Israil karşıtı anti-siyonist yahudi olabilirmi. Kendilerini ortadoks olarak nitelendiren bir grup var. Internet siteleri burda.
Israil karşıtı anti-siyonist yahudi olabilirmi. Kendilerini ortadoks olarak nitelendiren bir grup var. Internet siteleri burda.

Bu terim daha çok istihbarat servislerinin kullanmasıyla meşhur olmuş en fazla soğuk savaş döneminde kullanılmıştır.

Faşizm ve soykırımdan kaçarak Amerikaya giden letonyalı yahudi bir aile tarafından New York'ta dogan Ellen Meiksins Wood slav dilleri üzerinde eğitim aldı.
Dokdorasını 1970'de California universty'de tamalayan wood 1976-1996 yıllarında Kanada'da ders vermiştir.Sınıftan Kaçış kitabı ile büyük başarı sağlayıp 1988'de Isaac Deutscher Anma Ödülü'nü aldı. Bir çok kitabı Türkçeye çevrilmiştir.
1984-2000 yıllarında birçok dergide editörlük yapmıştır.Şu an ingilterede yaşıyor.
Fikir üreticileri yahudiler:
1-Evrim Teorisini bulan kimdir?
- Charles Robert Darwin (Yahudi)
2-Psikoterapi yöntemini bulan kimdir?
- Sigmund Freud (Yahudi)
3-Sosyalizmi çıkartan kimdir?
- Karl Marks (Yahudi)
4-Komünizmi çıkartan kimdir?
- Vladimir İlyiç Lenin (Yahudi)
5-Kapitalizmi çıkartan kimdir?
- Adam Smit (Yahudi)
6-İzafiyet Teorisini bulan kimdir?
- Albert Einsteine (Yahudi)
7-Dünya savaşları projeşini bulan kimdir?
- ..................... (Yahudi)
ROSA PARKS OLAYI
42 yaşında siyahî bir kadın olan ve Alabama eyaletinin Montgomery kentinde yaşayan Rosa Parks, 1 Aralık 1955 günü, iş çıkışında Clevaland Caddesi otobüsüne binerek, " renkliler " ( zenciler) bölümüne oturdu. (Zencilere ayrılmış bu bölümün kapasitesi, kaydırılabilir bir işaretle belirlendiği için sabit değildi. Otobüs şoförü bu işareti zencilerin bölümünü daraltacak ve hatta tümüyle ortadan kaldıracak şekilde arkaya kaydırabilirdi). Bir süre sonra bir beyaza yer açmak isteyen şoför, Parks'ın da aralarında bulunduğu dört zencinin oturdukları hizaya geldi ve işareti bir sıra arkaya kaydırarak yerlerinden kalkmalarını istedi. Üçü buna uydu ama Parks yerinden kıpırdamadı. Şoförün, "Hemen kalk, yoksa polis çağırıp seni tutuklatırım" uyarısını umursamadı.
Sonuçta Parks tutuklandı, yargılandı ve toplum düzenini bozmaktan hüküm giydi. İşinden atıldı. İş bulamadı. Öldürüleceği, evinin yakılacağı tehditleriyle karşılaştı.. ve sonunda kenti terketmek zorunda kaldı. Ne var ki, aynı kentte yaşayan ve daha sonraları Medeni Haklar Hareketi liderliğini yapacak (ve tabii, 1968'de vurulup ortadan kaldırılacak olan) Martin Luther King'in önderliğinde zencilerin bir yıl sürecek otobüs boykotu başlayıp tüm ülkede yankılandı. 1956 yılında ABD Yüksek Mahkemesi'nin otobüslerde ayırımcılığa son veren kararı ulaştığında, ırkçı beyazlar iyice azdılar. Keskin nişancılarla otobüslere, seri bombalamalarla siyahların ev ve kiliselerine saldırdılar.
Parks'ı ırkçılık mücadelesinde simgeleştiren ve önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilen olay işte budur. Sonraki yıllarda siyahların kan ve gözyaşı dolu mücadeleleri yıllarca sürdü. Bazı güney eyaletlerinde siyah gençlerin beyazlarla aynı lise veya üniversiteye devam edebilmelerini sağlamak üzere, bizzat Başkan'ın emriyle ABD ordusunun müdahale etmesini gerektiren düzeyde olaylar yaşandı.
ABD IRKÇILIK DENEYİMİNDEN KESİTLE
ABD toplumunda siyahların pis ve aşağılık yaratıklar oldukları görüşü geniş bir taraftar kitlesi bulmuştur. "Buraya köpekler ve zenciler giremez" uyarılarıyla bazı yerlere sokulmamaları, otobüs/sinema/ okul gibi yerlere alınmamaları sıradan uygulamalardı. 1939 yılına ait yandaki resimde, Oklahoma'lı bir ABD yurttaşı tramvay terminalinde siyahlar için ayrılmış soğutucudan su içerken görülüyor.
Linç Şölen(!)leri
ABD'nin yakın tarihinde, aklı başında her kişiyi insanlığından utandıracak örnekleriyle yaygın bir linç geleneği vardır. Bu soysuz adamları yakından tanımak adına bazı belgelere bakmaya katlanmak gerekir.
909'da,Illinois kentinde, Will James'ın linç olayı... Olay yerine bir bakar mısınız ? Geniş katılım sağlayacak bir yer seçilip özenle ışıklandırılmış. Bir insanlık suçunu adeta sirk gösterisine dönüştürmüşler.
kaynak
burada Teksas'ın merkezindeki bir mahkeme binasının bahçesinden 3 Ağustos 1920 tarihli bir görüntü yer alıyor. Cinayet sanığı olduğu iddia edilen 16 yaşındaki bir siyahi çocuk linç edilmiş. Ağaçtan sallanan cesedin altında görüntüye sığmak için birbiri üstüne yığılmış olanlara bir bakar mısınız ? Sanki bir marifet yapmışlar gibi takındıkları mağrur ve mutlu ifadeye lütfen dikkat ediniz. Mensubu oldukları toplumun soysuzluğu ve utanmazlığı aşıp ruhsal bir hastalığa varan durumu şuradan da belli ki, bu sıradan bir fotoğraf değil. Bu bir posta kartı... Bir hoşluk olsun diye, bir bayram hatırası gibi insanların birbirine gönderdiği bir posta kartı...
Bu görüntü de Teksas eyaletinin Waco kasabasından ve 1916 tarihli. Kurban, beyaz bir kadının tecavüz ve cinayet sanığı olduğu iddia edilen 17 yaşındaki zihinsel özürlü Jesse Washington. İlkönce cinsel organı ve bacakları kesilmiş, daha sonra da belediye başkanı ile şerifin de dahil olduğu bir güruhun tezahüratı arasında diri diri yakılmış. Bir görgü tanığının anlatımı şöyle ; " Washington, kürek ve tuğlalarla dövüldü. Hadım edilip kulakları kesildi. Bir direğe geçirilmiş zincire bağlı olarak ateşin üzerine sarkıtıldı. Feryatlar içerisindeki çocuk can havliyle kızgın zincire tırmanmak isteyince de , zincire sarılan parmaklarını kestiler"... ve bu belge de sıradan bir fotoğraf değil. Bir posta kartı... Kartın arkasında da şunlar yazılı :" Bu bizim dün akşamki barbekü partimiz. Resimde solda görülen benim. Oğlunuz Joe".
ABD'de yalnızca siyahlara karşı ve de güney eyaletlerinde ırkçılık uygulanmış değildir. Her yöre kendine özgü ırkçılık çeşitlemesi geliştirmeyi başarmıştır.
Batı (Pasifik) Kıyısı ırkçılığı
Batı eyaletlerinde ırkçılık özellikle İrlandalıları, Asyalıları ve Meksikalıları hedef almıştır. Değişik göçmen yasalarıyla Asyalıların ve özellikle Çin kökenlilerin Birleşik Devletler'e girmesi, Çinlileri de kapsamak üzere beyaz ırktan olmayanların beyazlara karşı tanıklığı yasaklanmıştı. ( Etnik olarak Çin kökenli olanların ülkeye girişi 1882'den 1943'e kadar engellenmiştir). Çinliler ancak ağır ve (demiryolu inşaatında dinamitçilik gibi) riskli işlerde istihdam ediliyordu. İrlandalılara ve Çinlilere yönelik olarak sistematik kitlesel şiddet hareketleri görülmekteydi. II. Dünya Savaşı süresince, casusluk yapabilecekleri bahanesiyle Japon kökenli ABD vatandaşları özel kamplarda enterne edilmişlerdir. Daha küçük ölçekte de olsa, benzer uygulamanın Doğu kıyısı eyaletlerinde Alman ve İtalyan kökenlilere yapıldığı görülmüştür. 1943'te Los Angeles'te yaşananlar da ibret vericidir. Buradaki bir üsten izinli çıkan denizciler, Meksikalıların yoğun olduğu yöredeki bir yerleşimde, kıyafetlerini beğenmedikleri Meksika kökenlilere karşı günlerce süren vahşi bir insan avı
gerçekleştirmişlerdir.
Farklı ülkelerden gelen bir turist grubu, şehir merkezinde bir kafeye gitmişler ve birer kola ısmarlamışlar. Kolalar gelince bardaklarında birer karasinek olduğunu görmüşler.
ingiliz yeni bir bardakta yeni bir kola istemiş.
isveçli aynı bardakta yeni bir kola istemiş.
Finlandiyali sineği bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmis.
Rus kolayı sinekle birlikte içmiş.
Çinli sineği yemisş, kolayı içmemiş.
Yahudi sineği yakalayip Çinli'ye satmış.
Yunanlı kolanın yarısını içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemiş.
Norveçli kolayı içtikten sonra bardaktaki sineği balık yemi olarak kullanmış.
irlandali sineği ezip kolayla karıstırmış ve ingiliz'e içirmiş.
Amerikalı cafeye tazminat davası açmış ve 10 milyon dolar kazanmış.
Türk ise olayı şiddetle kınamış.
einstein'ın yahudi olduğu ve vaktiyle nazi mezaliminden kaçarak önce türkiye'ye gelip türk vatandaşlığına müracaat ettiği fakat vaktin başbakanı ismet inönü'nün buna izin vermediği ve de bundan dolayı da einstein'ın ilk fırsatta amerika'ya kapağı attığı...
nedir doğru mudur? bilen var mı?
http://www.sinanoglu.net/fikir_meydani/archive/index.php/t-4149
sayfanın sonunda yazıyor birşeyler
bir de burdan yakın:
http://www.kolikler.com/liste/cevap/1448
bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.