Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "zamandan bağımsız yazılar yazmak"


\

Başbakan Erdoğan'ın, "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" sözleri geçtiğimiz günlerde gündem oluşturmuş ve büyük tepki görmüştü.Başta Şehit yakınları olmak üzere birçok çevre bu söze isyan etmiş ve konu bihayli konuşulmuştu.Hatta kendisinin nerde nasıl askerlik yaptığına kadar gidildi.

Şimdide Erdoğan'ın bu sözleri için karikatüristler kolları sıvamış ve ortaya bu karikatürler çıkmış.
Daha önce Cumhuriyet Gazetesinde yeralan ve Musa Kart’ın çizmiş olduğu kendisini "kedi" olarak gösteren bu karikatür çokca konusulmuş ve ceza almıştı.
Bunun sonucu ne olacak acaba?


  • erususre
  • 58 yorum var
  • 22 Eylül 2006 12:56

Yorumlar

Bizim milletimizde böyle fesat bir düşühce olduktan sonra bu Türkiye bir yere gidemez. Bir insanın sözü bu kadar çarpıtılmaz YAZIKLAR OLSUN BU KARİKATÜRÜ HAZIRLAYAN ADAMA

@ahmetkucukoglu,

tam istediklerimi yazdin, Tesekkürler..

aslinda eklicegim okadar sey varki, burda ekliceklerimide carpitir bizide rezil ederler diye korkuyorum acikcasi....

ee. yeni bir polemik mi doğuyor ne?

şimdi bu rte "askerlik yan gelip yatma yeri değildir." derken "orası asker ocağı, ana kucağı değil." demek istemiştir diye iyi niyetli düşünüyorum.
o zaman da şu sorular takılıyor aklıma.
"başbakanlık makamı ne yeridir?"
"orada iken ne yapılır ne yapılmaz?"
"nasıl konuşulur, nasıl konuşulmaz?"

bu rte kişisi kendisi çeşitli durumlarda hicvedilip karikatürü çizildiğinde dava etmişti dimi?
- Başbakanlık, elindeki tüm gücü kullanma yeri değildir, eleştirilere açık olma yeridir. Kontrolsüz güç güç değildir.

bu rte kişisi zamanında, kadrolaşma hat safhaya ulaşmadı mı?
- Başbakanlık makamında devlet satılmaz, peşkeş çekilmez. Devlet yönetilir.

Pekii bu rte kişisinin bu tek gafı mı?
- "Ananı da al git buradan."
- konu başlığı
- "Şimdi telefonda bunu mu dinleyeceğim?"
Vatandaşla böyle konuşulmaz.

biliyorum polemiğe gidiyor, ama tutamıyorum kendimi.

http://www.serkanyoguran.com/

Kendinizi o şehit ailelerinden birinin yerine koydunuz mu hiç?Rezalet değilde nedir bu?
Maşallah başbakanımızın da her lafı çarpıtılmaya açık..

fd
"başbakanlık makamı ne yeridir?"
"orada iken ne yapılır ne yapılmaz?"
"nasıl konuşulur, nasıl konuşulmaz?"

Evet önemli bir konu bu. Tamam diyelimki millet çok fesat. Fesata davetiye çıkaran beyanatlar yapmazsanız her kez rahat eder.

"başbakanlık makamı ne yeridir"
Ağzından cıkan lafın gidebileceği yerleri düşündükten sonra konuşma yeridir. Yada en azında her aklına gelen şeyi söylememe yeridir.

PHP'si iyi olan web2.0'cı (nasıl oluyorsa) aranıyor. Başvuralar özel mesaj ile.

Söyle kardeşim burası özgür düşüncelerin paylaşıldığı yer

tayyip düşmanları bişey söylesede çarpıtsak diye bekliyordu. bu da bahaneleri oldu. adam öyle demedi ki onu.
ayrıca zamanında şöyle bişey söyleniyordu. kur'an da bir ayet var ve "namaz kılmak yasaktır" diye bişeydi. evet doğru böyle bişey var. ama bu ayetin başında "abdestsizken namaz kılmadan bahsediyor" ama lafı çeken çekiyor. bizim koyun milletimizde tv de ne görürse vahiy niteliği taşıdığı için hiç kendi beynini düşünmeye ayırmıyor. uyanın biraz bu oyunlara gelmeyin. ayırca bildirgeçte siyasi bir bildiri hiç hoş değil. ama en dikkatimi çeken bildiride "furkan dönemedi" noolur furkanın hakkını verelim. furkan yan gelip yatmadı!

Lütfen mantıklı olalım!
kimse çarpıtmıyor fakat bir başbakanda liderlik vasfına sahip olmalı...
Bu vasıflardan biri de ne dediğini bilme vasfıdır. Artık sizlerde kabul edin ki; başbakanımız artık ağzından çıkarıcakları önce düşünsün sonra çıkarsın!
Bu başbakanın ilk gafı değil daha öncede bir çiftçinin anasının kulaklarını çınlatmıştı!

eleştirmek çok kolay da şöyle yaparsak bu kan biter diyen hiç yok bakıyorumda! okuduğum bir kaç kitapda eleştiren insan tipi için hiç iyi şey söylemezler. başbakanı eleştireceğinize kendinizi eleştirin. "Siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz."

puaaa gulum bari herşey ortada kısacasi o mevkiye cikmis birisi daha nasil konusalacagini bilmiyorsa ne diim bu zaten bir kelimelik birsey deyil birikimin yansimasi anlayana işte Ben zaten kendilerine başbakan deyil Başİmam diyorum. Banada bi hakaret davasi açsin nediim daha

saygilar

\


yani hani bazen şans eseri gelip sizi bulur bişeyler ve "cuk" sesini duyarsınız. oturmuştur.
buyrun
yan gelip yatma
http://www.serkanyoguran.com/

Bir başbakan kurduğu cümlenin nerelere gidebileceğini hesaplayamıyorsa başbakan olmasın.Ama gündemi değiştirip bazı şeyleri gizlemekse amaç, milleti kandırmanın bedeli ağır olur.

nick name olarak isim soyadı yazıp
avatarına kendi vesikalık fotosunu ekleyen zihniyetle tartışmalara girmemek için değil bildirgeçi kapatacak,telekomun interneti yasaklayacak cümlelerimi kendime saklıyorum
ve anamı alıp gidiyorum

Yiyosa sende ismini koy yanınada resmini koy. Yemez çünkü yuhalanırsın demi. Burada benim yazdıklarımı beğenenler olduğu gibi beğenmeyenler de var. Ben eleştirilerden kaçınmam. Ama senin gibiler hep böyle kaçar..... Şikayetlerini bana özel olarak bildirirsin. Yukarıdaki konuyu tartışacaksan yorum yaz. Konuyuda lütfen saptırma....

seviyorum bu @ahmetkucukoglunu hafiften bir ahmet hakan bir savaş ay edası var. ona da sataşayım buna da laf atayım... güzel ya...

Sağolasın bende seni seviyorum @cnkt. Her türlü yorumuma takıyorsun. Birşeylere takılma gibi bir özelliğin var herhalde :)

----yiyosa----* by RTE generation
anneciğim sen bekle ben geleceğim heyecanlı bir çocuk! savunduğu kişinin diliyle bişiler* yazmış ya da gözleri yaşlı klavyeye vurmuş benden bazı istekleri var ben de kendisine 15 ay askerlik yaptıktan sonra muhatabım olacağını söyleyeceğim

Olur seve seve askere gidecem seve sevede canımı vatanıma verecem

internet mucizesi dedikleri bu olsa gerek

Başbakan: Böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma.
Kemal Öncel: Terbiyesizlik yapmıyorum. Lütfen bana hakaret etmeyin.
Başbakan: Artistlik yapma .
Kemal Öncel: Artistlik yapmıyorum, ben sanatçı değilim.
Başbakan: İyi bir sanatçısın.
Kemal Öncel: Tarım bakanımızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz? .
Başbakan: Lan terbiyesizlik yapma.
Kemal Öncel: Lan mı? .
Başbakan: Evet .
Kemal Öncel: Lan mı? Canın sağ olsun.
Başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
Kemal Öncel: Ne zaman?.
Başbakan : Şimdi.
Kemal Öncel: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? 2 senedir anamız ağlıyor.
Başbakan : Hadi ananı al git buradan.

ne guzel dunyaaa

Nasıl algılamak istiyorsan öyle algıla @ebrehe . Çocuklar gibi birbirimize girmiyelim şimdi.

abi niye çarpıtıyorsun o diyaloğun sonunda ne güzel dünyaaa diye bir söz yok :P

@ebrehe

tabi guzel dunya istediğime istedimi derim istediğime hakaret davasi açarim istedime bole çizme dava acar derim istediğim gibide konusurum çarpıtılır ne guzel dunya işte =)

vista ne zaman çıkacaktı ya:)

bildirgeç'te neden "gözüm görmesin" özelliği yok? Vesikalık fotoğraf görmek istemiyorum da; bilmem, anlatabildim mi?

Anasını da alıp gitmesini söylemek istiyorum ama söylemeyeceğim, çünkü bana yakışmaz (Reha Muhtar'ı seviyorum).

Ek: Tayyip'i daha çok seviyorum. Ona baba demek, amerika'da okumak, ama yan gelip yatmamak istiyorum. Çok mu fesatım ben yahu? Bir fındık tarlam, bedavaya çalıştırdığım işçilerim ve de bir ampulüm olsun; evet... bunu istiyorum! Tarlanın yanına da pembe panjurlu bir evim de olsa. Kümesten yumurtaları toplayıp, vergisiz olarak, Türkiye'ye ihraç etsem? Çok istedim ama! Dur demek lazım bana.

adamın biri zamanında demiş ki


Never argue with a fool, he will lower you to his level and then beat you with experience.

Askerlik normal şartlarda yatma yeridir. Hani şimdi Türk mahkemelerinde de uygulanan bir yöntem var ya; kamu kurumunda çalışarak cezanın çekilmesi. Sanki askerlik öyle bir şey gibi algılanmaya başladı. Normal hayatınızdan ayrılıp, bir askeri bir kurumda, belirli bir süre zorunlu çalışıyorsunuz. Patates soyuyorsunuz, silah,araç vs kurslarına katılıyorsunuz, mıntıka, tuvalet temizliği yapıyorsunuz sonra bu çalışma dönemi bitiyor ve evinize dönüyorsunuz. Evet terör saldırılarının yada savaş ultimatomlarının tehtit etmediği bir coğrafyada yaşıyorsanız, askerlik böyle bir şey olabilir. Belki bu kadar bile çalışmaz yan gelip yatarsınız. Ama bu ülke böyle bir lükse sahip değil. Bu sebeple Başbakanın ilgili sözlerinden o mana çıkmaz. "Siz zannediyorsunuz ki, askerler yan gelip yatıyor. Bilakis her an sıcak çatışma ortamında bulunuyorlar ve savaşıyorlar, her an ölüm tehlikesi mevcut ve buna alışsanız iyi olur, dünya kötüye gidiyor ve Türkiye en kritik bölgede bulunuyor" gibi bir anlam çıkar. Bu sözler Başbakanın "ananı da al git" sözleri gibi değildir. "Ananı da al git" sözleri tamamen hükümeti bağlar ve hükümetin tarım politikasındaki yanlışlığı gösterir, düşünülmeden söylenmiştir. Ama "askerlik yan gelip yatma yeri değil" gibi askerlikle, savaşla, teskerelerle ilgili sözlerin altında başka başka şeyler aramak lazımdır. Bu sesler "Lübnan'a neden asker gönderiyoruz" sorusuyla beraber yükseldi. Bu karar sadece hükümetin kararı değildir. Ordunun, istihbaratın, stratejistlerin, dış işleri bürokratlarının vs ortak kararıdır. Bunların karşı çıkacağı bir hareketi hiç bir hükümet yapmaz. Ama sorumlu olan hükümet gibi gözükür ve gözüktürülür. Lübnan'a asker göndermek bizim için askeri ve stratejik bir zorunluluktur. Bu Kore'ye asker gönderilmesinden farklıdır. Oraya giden askerimiz bir İtalyan bir, Fransız askeri gibi değildir. Onlar burada sömürü faaliyetlerinden nemalanma peşindedirler. Orada olmazsanız arkanızdan neler çevrildiğini anlayamazsınız. Oraya gitmek risklidir. Sizi orada Hizbullahla karşı karşıya getirmek istenmektedir. Bir şekilde ABD'nin karşısında olma itimali olan Türkiye'yi, Hizbullahla, Hizbullahı Türkiye'yle oyalamak; güçlerimizi bölmek derdindedir ABD. Eğer orada bulunmazsanız da, orada ki size karşı olan gelişmeleri engelleme fırsatını kaçırırsınız ve yumurta kapıya dayanıncaya kadar beklersiniz. ABD her girdiği devletin arkasından, eski yönetimlerin iş başına geçmesini engellemek için, BM barış gücünü sokmaktadır . Kendisi ise askeri gücünü çekip, yeni bir ülkeye yönelmektedir. Irak'a asker göndermedik artık Irak parçalandı ve iç savaşa sürüklendi. Öte yandan asker göndermeyerek haksız bir işkalin parçası olmadık ve asil bir davranış sergiledik. Ama orada Türkmen nüfusu koruyamadık. Daha evvelki anlaşmalarla üzerlerinde hakkımız olan petrol bölgeleri Kerkük ve Musul üzerinde ki söz hakkımızı zayıflattık. PKK ya karşı geliştirdiğimiz 20km kadar olan savunma hattımızı kaybettik. Kürtlerin ayrı bir devlet kurmasına seyirci kaldık. Eğer ABD ile savaşa girseydik ABD bizi yanına alacak böylece ortadoğu ülkelerinden işkale olan tepki azalacaktı. Belki savaşın tüm yükünü bizim omuzumuza yıkacak ve komşu ülkelerle bizim birbirimizi kırmamızı zevkle seyredecekti. Görüyorsunuz "yukarı tükürürsek bıyık, aşağı tükürürsek sakal" ama bir şekilde teskereye meclis olumsuz karar verdi. Bu durumun konjoktürel olarak getirdiği de fakto olumsuzlukların, gelecekte lehimize dönmesini umut ediyoruz. Irak'ta biz ABD'nin planına dahil olmadığımıza göre ABD ortadoğudaki 22-23 ülkenin yapısını değiştireceği büyük planında bizim yerimize; Iraktaki Kürtler gibi, asilik yapıp, bir parçası oldukları devletleri parçalatacak, diğer etnik kesimleri yandaş edinecektir. İran'daki Türkmen etnik kesimin İran'a karşı, Türkiye'deki Kürt etnik kesimin Türkiye'ye karşı, bu amaçla kullanılması düşüncesi içerisinde olanlar vardır. Türkiye'de ABD'nin parçalamak istediği ülkeler arasındadır. Kürdistan haritaları tarihte hiç bu kadar dillendirilmemişti. Artık bu harita kuzeye doğru uzatılarak Karadeniz'e açılmış böylece Rusya'ya karşı bir cephe elde edilmiş. Kürdistan haritasına göre bu günkü Türkiye, İran ve Suriye parçalanmak zorunda. Kuzey Irakta Kürtlerin dini yahudilik olarak ayrılmış, Lübnan'da arapların dini hıristiyanlık olarak ayrılmıştır. Ayrıca Ortadoğuda ki etnik aidiyetler sürekli olarak kaşınmaktadır. Kürdistan kurulursa Kürtler tam bağımsız olacaktır yalanına aklı başında hiçbir Kürt inanamaz sonuçta ABD'nin kukla devleti olacak ve Rusya gibi devletlerce sürekli olarak iç işleri karıştırılacak, manüplasyona açık, kaynaklarından yararlanmasına izin verilmeyen fakir ve cahil bir devlet olacaktır. Üstelik sağından solundan aldığı tehtitler sebebiyle bir savaş coğrafyası olmaktan kurtulamayacaktır. Bir devlet olmak parayla, toprakla olmaz bayrakla olmaz. Her etnik yapı bir devlet oluşturma yetisine sahip değildir. Dünyada binlerce etnik topluluk vardır ama bir kaç yüz ülke vardır. Bu ülkelerden sadece 20-30 kadarı devlettir. Diğerleri kukladır. Kimse gücenmesin ama bu böyledir. ABD 150 bin askerle Irak'ta şu an. İtalya ve İngiltere'nin askerleri çekilmeye başladıktan sonra, 2008'den itibaren ABD bu karıştırdığı coğrafyadan tamamen çekilecek, yerine belki barış gücünü getirecek. Sonra bu askerler İran'a yada Suriye'ye girecek. ABD "aman Bin Ladin şuraya kaçmış, aman buraya kaçmış" dedikodularıyla, her yere savaş açma hürriyetini kendinde bulacak. Bakın şimdide Pakistan'ı tehtit ediyor. Bu büyük ihtimalle Hindistan'ın ABD'ye karşı geliştirdiği soğuk politikalara yanıt olacak. Hatta ABD'nin Pakistan yönetimini ele geçirmesi demek Pakistan'ın sahip olduğu nükleer güçle, Hindisan'ı tehtit edecek duruma gelmesi demektir. ABD ortadoğu üzerinde nükleer gücü olan tek müslüman ülke olan Pakistan'ın dindaşlarını koruma ihtimaline karşı, bu ülke üzerinde mutlaka bir pasifizasyona gidecektir. Üstelik Pakistan kanlı bıçaklı olduğu, Hindistan'la yakın münasebetler içine girmeye başlamış ve bu ABD'nin Hindistan üzerine kurduğu baskıyı azaltmıştır. Pakistan aynı zamanda Türkiye'nin sıkı bir müttefikidir yani Türkiye'nin sahip olmadığı nükleer gücü sayesinde, Türkiye'yi korumaktadır. Avrupalı devletler, eski sömürge paylaşımı dönemlerinden kalma, iç güdülerle ABD'nin işkallerine göz yummaktalar, hatta askeri ve siyasi destek vermeyi - kamu oylarının karşı olmasına rağmen - sürdürmekteler. Çin ve Rusya asıl tehtit edilen ülkeler olmalarına rağmen, bekle gör denebilecek, sınırlı siyasi ultimatomlarla kendilerini koruma yolunu seçmekteler. Taylant'taki ihtilal hareketi Asyanın doğusundaki huzursuzluğu anlatır gibi. Kore'deki gelişmeler Japonya'nın ve ABD'nin Çin'e karşı yaptıkları baskıyı göstermekte. ABD ve Japonya tarih boyunca sevmedikleri Çin'i kendi kontrollerinde olan bir fabrika olarak kullanmayı istiyorlar. Çin ise bir süper güç olmaya çalışıyor. ABD, Çin yönetimini fırsat bulduğu anda alaşağı etmek ve buraya demokrasi getirmek isteyecektir. Rusyanın Ukrayna'daki hükümeti devirmeye çalışması ve avrupayı doğalgaz krizine sokması kendini koruma çabalarıdır. Ama eski doğu bloğu ülkeler birer birer Rusya'dan kopup AB'ye girmekteler. Bu gidiş yayaş yavaş Rusya'yı ABD cenderesine alacaktır. Belki bu gelişmelere karşı durmak için İran, Rusya, Çin, Hindistan gerçekçi bir doğu paktı oluşturmalıdır. Belki Türkiye'de bu paktın bir üyesi olmalıdır. İran'ın buna ilişkin çabaları vardır, bu bir adım olabilir. Bütün bunları neden anlatıyorum toparlayacak olursak Türkiye'nin artık yanında bulunduğu bir müttefiki kalmamıştır. Herkesin müttefik, her kesin düşman olduğu bir dönemden geçmektedir Türkiye. Bu duruma Türkiye kendi isteğiyle gelmemiştir. Avrupa Birliği kapısında bilerek oyalanmış, hegomonya sahalarına defalarca, müttefikiz diyen devletlerce tecavüz edilmiştir. Türkiye yine Nato ve AB ülkelerince sürekli ekonomik ve siyasi kıskaçlar altında tutulmuştur. Türkiye tükenmenin eşiğindedir bu sebeple yönetenlerin aklı başına gelmektedir ve ama birilerinin direksiyonunda ilerlemeye alışmış olanların kafaları hala karışıktır. Türkiye artık kendi bir cephe oluşturmalı ve bu cephenin içerisinde yer almalıdır. Yada Halkına, komşularına, tarihine, "yurtta barış cihanda barış" ilkesine rağmen tam bir emperyal vahşi kapitalist olmalıdır. Ne olmayı düşünüyorsa buna çabuk karar vermelidir ve bu yolda ilerlemelidir. Etrafında olan bitenleri seyretmemelidir. Kendi hegomonyasında söz sahibi ve gelişmeleri belirleyici yönlendirici devlet olmalıdır. Bu sözler ordunun en üst kademesinden yükselen sözlerdir. Bu gelişmeler Türkiye'nin kaderini çizmesi için kendine ait hükümetler üstü bir politikanın olduğu yada olması gerektiğini açıkça göstermektedir. Başbakan bu konuda tek başına söz sahibi değildir ve değildi. Medyada yazılanlara inanmak saflık olur.

Delinin biri, kuyuya taş atmış; on akıllı çıkaramamış. Geri kalan deliler de, taş atanın deli olmadığını savunmuş. En sonunda, herkes delirmiş; akıllılar da, tecrübesiz deli olarak etiketlenmiş.

bildiriyi yazarken elimden geldiğince siyasi olmuş yada taraflı yazılmış denmesin diye oldukça dikkat ettim.
Olayın çizilen karikatürler değil başbakanın davranışları olduğu konusunu konusan ve buna katılan arkadaşlara tamamen bende katılıyorum.
Zaten bunu gerek linklerle gerekse resimlerle yorumlarında göstermişler.

Gaflar konusunda ise rte'nın tüm ödülleri toplayacağına kuşkum yok biliyoruzki birhayli meşhur bu konuda.
Şurada 2003 yılının Gaf ödülleri verilmiş buna birbakın isterseniz.
@ege bak reha muhtarın da ödülü var burada ama daha farklı birşey söylemiş :)
" Babayı buldunuz mu? "

\

İlk 2 yorumu okuduktan sonra aklıma yazıdada vurguladığım bu karikatürlerin sonucu ne olacak sorusu geldi.
Yazımda bahsettiğim " kedi " karikatürü Cumhuriyet gazetesinde yeralmış o karikatür hakkında bazı bilgileride ekledim ama hala onay bekliyor.Şuan üzerine konustuğumuz karikatürlere bikaç sitede ulaştım ama nerede yayınlandığı ve ahmet arkadaşımızın yazıklar olsun bunu hazırlayan dediği adamın kim olduğu hakkında bilgiler yok yada ben ulaşamadım.

katılıyorum zabun ama gel de bunlara anlat

abi şaka yapıyosun herhalde penguen'in 2 hafta önceki kapağı o başlıktaki
kedi karikatürünü çizen eskişehir yerel gazetesi sakarya'dan

Koray KIRCAOĞLU sayfam yenilendi mis gibi oldu:[mncvizyon.com] [hengame.mobil] | Hedef Yunanistan the box said 'requires windows 95 or better'. so I installed linux.

İşte ben buna grafik derim. Bu hakareti daha iyi anlatamazdı. ellerine sağlık grafik sahibinin...

Sayın Başbakanımızın sözlerine aynen katılıyorum.Bu karikatürü yayınlayanlarıda kınıyorum. Biz PKK ya karşı onurlu bir mücadele veriyoruz. Tarihimizde herzaman düşmanlarla işbirliği yapanlar yada farkında olmadan düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürenler olmuştur. Bu bugünde tekrar etmektedir.Çocuğunun bu vatan için ölmesini istemiyenlere diyorum ki bu memleketin her zaman bir sahipleri vardı ve bugünde var. Şehitlik mertebesinin ne olduğunu anlamayanlara tekrar diyorum ki merak etmeyin biz varız, biz şehit olmaya hazırız.

akobey

İsrail PKKlıları eğitsin, sen de git İsraili koru. Arap dünyası, İslam dünyası ile karşı karşıya gel.

Aydın Küçükoğlu, hey sen! Sen öl adamım, ben dünya Siyonizmi için şehit olamam. Reddediyorum.

Ve kın kın kınıyorum. Bunlar ne cahilane söylemler. Herşeyi birbirine karıştırarak kurtaramazsın o gafilleri.

Delinin biri, kuyuya taş atmış; on akıllı çıkaramamış. Geri kalan deliler de, taş atanın deli olmadığını savunmuş. En sonunda, herkes delirmiş; akıllılar da, tecrübesiz deli olarak etiketlenmiş.

@ege görüşümü paylaştığım için deli yerine konulmayı anlamıyorum. Başbakan'ın konuyla ilgili sözününün; Başbakanın diğer icraatlarının zihinlerde oluşturduğu önyargılarla değerlendirilmemesinin gerektiğini, bu sözlerin aslında bir devlet politikasınının konuşma esnasındaki tezahüründen ibaret olduğunu vurguladım. Ben başbakana oy vermedim, yaptığı icraatları beğendiğimi söylemedim. Başbakanın ağzından çıkan sözlerin hangisinin hükümetin, hangisinin ise bir devlet politikası olduğunu ayırt etmenin gerekli olduğunu, zira bu konuların, partiler üstü sağ duyuyu gerektirtiğini anlatmaya çalıştım. Başbakanı devlet düşmanı görüyor olabilirsiniz ama yaptığı her şeye karşı olmak hükümete değil, devlete zeval getirir. Doğruya doğru, yanlışa yanlış deme olgunluğu göstermek gerekir. Ki sonraki iktidar doğru olan icraati devam ettirsin ve sonuca ulaştırsın. Bir gün sizin düşüncenize uygun bir iktidar gelir, bu seferde farklı görüştekiler at gözlüğüyle bakarak eleştirirse, uzun zaman içinde devlet zarar görür, bu halde ülkede inkişaf olamaz .
-Karşıyım!
-Neye karşısın?
-Her şeye!
Anarşizmdir bu. Demokrasi bu değildir. Ne pahasına olursa olsun bunlar iktidardan inmeli demek ne demek anlamıyorum. Tabela değişiyor meclis aynı. Hangi icraatın ne şekilde yanındasın, ne şekilde değilsin bilinmiyor. Hele bir şu iktidarı düşürelim, gerisine bakarız dönemi geçti. Zaten bu zihniyet yüzünden beğenmediğimiz iktidarlar daha da güçlenerek geri dönüyorlar.Türkiye hükümetleri Nato, IMF gibi uluslararası kurumlara dayanarak dış siyaseti ve ekonomiyi, kısacası ülkeyi idare edemiyor. Türkiye bitti, yenecek bir tarafı, gidecek bir yeri kalmadı. İktidara kim gelirse gelsin, artık iktidara, muhalefetlerin destek olma vaktidir. Çünkü ortak müştereğimiz olan ülke tehlikededir. Bu zaman da şeriat tartışması yapmak saçmadır. Ortada bir devlet yoksa şeriatı yada laikliği uygulayacağınız bir zemin de kalmayacaktır. "Atatürk ülkeyi kurtarmadan önce hilafeti kaldırsaydı daha başarılı olurdu" gibi bir düşünce zamansızca gündemde duruyor. Şeriatçı=vatan haini, Komunist=vatan haini, anlamına geliyor gibi davranılıyor. Bu sebeple demokrat, komunist, şeriatçı vs kendileri gibi davranmıyorlar -miş gibi davranıyorlar. Ortak müşterek ülkesini sevmek ve onu ilerletmeye çalışmaktır. Bunun tersini düşünen cumhuriyetçi, şeriatçı vs hangi kılıkta olursa olsun asıl vatan haini onlardır. Kafayı bulandırmaya gerek yok bu ülkenin bekası için çalışanlar yada çalışmayanlar diye ayırdığınızda gerisi teferruattır. Doğru dürüst muhalefet akılcı çözümler sunan yok? Halkın sorunlarını dinleyen, bilen yok? Alternatif sunamıyoruz, çok partili sistemi besliyemiyoruz. Çünkü gençler apolitik ve düşünsel derinlikleri yok. Partiler aynı, geçmişteki kokuşmuşluklarından sıyrılamıyorlar.

"askerlik yan yatma yeri değildir" aslında cümleye salt bu şekilde bakıldığında yanlış olmasını bir yere bırakın gayet doğru gözüküyor. ben askerlik yaptım bu sözü askerde en az 100 kez farklı rütbelerdeki insanlardan duydum. daha ağırlarına da şahit oldum hatta. Ntvmsnbc deki haber incelendiğinde bu söz "artık şehit cenazesi görmek istemiyoruz" sözüne karşı sarfedilmiş. doğrudur kimse şehit cenazesi görmek istemez, ama malesef her şeyin bir bedeli var, düşünebiliyor musuznuz kurtuluş savaşında kaç şehit verdik? ya o zaman biri çıksa artık şehit cenazesi görmek istemiyoruz dese ne olurdu? (şimdi bazı aklı evveller çıkıp ne alkası var diyecek ne alakası yok ki o zamand a vatan tehdit altınday dı şimdi de ) aslında fena olmazdı değil mi? savaş biterdi işgal güçleri anadoluda kalıcı konuma gelirdi muhtemelen günümüzde bir kısmımız abd ve ingilterenin bir kısmımız da yunanistanında sömürgesi olarak yaşardık ermenileri saymıyorum bile geçen 80 sene içinde bizi sindirmiş olurlardı sindirmezlerdi ama dedik ya artık şehit vermek istemiyoruz, vermek istemediğimiz için de direniş hareketinde bulunmazdık dolayısıyla asimilasyon kolaylaşırdı neyse sonuç olarak tarih sayfasından kaybolup giderdik ama şehit de vermezdik. şimdi düşünelim şu anki durumumuzu sizce zamanında şehit verilmesine ve bu ülke tehdit altında oldukça şehit vermeye değer mi? bence değer...şehit vermeyelim demek kolay, ama uygulamak zor. nasıl biitmeyi düşünüyorsunuz terörü şehit vermeyelim diye askerlerimiz geri çektik gerekli sosyal önlemleri de aldık bitecek mi terör? ( bu arada kimileri terörün sebebini fakirlik olarak görüyor orta anadolu da o kadar fakir köyler var ki g.doğu oraların yanında büyük şehir kalır) @zabunun da dediği gibi ırak ta şehit vermeyelim diye ırak tezkeresini meclisten geçirmedik, eee ne oldu şehit vermedik mi? pkk ya karşı mücadele avantajımızı kaybettik (avantajı kaybetmenin sonucu kendi sınırların içinde şehit vermek oluyor ironiye gellll!!!), binlerce türkmen soydaşımız k.ırakta ertesi sabah sağ olarak uyanıp uyanamayacağını bilmiyor. (türkmenlerden bana ne derseniz onu bilemem) şimdi ne işimiz var lübnan da diyoruz..doğrudur ne işimiz var lübnan da? öyle ya lübnan daki olayların türkiyenin geleceği üzerine hiç etkisi yok. bu soruyu soranlar eminim ertesi sabah kopenhagda Borgergade strasse deki evlerinden çıkıp köşedeki Café Le Chat Noir da Jyllands-Posten gazetesini okuyacaklarını sanıyorlar. ancak kopenhagda oturan bir insan böyle düşünebilir çünkü. afganistanda veya somali de ne işimiz varsa o işimiz var..hadi afganistanı anladık ta somaliye niye gittik biliyorsunuz barış gücünün en çok kayıp verdiği yerlerden biri somali (bkz. kara şahin düştü) somali teskeresi geçerken niye bu tartışmalar yapılmadı? maksat üzüm yemek değil ki bağcıyı dövmek. maksat akparti hükümeti ne yaparsa karşı çıkmak. unutmayın ırak tezkeresini de geçirmeyen aynı meclis lübnan tezkeresini de geçiren aynı meclis( ayrıca bilmeyenler için bir not ırak tezkeresi 2. sefer de meclisten geçti fakat o zaman da abd bize bagdatın doğusu ve felluce bölgesinin yani direnişin en yoğun olduğu bölgenin kontrolünü vermek istediği için hükümet asker göndermedi dısarıdan görüldüğü gibi bir abd teslimiyeti siyonizm uşaklığı vb olmadığı ortada hükümet istese felluceye asker gönderirdi rahatlıkla)
begensek de begenemsek de demokrasi ile yönetiliyoruz bu adamlar iktidar oy ile geldiler oy ile giderler aksini düşünmek başka bir yönetim biçimini istediğimizi gösterir. bu da kişsel tercihtir saygı duyarım ama kişisel tercihler yüzünden söylenenleri çarpıtıp, eğip, büküp afişe etmeyelim. yarın bir gün bir şehit ailesi daha vatan sağolsun demese ertesi gün cumartesi annesi denen şerefsizlerin anneleri çıksa şehit anneleri ile ortak basın açıklaması yapsa bu ülkenin terör ile mücadelesi ne kadar tehlikeye girer düşünebiliyor musunuz? sonumuz barış gücü olur (artık şehit istemiyoruz ya barış gücü gelir takarlar mavi berelrini güllük gülistanlık takılırlar biz de şehit vermeyiz) arkadaşlar devlet yönetmek zor iştir alınan her karar meclis, ordu, istihbarat, dışişleri vb. kurumların görüşleri doğrultusunda alınır oyun teorisini duymuşsunuzdur yarın kazanmak için bugün kaybetmeniz gerekebilir önemli olan kayıpları minimum kazançları maksimumda tutmaktır.

çözüme gel diyenleri duyar gibiyim çözüm çok basit askerlik sisteminin değişmesi dağa pkk nın karşısına zorunlu askerlik yapan kişiyi çıkarmayacağız istanbulda bilgisayar müh. eğitimi veya kayseride sosyoloji eğitimi görmüş ömrü boyunca sadece piknik yaparken dağa çıkmış adamı 3 ay eğitip eline 74 model g3 verip dağa çıkarmayacağız, ordu profesyonelleşecek işi gerilla ile mücadele etmek olan mesleği askerlik olan kişiler dağa çıkacak, insanlar askerlik polislik vb. meslekleri bu mesleklerin tehlikesini bilerek seçecek alacakları maaşlarda ona göre olacak. zorunlu askerlik kısalacak bilgisayar müh. olan adam temel askerlik eğitimini 2 ay 3 ay neyse alacak geri kalan 7 ay 9 ay kamu hizmetinde bulunacak. bildiğim kadarıyla orudunun "2010" diye bir projesi var kimi başlıklar bu söylediklerimle uyuşuyor.

bu arada bu satırları yazan arkadaşa bir şey sormak istiyorum

buradaki bilgileri her türk vatandaşı bilse fena olmaz.
nefret her zaman size geri döner [mncvizyon.com] the box said 'requires windows 95 or better'. so I installed linux.

sözü edilen yemin haberinin kaynağı ne kadar güvenilir? tayyip erdoğan denen adam ilkokul kitaplarındaki bir şiiri okudu diye kaç yıl hapis yattı eğer böyle bir yemin ettiyse hala yatıyor olması gerekirdi:)) bana kalırsa asılız bir yemin gibi eğer öyleyse ben de yarın www.konusuomizmir.com / www.hadigariaydin.com /www.yazilarinagurbanmardin.com diye bir sayfa açayıp beğenmediğim kişiler hakkında yeminler yazayım:)

başbakanın kantin subayı olarak aslerlik yaptğını yani can tehlikesi olamdan yan gelip yattığını ima edenler var hadi tayyip' e kılsınız/çılgın türksünüz/tatlı suda yaşıyorsunuz/muhalifsiniz/anarşistsiniz/hem manken hem solcusunuz/hem reklamcı hem solcusunuz/hem milliyeçisiniz hem de apoyu affeden kararın altında imzanız var vey hiç birşeysiniz ne olduğunuz önemli değil atış serbest yani, tamam da şu an ama zorunlu askerlik ama muvazzaf görevde olup da kantin çavuşluğu/astsubaylığı/subaylığı yapan askerlerimiz var onlara ayıp olmuyor mu? onların duygularını düşünebiliyor muyuz? hadi tayyip askerlik yan gelip yatma yeri değil derken densizlik kendini bilmezlik etti peki bu fotoğrafı koymak ne oluyor? o fotograf askerde olan bir çok vatan evladını incitmiyor mu? herkesin topluma karşı sorumluluğu vardır başbakan olmayışımız , gazate yazarı bildirgec yazarı sözlük yazarı oluşumuz veya hiç bişey olmamız bize densizlik etme hakkı vermez dimi?

sevgiler

ChaOs rUleZ!!!

o kadar vatan severiz ki ve şehitlerimizi o kadar çok koruyoruz ki, densizce kurulmuş bir cümle için koruduğumuz şehitleri kapak konu yapıp malzeme olarak kullanıyoruz.evet evet şehitlerimizi savunuyoruz...hemde ne savunma,ne koruma...ben utanıyorum.

Aldığımız her nefes bir lütufken, Ve teşekkürü gerektirirken...

hacı hoca dolmuş ortalık
misk kokuları geliyor
ama yalan büyük günah
Allah sizi taş yapar
vatandaş bol bol şehit cenazesi gelsin mi diyecek?
yok kurtuluş savaşı olsa böyle denir miymiş?
vatandaş uyandı artık, bu olaylarlar askerin yetersizliğiyle ilgili değil, hükümetin hükümsüzlüğü ile ilgili
bu hükümetin döneminde batıda fabrikalar kapanırken doğuda kaç fabrika açıldı sizce?
demogoji yapıyorsunuz
partizanlık böyle bir şey demek

o laf İsrail'i korumaya gitmek istemeyen orduya ithafen söylenmiş bir laftır!!!!!!!!!!!!!!!!

bu bloğu takip eden insanlar çokluk gündemi takip eden insanlardır buna emin olun
bu safsataları onlara yutturamazsınız

ilkokul kitabından şiir okumuş!!!

"onlara ayıp olmuyor mu?"

bize ayıp olmuyormu? aptal yerine konmak?
şehit edebiyatını kim yapıyor? şehit kanını kim kullanıyor? siz sözcüklerinize mesnet ararken onu kana kana içmişsiniz!

ben bir gaziyim! sizin gibileri görene kadar o yara o kadar derin olmuyor ama sizler var ya beni öldürüyorsunuz!
üstelik beni benim gibi gerçekten bu vatan için kanını dökenlerin kanında boğarak öldürüyorsunuz.

valla başbakana (başimam)kapak olsun
sadece son mısrasini yaziyorum

Ateş olmadan yemek pişmez
Asker olmayana adam denmez
Biz böyle gördük atadan
Sözümüz anlayana
Düşüncesi derin, gönlü engin olanlara
Çayda çıra gelir geçmişiyle işi olmayana
Vatan nedir bilmeyene!

ordoabchao ya ithafen;
arkadaşım askeri kayıtlardaki bir olaydır.
hepiniz unutuyorsunuz ki bu adam devletin başına geçebilmesi için yasalarda değişiklikler, esnetmeler yapıldı. ne çabuk unutuyorsunuz ? gül neden başımızdaydı ?

bu adamın çarşaflı görüntüleri dahi yayınlandı.

kimin oğlu trafik kazası yaptı örtbas edildi.

ben tartışmıyorum lüzumu yok neyin ne olduğunu biliyorum uzun cümleler kurmaya ihtiyacım yok. düşüncemi kabul ettirme çabam yok. bana sormayın araştırın.

Koray KIRCAOĞLU sayfam yenilendi mis gibi oldu:[mncvizyon.com] [hengame.mobil] | Hedef Yunanistan the box said 'requires windows 95 or better'. so I installed linux.

http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060912

Penguen, ciddi ciddi penguen kafalilar ile dolu....

ne politikadan anlarim nede birgün konusurum, ama haberleri izledim ve ne dedigini duydum. adam orda penguen kafalilarin cizdigi gibi bir ima etmiyo. ama anlayan kim, millete siyasi cikar iste..., bazisinada parasal/penguencikler...

penguen de papağan gibi aynı şeyi söylemekten ileri gidemiyor işte.

çünkü bu çarpıtmanın ne kadar sığ olduğu ortada. herkes aynı yerinden yakalıyor meseleyi.

adam gibi eleştirin tayyip erdoğan'ı, okuyayım, destek çıkayım. ama böyle tornadan çıkmış bir anlayışla, hem şehitlerin ruhuyla, hem imamların, hem de kantinde subaylık yapan askerlerimizin onuruyla dalga geçilecekse tepkinin karşısında dururum.

"şehitlik" kavramını bir gün bile sahiplenmemiş çevrelerin (meselâ, şehit haberlerine yer ayırmamış çizerlerin), bu sözle nasıl şehitleri kullanma pozisyonuna geçtiklerini görmemek elde değil. maksat üzüm toplamak değil mi? şehitlerin kanında boğulursunuz dikkat edin. siyasal malzeme yapmayın bunu.

Laik bir devlette şehitlik nedir? Şehitlik islami bir kavramdır. Siz, askerinizi sonucu kesin ölüm olan bir savaşa gönderdiğinizde, asker sadece silahtan, techizattan mürekkep bir mihanik olmadığından, asker, ölüm korkusunu önemsizleştirip, zafer kazandırmaya sevk edecek bir motivasyona ihtiyaç duyar. laik devletin, laik ordusunun, müslüman inancı çoğunlukta olan askerlerini, "ne mutlu size; ya şehit olacaksınız, ya gazi" motitivasyonuyla cesaretlendirmesine yol açmaktadır. Yani dini duygular üzerinden vatan sevgisi elde edilir. PKKlılarda müslüman olduklarını söylüyor bildiğim kadarıyla şehitliğini tartışmayı bırakın eşkiyanın, isyancının cenaze namazı bile kılınmaz. PKK yayın organlarında, ölen teröristlerin fotoğrafları, "davamızın şehitleri" başlığıyla yayınlanıyor. Süryani veya mecusi yada materyalist bir vatandaşımız, askere gittiğinde, PKK ile savaşıp canını kaybettiğinde, kime göre neye göre şehittir? Ona müslümanlık ilmihali altındaki bir terimi yakıştırmak belki o kişi için bir zul olabilir. Bu mecusi vatanına canını feda etmek için böyle bir terimin anlamı çerçevesine dahil mi olmalıdır? Dinsiz, komunist, laik, şeriatçı olursanız vatanınızı sevemez misiniz? Şüphesiz ki herkes kendi dünya görüşü çerçevesinde, yaşadığı topraklar için, çocuklarının geleceği için, özgürlük için, tarihi için, kültürünü korumak için, haksızlıklara, yıkımlara, tecavüzlere karşı durmak için ezilen, hakkını koruyamayan insanlara yardım için, evrensel insani ahlakın değerlerini altüst edenlere karşı durmak için, ülkesinin bekasını sağlamak için savaşır ve savaşacaktır. "yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi savaşmayacağız anlamına gelmez. Genellikle, maalesef barışı sağlamanın yolu savaştan yada silahlanmadan geçer. Bunun ispatı, bu güne kadar devlet bütçesinden en fazla payın silahlanmaya ayırılmasıdır. Bir ülke, sizin ülkenizde oluşturduğunuz, barış ortamını kendi çıkarları doğrultusunda tehtit ediyorsa bunun karşısında ben savaşa karşıyım diyerek varlığınızı sürdüremezsiniz. Çünkü o ülke sizin dünya sahnesinde bulunup bulunmamanızı önemsemez çıkarları sizin yok olmanızla örtüşüyorsa fırsatını bulduğu an sizi silip süpürür. Herşey masa başında tartışarak çözümlenmiyor. Karşı taraf askeri, ekonomik ve siyasi olarak sizden güçlü ise istediğini almadan masadan çekilmez. Ya azda olsa bir şeylerinizi vererek daha kötü durumlardan sıyrılma yoluna gidersiniz yada bu devleti karşınıza alıp savaşırsınız başka bir yol yoktur. Savaş illede kendi ordunuzla olmaz müttefiklerine yardım edebilirsiniz (Rusya'nın bize kendi çıkarları doğrultusunda silah vermesi ve bizi düşmanlarına savaştırması gibi). Bize Rejim ihracına kalkan iran'ın bunu ne için yaptığını anlıyorsak ve fakat bu yaptığına ne kadar buğuz ediyorsak, bir o kadar da bize rejimini çoktan ihraç etmiş ABD'nin bunu ne için yaptığını anlıyoruz ve o kadar buğuz ediyoruz. Savaş; toplumların etkileşimlerinin olumsuz tezahürlerinden, insanlara-toplumlara karşı insanın-toplumun kendisini, ailesini, kültürünü, çeşitli çıkarlarını korumasıdır. Kiminin dünya görüşü ahiret üzere kuruludur ve öldüğünde şehit olacağına inanır. Kimi ekonomik çıkarlarını önemsediğnden düşmana karşıdır. Kimi kültürünü, benliğini silmek isteyenlere karşıdır. Bu vatandaşların, dünyevi görüşleri ne olursa olsun, ülke sınırlarına canlarını bile ortaya koyarak savunurlar. Şeriatçılar yani; ister yahudilik, ister isevilik, ister müslümanlık olsun, dini kriterlere göre kanun yapılmasını isteyenler; ateistlerden yada laiklerden daha az milliyetçi değillerdir. tersi de söylenemez. Dünya savaş stratejileri bir satranç tahtasından pek farklı değil. Bazı hamlelerde piyonları kaybetmeden ilerlemek ve mat etmek olası değildir. Bu Piyonların küçümsenen taşlar oldukları manasına gelmez onların icra ettikleri görev asıl sonucun vazgeçilmez bir parçasıdır. Bizim lübnan'da asker bulundurmamız İsrail'i savunma gibi bir derdimiz olduğundan değildir. Ordu Lübnan'da ne işimiz var demiyor, Milli Güvenlik Kurulu diye bir şey var ordunun milli çıkarlara ters düşecek bir hareketi desteklemeyeceği açıktır. Başbakanı şeriatçı olarak görenler ve politikalarını bunun üzerinden yaptığını düşüneneler doğru söylüyorsa başbakanın buraya asker yollamaması gerekirdi. şeriatçılar, yaptıkları oyunlardan dolayı yahudileri sevmezler ve onları korumazlar. O zaman başbakanın siyonist yada yahudi olması lazım ki Lübnanda İsraili korumak için asker göndermeyi bu kadar desteklesin. Üçüncü bir durumsa olan bitenin göründüğünden farklı olması. yorum size kalmış...

PKK lılar aralarında şunu söylüyorlarmış;

"Eğer bir asker sizi gördüğü zaman durmadan ateş ediyorsa bilin ki o acemidir kurşununun bitmesini bekleyin, bittiği zaman gidin kafasına sıkın. Eger sadece sizi gördüğü zaman ateş ediyor saklandığınız zaman duruyorsa o bir komandodur, kaçın ve canınızı kurtarın. Eger sizi gördüğü zaman ortadan kaybolmuşsa ve etraf sessizse, bilin ki o bordo berelidir, o sizi bulur."

Bunları okuyunca asker zaiyatının azaltılması profesyonel askerlikle olmalı şeklindeki sözlere katılmamak elde değil. Ama daha öncedende bildiğimiz üzere özel birliklerdeki askerler emekliliklerinden sonra normal yaşama adapte olamamışlardı. Bazılarının hareket ve yetki serbestliğini kullanarak, sınırdaki, yakıt, hayvan gibi kaçakçılık faaliyetlerinin içine girdikleri söylendi. Bazılarının derin devletin tetikçiliğini yaptıkları söylendi. Bir rütbeli çıkıyor eğer falanca vakit yetki verselerdi pkk'yı tamamen birirdim diyor. Bir başkası PKK ordunun çatışma deneyiminin sıcak tutulması için bilerek uzatılıyor bu durum diyor. Bu söylenenler belki doğru, belki değil ama profesyonel askerlerin sonuca ulaşma olasılığı kesin. üniversiteye kadar okuma munisliğini gösteren bir adamı; ömrünü bu coğrafyada geçirmiş, mağarada kalan, naylona sarılıp karda uyuyan, mekap ayakkabıyla gezen, gözünü kırpmadan defalarca insan öldürmüş ve elinde kalaşnikof gibi çok üstün bir silahı olan terörist ile sıcak çatışma ortamına sokmak pek doğru gözükmüyor. Bunun böyle olması ise bilinçsiz değil ama, o bilinci halk kavramış değil. "Belkide o yüzden acılı baba vatan sağ olsun diyemiyor artık" Şeffaf devlet ve şeffaf ordu olamıyor nedense.

gidin, hafif'te tartışın yahu; ne hale getirdiniz burayı!

(ege haklı ama dayanamadım)

vatanını seven bir ton insan gördüm.

tümü fiş almazsam kaça olur dedi, demeyende fiş vermeyen satıcıya bana fiş ver demedi. aldığı kirayı, evinin değerini düşük gösterdi.

hiç kimse vergi vermeyen bir milletiz, nasıl hizmet beklemeye yüzümüz olur demedi.

çalanı baş tacı etti, mercedes'i olana adam muamelesi yaptı. çıkarcıydı. öyle de kalacak.

memleketi sevmek, onu tanımadan olmaz. oturduğumuz yerden sevilmez memleket. düzgün vatandaş olalım, daha iyi birisi olmayı hedefleyelim. memleket için yapabileceğiniz en doğru şey nasıl daha iyi bir insan olurum diye sormaktır. sanatla uğraşmayan adamdan ülkeye hayır gelmez, gelemez; felsefesi olmayan, felsefesini tanımlamamış adamdan vatandaş olmaz, olamaz. bir ömrü magazinle geçirip şikayet edersek kimse bizi ciddiye almaz, alamaz. biz bir şeyler yapmasak AB gelip buraları dahi güzel, bizleri daha iyi yapmaz, yapamaz.

tayyip deyip eleştirdiğimiz adam başbakan, günahım kadar sevmiyorum, ama başbakanı aşağılamak "tayyip ama o" ile normalleşmez, normalleşemez, normalleşmemeli.

memleket meselelerine zaman ayıranlara içtenlikle teşekkür ederim

Katılıyorum @nicoteen. Yapıcı eleştirelim, konuşalım, işkembe-i kübradan atmayalım. Babalarımızın hatalarına düşmeyelim ama apolitize gençlik de olmayalım. Memleket umrumuz da olsun biraz. @ege bu siteminizi herhalde, hafif yerine bildirgeçte konuyu açan erususre'ye yapıyorsunuz. Lakin biz yorum perverler bahis nerede açılırsa oraya iliştiririz yazılarımızı.

yorum yapmayarak protesto edin, ne bileyim. En iyisi, siz ne yapmak isterseniz, onu yapın. Ben bu sitenin bir kullanıcısı olarak, uyarmak istedim sadece.

zabun egeden aynı içeriği başka sayfalardaki yorumlarda da gördüğüm için pek üzerime alınmadım doğrusu.
gerçi egenin sitemi varsa bile kime?
söyle bir baktığımda rce'nın söylediği sözler,
bu karikatürleri çizenler, yazıya buraya uygundur yayınlanabilir deyip onay veren editörler,konu hakkında farklı görüşler bildiren kullanıcılar, buraya bu bildiriyi ekleyen ben yada hepimize birden mi:) hangimize sitem ediyor acaba diye düşünüyorum.

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.