Etiket: zenginlik
zenginlik hakkındaki yazılar:
buçlar her dönem bizlerin ilgisini çekmiştir. günlük yorumları, aylık ve senelik yorumları zaman zaman okuruz ve kendimizle ilgili bir şeyler bulmak ya da ilşkilendirmeye çalışırız.

buçlar her dönem bizlerin ilgisini çekmiştir. günlük yorumları, aylık ve senelik yorumları zaman zaman okuruz ve kendimizle ilgili bir şeyler bulmak ya da ilşkilendirmeye çalışırız.

Freelance çalışma en kısa tanımıyla herhangi bir firmaya bağlı kalmadan bağımsız ve serbest olarak evinizden çalışma şeklidir.Eğer web teknolojileri alanında iyiseniz bu şekilde hatırı sayılır derecede paralar kazanmanız içten bile değil.Hatta bir ömür boyu böyle çalışarak işlerinizi home ofis yapmak mükemmel olacaktır.Hem ev ortamında rahat çalışmak hemde iyi para kazanmak gerçekten harika olacaktır.
Baştada belirttiğim gibi eğer web teknolojileri alanında bilgi ve tecrübe sahibiyseniz tabanlarınızı iş aramak için yormayın.Freelance işler yaparak para kazanmaya çalışın.Göreceksiniz ki sigortalı bir işte çalışanlardan daha fazla aylık geliriniz olmakla birlikte daha rahat bir çalışma ortamında iş yapmış olacaksınız.
Asgari okuyan asgari ücrete talim eder. (“Okuyun ve Zenginleşin” isimli kitaptan)
Yeni YGS, LYS sınavlarında uzun paragraflardan oluşan Türkçe ve Edebiyat soruları özellikle kitap okumayan öğrencilerin çözebileceği sorular olmasa gerek. Bu durum sadece Üniversiteye hazırlanan lise son ve mezun öğrenciler için mi geçerli sadece… İlköğretim 6. 7. ve 8. Sınıflarda okuyan öğrencilerin girdiği SBS sınavlarına ne demeli… Çocuklar özellikle bu sene (yani 2008-2009 dönemi SBS sınavlarına giren öğrenciler) uzun Türkçe paragraf sorularından epeyce terlediler yani. Bu durum burada bitmiyor yine… Üniversite bitirmiş gençlerimiz işe girmek, malum KPSS ya da yüksek lisans yapmak için ALES gibi sınavlara giriyorlar. O sınavlarda da paragraf sorularının ne kadar uzun olduğu, zati bilinen bir durum…

Aşağıdaki resimlerde bir dizi aile ve sahip oldukları yemekler dolar bazında karşılaştırılmış .. ilk resimle son resim arasındaki farkı görünce bildirinin başlığını neden korkunç yemek istatistikleri bıraktığımı anlayacaksınız.
almanya : Bargteheide kentinde yaşayan Melander ailesi
haftalık gıda masrafları : $500.07

A.B.D : kuzey karolina'lı Revis ailesi

İlk başlarken kendim için, diyordum, yeniden yazmanın, başlamanın mutluluğu yeterli, bu huzuru, bu ince köprüyü kurmak hayatıma bir anlam katacak, başarmanın yüceltilme duygusu bana yeterli diyordum… Her zaman kanaatkar bir insan olmama rağmen yazmakta bunu başaramadım sanırım… Başladım, devam ettikçe duygular başka yönlere kaydı sanki… Yazdıkça yenileniyor, her konuda, her cümlede yazacak bir yön keşfetmeye çalışıyor buluyorsunuz kendinizi… Hele de bir konuya, düşünceye odaklandıysan bir hayalet gibi beyninde kurtlar dolana dolana sarıyor sayfalarını, günlerini, düşüncelerini, beynini kemirir oluyor yazacakların, ister istemez… Nasıl yazsam, ne yazsam, çok güzel olmalı, çok okunmalı, beğenilmeli, beğenildikçe büyümeliyim düşüncesi, yazdıkça büyümenin hırsı ve arzusu kelimelerinin arasında hapsediyor yazılarını… Kendim için_leri aşan, özgürce yazmayı sınırlayan bir şey bu… Belki de ben yazmaya başlayınca dünya sallanacak, yazılarımla bir depremi yaşatacağım duygusu ve bencilce düşünceleri kapladı mütevazi düşüncelerimi… Halbuki ne yer sallanıyor, ne de gökte bir kıpırdanma var… Bu, insana has bir duygu da olsa, herkesin başına gelebilir, her insan ister bunu, deseniz de bu konumdan memnun olmadığımı söylemeliyim… Çünkü yazmak öyle bir şey ki, olağan, sıradanlığı yaşatan bir eylem olmalı, bir akıntıya atmalısın kendini, ama kurtarılmayı beklememelisin. Yazdıkça kendini yenileyen ve akıntıdan kendi çırpınışlarınla bir dala tutanabileceğin bir sel bu… Her yağmurda yıkanan, arınan bir saflık duygusu olmalı… Yoksa sahteciliği kelimelerin arasından kurtaramazsın… Yazmak bencilliği sevmiyor çünkü, hapsi sevmiyor, dünyada en çok özgürlüğü seven olgu bu yazma eylemi… Kelimelerin hapsi müebbet bir susuşa, arada bir de görüşe çıksan da, güneşe uzaktan bakmaya itiyor gitgide. Ne yazarsan yaz, istediğini aktaramıyorsun elinde olmadan, doğallığı kaybediyorsun çünkü… Saflığını kaybettikten sonra da yazdıklarının bir anlam taşıması mümkün değil… Tıpkı yaşamdan saydığın her an gibi, gerçekten hissetmedikçe yaşamış sayılmazsın çünkü… Yazmanın tutkusu ise ne aşka benziyor, ne evliliğe, ne sadakate, ne de kendine ihanete… Nasıl etmeli, ne yapmalı da bu hapsi özgürlüğe çevirmeli bilmiyorum ama, bunu da aşabileceğimden eminim… Hangi geçilmez köprüleri geçmedim ben, hangi ferkul’ u yenmedim ki… Bunu da başarabilirim, eminim…
Dünya'da ki insanlar arasında kaçıncı zengin olduğunuzu merak ediyormusunuz? Bu sitede yıllık gelirinize göre dünya da kaçıncı zengin olduğunuzu öğrenebilirsiniz.
dubaiden dönüş zorlu oldu. gezi amaçlı 1 haftalık yolculuk sanki bir rüya gibi. rus kadınları ve yaşlı arap dedeleri (çok zoruma gitti açıkcası!), çölde jeep safari, mırra, çeşitli bölgelerde dans etkinlikleri (ki hiç sevmem), çölün uçsuz bucaksız derinliklerinde ruh değişimine girmek, binalar arasında kaybolmak, an be an sulanan çimlerin yaşamı, elektronik ürünlerin ucuzluğu, çölün ortasında kayak pisti, burj el-arab otelinin denize bakan kısmında koskoca bir haç amblemi...... herşey sanki çığ gibi. herşey sansasyonel yapılmaya çalışılmış. araç plakalarından kimin zengin kimin daha az zengin olduğu bile anlaşılabiliyor. erkekler kadın yüzüğü gibi yüzükler takıyor, pırlanta kol düğmeleri kullanıyorlar, hintlilerden nefret ediyorlar... yemekleri kaliteli oteller haricinde berbat. yeşillik yok! su benzinden yaklaşık 2-3 kat pahalı. sokaklar en son model arabalarla dolu. taksi niyetine jeep kullanıyorlar. tur sorumlusu özellikle arap erkekleri arasındaki sapıklıklardan bahsetti. anlayacağınız gay olmuş bu amcalar... :S ahahah
bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.