üç boyut algısını sağlayan birinci faktör çift göze sahip olmamızdır. "şaşı bak şaşır"larda oluşan üç boyut yanılsamasını düşünün.. tek gözlü biri şaşı bakabilir mi? ya da daha basit bir deneye alalım sizi, iki gözünüz de açıkken ve bir gözünüz kapalı iken sağ ve sol elinizin işaret parmak uçlarını birbirine değdirmeyi deneyin. herkeste mükemmel sonuç elde etmesi zorunlu bir deney değil. tek gözünüzle baktığınızda hangi parmağın daha ileride hangisinin daha geride olduğunu net olarak algılayamadığınızdan parmak uçlarınızı birbirine değdirmekte zorlanabilirsiniz, iki gözünüzle aynı şeyi denediğinizde ise gayet kolaydır.
ha gol örneğine gelecek olursak.. iki gözün derinlik algısı yaratmasını sağlayan şey ikisinin -çok küçük de olsa- farklılıklar içeren resimler yakalaması. yakındaki nesneler için iki gözün algıladığı farklılıklar oldukça yüksek iken, stadyumda izlenen bir maç için oldukça düşüktür(zaten televizyonda izliyorsanız tek bir resim gördüğünüzden derinlik algısı söz konusu değil). şayet birbirinden yeterince uzak gözlerimiz olsaydı, daha uzak nesnelerin derinliği hakkında daha hassas bir algımız olurdu. dolayısı ile boşuna "gol!" diye sevinmezdik.
son olarak(bunu eğlenceli bir deney olsun diye söylüyorum), eğer şaşı bak şaşırlara şaşı bakmayı becerebiliyorsanız şöyle bir şey deneyebilirsiniz: fotoğraf makinenizi elinize alın ve sabit nesnelerin bulunduğu bir karenin fotoğrafını çekin, daha sonra, kamerayı bir miktar sağa ya da sola oynatarak yeni bir fotoğraf çekin. bu iki fotoğraf küçük farklılıklar içerir. ikisini yanyana koyun ve iki resim gözünüzde birleşene kadar şaşı bakın. resimlerin içerisinde bir derinlik algısı oluşacaktır. ha görüntüde bir şeyler ters gidiyorsa resimlerin sırasını değiştirmeyi deneyin. aman dikkat şaşı bakıcam diye gözlerinizi yormayın.