Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "sony alpha nex-7"

Atatürk ve Ana
Alıntıdır

Gazi Çiftliği'nde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rasladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.

- Merhaba nine...
Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- "Merhaba" dedi.
- Nereden gelip nereye gidiyorsun?

Kadın şöyle bir duralayıp, "Neden sordun ki?" dedi:
"Buraların sağbısı mısın? Yoksa bekçisi mi?"

Paşa gülümsedi.
- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?

İhtiyar Kadın başını salladı.
- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.

- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?

- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa.
Ben de gün demeyip gece demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyin de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.

- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı?

Kadını birden yüzü sertleşti.
- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona "sağol paşam! demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de
Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver.

Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.

Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim,
- Sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor....

Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.

İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü.

Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;

- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi.
Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;

- Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine benim bütcemden üç inek verin armağanım olsun."

Anneler günü(nüz) kutlu olsun!

Spacer
Spacer
impala
 | 5 yorum var 
 | 14 Mayıs 2006 23:16 

Yorumlar

ahalinin tek annesi benim sanırım.
aldım kabul ettim, kutlayanlar sağolsun :)
anne olmak ne güzel bir şey !

cebrailiye  |  (0 puan) 15 Mayıs 2006 08:32

bu yazı gerçek olamayacak kadar mantık hatası kaynıyor.

hoverkraft beyin cenkerdem.com'daki yazısından alıyorum:

"Gazi,çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı.Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu."
Demek ki yaşlı bir kadın, Gazi`nin çifliğine, sanki babasının çifliği gibi davranıyor. Muhtemelen güvenlikli bu çifliğe sızmış.Devam ediyoruz:
" - Merhaba nine.
Kadın Ata`nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- Merhaba dedi."

Anlaşılıyor ki ikisi de "İstanbul" terbiyesiyle büyütülmüş.Oldukça bohem bir şekilde "merhabalaşıyorlar"... Muhtemelen yakışıklı Gazi bir "Klark" da atmıştır.

NOT: minimaller bilmez. "Klark Atmak" süpermenin gizli kimliği ile değil Klark Gable`ın kadınlara "bakışı" ile ilgilidir.

"Kadın şöyle bir duralayıp, - "Neden sordun ki?" dedi. "Buraların saabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?"
Paşa gülümsedi; - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır.Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?"
Belliki nine, çifliğe yani özel araziye izinsiz girdiğinin farkında ve kendinden hesap soran ilk kişiyi bekçi sanıyor.

Ayrıca Gazi`de (yukardaki bölümde) hiçbir propaganda fırsatını kaçırmıyor. Vatan, millet ve Sakarya`yı araya sokuşturu veriyor. Yoksa o değil de bu satırların yazarı mı bunu yapmaya çalışıyor?

"Kadın başını salladı; - Tabii söyleyeceğim, ben Sincan`ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara`ya geldim."

Nine belki de tebdili kıyafet eylemiş Yakup Kadri olabilir diye düşünüyor insan bu satırlardan sonra... Zira köyünü, aynen bu edebiyatçının romantizmi ile (nedense?) tarif etmeye koyuluyor.
" - Muhtar niçin Ankara`ya gönderdi seni?

- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da. Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey."
Bu noktada seviniyoruz. Zira nine tam da Atatürk`ün çiftlik (yol geçen çiftliğinin) arazisinde kendini ordan oraya vuruyor. Gevur kelimesinin de altı dikkatlice çiziliyor. Kimden kurtardığı "İYİCE" anlaşılsın diye...

Devam.:
" - Senin Gazi Paşa`dan başka bir isteğin var mı?
Kadını birden yüzü sertleşti;
- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki. O bizim Vatanımızıgurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek,ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver."
Burada ninenin "baba devlet" kavramını özümsediğini anlıyoruz. Devletin, otoritenin yaptıkları bir tür lütuftur.

Yani iktidar aslında yol su elektirik eğitim hizmeti için halkın oluşturduğu, organize edici bir organizayon değil, gökten zembille inen ve cepleinden çıkardıkları paraları yine zembille dağıtan kutsal kişilerdir. Eğer protesto falan etmez ve usalu durursak bizim ve ülke için İYİ olur. Bu düşüncenin "KOKTUĞU" bir paragraf okuyor nine kısaca... Bu arada Gevurlara bir vurgu daha yapılıyor. Halide Edip`in değişine benzer; "Vurgulayın Gevuru!" durumu var.
Bu arada ninenin; vatanı için ölen kendi çocuklarından çok onları yöneten komutana vurgu yapması ilginç. Heralde oğullarının fedakârlığını pek iplemiyor.

Burası önemli! Bu noktada, olayın biri tarafından anlatıldığını anlıyoruz:

"Atatürk`ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek;

- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır. Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor."
Atatürk, Gökçen diye birine, o da e-mail ile bize anlatıyor bu olayı... Neden hikayenin en başında "Atatürk İle ben (Gökçen) hava almak için yürüyüşe çıkmıştık." şeklinde bir bölüm yok ilginç. Yani böyle bir anektod, öyle başlar normalde... Anektod gerçek ise!

"Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk`ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. Ikisi de ağlıyordu.İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü.(1)Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk`e uzattı;" Anlatımdaki hataları bırakırsak [(1) Heybeden paket çıkaran kişi kim? Yani Ata onun ellerini öptü sonra heybesinden paket?]ülkeyi kurtaranın ölen çocuklar değil tek başına Atatürk olduğu gibi bir anlam çıkıyor, yine...Yani biri Kurtarıcı öbürü Kurtarılan Peynirci nine (kurtarılamayan çocukların anası) oluyo.

Nine, el öpmenin yetmediğini düşünerek, peyniri uzatırken minnet dolu konuşmasını sürdürüyor:

"- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi; "Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."

Atamız, ülke kurtarırken bu arada hayvancılığa devam ediyor ve halka inek dağıtıyor. Eee devlet büyüklerine yeterince "minnet" gösterirsen senin de 3 ineğin olur! Nasıl mesaj?

yamuk bey  |  (0 puan) 15 Mayıs 2006 09:10

iyiymiÅŸ :)

impala[pilli_silinen_hesap]  |  (0 puan) 15 Mayıs 2006 12:45

anneler günü için buraya alinti yapilmiş güzel bi hikaye çocuklugumuzdaki gibi belki mantiksizca ama masalsi desek de fazla yüklenmesek..

sixfeetunder  |  (0 puan) 15 Mayıs 2006 13:13

Sen alman gereken mesajı almışsın yamuk bey bu düstur da devam et....

Aslında anlatılmak istenenin ne olduğunu ve yaşananların pek doğal olarak tam orjinaline sadık kalınamadan anlatılamayacağını sende gayet iyi biliyor ve farkındasın.....

sbaskentli  |  (0 puan) 15 Mayıs 2006 13:18

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu