Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Terminator Salvation, ilk teaser yayınlandı"




Etiket:

polemik hakkındaki yazılar:

"Maç sonuçları

UEFA:0 Türk Hackerler:1
Türkiye:3 Haçlılar:2
Hacked for Turkey.

Hakeme söyleyecek söz bulamıyorum. Ama merak etme hakem, bizim Millilerimiz herşeyin üstesinden gelir.. ;) Fatih Hoca'ya selamlar :) Arda ve Nihat, yine yaptınız yapacağınızı ;) Kupa Bizim Olacak! Başka Yolu Yok! Fatih'in fedaileri, Viyana'yı cehenneme çevirmeden yurda dönmeyin :) Powered by Bondtravolta."

Yazısı ile karşılaştı Çekler siteyi açınca ve bu ekran görüntüsünü bıraktılar.

Hack görüntüsü
Hack görüntüsü

yine Turk hackler başroldeydi.İnternetin fenomenleri şov yapıyordu.

  • Bugra AYAN
  • 3 yorum var
  • 17 Haziran 2008 09:01


\

tartışmayı biliyor muyuz? biliyorsak ne kadar biliyoruz, bilmiyorsak niye bilmiyoruz?

\

bu sorulara yönelik net olarak bildiğim tek şey bu soruların oldukça zor sorular olduğu...
tartışma demişken burada ve burada bazı ahkâmlara rastladım ve paylaşmak istedim. bu verdiğim linklerden bir tanesindeki bir tanımdan devam etmek istiyorum yazıma. Bakın ne demiş:"Tartışmak kişilerin bir konu üzerinde bilgi alış verişi yaparak sonuca ulaşılmasıdır.." bu tanım, beni kaçınılmaz olarak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların çoğunlukta olduğu toplumlarda (sanki biz de mi öyleyiz ne?) bilgi'nin altını çizmeme yöneltiyor. bilgi ise kaçınılmaz olarak belge'yi çağrıştırıyor.
( yine bu yazıyı hazırlarken bulduğum/rastladığım bir adresi paylaşayım istiyorum: http://www.bilgi.com/ ) ( bir öğretmenimin sözleri hâlâ kulaklarımdadır : "Bilgi toplumu olmalıyız çocuklar, bilgi toplumu !" )
hele ki net ortamında hergün bir başka asparagas haber'e rastlamak mümkünken... hoş sadece bu nette olmuyor ya o da bir başka yazının konusu olsun. ne garip değil mi asparagas haber yazıp google'da arattırdığımda bu isimde bir de siteye rastladım. "garip ama gerçek değil !" mi demek gerek bilemiyorum.

  • biSGen
  • 12 yorum var
  • 22 Ocak 2008 16:40

Son dokuz yıldır edebiyat sevdalılarını destekleyen Edebistan.com, aynı çabasını 1 Haziran tarihinden itibaren "e-edebiyat dergisi" olarak sürdürme kararı aldı. Sanal ortamın isim yapma gayretindeki genç edebiyat meraklınca adeta bir yazı, şiir çöplüğüne dönüştürülmesine karşı tutumu, 2002 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından "elektronik yayıncılık ödülü"ne layık görülmesine bir vesile olmuştur.

  • Selch
  • 1 yorum var
  • 02 Haziran 2007 22:23

Ata Demirer'in "Allah belanı Versin" şarkısının yorumcusu İsmail YK için "Zaten vermiş, sen varsın ya" demesi, yeni bir tartışma başlatmış. Ünlü şovmenin hayranları ile İsmail YK'nın sevenleri, sanal alemde birbirine girmiş.

Uzun zamandır dile getirdiğimiz ve ne zaman magazinsel bir şahsiyet çıkıp da duygularımızı dile getirecek dediğimiz hadise nihayet ermiş. umarım ismail yk ve permütasyonları kısa zamanda hayatımızdan silinip giderler.

  • esatergun
  • 0 yorum var
  • 20 Aralık 2006 13:46

serdar turgut genel yayın yönetmeni olduğundan beri akşam gazetesi okuyorum. akşam'da kendisine köşe edinen oray eğin ilginç bir tip, bir lâkabı olacaksa wagamama oray diyebiliriz, daha çok magazin muhabiri gibi.
son zamanlarda basında yaşanan polemiklere biz okurların neden âlet edildiğini anlamakta güçlük çekiyorum. yazılanları, kişisel mesele olarak addediyorum ve bir kurgunun içinde kaybolmak istemiyorum.
tamam, serdar turgut'un 'penis yazarı' olduğu fikrine katılarak gülüyorum. engin ardıç'a bayılıyorum, o kadar ki bâzân ayılamıyorum! bir mansur forutan var ki; kazık kadar bir köşe bu adama niye tahsis edilmiş anlamıyorum. ayşe arman'ı taklit etme çabalarındaki elif aktuğ bacımız sorunlarını güzin abla'ya iletmeli bence , kapladığı köşe bunun için uygun değil. aslı tohumcu, dişe dokunur şeyler yazayım derken ebru çapa'nın yanından bile geçemiyor.deniz gökçe için söyleyebileceğim pek fazla şey yok; âhir ömrümde tanıdığım hiç kimseden olumlu bir cümle duymuşluğum yok. burhan ayeri, ekran polisliği'ne soyunmuş, onun seyrettiği program kadar benim unutmuşluğum var. deniz ülke arıboğan,en nihayetinde ev hanımı değil, titrine yakışır şeyler yazmalı.kanaldan kanala başlıklı köşenin yazarı, atilla aydoğan'ın 5 yaşın üzerinde bir zekâya sahip olmadığına bahse girerim (önce 3 yazmıştım hatırınız için 5'e yükselttim), bir çocuğu taciz etmekle suçlanabilirim fazla üstüne gitmeyeyim. akşam'da yazan başka yazarlar da var, ancak detaylı inceleyemediğim için yorum yapmam yanlış olur. hem bu onların kötü yazarlar olduklarını göstermez, sâdece bu kadarına vakit bulabiliyorum.
ben sabırlı bir okuyucuyum. beklerim ve bir gün her allah'ın günü ödediğim 30 yeni kuruşun bile hesabını sorarım. bunca yazar bedâva çalışmadığına göre, aldıkları parayı hak ediyor mu bakalım.. kendimi yolunacak kaz gibi görmüyorum !
akşam okunurluk oranı en yüksek gazetelerden biri. işim gereği biliyorum. tirajla karıştırmamak gerekiyor.
21.06.2006 tarihinde okuduğum gazetenin manşeti '' sigara parasına tatil ''. yanısıra, izmir vip'i ile ilgili bir haber, dünya kupası'ndaki voodoo büyüsü , başbakan'a hediye edilen cimbom forması gibi haberler.
3. sayfaya sıkışmış minik bir haberde, sıla adında 2 yaşındaki bebenin cenâzesinin gazeteciler tarafından kaldırılması. ölüm sebebi manşet olmayı çoktan hakediyordu oysa ( ülkemizde bazı şeyleri haketmek için ölmek de gerekebiliyor). burnu sızlamadan bu haberi okuyabilecek insanlar olduğuna inanmak istemiyorum. bu tür haberleri uzun süre etkisinden kurtulamadığım için ve yeni bir travma yaratmaması bakımından okumak istemiyorum ama görmezden de gelemiyorum. manşetten verilen diğer haberlerin insanı daha insanlaştırdığını düşünmüyorum. ölümü kanıksamak ( hele de küçücük bir canlının ölümünü ) istemiyorum. bu düzenden ve ona hizmet eden herkesten nefret ediyorum.
şimdi, kimin ne kadar umurunda olur bu yazılanlar bilmiyorum. 1 kişi bile empati kurabiliyorsa, kendimi şanslı sayıyorum. basındaki tekelleşmeden tiksindiğim için bu eleştirileri yapma hakkını kendimde görüyorum. kimin daha uzağa işediğinin ne önemi var ? önemli olan parmağın hâlâ yaralı olması değil midir ?
20.06.2006 tarihli akşam gazetesi manşeti tam bir gazetecilik örneğiydi. ' polis engeli ' başlığıyla, İzmir'de engelliler arasında oynanan basketbol karşılaşmasında meydana gelen olaylarda polisin tekerlekli iskemlede oturan sporculara acımasızca cop vurması ve biber gazı sıkmasıyla ilgili.
özellikle bir gün arayla yapılan manşetleri verdim. şimdi kendimi rüşvet almadan işini yapmış bir memur kadar huzurlu hissediyorum.
kısa yoldan köşe dönmenin mârifet sayıldığı memleketimizde, köşe kapmaca oynayan, köşe yazarlarını görmek istemiyorum.

  • cebrailiye
  • 1 yorum var
  • 22 Haziran 2006 00:08

Etiketler: , ,

Çok Ünlü Kişi olmak.. Bekir Çoşkun'un yazısı...

  • esatergun
  • 3 yorum var
  • 29 Haziran 2005 02:03

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

etiket menüsü

pilli ilan

Tutulanlar Banner

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.