmasın;sheesha..aynen böyle yazılmış..iki bardak çaydan sonra bi fincan da sütlü kahve geliyo.sütlü içerim ben.sütlü ve şekerli.o sabah baktım evde nescafe kalmamış.markete gitmeye de üşeniyorum.hızır gibi yetişen türk kahvesini buluyorum buzdolabında ve çocuklar gibi seviniyorum.içince farkediyorum ki bu türk kahvesinin tadı nescafeden daha hoş.yok üstüne içimi yumuşak falan yazmışlar da..hayır efendim,ne kadar yırtınarsan yırtın bu türk kahvesinin yerini tutmaz senin nescafen.ha duyanı ağzını bi karış açık bırakacak bi hayretle başbaşa bırakacak olan türk kahvesine süt katma durumu var..sen ne diyosun bilmiyorum ama ben pekala orjinallik diyebilirim ve diyorum buna..sen bunca öv türk kahvesini sonra ertesi sabah evde hala türk kahvesi bulunmasına rağmen markete yollan nescafe almak için..ne diyim..alışkanlık diyim mi..kafamı sağa çevirip,kucağımdaki ali efe'den uzakta tumaya çalıştığım elimdeki fincan sabit dudaklarımı fincana doğru uzatıyorum..biraz sonra tepsiyle yeni çaylar geliyo isteğimiz dışında,hiçbirimiz almıyoruz..bu zorla çay içirtme politikasından rahatsız söyleniyo içimizden bir kaçı..kimbilir belki de o an karar veriyoruz ortak bir içgüdüyle,bi daha gelirsek ismi zor sheesha'da oturmaya..

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 05 Eylül 2008 13:25 

Buyrun baylar bayanlar. Bir soru da benden sizlere: Akp kapatılmadı ve Türkiye'nin geleceği için çok iyi de oldu.

Eğer kapatılsaydı; Hangi parti seçilirdi ? Ben birkaç tane yazayım diğer tuşunu kullanarakta sizler kafanızda ki partiyi yazın.

  • DP
  • CHP
  • ANAP
  • SHP
  • HYP
  • GP
  • YENİ AÇILAN BİR PARTİ
  • DİĞER
Spacer
Spacer
 | 13 yorum var 
 | 12 Ağustos 2008 09:58 

(>' . '<)
Beylikdüzü' nde yer yerinden oynadı festivalin konser sanatçısı bugece Sezen Aksu idi. kalabalık inanılır gibi değildi bu ilçede bu kadar insan oturuyor olabilir miydi uzaktan bile görünüyordu doğrusu kırmızı elbisesi sarı saçları kırmızı ruju ve muhteşem sesi festival alanına iki birbirine 500 m uzaklıkta kapı yapılmış birine gidiyorsunuz diğerine yolluyor diğerine gidiyorsunuz buna yolluyor yer kalmadı ki nasıl izleyeceksiniz diyor güvenlikler olmuyor anahtarı diğer kapıya yolladık diyorlar olmuyor önce düzgün konuş yoksa giremezsin diyorlar olmuyor açmıyorum işte diyorlar olmuyor sadece bir araba gelipde protokol kokunca kapı açılıyor o zaman biriken kalabalık hurrraaa içeri sonunda artık o biraz protokol olan arabalara da açılmamaya başlıyor arkamda bir kadın herkes sezen aksu yu izliyor içeride burası asıl film daha eğlenceli deyince bakıp gülüyorum kadına haklı derken bukez protokol arabası içeriden dışarıya çıkmaya geldi haydii bakalım ne olacak şimdi kalabalık kendini hemek demirlere asaılarak tetikte hazırladı içeri dalmaya hadi bakalım şimdi napıcaksınız demeler başladı dışarıdaki biraz protokollar arabalarına binip onlarda kendilerini hazırladı biraz protokol olmalılar çünki tam protokol olsalar burada bunu güvenliğe söylüyor olmazlardı biraz basınlarda kendilerini hazırladı diğer kapıya güya giden anahtar nasıl uçup geldi bilinmez ama bir süre güvenlik ordusu napıcağını şaşırdı veeee kapıyı bi araladılar kapı öyle kalakaldı ne içeri ne dışarı hareket edemeden bir süre kaldı ve içerdeydik doyumsuzdu gülümsemesi elektriği uçsuz bucaksız bir sahayı kaplıyor ve herkese yetiyordu sezen aksu gerçekten başka bişey demek

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 04 Temmuz 2008 20:04 

1977 katliamının 5 dakika öncesi
1977 katliamının 5 dakika öncesi
dünyanın 134 ülkesinde tatil olan 1 mayıs günü bizim ülkemizde de tatil olmalı ?

kapitalizm denilen sömürgeciliğe karşı kurulmuş olan sivil toplum örgütlerinin devlet propogandası yapmasından korkulmalı mı sizce?
ülkemizde devlet işçilerinin memurlardan daha fazla maaş aldığını ve üç ayda bir olmak üzere destek paraları aldığını bunun yanında elverişsiz sağlık koşullarında çalışanlar için süt parası yoğurt parası gibi ekstra paralar ödendiğini hepimiz biliyoruz. şunu asla karıştırmamalıyız kapitalizmin doğduğu ve büyüdüğü sektör özel sektördür ve bu devlet düşmalığını gerektirmez.

Spacer
Spacer
 | 32 yorum var 
 | 24 Nisan 2008 14:43 

1 2 3 Sonraki
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu