Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Yelekler"

Etiket:

tavla hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın
\

Türkiye'nin ilk javascript tabanlı tavla scripti tavlaservisi.com beta olarak hizmete açıldı.

Tavlaservisi sayesinde sitenize ücretsiz şekilde tavla ekleyebilecek ve ziyaretçilerinizi sitenizde tutmayı sağlayabileceksiniz.

yazılımın oyun içi özellikleri şu şekilde
  1. oda sohbeti
  2. fotoğraflı profil desteği
  3. yüksek online sayısı
  4. oda içerisinde sohbet imkanı
  5. masaya özel sohbet seçeneği
  6. özel puan sistemi
  7. sesli uyarılar

Yakında çeşitli popüler yazılım eklentileriyle beraber hazır sitelere kolayca tavla servisi sunabileceksiniz.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 08 Haziran 2010 10:35 

\
\

evinde anahtar ve kapı kullanılmaz pencereden girilir
sadece dönem başlarında temizlik yapılır
ev kirasını 4 kişi öder ama nedense evde en az 7-8 kişi kalır
yiyecek birşey pek bulunmamasına karşın içecek ki alkollü içecekler bulunur
Okey,tavla ve 52 kağıdında oynanan tüm oyunlar bilinir ve öğretilir
bulaşık ancak kullanacak çatal ve kaşık kalmayınca yıkanır
sabah ekmek almaya gideni belirlemek için geceden batak oynanmaya başlanır oyun uadıkça uzar ve sabah olur
genelde gece oturulur gündüz uyunur
anne baba pek aranmaz kız arkadaşlar daha çok aranır...

Spacer
Spacer
 | 53 yorum var 
 | 20 Mart 2009 12:22 

emirgan çınaraltında,çaybahçesinde oturuyorum,yanımda insanlar..şimdi iyice zor..gerçi şu kızlar.leman falan okumuşlukları var onların.yine de genel düzeyin düşüklüğünden bahsedilebilir.bana göreliğini de ekliyelim.biraz komik görünüyolar.onlar farkında değiller tabii.kıyafetlerinin çizgisi hemen hemen aynı her zaman.bir tek renkleri.. biri ne renk giymişse,diğeri zıt renk giyiyo,giymeye çalışıyo.bu zıtlık bi tür bağımlılığı peşisıra getiriyo sanki.hissediyosun yani.bi kızkardeş ben şunu giyiyim dediyse,diğeri bakıp hee o bu renk giydiyse ben de şu renk giyiyim diyo.birbirine görelik.efe kucağımda bi sağa bi sola eğiliyoruz.bunu tekrarlıyoruz.çok hoşuna gidiyo efe'nin.annesini haberdar etmek istiyo bu hoşnutluktan.bi süre uğraşıyo bunun için.sonunda beceriyo.annesi bize dönüp gülümsüyo.ama yapmacık bi gülümseme bu.efe'nin kahkahalarla gülmeye devam etmesi..sonunda anlıyo anne efe'yi güldüren olayı.annenin bi süre durumu kavrayamamasına hak veriyorum.çünkü ben de pek ihtimal dahilinde diye düşünmüyodum efe'nin bu kadar hoşuna gideceğini bu sağa sola sallanmaların.sen de sallanarak oku bu yazıyı..nasıl okunuyo o ya.yani ingilizce mantığıyla çözmek gerekiyo heralde.yolda durup hangisine oturalım dediklerinde de ben bu ismi zor mekanı seçmiştim.bank benzeri tahta koltukların üzerine turuncu minderler koymuşlar hem kıçının altına hem sırtının yaslanacağı yere.çok rahatmış gibi duruyo ya.kıçımın aklı o koltuklarda kaldı valla.isim ve koltuklar değil yalnız fark.bir sosyal statü farkından da bahsedilebilir.tikimekanı diyo bizimkiler.koltuklardan üzerinde oturanlara çeviriyorum bakışlarımı.pek şaşırtıcı bi görüntüyle karşılaşmıyorum.hani söyledikleri doğru ama,bu tür mekanların genel profili budur ki..tavla oynayan yaşlı insanlar.işte bu görüntü asıl farkı yaratan ve bizim mekanın diğerinden ayrılığını vurgulamaya çalışırken 'halk' kavramını kullanmaya götüren bizi.yandaki mekanın adı mı ne..tamam söylüyorum.ama dikkat et çözmeye çalışırken moralin bozulmasın;sheesha..aynen böyle yazılmış..iki bardak çaydan sonra bi fincan da sütlü kahve geliyo.sütlü içerim ben.sütlü ve şekerli.o sabah baktım evde nescafe kalmamış.markete gitmeye de üşeniyorum.hızır gibi yetişen türk kahvesini buluyorum buzdolabında ve çocuklar gibi seviniyorum.içince farkediyorum ki bu türk kahvesinin tadı nescafeden daha hoş.yok üstüne içimi yumuşak falan yazmışlar da..hayır efendim,ne kadar yırtınarsan yırtın bu türk kahvesinin yerini tutmaz senin nescafen.ha duyanı ağzını bi karış açık bırakacak bi hayretle başbaşa bırakacak olan türk kahvesine süt katma durumu var..sen ne diyosun bilmiyorum ama ben pekala orjinallik diyebilirim ve diyorum buna..sen bunca öv türk kahvesini sonra ertesi sabah evde hala türk kahvesi bulunmasına rağmen markete yollan nescafe almak için..ne diyim..alışkanlık diyim mi..kafamı sağa çevirip,kucağımdaki ali efe'den uzakta tumaya çalıştığım elimdeki fincan sabit dudaklarımı fincana doğru uzatıyorum..biraz sonra tepsiyle yeni çaylar geliyo isteğimiz dışında,hiçbirimiz almıyoruz..bu zorla çay içirtme politikasından rahatsız söyleniyo içimizden bir kaçı..kimbilir belki de o an karar veriyoruz ortak bir içgüdüyle,bi daha gelirsek ismi zor sheesha'da oturmaya..

Spacer
Spacer
 | 1 yorum var 
 | 05 Eylül 2008 13:25 

tavlamekani.blogspot.com
tavlamekani.blogspot.com
tavlamekani iki tavla severin hazırlamış olduğu bir bloga benziyor.şu anda 2 yazar var. yazılara baklırsa 2 günde bir tavla oynuyorlar ve resmini ve videosunu çekip bloga yazıyorlar.
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 04 Şubat 2008 10:39 

Satranç dünyanın en eski oyunlarından biri. En önemli özelliklerinden biri günümüze kadar gelebilmiş olması. Yalnız satrançın nasıl ortaya çıktığı ile ilgili çeşitli hikayeler var.. Bunlardan benim en ilgimi çekeni,

Satrançı kim bulmuştur

Bu kısa bilgiden sonra satranç oynamak isteyen arkadaşlarımızın genel bir bilgi almak amacıyla,

Açılışlar

Biraz daha ilerlemek isteyen arkadaşlarımız için işin felsefesini anlamak için,

Spacer
Spacer
walkman
 | 0 yorum var 
 | 28 Mart 2007 16:41 

Etiketler: , , , , ,
\

Şuradaki habere göre İran Sistan-Baluchistan'da bulunmuş. 5000 yıllık olduğu açıklanan zarlar tavla zarını andırıyor. Buda tavlanın 100-200 yıllık değilde 5000 yıllık bir tarihe dayandığını gösteriyor.

Spacer
Spacer
 | 3 yorum var 
 | 17 Ocak 2007 17:12 

merhaba günnük,

yazı karakterin değişmiş senin; büyümüş, değişmiş, serpilip gitmişsin. selvi boylu olmuşsun, al yazayım o zaman.

oyunlar dönüp duruyor aklımda epeydir. belki hoş bir konu olur da yazmaya gönlüm olur dedim. iyi mi ettim, bilemedim şimdi. bakıp göreceğiz.

1-) satranç
satrancın mucidine ödül olarak ne istediği sorulunca "1. kareye 1, 2. kareye 2, 3. kareye 4 adet pirinç..." istemiş. icadın hediye edildiği kral önce dalga geçildiğini sansa da biraz hesap, biraz deneme/yanılmadan sonra adamın çok pirinci olacağını farkedip gülümsemiş derler. derin düşünme ve strateji gerektirdiğinden bana çalışma ortamımı hatırlatıyor. o yüzden fazla ısınamıyorum kendisine. cep telefonumla oynuyorum bazen yol uzunsa. eski şampiyonlardan (belki hâlâ onlardan biridir, bilmiyorum) kasparov ve karpov'un maçları anlatılırdı eskilerden. oyun yerine savaş gibi geçerdi. biri titizdi sanırım. diğeri 3 ay boyunca duş almamış, traş olmamış. ve kendisine verilen 15 dk hamle süresinin her seferinde son saniyelerinde oynuyor filan. bırakıp gitmiş oyunu nitekim diğeri dayanamayıp. sonraları ibm'in deep blue makinesiyle yapılan maçlarla tekrar gündeme geldi. deep blue üzerinde çalışan satranç yazılımının bir açığını farkeden insan rakibi, ikinci oyunda da aynı açığa oynayınca ibm yetkililerinden birinin açığı düzeltmek üzere bilgisayara müdahale ettiğini iddia ederek 3. oyunu yarıda bıraktı diye hatırlıyorum. şizofrenlerden bazılarının satranç şampiyonlarını yendiğini de okumuştum. ilginç, zeka gerektiren ve dahilikle delilik arasındaki o meşhur çizgiyi inceltebilecek bir spor olarak bilirim ben kendisini. şah-mat!

Spacer
Spacer
impala
 | 3 yorum var 
 | 09 Ağustos 2006 08:20 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu