Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Oyuncak yapımı"

Etiket:

vahşet hakkındaki yazılar:

tüm yazılar gösteriliyor, sadece bildirileri görmek için tıklayın
İsrail'e dur!
İsrail'e dur!
Filistin'i kan gölüne çeviren, bir insanlık ayıbı yaparak resmen bir soykırım gerçekleştiren İsrail'e dünyanın dört bir yanından gelen tepkiler büyüyor! Dünyanın her yerinden sivil savunma örgütleri ve halk çeşitli mitingler ve gösteriler düzenliyor, İsraile destek sağlıyan bazı markaların ürünlerini almıyarak boykot ediyor. Tabi tepkiler sadece mitingler ile sınırlı kalmıyor. İnternet üzerinden yapılan kınama ve protesto girişimleri de oldukca ses getireceğe benziyor. israilikiniyoruz.com da, İsraili kınamak isteyenlerin, imzasını atarak tepkisini ortaya koydukları bir site. Tabi sosyal paylarşım sitelerinde duyarlı insanları oluşturdukları gruplar sayesinde de tepkiler hızla büyüyor. Facebook sitesinde oluşturulan bazı gruplar şu şekilde;
- Kahrolsun İsrail Diyenler
- İsrail Katliamı
- Israel is terrorist ( İsrail soykırım yapıyor. destekleyen şerefsizdir.)
- İsrail FİLİSTİN'e her gün ÖLÜM Yağdırıyor Eyy İnsanoğlu Ses Ver! Neredesin?
- israil katliamına karşı sessiz ve tepkisiz kalma!(ARKADAŞ LİSTENİ DAVET ET) ve daha onlarcası...
Spacer
Spacer
 | 119 yorum var 
 | 31 Aralık 2008 16:07 

uyarı: bildiriye başlamadan önce belirtmek isterim ki, eğer aşırı derecede bir hayvanseverseniz, bildiri, çok üzülmenize hatta sarsılmanıza neden olabilir

Yunuslar, oldukça gelişmiş bir sinir sistemine sahip, hassas ve sosyal hayvanlardır. ve de dünyadaki birçok insanın en sevdiği hayvanlardan biridir.
elbet sevmeyenler de vardır. fakat faroe adalarındaki olay "sevmemekten" oldukça farklı.
danimarka'nın sömürgesi olan faroe adaları her yıl bu zamanlar danimarkalı balıkçılara ev sahipliği yapıyor.

\
toplanan danimarkalı ve adalı balıkçılar yapılan kutlamaların ardından ilk olarak deniz motorlarıyla yunus ve balinaları kovalayarak onları bir koya sürüklemeye çalışıyor. korkan ve aklı karışan yunuslar ve balinalar ellerinde olmadan bir koya hapsediliyor. devamında yapılanlar insanlığa sığmayan cinsten.
Spacer
Spacer
 | 62 yorum var 
 | 26 Aralık 2008 19:50 

\
\

Dün akşam yumurcak tv’de bir program izledim.Çocuklar için hayvanları tanıtan bir programdı.Yunusları balinaları anlatıyordu. Araştırmacı yazar olan bir kadın, açıldığı tekneyle balinaların yunusların resimlerini çekiyor,aynı zamanda turist gruplarını da yunusların bulunduğu bölgeye onlarla beraber yüzmek için götürüyordu. Bu sevimli hayvanlara olan sevginin artması ve korunmaları için çabalıyordu. Programda yunusların kendi iletişim dilleri olduğundan, bir anne yunusun yavrusuna nasıl avlanmayı öğrettiğinden bahsediliyordu. Bu arada teknelerle yarışan, kuyrukları vasıtasıyla suyun üstünde durup insanlara hoşça kal diyen yunuslar gösteriliyordu. Bir anne ve yavru yunusun birbirlerine olan sevgi gösterilerini görmeliydiniz. Bu sevimli ve akıllı memeli canlılar, biliyorsunuz engelli çocukların tedavisinede de yardımcı oluyorlar. Çok cana yakın olduklarını zaman zaman insanların hayatlarını kurtardıklarını bile duymuşsunuzdur. İzlediğim bu programı da oyuncak sevimli bir fare sunuyordu. Neyse her şey çok güzeldi, sevimli yunuslar,deniz manzarası,yunusların sıçrayışları ve sevgi gösterileri derken program bitti.Kanallar arasında gezinmeye başladım.Liberty tv fr‘yi izliyordum.Kanalda Fransızca konuşuluyordu.Anlamasam da manzaralar çok güzeldi.Zenci bir kabile kanolarla yüzüyorlardı.Zaman zaman yeşillikler gösteriliyordu. Su çok berrak ve cam göbeği mavisiydi. Yerli kabilenin denizde yarış yapar gibi bir halleri vardı. Her kano da ayrı renkte bir bayrak vardı.Ben de bakıp ne güzel doğayla baş başa huzur içinde yaşıyorlar dedim.Teknolojiden uzaklar,bizim sahip olduğumuz pek çok şeyden yoksunlar ama bak ne kadar eğleniyorlar mutlular dedim kendi kendime. Kanolarıyla karşı kıyıya yakın bir yere vardıklarında bir tanesinin kanonun ortasına oturarak suyun içinde ellerini birbirine vurduğunu gördüm. Sanırım iki elinde de tahtaya benzer bir şey vardı. Ve ses çıkarıyordu. Sonrasında dikkatli bakınca sadece onun değil hepsinin aynı hareketi yaptığını gördüm. Birden bir yunus sürüsü belirdi. Suya bir dalıp bir çıkıyorlardı. Sonra bu vahşi yerliler kanolarından inerek yunusları yakaladılar ve beşer onar kanolarına çıkardılar. Olamaz dedim, benim yarış sandığım şey aslında bir av partisine doğru yola çıkışmış. Karşı kıyıya vardıklarında kanolarına aldıkları yunusları bir bir kıyıya serdiler. Biraz dinlendiler ve sonrasında kocaman bıçaklarıyla gelerek zavallı yunusların kafalarını gövdelerinden ayırdılar.Her yer kan içindeydi.Sahil şeridi kandan kıpkırmızı olmuştu. Bazıları yunusları kocaman bıçaklarıyla parçalamaya devam ederken bazı çocuk ve büyükler kandan kıpkırmızı olmuş suyun içinde yüzüyorlardı. Gözlerime inanamadım. Sanki koskoca okyanusta yiyecek başka balık kalmadı, ki yunuslar memeli canlılar ve son derece zeki ve insancıllardır. Bu vahşet görüntülerine daha fazla dayanamadım ve kanalı değiştirdim.Benim için ilginç bir tesadüf oldu doğrusu.Öncesinde yunusların ne kadar sevimli, akıllı, cana yakın olduklarını anlatan bir program, arkasındansa koca bir yunus sürüsünün katledildiği böyle bir vahşet. İnsanların ne kadar acımasız olabileceklerine bir kez daha şahit oldum. Ülkemizde ise 1380 sayılı su ürünleri yasasına göre yunus avcılığı yasaklanmıştır. Ancak Akdeniz ve Karadenizde mersin, kalkan ve kılıç balığı avcılığında kullanılan ağlar fok balığı ve yunusların hayatlarını tehdit etmektedir.Buradan balıkçılara sesleniyorum:lütfen çoluğumuza çocuğumuza ekmek götüreceğiz diye bu masum,sevimli ve akıllı hayvanların canına kıymayın.Ne deniz ne toprak ne de gökyüzü sadece bize ait değil.Yaşarken diğer canlılarında yaşam hakkına saygı göstermeliyiz. Hayatta kalmaya çalışırken böyle nesli tükenmekte olan hayvanların hayatlarını ellerinden almayalım. Torunlarınızın yunus ve fok balıklarını sadece ansiklopedilerdeki resimlerden görerek tanımalarını istemiyorsanız vicdanınızın sesine kulak verin ve balık avlarken bu canlılara zarar vermemeye özen gösterin. Unutmayın ki doğanın dengesini bozmak bindiğin dalı kesmektir ve önce size zarar verecektir.
\
\
\
Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 08 Temmuz 2008 23:23 

\

Not safe for working (nsfw) içeriğinde yasal olmayan görüntüler yani vahşet, cinsellik, ırkçılık, vahşet, suç teşkil eden görüntüler olmasından dolayı, dosyaları açanların bilgisayarlarında sorun yaratabiliyor. internet sayfasının kenarında, emaillerin konu satırı veya içeriklerinde görünebiliyor. Kötü amaçlı olarak emaillere de gönderiliyor. nsfw yazısını gördüğünüz zaman izlememeniz en doğrusu olacak.

Spacer
Spacer
 | 0 yorum var 
 | 01 Mayıs 2008 20:25 

ROSA PARKS OLAYI
42 yaşında siyahî bir kadın olan ve Alabama eyaletinin Montgomery kentinde yaşayan Rosa Parks, 1 Aralık 1955 günü, iş çıkışında Clevaland Caddesi otobüsüne binerek, " renkliler " ( zenciler) bölümüne oturdu. (Zencilere ayrılmış bu bölümün kapasitesi, kaydırılabilir bir işaretle belirlendiği için sabit değildi. Otobüs şoförü bu işareti zencilerin bölümünü daraltacak ve hatta tümüyle ortadan kaldıracak şekilde arkaya kaydırabilirdi). Bir süre sonra bir beyaza yer açmak isteyen şoför, Parks'ın da aralarında bulunduğu dört zencinin oturdukları hizaya geldi ve işareti bir sıra arkaya kaydırarak yerlerinden kalkmalarını istedi. Üçü buna uydu ama Parks yerinden kıpırdamadı. Şoförün, "Hemen kalk, yoksa polis çağırıp seni tutuklatırım" uyarısını umursamadı. Sonuçta Parks tutuklandı, yargılandı ve toplum düzenini bozmaktan hüküm giydi. İşinden atıldı. İş bulamadı. Öldürüleceği, evinin yakılacağı tehditleriyle karşılaştı.. ve sonunda kenti terketmek zorunda kaldı. Ne var ki, aynı kentte yaşayan ve daha sonraları Medeni Haklar Hareketi liderliğini yapacak (ve tabii, 1968'de vurulup ortadan kaldırılacak olan) Martin Luther King'in önderliğinde zencilerin bir yıl sürecek otobüs boykotu başlayıp tüm ülkede yankılandı. 1956 yılında ABD Yüksek Mahkemesi'nin otobüslerde ayırımcılığa son veren kararı ulaştığında, ırkçı beyazlar iyice azdılar. Keskin nişancılarla otobüslere, seri bombalamalarla siyahların ev ve kiliselerine saldırdılar. Parks'ı ırkçılık mücadelesinde simgeleştiren ve önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilen olay işte budur. Sonraki yıllarda siyahların kan ve gözyaşı dolu mücadeleleri yıllarca sürdü. Bazı güney eyaletlerinde siyah gençlerin beyazlarla aynı lise veya üniversiteye devam edebilmelerini sağlamak üzere, bizzat Başkan'ın emriyle ABD ordusunun müdahale etmesini gerektiren düzeyde olaylar yaşandı.
ABD IRKÇILIK DENEYİMİNDEN KESİTLE
ABD toplumunda siyahların pis ve aşağılık yaratıklar oldukları görüşü geniş bir taraftar kitlesi bulmuştur. "Buraya köpekler ve zenciler giremez" uyarılarıyla bazı yerlere sokulmamaları, otobüs/sinema/ okul gibi yerlere alınmamaları sıradan uygulamalardı. 1939 yılına ait yandaki resimde, Oklahoma'lı bir ABD yurttaşı tramvay terminalinde siyahlar için ayrılmış soğutucudan su içerken görülüyor.
Linç Şölen(!)leri
ABD'nin yakın tarihinde, aklı başında her kişiyi insanlığından utandıracak örnekleriyle yaygın bir linç geleneği vardır. Bu soysuz adamları yakından tanımak adına bazı belgelere bakmaya katlanmak gerekir.
909'da,Illinois kentinde, Will James'ın linç olayı... Olay yerine bir bakar mısınız ? Geniş katılım sağlayacak bir yer seçilip özenle ışıklandırılmış. Bir insanlık suçunu adeta sirk gösterisine dönüştürmüşler.
kaynak
burada Teksas'ın merkezindeki bir mahkeme binasının bahçesinden 3 Ağustos 1920 tarihli bir görüntü yer alıyor. Cinayet sanığı olduğu iddia edilen 16 yaşındaki bir siyahi çocuk linç edilmiş. Ağaçtan sallanan cesedin altında görüntüye sığmak için birbiri üstüne yığılmış olanlara bir bakar mısınız ? Sanki bir marifet yapmışlar gibi takındıkları mağrur ve mutlu ifadeye lütfen dikkat ediniz. Mensubu oldukları toplumun soysuzluğu ve utanmazlığı aşıp ruhsal bir hastalığa varan durumu şuradan da belli ki, bu sıradan bir fotoğraf değil. Bu bir posta kartı... Bir hoşluk olsun diye, bir bayram hatırası gibi insanların birbirine gönderdiği bir posta kartı...
Bu görüntü de Teksas eyaletinin Waco kasabasından ve 1916 tarihli. Kurban, beyaz bir kadının tecavüz ve cinayet sanığı olduğu iddia edilen 17 yaşındaki zihinsel özürlü Jesse Washington. İlkönce cinsel organı ve bacakları kesilmiş, daha sonra da belediye başkanı ile şerifin de dahil olduğu bir güruhun tezahüratı arasında diri diri yakılmış. Bir görgü tanığının anlatımı şöyle ; " Washington, kürek ve tuğlalarla dövüldü. Hadım edilip kulakları kesildi. Bir direğe geçirilmiş zincire bağlı olarak ateşin üzerine sarkıtıldı. Feryatlar içerisindeki çocuk can havliyle kızgın zincire tırmanmak isteyince de , zincire sarılan parmaklarını kestiler"... ve bu belge de sıradan bir fotoğraf değil. Bir posta kartı... Kartın arkasında da şunlar yazılı :" Bu bizim dün akşamki barbekü partimiz. Resimde solda görülen benim. Oğlunuz Joe".
ABD'de yalnızca siyahlara karşı ve de güney eyaletlerinde ırkçılık uygulanmış değildir. Her yöre kendine özgü ırkçılık çeşitlemesi geliştirmeyi başarmıştır.
Batı (Pasifik) Kıyısı ırkçılığı
Batı eyaletlerinde ırkçılık özellikle İrlandalıları, Asyalıları ve Meksikalıları hedef almıştır. Değişik göçmen yasalarıyla Asyalıların ve özellikle Çin kökenlilerin Birleşik Devletler'e girmesi, Çinlileri de kapsamak üzere beyaz ırktan olmayanların beyazlara karşı tanıklığı yasaklanmıştı. ( Etnik olarak Çin kökenli olanların ülkeye girişi 1882'den 1943'e kadar engellenmiştir). Çinliler ancak ağır ve (demiryolu inşaatında dinamitçilik gibi) riskli işlerde istihdam ediliyordu. İrlandalılara ve Çinlilere yönelik olarak sistematik kitlesel şiddet hareketleri görülmekteydi. II. Dünya Savaşı süresince, casusluk yapabilecekleri bahanesiyle Japon kökenli ABD vatandaşları özel kamplarda enterne edilmişlerdir. Daha küçük ölçekte de olsa, benzer uygulamanın Doğu kıyısı eyaletlerinde Alman ve İtalyan kökenlilere yapıldığı görülmüştür. 1943'te Los Angeles'te yaşananlar da ibret vericidir. Buradaki bir üsten izinli çıkan denizciler, Meksikalıların yoğun olduğu yöredeki bir yerleşimde, kıyafetlerini beğenmedikleri Meksika kökenlilere karşı günlerce süren vahşi bir insan avı
gerçekleştirmişlerdir.

Spacer
Spacer
 | 11 yorum var 
 | 19 Ekim 2007 07:30 

son günlerde yaşadığımız bölgede olanlar beni dehşete düşürüyor. aslında bütün endişem 15 yaşında olup , lise 1. sınıfa giden kızımla ilgili. organ mafyası yaşadığımız yerde hızını arttırdı. geçen hafta 13 yaşında bir kız öğrencinin ,arkadaşının evine ders çalışmaya gidip (ailesinin izniyle ve gündüz vakti), en son babasını arayarak eve döneceğini bildirmesi ve dönmemesi ve birkaç gün sonra cesedinin çöp bidonunda bulunmasıyla , durumun farkına varıldı.basın , haberi çeşitli şekillerde verdi ama gerçek şuydu ki ; kızcağızın organları alındıktan sonra, valize tıkılmaya çalışılmış,sığmayınca bazı yerlerinden kesilerek bavula yerleştirilip, yakılarak bir çöp bidonuna atılmış.şu anda 2 genç kız daha kayıp. ailelerinin ne hâlde olduklarını düşündükçe kahrolmamak elde değil.. kızım, kendisine bir şey olmayacağından çok emin. işte asıl canımı sıkan da bu. acaba çöp bidonunda cesedi bulunan kızcağızın aklına gelir miydi böyle bir şey ? gel de bunu anlat, hayattaki tek dikili ağacıma. acaba o yavrunun annesi benden daha mı ihmâlkârdı ? hiç sanmam. ne kadar kahrolsam da , o annenin acısını ne kadar duyumsayabilirim, ya babasının ..
uykularım kaçıyor ; insanoğlunun vahşiliği karşısında çâresiz kalıyorum ya bir de , işte buna dayanamıyorum.
bu insanlara ne oldu böyle ?
nereye gidiyoruz ?
daha neler görüp, duyacağız , kimbilir ..

Spacer
Spacer
 | 3 yorum var 
 | 08 Nisan 2006 04:04 

Etiketler: , ,

srebrenitsa katliamının 10. yıldönümü vesilesi ile acılar yeniden tazelendi. insanlığın gördüğü son büyük vahşet ve soykırım sonucunda binlerce ölü ile birlikte onbinlerce de cesetlerine ulaşılamayan kayıplar var.
Katliamın 10. yılında Yunan halkı da günah çıkartmaya başladı. Gazetelerde yazdığına göre yaklaşık 100 gönüllü sırp ordusuyle beraber katliama ortak olmuş.

Spacer
Spacer
 | 6 yorum var 
 | 14 Temmuz 2005 14:54 

daha önce görenler vardır belki ama, son zamanlarda karşılaştığım en tiksindirici görüntülerden biri, paylaşmak istedim.

Spacer
Spacer
 | 3 yorum var 
 | 11 Haziran 2005 18:25 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu