Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Le temps du loup (2003)"

Etiket:

işveren hakkındaki yazılar:

sadece bildiriler gösteriliyor, tüm yazıları görmek için tıklayın

Radikal’deki haberi okuduğumda hepimizin farklı şiddetlerde maruz kaldığı ve fakat yapılanları çoğunlukla suç adletmediğimiz, hiç aklımıza gelmeyen haklarımız olduğunu farkettim ve araştırmacıların kutsal kitabı google’ı açtım önüme...

\

Neler buldum neler, meğerse sadece yurtdışında değil, ülkemizdeki çalışanlar da birçok konuda haklarını aramaya ve bilinçlenmeye başlamışlar.
Öncelikli düşüncem, TDK’nın “mobbing” kelimesi için, türkçe bir karşılık bulmasının yerinde olacağı yönünde, İngilizce “mobbing” kavramı, “mob” kökünden geliyor. “Mob” sözcüğü, aşırı şiddetle ilişkili ve yasaya uygun olmayan kabalık anlamında. Sözcük Latince “mobile vulgus” dan türemiş. “Mobbing” sözcüğü ise çevresini kuşatma, topluca saldırma ya da sıkıntı verme anlamında kullanılıyor. Konuya başlamadan burdan ve şurdan daha detaylı bilgi almanızı tavsiye ederim.
Olayı kısaca aktarmak istiyorum; Jeoloji Mühendisleri Odası'nda görev yapan Sn. Tülin Yıldırım, 2004 seçimleri sonrası yönetimin değişmesi ile birlikte başlayan, yöneticilerinin aşağılamalarına ve hakaretlerine maruz kalmış ve bu durum “istifa et” baskısına kadar dayanmış, Sn. Yıldırım ise yılmamış ve bu konuda açılacak gelecekteki davalara örnek teşkil edebilecek bir sonuçla nihayetlenen bir dava açmış, gerçekten büyük bir cesaret örneği.
Bu olayın ardından kurumun yaptığı açıklama ise burada
Bu durumda olan kişilerin başvurabileceği birkaç yöntem buldum naçizane, öncelikle farkında olmak ve cesaretle olayın üstüne gitmek gerekiyor kesinlikle...
Tavsiyeleri inceleyin bu link ve şu linkteki
Kanıt toplamak çok önemli, bu durum patronu alehine tanıklık yapacak kişiler için de zor bir süreç, yargıdan olumsuz karar çıkan bazı davalar AİHM’e de gitmiş.

Spacer
Spacer
 | 9 yorum var 
 | 30 Ocak 2007 09:34 

türk metal sendikasının televizyonu olarak kendini duyurmuş art avrasya kanalına geçenlerde gözüm takıldı. hiçbir tv kanalında yayınlanmayan mercedes, beko, profilo ve ford reklamları ilgimi çekti. daha sonra hafızamı yoklayınca bu firmaların işçilerinin türk metal sendikası üyesi oldukları hatırıma geldi. nasıl olurdu da işçilerin menfaati için sendikayla karşı karşıya gelen firmalar sendikanın yayın organı olan televizyonuna reklam vererek finansal destek sağlıyorlardı. yoksa toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde işçinin bazı haklarından feragat edilerek televizyon kanalının yaşaması için reklam anlaşmaları mı yapılıyordu. bunlar sadece benim merak ettiklerim. bilen varsa açıklasın.

Spacer
Spacer
 | 5 yorum var 
 | 22 Haziran 2005 09:42 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu