Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Lif modelleri"

Etiket:

türk hakkındaki yazılar:

sadece bildiriler gösteriliyor, tüm yazıları görmek için tıklayın

thy sitesini yenilemiş. daha sade ve ferah bir tasarım olmuş.

Spacer
Spacer
 | 6 yorum var 
 | 04 Nisan 2006 08:40 

yeniçeri

yeniçeri

ankara'da bulunan imengi tasarım studyosu céiron adında yeni bir fantastik evren yaratıyor. türk ve doğu kültürlerinden örnekler taşıyan bu evrenin ilk olarak kitapları ve bilgisayar oyunu hükümran senfoni görücüye çıkacakmış. daha sonrası için masaüstü oyunu, oyun kartları ve uzun metrajlı film gibi projeler varmış. bilgisayar oyununun konsept çizimlerini kerem beyit yapmış ancak aralarında çıkan anlaşmazlık yüzünden projeden ayrılmış. oyun strateji ve rol yapma oyunlarının birleşimi türünde olacakmış. şu an sponsor arıyorlarmış ve önümüzdeki günlerde game devolopers conferance a katılıp dünya çapındaki oyun dağıtıcılarıyla görüşeceklermiş.

Spacer
Spacer
 | 5 yorum var 
 | 16 Mart 2006 01:12 

alexa türkiye'de çevrimiçi reklamverenlerin baz aldığı istatistikleri sunan bir sistem. colin m. sounders bu verileri kullanarak çalışan sanal bir borsa oyunu hazırlamış. blogshares benzeri hisse alıp satarak sanal kazanç elde edilen bir oyun. [alexadex]

en iyiler listesinde birinci sırada şu an bir türk boy gösteriyor.

site bir çok dilde hizmet veriyor. türkçe çevirisini yapan biraz sulu şaka yapmayı seviyormuş anlaşılan. neresi komik anlamıyorum. düzgün türkçe çevirisi burada.

Spacer
Spacer
 | 6 yorum var 
 | 01 Mart 2006 22:35 

Ömer Lütfi Mete'nin güzel bir makalesi var aşağıda. Özünde uygulamayı değil değerlerimizi ve değerlerimizle olan ilişkilerimizi irdeleyen makale birey ve toplumumuzun kültürel çarpıklığı ortaya koyması açısından dikkate değer görünmektedir.

Hasta Türk'ün töresi: Dosta şahin, düşmana güvercin!

Martin Bouma adlı felçli bir Hollanda vatandaşının A. Ü. Tıp Fakültesi'nde Profesör Haluk Deda'nın gerçekleştirdiği kök hücre nakli ile yürümeyi başarması, ülkede ve çevrede bunca kötülükler yaşanırken iç açıcı bir haber. Sağlığına kavuşan bu misafirimizin bir sözü ise eğer yaygın gerçeği yansıtıyorsabüsbütün ferahlatıcı: - Ülkemde bir ' vaka ', Türkiye'de ise ' insan ' olarak görüldüğüm için yürüyor, konuşuyor, tat alabiliyorum. Yıllar yılı hep neden şikâyet ettik? - Devlet vatandaşları adam yerine koymuyor. - Memurlar halka hor davranıyor. - Hastalarımıza insan muamelesi yapılmıyor. Özellikle bu sonuncu maddeyi ne kadar işlemişizdir? Hele Batı ülkelerindeki hastanelerin temizliğinden başlayan mukayeseci öykülerimiz neredeyse bir destan kültürü oluşturmuş, oralardaki tıp insanlarını tanımayanlarımıza melek gibi göstermiştir. Doğrusu şahsen bu mukayeseleri çürütecek değil, aksine büyük ölçüde onaylatacak türden gözlemlere sahibim. Buna karşılık, ömrüm ülkemin hastanelerinde ' insan yerine koymayıcı' uygulamalarla boğuşarak geçmiştir. Öyleyse bu Hollandalı Martin Bouma başka bir diyardan mı bahsediyor? Yoksa zaman ve mekân algımızda bir bozulma mı var? Zihnimiz alt üst oluyor ve geriye bakıyoruz; batı ülkelerinde akıl hastaları yakılırken atalarımızın onları musiki ile tedavi ettiklerini görüyoruz! Bazı Avrupalı seyyahların hatıralarına kulak veriyoruz; ' on bin Türk camiden dağılırken en küçük bir kargaşa ve gürültü yaşanmıyor ama bizde on tane Alman bir araya gelse ortalık velveleye boğulur' diyenlerin şaşkınlıklarını duyuyoruz. Rüyada mıyız, neyiz; bu Hollandalı gerçekten Türkiye'den mi bahsediyor? Hollanda'da sadece ' vaka' muamelesiyle karşılaşan kişi burada ' insan' olarak görüldüğü için sağlığına kavuştuğunu söylüyorsa neye hükmedeceğiz? Çok kısa zamanda mucizemsi bir değişimle aslımıza mı döndük? Tek bir hastanede ve bir kürsüde yaşanan ileri düzeyde insancıl bir istisnai tıp etkinliği ile mi karşı karşıyayız? Yoksa değişen bir şey yok da, sadece bir Avrupalıya uygulanan özel muamele mi söz konusudur? Elbette bir Hollandalıya bunu söyletebilmek hoş. Hatta sadece ona söyletebilmiş de, başkalarında genellikle aksi duygu uyandıramamışsak dahi hoş. Fakat bu örnek, bizim gerileme sürecimize damgasını vurmuş temel kişilik zaaflarımızdan ' kendi insanına şiddetli, başkalarına yumuşak' davranma huyumuzun bir yansıması ise hoş değil, boş bir haber! Şüphesiz yabancıya, özellikle de misafire karşı olabildiğince iyi davranmak hem töremizin, hem de dinimizin gereği! Ancak bu yönde duyarlı davranabilirken kendi insanımıza sevgisiz ve saygısız yaklaşmamız ağır bir hastalık değil mi? Kur'anı Kerim Müslüman kişiyi tanımlarken ' kafirlere (düşman ettiklerinde) karşı şiddetli, kendi aralarında ise yumuşak' ifadesini kullanır, ' inananlara karşı alçakgönüllü, inanmayanlara karşı mağrur' diye ölçü koyar. Oysa yüzde 99'u Müslüman (?!) bilinen bu toplumda ' el iyisi' olma dürtüsü derin ve sinsi bir kasırga gibi herkesi etkiliyor. Kendi insanına hor bakıp başkalarına şirin görünme hastalığı öylesine yaygın ki, kitlelerin nabzını çok iyi tutabilenleri bile pençesine alıyor. Mesela Erdoğan, Diyarbakır ziyaretinde kendisine pankart açan PKK'lılar karşısında ' daha fazla demokrasi' vaatlerinde bulunacak kadar hoşgörülü davranabilirken, başka bir yerde ' fabrika istiyoruz' diyen vatandaşa ' devletin sırtından geçinme devri bitti' diye fırça atabilmektedir. Oysa PKK'lılar her durumda ona düşmandırlar, beride fabrika isteyen vatandaş ise ya taraftarı veya taraftar adayıdır. Belki de Batı'nın üstünlüğü, Kur'anı Kerim'in ' birey tanımı'ndaki hikmeti kendine uyarlamasındandır: - Başkalarına karşı şahin, kendi insanına güvercin. Bizim alçalışımız da, kendi hikmetimizi tersyüz etmemizden: - Başkalarına karşı güvercin, kendimize karşı şahin!

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 13 Eylül 2005 10:21 

internette şöyle bir imaja rastgeldim. metni taşıyorum:

"uyan atam, uyan!" manşetiyle başlıyor. "uyan ma atam sen uyuduğunda bu dünya kirlendi" diye devam ediyor. "türk hacker by soldier" diye de hatalı bir ingilizce cümle var ertesinde. "dağ başını duman aldı" diyerek de bitirilmiş.

şimdi neye takıldığımdan emin değilim. anlamsız atatürk fetişine mi, kamyon süsü estetisine mi, cümlelerin anlamsızlığına ve hatalarına mı, ya da dağ başını duman aldı diye yakınan birisinin kendisine ingilizce isim takıp yarı ingilizce hackercılık oynamasına mı? tarafımdan haklandı yaz hiç değilse.

[türkiye'de hackercılık]

Spacer
Spacer
 | 5 yorum var 
 | 15 Ağustos 2005 01:59 

Etiketler: ,
Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 30 Haziran 2005 12:45 

türkiye'nin ilk grafik sanatçısı "...Milli Piyango bileti almak, babamın tek ve sürekli tutkusu idi. Onu yitirdiğim günden beri elimde kalan bazı kitapları arasında bir bilet nedense hep durur. Ondan kalan bir anıya mı, yoksa sadece bir kağıt parçasında kaşı gözü olan, benim insanlarımdan bana bakan gözlerini mi görüyorum. Köşede bir üçgen, üstte ve altta bir isim, imza; İhap Hulusi-İstanbul. Türk görsel sanatlarının sorunlarını izlemek ve çözmekle yükümlü kurumlara sormalı. İhap Hulusi Görey'i tanıyor musunuz? Yanıt:Kim?.." yazı: ender merter "İhap Hulusi Görey mi? Ha o mu...Öyleyse Devlet Güzel Sanatlar Yüksekokulu'na gidiniz. 1920'lerin Türkiyesinde grafik sanatı nedir, afiş nedir kimse bilmezken piyangosu, Tekel ambalajları ve posta pullarına kadar yayınlayan grafik ve afişleri erdemli bir biçimde tek başına üreten bu ustayı "sessiz ve derinden gelen asırlık bir emek adına" tanıyınız. devamı yazı: ender merter ihap hulusi görey kimdir? 1898'de Mısır'ın Kahire şehrinde doğan İhap Hulusi, ilk ve orta tahsilini Kahire' nin İngiliz okullarında yaptı. 1920 yılında resim eğitimi görmek üzere Almanya'ya gitti. Önce Münih'de Heimann Schule atölyesinde üç yıl çalıştı, daha sonra Kuntsgewerbe Schule'ye devam ederek tahsilini tamamlayıp yurda döndü. Arapça, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmesi nedeniyle Dışişleri Bakanlığı'nda çalışması istendi, ancak o memuriyeti reddetti. Akbaba'da Münif Fehim ve Ramiz'le birlikte çalıştı. Daha sonraları afiş çalışmalarına ağırlık veren İhap Hulusi, afişi yaparken "Buluş"un önemine değinerek "Seyredenlerin ilgisini çekmeli ve düşündürmeli" diye yorumladı. devamı - www.ihaphulusi.gen.tr

Spacer
Spacer
 | 3 yorum var 
 | 17 Nisan 2004 15:53 

Etiketler: , ,

Bilgiye erişimde, demokrasi ve açıklık prensibinin uygulandığı, Devlet Arsivleri Genel Müdürlügü üzerine düşen sorumlulukların bilinci ile Osmanli ve Cumhuriyet dönemi arşiv malzemelerine ait kataloglarin internet üzerinden yayınlanmasına baslanmıştır.

18 Nisan 2002 tarihinden itibaren, osmanlıve cumhuriyet dönemi arşiv malzemelerine ait kataloglardan tarama yapılabilmektedir...

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 19 Nisan 2002 10:29 

Önceki 1 ... 5 6 7
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu