Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan hafif.org'da: "Gülcemal"




Etiket:

tarım hakkındaki yazılar:

\

Kuşadası’nda geniş topraklara sahip bir ailenin üyesi olan Gürsel Tonbul,10 yıl önce daha kimsenin organik tarım hakkında bilgisi yokken bu işe nasıl başladığını anlatıyor .Bu konuyla ilgilenenlere faydalı olacağını düşünüyorum. Özellikle şu diyalog çok hoşuma gitti:
"Örneğin, yaprak bitlerine karşı arap sabunuyla ağaçları yıkayın talimatı verdiğimde, adamlarım - Bütün Davutlar Ovası’nı bize güldürüyorsun Abla, ağaçlar köpür köpür köpürüyor, Davutlar bize gülüyor- diye itiraz ettiler. Ben de onlara - Siz işinizi doğru yapın, son gülen biz olacağız- dedim."

Gerçekten de son gülen Gürsel Tonbul hanım olmuş. Kendisinin azmini ve duyarlılığını takdir ediyor kendisine sevgilerimi gönderiyorum.

  • Chat Noir 1
  • 0 yorum var
  • 12 Temmuz 2008 16:27


\

Neredeyse yediğimiz her besinde bulunan katkı maddeleri,hormonlu meyve ve sebzeler,bilinçsizce kullanılan zirai ilaçlar sağlığımızı tehdit ediyor. Özellikle meyve ve sebzelere ayrıca hayvanların yediği zirai ilaçlı otlar vasıtasıyla etlere geçen kimyasal,insan sağlığı için zararlı maddeler kanser riskini arttırıyor.Bebeğini emziren bir annenin sütünde bile 1250 çeşit zirai ilacın kalıntısı bulunabiliyor. Bu durumda ne yapmak lazım.Mümkün olduğunca organik gıdaları tercih etmek lazım.İstanbul şişli,Bursa,Antalya ve samsunda yer alan ekolojik pazarlardan alışveriş edilebilir.Süpermarketlerin organik ürün satan bölümlerinden faydalanılabilir yada bahçesi olanlar kendi sebze ve meyvesini yetiştirebilir,olmayanlar balkonunda maydanoz,biber,domates yetiştirebilir.Sağlığımız için hormonlu,genetiği değiştirilmiş yada katkı maddeli besinlerden uzak durmalıyız.Sağlıklı yaşamak için bilinçli tüketiciler olmalıyız. Bu konuyla ilgilenenler detaylı bilgilere buradan ulaşabilirler.
  • Chat Noir 1
  • 0 yorum var
  • 03 Temmuz 2008 20:52

\

Sabahları vakit buldukça, tabi benim sabah dediğim öğlene doğru oluyor,Martha Stewart showu izliyorum.Programında çoğunlukla, ilginç yemek tariflerine,pratik bir takım bilgilere,dekorasyonla ilgili konulara yer veriyor.Kendisinin üç köpeği var.Sanırım bir çiftlikte yaşıyor.Hayvanları,doğayı ve yemek yapmayı seviyor.Program konuklarına her gün çok sayıda hediye dağıtıyor. Yalnız ilgimi çeken ve sizlerle paylaşmak istediğim nokta yemek tarifi yaparken kullandığı malzemeler çoğunlukla kendi ülkesinden.şu bölgenin kabağı,bilmem nerenin domatesi diyor.Çiftçilerimizi destekleyelim diyor.Organik sebze ve meyve kullanmayı teşvik ediyor.Bense bizim yemek tarifi programlarında hiç böyle bir şeye rastlamadım.Sanırım bunun bir tarım ülkesiyken hemen hemen tüm tarımsal ürünleri yurtdışından ithal eder hale gelmemiz ile bir lakası var. Onlar gelişmiş bir sanayi ülkesiyken bile tarıma destek veriyor.Çiftçisine arka çıkıyor.Kendi ülkelerinin kültürlerinin tanıtımını yapıyorlar bizse üreteceğimize, kendi çftçimizi destekleyeceğimize onlara hayran hayran bakıp ithalata devam ediyoruz.Onlar ucuza organik ürünleri yiyiyorlar.Biz hormonluları,radyasyonluları yiyerek pahalı organik meyve ve sebzelere uzaktan el sallıyoruz..Bu fasit daireyi kırarak yeniden üreten,kendine yeten,yatırım yapan ve daha çok ihraç eden bir ülke haline gelmeliyiz.Marthanın blog sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
  • Chat Noir 1
  • 2 yorum var
  • 17 Haziran 2008 22:40

istanbul teknik üniversitesi, uçak ve uzay bilimleri fakültesi, meteoroloji mühendisliği bölümü, ana konusu, iklim değişimi ve etkileri olan, 4. atmosfer bilimleri sempozyumu'nu 25-28 mart 2008 tarihlerinde istanbul'da düzenleme kararı almıştır.

gelecekte hava durumunun nasıl olacağının bilinmesi havacılık, tarım, orman, su, tıp, enerji ve diğer uygulama alanlarını ilgilendirmekte olup, iklim değişimi ve olası etkileri dünyanın ve ülkemizin en önemli sorunlarından biri olarak tanımlanmaktadır.

  • siberorion
  • 0 yorum var
  • 19 Ekim 2007 14:40

'Küresel ısınma canlıları yokedecek' derken nedense hayvanlar akla geliyor hep. Ne var ki son 30 yılda yüzde olarak en çok tür kaybeden canlı grubu bitkiler. Elbette buna tarımsal ürünler de dahil ki onların azalması bütün facialardan daha feci. Norveçli bilimadamlarının dört ay önce inşasına başladığı Svalbard Küresel Tohum Kasası, ki ‘Kıyamet Kasası’ olarak da anılmakta, halen sahip olunan tarımsal zenginliği korumaya adanmış müthiş bir proje. Kuzey Kutbu’ndan 965 kilometre daha kuzeyde konumlanan bu high-tech ‘Nuh’un gemisi’, yaklaşık 3 milyon tohumu olası facialara karşı koruyacak dev bir ‘robot-bina’. Hangi hücrelerde nasıl korunacakları burada kısaca anlatılıyor. Kasım'da tamamlanacakmış.

  • KoRSaNaY
  • 1 yorum var
  • 06 Haziran 2007 23:33

Başbakanımızla CHP Genel Başkanı Deniz Baykal birbirlerinin malvarlıklarını araştıradursunlar, ülkemizde 909 bin kişi açlık sınırının, 18 milyon kişi ise yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun açıkladığı 2004 Yoksulluk Çalışması Sonuçları’nı çeşitli yönlerden incelemek, ekonomimizin geleceği hakkında yorum yapabilmemiz açısından anlamlı olacaktır. Açlık ve yoksulluk oranları bakımından kentler, kırsal kesimlerimize kıyasla iyiye gitmekteler. Kentlerde gıda ve gıda dışı harcamaları içeren açlık sınırı yüzde 22’den* yüzde 17’ye inerken, kırsal kesimdeyse yüzde 37’den yüzde 40’a çıktı (Bu ikili kıyaslamalar 2003 yılı sonuçlarına göredir). Bu rakamların bize söylemek istedikleri aslında çok net: Türk ekonomisinde aslan payına sahip olan tarıma hiçbir hükümet gereken önemi vermedi. Uygulanan popülist politikalar çiftçinin kamburunun ağırlaşmasına yol açtı sadece. Türkiye genelinde, 15 ve daha yukarı yaşta tarım sektöründe istihdam edilen yoksulların toplam nüfus içindeki payı 2003’te yüzde 10,92 iken, 2004’te bu oran 11,29’a yükseldi. Ekonomi politikalarının her ülkede aynı sonuçları vermesini beklemek, safça olur. Bu yüzden devlet adamlarımız ülkemizin demografik ve iktisadi özelliklerini göz önünde bulundurarak güncel makro ekonomik politikalar belirlemeliler. Arjantin’de işe yaramayan bir çözüm önerisi belki de bizim topraklarımızda mali mucizeler yaratacak, Türkiye’yi yıllardır ulaşmaya çabaladığımız seviyeye daha hızlı taşıyacaktır. Ülkemizin refah düzeyi yükseltilmek isteniyorsa sadece şehirlerimizin değil aynı zamanda kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın da dikkâte alınması gerekir. Kırsal kesimde hem yoksulluğun hem de açlığın büyümesi köyden kente ekonomik göçü körükleyecek, oluşan tablodan uzun vadede kimse hoşnut kalamayacaktır. Türkiye çapında fertlerin yoksulluk oranı sanayide yüzde 21’den yüzde 16’ya, hizmet sektöründe yüzde 17’den yüzde 12’ye düşerken aynı oran tarım sektöründe yüzde 40’tan yüzde 41’e çıktı. Görüldüğü gibi, yoksulluğun sektörel dağılımı da tarım alanında yeni reformlara ve teşviklere ihtiyacımız olduğunun, kırsal kesimin ekonomisini sağlama almak istiyorsak tarıma bir an önce neşter vurmamız gerektiğinin altını çiziyor. Siyasetçilerimiz ekonomik tablolardan pembe sonuçlar çıkarmayı bir yana bırakmalılar zira her dört kişiden birinin yoksulluk sınırının altında hayatını sürdürdüğü ülkemizde o pozitif cümlelerin hangi ekonomik göstergelere dayandığını ve o cümlelerin halka ne faydasının olduğunu çok merak ediyorum.


Etiketler: , ,

Pembe Domates, bir apartman katında, egzos kirliliğine inat domates yetiştirme maceralarını anlatıyor. Yazılar ayrıntılı ve resimlerle desteklenmiş, bu haliyle aynı zamanda iyi de bir klavuz.. Domates severlere..

  • tespitbocee
  • 0 yorum var
  • 30 Mayıs 2006 15:49

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

etiket menüsü

pilli ilan

Tutulanlar Banner

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.