Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "5 Günde İngilizce "Sevgini Gönder" ile Boyner'den 100 TL'lik Hediye Çeki Kazan"

Etiket:

psikoloji hakkındaki yazılar:

sadece bildiriler gösteriliyor, tüm yazıları görmek için tıklayın

Bilkent Üniversitesi’nde gerçekleşen intihar bombacısı olayından sonra aklı başında olan herkes bombacıya lanet okumuştur, hatta keşke ölseydi diyenler bile çıkmıştır. Peki ama bu insanlara bu kadar radikal bir eylemi yaptıran nedir?

\
fotoğraf: milliyet.com.tr

Tahmin edilenin aksine çoğu intihar bombacısı normal diyebileceğimiz insanlardır. Sürekli güncellenen çalışmalar gösteriyor ki intihar bombacıları çevrelerinde ortalamanın üzerinde başarı gösteren ve daha iyi eğitim görmüş kişiler olmaktadır. Patolojik anlamda nadiren intihar eğilimi gösteren insanlardır. Tel Aviv Üniversitesi’nden psikiyatrist Ariel Merari 1983 yılından bugüne orta doğu bölgesinde intihar saldırısı yapan kişileri incelemiş ve çok azında ruh hastalığı, uyuşturucu veya alkol bağımlılığı tespit etmiştir.

Ayrıca intihar bombacılarının radikal İslamcı veya radikal din görüşü olan kişiler olduğu genellemesi de doğru değildir. 1980’lerde lübnan’da yapılan intihar saldırıları tutucu hristiyanlar tarafından gerçekleştirilmiştir, günümüzdeki anlamıyla intihar saldırısı kavramının yaratıcıları ise marxist-leninist görüşteki tamil kaplanları isimli gruptur.

Peki nasıl oluyor da sağlıklı ve iyi eğitilmiş genç insanlar sivilleri öldürmek uğruna kendilerini kurban ediyorlar? Cevap bombacılardan çok onları bünyelerine alan ve eğiten organizasyonlarda saklı.

Spacer
Spacer
 | 18 yorum var 
 | 01 Mayıs 2009 12:02 

Algı değişiklikleri ile kendi uzmanlık alanlarında bile çok basit testlerde hata yapan uzmanları duymuşuzdur: bir şarap uzmanının kırmızı ve beyaz şarabı ayırt edememesi (karartılmış bardaklar içinde) veya sanat eleştirmenlerinin bilgisayar tarafından rastgele çizilmiş çizgilere bakarak çok derin anlamlar görmeleri gibi. Böyle öykülerden hepimiz zevk alırız çünkü kişiler bir konuda gerçek otorite olduklarını iddia etmeyi arzularlar. Peki ama eğer gündelik seçimlerimizi nasıl yaptığımızı incelemeye kalkarsak.. Uzmanlar uzmanlıklarının el verdiği ölçüde ve bu limitler içinde hata yaptıklarında kabul görebilirler ama peki ya bizler kendimiz üzerine en uzman kişiler olarak hata yaptığımız zaman bu kabul edilebilir bir hata olur mu?

Gerçek seçimimiz gizlice değiştirilse bile sorulduğunda seçimimizi şiddetle savunuyoruz. Fotoğraf: Peter Cade / Getty
Gerçek seçimimiz gizlice değiştirilse bile sorulduğunda seçimimizi şiddetle savunuyoruz. Fotoğraf: Peter Cade / Getty

Bu sorunun cevabı bazı illüzyon numaraları kullanılarak bulunmaya çalışılmış. Katılımcılara sunulan alternatifler üzerinde bazı numaralar yapmaktansa habersiz olarak kişilerin seçim sonuçları üzerinde numaralar yapılmış ve nasıl tepki verdikleri kaydedilmiş. Örneğin, ön çalışma olarak katılımcılara insan yüzü fotoğrafı çiftleri gösterilmiş ve daha çekici olanı seçmeleri istenmiş. Bazı denemelerde kişilerden, seçim yaptıktan hemen sonra seçimlerinin arkasında yatan nedenleri açıklamaları istenmiş.
Habersiz olarak, bazı denemelerde çift-kart illüzyonu ile seçtikleri yüz aslında seçmedikleri yüze ait fotoğrafla değiştirilmiş. Genel yargı, böyle bir değişiklik olduğunda çok büyük ihtimalle hepimizin bunu hemen fark edeceği yönünde. Fakat sonuçlar %75 oranla katılımcılar illüzyona kandıklarını ve aslında seçmedikleri yüzü neden seçtiklerine dair açıklamada bile bulunduklarını gösteriyor. (deney videosu)

Spacer
Spacer
 | 7 yorum var 
 | 23 Nisan 2009 17:45 

Bu imaj maskenin önü mü yoksa arkası mı? Şizofrenler biliyor. Fotoğraf: Thomas Papathomas
Bu imaj maskenin önü mü yoksa arkası mı? Şizofrenler biliyor. Fotoğraf: Thomas Papathomas
Bir maskeye karşıdan bakarak önüne ya da arkasına baktığınızı söylemek tahmin ettiğinizden çok daha zor olabilir. “Oyuk maske” efekti olarak adlandırılan etki yüzünden insan beyni algıladığı imajın iç bükey mi yok dış bükey mi olduğunu ayırt edemez.

Ama ilginç bir şekilde herkes maskenin şeklini anlamakta zorlanmamaktadır. Yeni araştırmalar göstermektedir ki, şizofrenler bu efektten etkilenmemektedir. Sonuç olarak bu illuzyon şizofreni tespitinde yeni bir test olanağı sunmaktadır.

Spacer
Spacer
 | 25 yorum var 
 | 12 Nisan 2009 10:28 

Deja Vu, Fransızca bir kelimedir ve anlamı “Zaten görülmüş olan” demektir. Deja Vu yaşayanlar bu deneyimi daha önceden yaşamadıkları bir olayı sanki daha önce yaşamış kadar yüksek oranda bir benzerlik hissi içinde deneyimlemek şeklinde tanımlamaktadır. Ayrıca bu deneyime “gariplik” “bir şeylerin ters gitmesi” gibi duygular da eşlik edebilir. Genellikle yaşanan şey muazzam derecede tanıdık gelen ama yine de yeni bir olay şeklinde olurken, bazı deneyimlerde yaşananlar geçmişte yaşanmış bir olaymış gibi de algılanabilir.

Fotoğraf: Sebastian Kaulitzki
Fotoğraf: Sebastian Kaulitzki

Araştırmalar insanların %70’inin bu deneyimi hayatlarında en azından bir kez yaşadığını göstermektedir. Yani bu yazıyı okuyanların çoğunluğu bu deneyimi şahsen yaşadı.

Deja Vu’nın kökeni çok eskilere dayansa da, konuyla ilgili bilimsel araştırmalar 20 yüzyılda başlamıştır. Her ne kadar bu olayın temeli tam olarak bilinmese de, bilimsel yaklaşım bu deneyimin doğa üstü bir olay olmadığını, hafıza ile ilgili yaşanan bir anomali sonucu deneyimlenen olayın daha önceden yaşanmış gibi algılanmasından ibaret olduğu yönündedir.

Spacer
Spacer
 | 34 yorum var 
 | 26 Mart 2009 14:06 

Yaratıcılık ve Psikiyatrik Bozukluklar Arasındaki Bağlantı Antik çağlardan beri insanlar yaratıcılık ve psikiyatrik bozukluklar arasında bir bağlantı olabileceğini düşünmüştür. Peki gerçekten "deli profesörler" en acaip buluşları yapar, "şizofren ressamlar" en soyut sanat eserlerini üretir? ya da yenilikçi bir tasarım yapmak için biraz kaçık olmak mı gerekir?

Psikopatolojik ve nörolojik bozukluklarla yaratıcılığın karakteristik özellikleri arasında benzerlikler bulunmaktadır. Bipolar bozukluk,demans,dikkat kaybı bozuklukları, epilepsi ve şizofreni ayrı ayrı yaratıcılık ile karakteristik anlamda benzerlikler gösterse de, bu ilişkiyi kesin olarak kanıtlayabilecek bilimsel bir kanıt yoktur. Acaba bu ilişki bir neden-sonuç ilişkisi mi yoksa gerçekten direkt bir ilişki var mı?

1.bipolar bozukluk ve yaratıcılık kaynak:http://serendip.brynmawr.edu/exchange/node/1768

1949'da alman sanatçılar ve aileleri üzerine yapılan bir araştırmaya göre bipolar bozukluk ve yaratıcılık arasında tanımlanabilir bir ilişki vardır. bunun nedeni hem bipolar bozukluğun hem de yaratıcılığın genetik olarak nesilden nesile geçmesi olarak gösterilmiştir. bu ailelerde, genetik izolasyon nedeniyle gelecek nesillerde hem yaratıcı olup hem de bipolar bozukluk taşıma oranı yükselmektedir. yazarlar üzerinde yapılan başka bir araştırmaya göre, yazarların yüzde 80'i ciddi duygu-durum bozukluğu yaşamaktayken bu oran genel olarak topluma bakıldığında yüzde 30'da kalmaktadır. bir diğer çalışmada manik-depresif kişilerin yaratıcılık üzerine yapılan testlerde kontrol grubuna göre daha başarılı olduğu tespit edilmiştir.

van gogh, bipolar bozukluk hastasıydı
van gogh, bipolar bozukluk hastasıydı

Spacer
Spacer
 | 24 yorum var 
 | 26 Aralık 2008 12:21 

Etiketler: , ,
\
sanatçı: selçuk erdem

Bilim insanlarınca yapılan bir araştırma blog yazmanın olumlu psikolojik sonuçları olduğunu ortaya koymuş. Araştırmacılar 600 myspace kullanıcısından online bir test doldurmalarını rica etmişler. 134 kişi olumlu cevap vermiş. Anket sonunda bu 134 kişiden iki ay süre ile bir blog tutmaları ve bunu düzenli olarak güncellemeleri istenmiş. 84 kişi bu teklifi kabul etmiş. 50 kişi ise kabul etmemiş. ilk araştırma teklifi kabul edenlerin kabul etmeyenlere oranla daha zayıf sosyal ilişkileri olduğunu ve yeterli özgüvene sahip olmadıklarını ortaya koymuş. iki aylık düzenli blog tutma deneyiminden sonra sonra bu 84 kişilik gruptan yeni bir test daha doldurmaları istenmiş. Bu sefer 59 kişi kabul etmiş. Test sonucunda bu kişilerin, kendilerine daha fazla güvenen , sosyal ilişki kurmada ve toplum hayatına integre olmada daha başarılı bireylere dönüştükleri görülmüş...

Spacer
Spacer
 | 15 yorum var 
 | 11 Mart 2008 14:15 

\
internette her geçen gün insan sağlığıyla alakalı yeni siteler açılıyor ve özellikle psikolojik destek konusunda yararlı bilgiler içeren siteler bu konuda her an ulaşabileceğimiz bilgilere sahip. deprem psikolojisi, saplantılar , panik atak, bunama, uyku bozuklukları, stress, fobiler, cinsel psikolojik sorunlar, çocuk psikolojisi vs... özellikle ülkemizde çeşitli nedenlerle psikologlara gitmeyen, gidemeyen ve çekinen insan kitlesi hiçte azımsanamayacak boyutlarda. psikoloğum bunlardan bir tanesi. genelde bayanların üye olması dikkat çekici.

diğer bir sitede ise uçuş fobisinden, sınav korkusuna kadar bir çok konu işlenmiş ve makaleler halinde site ziyaretçilerine sunulmuş.

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 07 Nisan 2007 18:49 

\
"Digg'in sistemini kirmak mumkun mu?" sorusunun cevabini arayan bir muhabir bunun icin once "tamamen anlamsiz ve kotu yazilmis" bir blog hazirladi. Sonra Digg'de PseudoPotato nickiyle hesap acip, bu blog'u tanitan bir yazi yazdi. Bu yaziya oy toplamak icin bir sirketle anlasti (katilim ucreti $20, oy basina $1). Sonunda para karsiligi toplanan ve "suru psikolojisiyle" verilen oylarla en populer yazi secilip, olanlari Wired News'a haber yapinca tahmin edersiniz ki Digg'de ortalik karisti. Online komunitelerle ilgili ilginc bir deney...
Spacer
Spacer
 | 4 yorum var 
 | 03 Mart 2007 09:24 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu