Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "desperate housewives 4x16+4x17 sezon finali"




Etiket:

umut hakkındaki yazılar:

Atripla
Atripla
AIDS hastaları için umut ışığı olan bir ilacı sunmak istiyorum. Atripla.

Daha önce AIDS hastalığı için ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından piyasaya sürülen, “Viread”, “Emtriva” ve “Sustiva” adlı 3 ilacı bir araya getiren Atripla, bu üç ilacın getirdiği tüm olumlu yanları bünyesinde topluyor.

İlk olarak ABD de kullanılan bu ilaç hastalığın en önemli etkileşimi diğer insanlara yayılmasının önlenmesi yönünde önemli bir adım atılmış olması, yapılan açıklamalara göre diğer üç ilacın düzenli bir şekilde kullanılmaması nedeniyle ilaçlara dayanıklı formların gelişmesine yol açıyor, fakat Atripla adlı bu ilaç tek olduğu için tüm bu sorunları ortadan kaldırıyor ve virüsün diğer insanlara da yayılmasını önlemiş oluyor.

  • cavo
  • 0 yorum var
  • 03 Mayıs 2008 14:49


\
Bir küçük kar tanesiydi, bulutların arasında, özgürdü, her gün açıp kapattığı gözünün önünde serilip giden bir yaşamın içindeydi sadece... Nerede olduğunun, nasıl olduğunun önemi yoktu... Özgürlüğün, kar olup yağmanın ne olduğunu bilmeden yaşıyordu... Henüz düşmemişti toprağa, kokusunu bilmiyordu... Soğuk bir mevsimin parçasıydı, çimenlere düşmeyi düşünemezdi bile, görmemişti ki hiç, yaz nedir, sıcakta terlemek,baharda papatyalar arasına konmak nedir, anlayamazdı, düşleyemezdi bile... Yeryüzü onun için uzaktı, çok uzak, sadece bakıyordu, bakmanın anlamını düşünmeden seyrediyordu dünyayı... Koşuşturan insanlar, uçurtmasını savuran bir çocuk, evlerinin beyaz ışıkları içinde kararan yüzler... Hepsini yukarıdan izlemek hoşuna
gidiyordu.Dokunmadan yaşamak, seyretmek, onun için en güzeliydi... En çok sevdiği de, güneşin doğuşunu bulutların arkasından gülümseyerek, sıcaklığını hissetmeden ışıltısını görebilmekti... Ne kadar doğasına ters de olsa, güneşi seviyordu, ayrı bir aşktı onun için ışığında kaybolmak, kızıllığında kendini bulmak, kaybedeceğini bile bile güneşe karşı bir kumar oynamak istiyordu sanki... Bulutların arasında, milyonlarca kar tanesinden sadece biriydi, küçücüktü, aralarında kayboluyordu, kimse farketmemişti güzelliğini...Beyaz bir yüreği vardı, yüzüne yansıtmıştı rengini... Zaten başka renk de tanımamıştı, bir kendi beyaz saf rengi, bir de güneşin kırmızısı...

Soğuk bir kış günüydü, rüzgar titretiyordu bulutları, aşağıya baktı, sokaklarda insanlar üşüyordu, hepsi de bir an önce evine ya da sıcak bir ortama gitmek için acele ediyor, şapkaları , atkıları rüzgarda savruluyordu... Güneş saklanmıştı bir kara bulutun arkasına, baktı, baktı, göremedi... Soğuğu içinde hissetti, daha bir sertleşti yüreği...

  • siirimsi
  • 0 yorum var
  • 20 Mart 2008 22:17

sen sustukça
sen sustukça

Susma,

Sen konuştukça cennet kokusu kaplar dünyayı… Kuşlarım kanat çırpar, yelken açar martılar denizler üstünde çığlık çığlığa… Sesinle baharlanır toprak, yeşillenir baharlandıkca umutlar… Uyanır karıncalar uykudan… Dizelenir yollara sıra sıra, öbek öbek yağar düşlerim. Yağmur gibi, sel gibi sesinle, ıslanırım… Islandıkça büyür içimdeki yaslı çocukluğum…

Susma,

Sen konuştukça dünya adalet çiçekleriyle beslenir… Kolu kırılmış sevdalar, bağrı yanık şarkılar, ayrılıktan dem vuramaz artık… Dirilir yaşama direncim… Her kıtasında sevinç, her cümlende huzur melodileri güzelleştirir geceyi… Gündüzden kaçamaz olurum, kucak açarım aydınlığına… Can bildiğim bütün canlar feda olur yolunda…

  • siirimsi
  • 0 yorum var
  • 19 Ekim 2007 14:38

duvarlar yıkılmak için_dir
duvarlar yıkılmak için_dir

DUVARLARI YIKALIM MI?

Duvarlar yıkılmak içindir.Verilen sözler tutulmamak

için,Sevdalar unutmak, umutlar kırılmak için…Bütün

ışıklar karanlığı gizlemek için. Doğrular yalanları,

gerçekler olmazları var kılmak içindir. Yaşamak

ölümü paylaşmak içinse ,nefes almak da vermek

içindir.

Bütün duvarları kendimiz örer, kapatırız insanlarla,

sevdiklerimizle aramızda. Hatırlıyorum da küçükken

  • siirimsi
  • 1 yorum var
  • 04 Ekim 2007 12:52

\

"HAYAT BIZE SUNULMUS BIR ARMAGANDIR"

Bahar geliyordu. Doga da insanlar da degisiyor, umutlar kapıdan iceri süzülüyordu. Agaclar meyve icin tomurcuga dururken ,insanlar ruhlarını yeniliyordu.Soguk, acı , yoksulluk bile ılık bir rüzgar karsısında tüm zalimligini yumusatıyor , gevsiyordu. Hatta hayatı terk etmeye hazırlanıyordu.
Kenan, elini cebine sokmus, koltugunun altındaki kitapları iyice bedenine bastırmıstı. Artık ceketi üstündeyken titremiyordu soguktan. Cünkü kıs bitiyordu. Okulun kapısından iceri girip sınıfın kapısını caldı. Icerde edebiyat ögretmeni dersini anlatıyordu. Ögretmeni kafasıyla iceri gir deyip, dersini anlatmaya devam etti. Kenan arka sıradaki yerine oturdu. Tüm dikkatini ögretmenine vermisti. Tahtadaki yazıyı sonradan görmüstü. ”Hayat bize sunulmus bir armagandır, ve biz de hayata sunulmus bir armaganız”. Ögretmeni bir müzigin melodileri gibi cıkan sözleriyle bu sözü sınıfa acıklarken Kenan kendisinin hayata nasıl bir armagan olabilecegini düsünüyordu. Sabah gün dogmadan calısmak icin sokaklarda dolasmıs, cuvalını sırtına vurup kagıt ,sise ne bulduysa cöplerden toplamıs, sonra gidip onları toptancıya satmıstı. Yorgundu. İci uyur gibiydi. Ama cebinde bugün icin ailesinin ekmek parası vardı. Her gün bin bir özürle derse gec giriyor, ögretmenleri ise onu affediyordu; cünkü o zeki , terbiyeli ve pırlanta gibi bir cocuktu. Kenan, dersi tüm dikkatiyle dinliyordu ve tane tane anlatılan edebiyat dersini gelecege acılan bir anahtar gibi benligine alıyordu. Ögrendiklerini önünde kilitli bir kapı olan üniversite icin saklıyordu. Tek umudu okumaktı Kenan’ın. Teneffüslerde arkadaslarıyla oturur sadece onların sakalarına güler ve her seferinde uzak cok uzaklara dalardı. Kenan bütün bunları düsünürken zil calmıstı. kilavuz,giris kilavuzu,Ögretmeni göz isaretiyle Kenan’ı yanına cagırmıstı. Elinde üniversiteye giris kılavuzu vardı. Kenan‘a uzatıp bu sınıftaki tek umudumsun, yüzümü kara cıkartma, sana güveniyorum diyerek gülümsedi ve eliyle omuzlarına hafifce vurdu. Kenan elindeki kitapcıga saskın saskın baktı. Ögretmeni ona her zaman destek oluyor, dergiler, kitaplar getiriyor. Moralini bozmamasını, calısıp okuyan yüzlerce insanın oldugunu, bunu onunda basarabilecegini her defasında söylüyordu. Kenan ne zaman ögretmeninin gülen yüzünü görse ici hep umutla doluyordu. Her gün oldugu gibi bugün de arkadasları okul cıkısında bilardo oynamaya gideceklerini söylediler ve Kenan‘ı da cagırdılar. Aslında her gün tekrarlanan bir olaydı bu. Kenan yine gözlerini yere dikmis. Size iyi eglenceler deyip tam tersi istikamette ki sokaga dogru yürümeye baslamıstı. Elini cebine atıp parasını cıkardı. Uzun uzun baktı bu kagıt parcalarına. Hayatı bu kagıt parcalarının elindeydi, sadece kendisinin degil tüm ailesinin. Hayat ona cok iyi davranmıyordu. İki kücük kardesine bakıyor, ölen babasının yerini tutmaya calısıyordu. Annesi her gün temizlige gidiyor, aksama kadar canı cıkıyordu. Ne icin? su elinde gördügü kagıt parcaları icin... Paraları avucunda öyle sıktı ki eger onlar canlı olsalardı coktan ölmüs, canları cıkmıstı. Dönüp tekrar arkasına baktı arkadaslarına...Her gün onlarla oyun salonlarına,pastanelere,sinemaya gitmek, gelecegi düsünmeden sadece o anı yasamayı istiyordu. Kahkahalarla ,icten pervasızca gülmek ...Bu umudu bogazında dügümleniyor, göz pınarları doluyor ve yutkunarak kırıs kırıs olan parasını yine sabırla cebine koyuyordu. Cünkü o cebinde, ailesinin yasama olan baglılıgını, onların gözlerindeki pırıltıyı, gelecegi tasıyordu. Ailesine duydugu sevgi her seyden cok daha fazlaydı. O belki bir cocuktu ama yasına göre koca bir cocuk. Olsun! Bugün de arkadaslarıyla eglenmesindi, Olsun! Bu gün de gencliginin hızlı akan kanı durulsundu, bu gün de gözleri bugulansındı. Ama sunu cok iyi biliyordu. Damla damla yasadıgı her sey bir gün deniz olacaktı. Onun cabasıyla ulastıgı yerlerde, cevresinde, bir cok kisiyi mutlu edecekti. Bir cok Kenan‘a umut kapısı bile olabilirdi. Kardesleri hayatın merdivenlerini kendisi gibi tek tek degil belki ucarak cıkabilirdi sayesinde.
Kenan’ın umutsuzlugu hic olmamıstı. Bu sokagı dönüp eve dogru yürürken hep bası dimdik olurdu. Her defasında arkasında arkadaslarını bırakırken icindeki burukluk an gibi gözlerinden gecer, kaybolurdu. Baharın tüm yesilligi ve tazeligi Kenan‘ın benligini sarıvermisti simdi. Ne güzeldi yasamak! Ne güzeldi var olmak.Ögretmeninin söyledigi gibi “Hayat bize sunulmus bir armagandır ve ben de hayata sunulmus bir armaganım “. Dudagında ıslık, yüzünde bir gülümsemeyle sessiz bir haykırısla sokaga söyle dedi: Hayatın bana ihtiyacı var ve sımsıkı sarıldı kitaplarına.

  • xNicox
  • 0 yorum var
  • 28 Ağustos 2007 14:54

Dizi ve filim setlerin kimin kimi seslendirdiğini hiç merak ettiniz mi?
İşte seslerine aşina olduğunuz bir kaç kişi.
Polat Alemdar'ı seslendiren Umut Tabak
Daha önce Yusuf Miroğlu'yu ve şuanda da Aras Dağlı'yı seslendiren Payidar Tüfekçioğlu. Tüfekçioğlu'nu hali hazırda yayınlanmakta olan Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde İbrahim Velid karakteri ile görebilirsiniz.
Seslendirme hakkında daha çok bilgi almak istiyorsanız.
Kim bilir belki sizi de bir gün ekranlardan dinleriz.
http://www.seslendirme.org/

  • sodertli
  • 1 yorum var
  • 02 Mayıs 2007 10:44

YILMAZ GÜNEY / UMUT / 1970
Güney, sinemamızın en iyi 10 filmi seçkisine üç filmle katılıyor: Başrolünü oynadığı, yazıp yönettiği Umut, senaryosunu yazdığı, Zeki Ökten’in yönettiği Sürü ve yine senaryosunu yazıp Şerif Gören’in yönettiği Yol. Çok yönlü bir kültür adamı olan Yılmaz Güney’in Umut filmi, Türk Sineması için bir kilometre taşı. O zamana dek genellikle karton karakterlerle yapılan naylon filmlerin aksine “İtalyan Yeni Gerçekçiliği” akımına yaklaşarak, kendimize bile söylemeye çekindiğimiz gerçekleri bu filmle çok sade ama etkili bir biçimde yüzümüze vurur. Sinemada görsellik ön plândadır ancak süslü görsellik her zaman işe yaramaz. Adana’da yoksulluk yüzünden zor bir hayata mahkûm olan çok çocuklu bir aileyi peliküle taşıyacaksanız, sade bir anlatımla da tavrınızı ortaya koyabilirsiniz. Güney’in başarısı sadelikle beraber sözünü hiçbir zaman sakınmamasında yatıyor. Sanatçının her filminde siyasi düşüncelerini, düzene getirdiği sistem eleştirisini okumak mümkün. İyi bir film yapmak için illa milyon dolarlar harcamaya gerek yok, en son Ahmet Uluçay’ın Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminde de gözlemlediğimiz gibi sade ama sağlam bir sinema dili, görsel efektlerin kolay kolay sağlayamayacağı samimiyet hissini izleyiciye verebilir.


23 nisan
23 nisan
Sanırım birkaç aydır onlarla beraber olmak bu bildiriyi yazmaya itti beni. Yapabileceğimiz bir şeyler vardır belki bizimde. Orda farklı bir dünya yaşanıyor gerçekten, oyunlarla umutlarla bezeli bir dünya. Hayata nasıl sıkı sıkı tutunulur bir görmeniz gerek. %70-80 tam iyileşiyorlar. Moral, destek ve tedaviye uyum yeterli ...
NOT:bir ilaç 200-1500 ytl civarında.6-10 ilaçlık tedavi alıyorlar. Aileler çok zorlanıyor maddi ve manevi açıdan.
Aklınızın bir köşesinde bulunsun ...
  • gariib
  • 10 yorum var
  • 04 Şubat 2007 21:05

biliyorum, kısa bildirilerden hoşlanmıyoruz; biliyorum, youtube bildirilerinden çok sıkıldık; biliyorum, böyle bildiri mi olur demek için can atıyorsunuz; ama ondan önce şu video'yu gerçekten bir izleyin. [via]

  • oky
  • 17 yorum var
  • 17 Ekim 2006 14:01

Sitem Hakkında Yorum Herşeyi Tamamen bana ait kodlaması Özel olarak kendim kodladım sizce YENİ KENDİ SİSTEMİM nasıl olmus?

  • UmutCetinkaya
  • 2 yorum var
  • 19 Eylül 2006 12:00

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

Tutulanlar Banner

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.