Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "El yapımı"

Etiket:

insan hakları hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın

Yıllardır tarih derslerinde ülkemizin stratejik önemini okuyup durduk.Hatta o kadar çok duyduk ki bunu, artık üzerine espriler bile türettik.Ama son yıllarda dünyada ki gelişmeleri izlediğimizde bu sözün doğruluğunu ispatlamaya başladı.Dünyada oluşan savaşların tamamı komşu ülkelerimizde yada çevremizde ki ülkelerde patlak veriyor.Bizlerde tv yi açıp savaşı izliyoruz;ağlayan insanlar,yarısı yıkılmış evler,perperişan çocuklar,tanklar,savaş uçakları...vs. hepsi birer film gibi.Canımız sıkıldığında da kanalı değiştirip romanstar la göbek atıyoruz,olimpiyatları izleyip "barış,kardeşlik nutuklarını dinliyoruz".Elimizde bir kumanda karşımızda sikilmiş dünya.İnsan hakları diye haykıran medeni toplumların,petrol için insanları nasıl öldürdüğünü,vahşice saldırdığını görüyoruz.Bu ne perhiz what is this!!! Canımız mı sıkıldı,açarız bilgisayarımızı geyik yaparız,kadınlar erkeklere erkekler kadınlara laf sokar,msn den hatun tavlamaya çalışırız,o da mı kesmedi;çıkarız dışarıya,ararız bi arkadaşı gider içeriz bi barda..hayat güzel ama insanlar kötü!!!
Geçenler de, tv de Türkiye'nin AB ye üye olması hakkında ki görüşlerini beyan eden avrupalıların hepsinin ağzından şu sözcükler dökülüyordu;"henüz insan hakları avrupa düzeyinde değil,biraz daha beklemesi gerekir Türkiye'nin" diyorlardı.Tabii bu sözü hepsinin söylemesinin nedeni,medyalarının Türkiye'yi bu şekilde tanıtmasıydı.Eyvallah Türkiye'de birçok sorun var ama o "gelişmiş ülke" olarak gördüğümüz ülkelerin ne kadar sikik olduklarını yaşayarak tecrübe ediyoruz.Eğer insan haklarını geliştirmek için başka bir ülkenin doğal kaynaklarına göz dikip ordaki halkı öldürmek gerekiyorsa biz böyle kalalım.

Spacer
Spacer
 | 2 yorum var 
 | 15 Ağustos 2008 14:41 

Banu Avar dürüst,ilkeli bir televizyoncu. TRT de yayınlanan programı Sınırların Arasında yayından kaldırıldı. Gerekçe ise yayın planındaki değişiklikmiş.

Banu Avar'a göre ise Avrupalılar Banu Avar' ı istemedi. İstemezler de. Çünkü Banu Avar bir çok ülkenin medyada yayınlanmayan yanlarını açığa çıkarıyordu. Bizlere insan hakları konusunda ahlam kesen ülkelerin insan haklarına verdikleri önemi Banu Avar çok güzel açığa çıkarıyordu.

Bu bazı ülkelere dokunmuş olacakki hemen hükümete baskı yapıldı. Bakan Bey de yolladığı yazı ile yayından kaldırıldığını duyurdu.

Spacer
Spacer
 | 8 yorum var 
 | 28 Mayıs 2008 14:37 

Amnesty International
Amnesty International
Uluslararası Af Örgütü'nün veya Amnesty International (yaygın olarak Amnesty veya AI) yayınlanmış tüm belgeleri için buraya tıklayın
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 01 Aralık 2007 14:13 

youtube politik sansür perdesini açıyor mu?
youtube politik sansür perdesini açıyor mu?

mısır'ın en tanınmış bloglarından birinde (misr digital) bağımsız haber yayınları yapan wael abbas, youtube hesabının dondurulduğunu 22 kasım günü kendi bloğunda duyurmuştu. abbas'ın youtube'a göndermiş olduğu görüntülerin içeriği nedeniyle bu kararın alınması tartışmalara yol açtı. çünkü polis şiddeti, işkence, toplumsal gösteriler, grevler vb içerikleri taşıyan 100'e yakın video youtube'un bu kararı ile birlikte erişilmez hale geldi.

Spacer
Spacer
 | 2 yorum var 
 | 01 Aralık 2007 13:26 

\
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ve Uluslararası Çocuk Hakları Enstitüsü (IDE) "Çocuk Hakları Sözleşmesinin Rüştüne Ulaşması" nedeniyle "18 Mum" adlı bir kitap hazırladı. Kitap aynı zamanda kitap aynı zamanda çocuk haklarının güçlenmesi için çalışan ve mücadeleye devam edenlere adandı. Kitap BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 18. doğum gününün kutlamak için 18 makaleyi bir araya getirdi. Makalelerin yazarları İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Avrupa Konseyi temsilcileri, Çocuk Hakları Komitesinin eski şimdiki başkanı, şimdiki ve eski komite üyeleri, BM Sekreterinin çocuklara karşı şiddete dair bağımsız uzmanı, çocuk hakları savunucuları ve hükümet dışı örgütlerin temsilcileri ve Sözleşme şartlarına ilham kaynağı oluşturan BM Organı UNICEF temsilcilerinden oluşuyor. En önemlisi, bazı makalelerin Sözleşmenin kendileri için ne anlama geldiğini ve bazı durumlarda sözleşmenin söz verdiği haklardan tam bir şekilde yararlanamadıklarına nasıl inandıklarını açık sözlü ve temiz dilleriyle ifade eden çocuklar tarafından yazılmış olması.

"18 Mum" kitabının İngilizce'sine buraya linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Spacer
Spacer
 | 10 yorum var 
 | 28 Kasım 2007 16:03 

\
Yaygın İnsan Hakları Eğitimi” insan hakları aktivistleri için hazırlanmış bir eğitimci rehberidir.

Toplumun organize edilmesi ve yaygın eğitimi ile ilgilenenlerle dayanışma amacıyla telif hakları özellikle saklı tutulmamıştır. Herhangi bir hükümet dışı kuruluş veya eğitimci bunu çoğaltabilir, yerel özelliklere ve kültüre göre adapte edebilir. Bunu yaparken; lütfen, yazarı ve kaynağı belirtin. Bu el kitabı resmi olmayan eğitim için tasarlanmıştır ve öğretmenlere, en düşük bilgi seviyesindeki katılımcılar için uygun seçenekler sunmaktadır. Kırsal kesimde yaşayan yoksullar, kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere marjinal grupların sorunları üzerinde durulmuştur. Katılımlı alıştırmalar, aynı zamanda, resmi eğitimde de kullanılabilir.
Çizimler,Londra’lı sanatçı Emma Ridgway’e aittir.Çizimler, görsel sunumlarda tahta silgili ve tebeşir kullanan kolaylaştırıcılar için kolay izlenmeyi sağlamak üzere düzenlenmiştir.
Bu eğitimcilerin el kitabının önceki versiyonları Etyopya’da kullanılmak üzere Özgürlük Çanları adıyla Halklar için Eylem Profesyonelleri Derneği (APAP) tarafından Amharic ve Oromo dillerinde 1996 yılında basılmıştı. İngilizce versiyonuna (Etyopya yasalarına ve uluslararası yasalara uygun olarak) Minnesota Üniversitesi İnsan Hakları Kütüphanesinin web sitesinden [http://www.umn.edu/humanrts/education/belfry.pdf] ulaşılabilir. Özgürlük Çanları İnsan Hakları Eğitimi için Halkların Onyılı’nın (New York ve Londra) katkılarıyla “kitap” olarak dağıtıldı. Fransızca versiyonu, o dile Ferroussier tarafından Le tisage de la liberté (Özgürlük Kumaşını Dokumak) adıyla çevrildi; resimleri Elizabeth Hbate Wold tarafından hazırlandı. Bu versiyon Senegal, Fildişi Sahili (Cote d’Ivoire) ve Mali’nin kültürel içerikleriyle ve yasal referanslarına uygun olarak hazırlanmış olup, Frankofan (Francophone) kullanıcıları bunu Manuel de formation, destine aux animateurs de sessions de reflesion sur les droits de l’homme başlığı ile internette [http://www.civnet.org] adresinde bulabilirler. Yerel yasal ve kültürel içerikle Khmer dilinde hazırlanmış Kamboçya versiyonunun sponsorluğu Sum Hok Ry ve Moul Sethik’e danışılarak Asya Vakfı tarafından yapılmıştır. El kitabı, Baraku Özgürlük Birliği tarafından da Japonca’ya çevrilmiştir.
Kitapta kullanılan metodoloji tamamen Paulo Freire tarafından Ezilenlerin Pedagojisi’nde (New York: Continuum, 1994) savunulan yönteme dayanmaktadır ve Betty Reardon (Columbia Teachers College) tarafından İnsan Onuru için Öğretmek’te (Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 1996) geliştirilen değerler çerçevesini kullanmaktadır. Başka kaynaklardan alınan materyaller ve derslerden de yararlanılmış ve bunlar adapte edilmiştir: Uluslararası Af Örgütü Filipinler –Özgürlük için Eğitim, İnsan Haklarını Öğretme Yöntemlerinin Alışveriş Listesi (Quezon City, Filipinler, Zamora Press, 1994); Uluslararası Af Örgütü İngiltere Şubesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İnsan Hakları Eğitimi Kaynakları Kitapları, 1987); David Shiman, İnsan Haklarını Öğretme (Denver, CO: Uluslararası İlişkileri Öğretme Merkezi, University of Denver, 1995); Julie Mertus, Onurumuz, İnsan Haklarımız, Kadınların İnsan Hakları Eğitimi için bir El Kitabı, (New York, İnsan Hakları Eğitimi Onyılı Organize Komitesi, 1995); Beverly Edmonds, Çocukların Hakları (Uluslararası Af Örgütü ABD, İnsan Hakları Eğitimi Kaynak Kitapları, 1990).
Bu eğitimcilerin el kitabının amacı, insan hakları eğitimi kolaylaştırıcıları için yararlı olacak katılımlı yöntemleri desteklemektir. Kitap, yukarıda isimleri geçenler dahil, birçok HDK aktivistine ve eğiticisine danışılarak Richard Pierre Claude (Profesör Emeritus, Maryland Üniversitesi ve Misafir Öğretim Üyesi, Filipinler Üniversitesi, Diliman) tarafından yazılmıştır. Kendisi İnsan Hakları için Eğitim: Filipinler ve Ötesi (Manila: Filipinler Üniversitesi Basını ve Honolulu: Hawaii Üniversitesi Basını,1996) kitabının yazarı ve (George Andreopoulos ile birlikte) 21. Yüzyıl için İnsan Hakları Eğitimi (Philadelphia ve Londra: Pannsylvanni Üniversitesi Basını,1997) kitabının ortak editörüdür.

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 28 Kasım 2007 11:45 

Bir ntvmsnbc haberine göre üreme amaçlı insan kopyalama (klonlama) yasağının yetersizliği ve araştırmalardaki hızlı gelişmeler nedeniyle klonlanmış insanların ortaya çıkmasının giderek hızlandığını belirten bir rapordan bahsedilmiş.

İrlanda Ulusal Üniversitesi İnsan Hakları Merkezi’nden Brendam Tobin ve ekibinin yayınladığı bu rapora göre yasaklar yetersiz kalmakta. Raporda dünyaca bu hızlı artışa bir son verecek gerekli yasalar uygulanması ya da sorumluluğumuzu kabullenerek klonlanmış insanların dünya çapında normal insan haklarına sahip olmalarını sağlamak gerektiği vurgulanmış.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 14 Kasım 2007 09:39 

ROSA PARKS OLAYI
42 yaşında siyahî bir kadın olan ve Alabama eyaletinin Montgomery kentinde yaşayan Rosa Parks, 1 Aralık 1955 günü, iş çıkışında Clevaland Caddesi otobüsüne binerek, " renkliler " ( zenciler) bölümüne oturdu. (Zencilere ayrılmış bu bölümün kapasitesi, kaydırılabilir bir işaretle belirlendiği için sabit değildi. Otobüs şoförü bu işareti zencilerin bölümünü daraltacak ve hatta tümüyle ortadan kaldıracak şekilde arkaya kaydırabilirdi). Bir süre sonra bir beyaza yer açmak isteyen şoför, Parks'ın da aralarında bulunduğu dört zencinin oturdukları hizaya geldi ve işareti bir sıra arkaya kaydırarak yerlerinden kalkmalarını istedi. Üçü buna uydu ama Parks yerinden kıpırdamadı. Şoförün, "Hemen kalk, yoksa polis çağırıp seni tutuklatırım" uyarısını umursamadı. Sonuçta Parks tutuklandı, yargılandı ve toplum düzenini bozmaktan hüküm giydi. İşinden atıldı. İş bulamadı. Öldürüleceği, evinin yakılacağı tehditleriyle karşılaştı.. ve sonunda kenti terketmek zorunda kaldı. Ne var ki, aynı kentte yaşayan ve daha sonraları Medeni Haklar Hareketi liderliğini yapacak (ve tabii, 1968'de vurulup ortadan kaldırılacak olan) Martin Luther King'in önderliğinde zencilerin bir yıl sürecek otobüs boykotu başlayıp tüm ülkede yankılandı. 1956 yılında ABD Yüksek Mahkemesi'nin otobüslerde ayırımcılığa son veren kararı ulaştığında, ırkçı beyazlar iyice azdılar. Keskin nişancılarla otobüslere, seri bombalamalarla siyahların ev ve kiliselerine saldırdılar. Parks'ı ırkçılık mücadelesinde simgeleştiren ve önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilen olay işte budur. Sonraki yıllarda siyahların kan ve gözyaşı dolu mücadeleleri yıllarca sürdü. Bazı güney eyaletlerinde siyah gençlerin beyazlarla aynı lise veya üniversiteye devam edebilmelerini sağlamak üzere, bizzat Başkan'ın emriyle ABD ordusunun müdahale etmesini gerektiren düzeyde olaylar yaşandı.
ABD IRKÇILIK DENEYİMİNDEN KESİTLE
ABD toplumunda siyahların pis ve aşağılık yaratıklar oldukları görüşü geniş bir taraftar kitlesi bulmuştur. "Buraya köpekler ve zenciler giremez" uyarılarıyla bazı yerlere sokulmamaları, otobüs/sinema/ okul gibi yerlere alınmamaları sıradan uygulamalardı. 1939 yılına ait yandaki resimde, Oklahoma'lı bir ABD yurttaşı tramvay terminalinde siyahlar için ayrılmış soğutucudan su içerken görülüyor.
Linç Şölen(!)leri
ABD'nin yakın tarihinde, aklı başında her kişiyi insanlığından utandıracak örnekleriyle yaygın bir linç geleneği vardır. Bu soysuz adamları yakından tanımak adına bazı belgelere bakmaya katlanmak gerekir.
909'da,Illinois kentinde, Will James'ın linç olayı... Olay yerine bir bakar mısınız ? Geniş katılım sağlayacak bir yer seçilip özenle ışıklandırılmış. Bir insanlık suçunu adeta sirk gösterisine dönüştürmüşler.
kaynak
burada Teksas'ın merkezindeki bir mahkeme binasının bahçesinden 3 Ağustos 1920 tarihli bir görüntü yer alıyor. Cinayet sanığı olduğu iddia edilen 16 yaşındaki bir siyahi çocuk linç edilmiş. Ağaçtan sallanan cesedin altında görüntüye sığmak için birbiri üstüne yığılmış olanlara bir bakar mısınız ? Sanki bir marifet yapmışlar gibi takındıkları mağrur ve mutlu ifadeye lütfen dikkat ediniz. Mensubu oldukları toplumun soysuzluğu ve utanmazlığı aşıp ruhsal bir hastalığa varan durumu şuradan da belli ki, bu sıradan bir fotoğraf değil. Bu bir posta kartı... Bir hoşluk olsun diye, bir bayram hatırası gibi insanların birbirine gönderdiği bir posta kartı...
Bu görüntü de Teksas eyaletinin Waco kasabasından ve 1916 tarihli. Kurban, beyaz bir kadının tecavüz ve cinayet sanığı olduğu iddia edilen 17 yaşındaki zihinsel özürlü Jesse Washington. İlkönce cinsel organı ve bacakları kesilmiş, daha sonra da belediye başkanı ile şerifin de dahil olduğu bir güruhun tezahüratı arasında diri diri yakılmış. Bir görgü tanığının anlatımı şöyle ; " Washington, kürek ve tuğlalarla dövüldü. Hadım edilip kulakları kesildi. Bir direğe geçirilmiş zincire bağlı olarak ateşin üzerine sarkıtıldı. Feryatlar içerisindeki çocuk can havliyle kızgın zincire tırmanmak isteyince de , zincire sarılan parmaklarını kestiler"... ve bu belge de sıradan bir fotoğraf değil. Bir posta kartı... Kartın arkasında da şunlar yazılı :" Bu bizim dün akşamki barbekü partimiz. Resimde solda görülen benim. Oğlunuz Joe".
ABD'de yalnızca siyahlara karşı ve de güney eyaletlerinde ırkçılık uygulanmış değildir. Her yöre kendine özgü ırkçılık çeşitlemesi geliştirmeyi başarmıştır.
Batı (Pasifik) Kıyısı ırkçılığı
Batı eyaletlerinde ırkçılık özellikle İrlandalıları, Asyalıları ve Meksikalıları hedef almıştır. Değişik göçmen yasalarıyla Asyalıların ve özellikle Çin kökenlilerin Birleşik Devletler'e girmesi, Çinlileri de kapsamak üzere beyaz ırktan olmayanların beyazlara karşı tanıklığı yasaklanmıştı. ( Etnik olarak Çin kökenli olanların ülkeye girişi 1882'den 1943'e kadar engellenmiştir). Çinliler ancak ağır ve (demiryolu inşaatında dinamitçilik gibi) riskli işlerde istihdam ediliyordu. İrlandalılara ve Çinlilere yönelik olarak sistematik kitlesel şiddet hareketleri görülmekteydi. II. Dünya Savaşı süresince, casusluk yapabilecekleri bahanesiyle Japon kökenli ABD vatandaşları özel kamplarda enterne edilmişlerdir. Daha küçük ölçekte de olsa, benzer uygulamanın Doğu kıyısı eyaletlerinde Alman ve İtalyan kökenlilere yapıldığı görülmüştür. 1943'te Los Angeles'te yaşananlar da ibret vericidir. Buradaki bir üsten izinli çıkan denizciler, Meksikalıların yoğun olduğu yöredeki bir yerleşimde, kıyafetlerini beğenmedikleri Meksika kökenlilere karşı günlerce süren vahşi bir insan avı
gerçekleştirmişlerdir.

Spacer
Spacer
 | 11 yorum var 
 | 19 Ekim 2007 07:30 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

çok tutulan insan hakları yazıları

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu