
blog kardeşliği başvurularını eklerken farkettim, bir fahişenin günlüğü. sözlükte site hakkında ilginç yorumlar da var.

blog kardeşliği başvurularını eklerken farkettim, bir fahişenin günlüğü. sözlükte site hakkında ilginç yorumlar da var.
« önceki yazı 17.000$'a hücum |
sonraki yazı » başımıza bir iÅŸ gelecek... |
amaç tamamen ilgi uyandırmak, potansiyeli değerlendirmek, galeyana gelmeyelim sakin olalım :p blogun türkçe'sini takdir etmek gerek.
| abacus | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 09:54 |
melissa p vakasını örnek alan bi çalışma olmuş. isim bile sansasyon yaratmaya yönelik.bi' "paraüstü kitabı" çıkarma hedefi var galiba. yakında raflarda da görürüz kendisini herhalde, tuna kiremitçi ile melissa p'nin arasında bi yerde durur kitabı sanırım. aferin, devam...
| kahpecuce[pilli_silinen_hesap] | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 10:18 |
evet bir çok kişi spam mail'lerle tanıştı bu bloga bir kaç gün kadar önce. ilgi çekmeyi başardı mı? evet. kalıcı mı? değil.
| nihilanth | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 10:28 |
ballandıra ballandıra ... fahişe mi olsak ne ..!!!!
| minne | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 12:39 |
bunun aslı belle de jour idi.
http://belledejour-uk.blogspot.com/
geçen sene guardian'ın blog ödülünü kazandı, ama kimliğini açık etmemek için ödülü almayıp bir vakıfa bağışladı.
| stalker | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 12:45 |
amerikalıların bi' lafı vardı ama şimdi burda söylemem uygun olmaz.
| masal | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 13:17 |
gayet insanın merakını uyandıran bir blog.. konu genelde ilgi çekiyor zaten; örneğin blog oscarlarını kazanan bloglardan biri de gayet sex içerikli bir blogdu..
| miette | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 15:54 |
sponsor'lu orospu. haha fake olduÄŸu nerden belli.
belle'i görmeden önce bende düşünüyordum böyle fake bir hayat kadını blog'u yapmayı. ama bunun gibi salya sümük bunalım birşey değil, bol maceralı, komedili birşey.
bu blog'un, buhran dolu ergenlik bunalımı yaşayan yüzlerce blog'dan bir farkı yok, takibe değecek bir enteresanlıkta göremedim. ama bu tempo, aktuel gibi %90'ı götten uydurma yazı/haberlerle dolu dergilerde iyi yer eder.
| aptal[pilli_silinen_hesap] | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 16:03 |
aptal durumu çok iyi özetlemiş , ticari bir niyetle hazırlanmış gibi -"patlarsa kitabını da basarız" gibisinden.
| kahpecuce[pilli_silinen_hesap] | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 16:31 |
patlatacakmışsınız gibime geliyior hatta patladı bile :)
| mavihap | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 19:00 |
şöyle bişey yazmıştım bi aralar :)
Hıçkırık
- Rüzgar var.
- Baharda buralar böyle.
- Çok kalabalık değil.
- Bu saatte böyle.
- Nereliydin sen ?
- Göçmendim.
- Hadi eyvallah...
- ...
Giyinir giyinmez çıkıp gitti. Ağrılarıyla kaldı Raziye. Çoktan bırakmıştı şikayet etmeyi. Ne ağrılarından, ne işinden...
Duygusal kıyaslamalar yoktu onun için. Mutluluk mu iyi yoksa acı çekmek mi ? Ne fark ederdi.
Kardeşini düşündü bir an. Hatıralarını düşündü. Ürperdi sonra. Bağlıda olsa kardeşinden korktuğunu hatırladı. İnsan bir zır deliden nasıl korkmazdı ki ? Zincirlerini kemirmeye çalışıp dişlerini kıran bir zır deliden. Canı acıdıkça da daha çok kemirip daha çok dişini kırardı. Bütün dişleri bitmeden ölmüştü. Deliydi işte.
Sigarasını sakladığı yerden çıkarttı. Aç karnına içmeyi sevmiyordu. Ama karnını doyurmakta istemiyordu. Yani kararsızdı. Her konuda böyleydi. Bu onun sığnağıydı. Hiç karar vermezdi. Böylece sorumluda olmazdı hayatından.
Kapatmak üzere açık kapıya yöneldi. Ceryan yapıyordu içerisi. Ve o bundan nefret ederdi. Yetişemeden çarptı kapı. Bir kaç prezervatifin,fare zehrinin, kremlerin ve kolonyanın olduğu ecza dolabı yere düşmüştü. Pek oralı olmadı Raziye. Zaten dolabın içinde hiç bir zaman kırılacak bir şey olmamıştı.Aldı alalı da adam gibi bir yere asamamıştı. Düşmesine alışıktı bu yüzden. Camları çoktan kırılmış dolabı köşeye fırlattı. Kapıyı sıkıca kapattı sonra.
Gözüne hep dolabın arkasında duran,ucu yanık, eski bir fotoğraf ilişti. Eline aldı. On dört yaşında bir delikanlının siyah beyaz bir fotoğrafıydı bu. İlk ve tek aşkının fotoğrafı. Birden bağırıp çağırmaya başladı. Rıfatın sopasından korkmadı bir an için. Döverse dövsün bir iki yumurukta ben atarım diye düşündü bağrırken. Bir süre sonra Rıfat'tan korkması ve kendini cesaretlendirmesi manasızlaştı. Çünkü Rıfat gelmemişti. Sonra sustu. Hıçkırmaya başladı.
Hıçkırıklarıda bitince yatağa uzandı. " Hiç değilse sevmiştim ve hala seviyorum " dedi kendine. Hayattaki tek dayanağıda buydu zaten.
Kapı açıldı. Tutarsız düşüncelerle dolu monoloğunu bitirdi. Yatağa uzandı.
Raziye hayatını verip sevmişti. Sevdiği bir hayat alıp kahrolmuştu. Hayat belki de o kadar adaletsiz değildi. Hayat herşeyin karşılığını herkese tam da hakettikleri gibi veriyordu. Bu alışveriş biter bitmez zaten insan ölüyordu.
Raziye bu alışverişten sıkılıp ertesi gün fotoğrafı yaktı. Sonra dolabı güzelce bir yere oturtup, içinden fare zehrini aldı...
| zee | |
|
|
(0 puan) |
|
| 10 Nisan 2006 20:49 |
hastasıyım ablanın ve sağlam yazıyor. *iktim, soktum edebiyatından farklı bir tarzı var. bir okumak lazım diyorum; benzetmelere girebilmek için sanki.
| threewishes | |
|
|
(0 puan) |
|
| 16 Nisan 2006 21:43 |
kaç gündür söyleyeceğim unutuyorum. belle de jour kitap yazdı biliyorsunuz. o kitabın türkiye'deki yayın hakları geçenlerde (3 bin dolar civarına) satın alındı. yakında türkçesi de çıkacak yani. bu blog da onunla ilgili olabilir.
ben melissa p etkisi yaratacağını çok sanmıyorum. türk hayat kadını olsa tutabilir.
bu bahsi geçen blog da yeterince inandırıcı olmamış ayrıca.
| aftermath | |
|
|
(0 puan) |
|
| 18 Nisan 2006 21:48 |
belle de jour'da önce kurgu bir karakter sanıldı. en çok şüphelenilen zadie smith isimli booker ödülü de kazanmış genç bir kadın yazardı. sonra karakterin hakiki olduğu ortaya çıktı.
| stalker | |
|
|
(0 puan) |
|
| 19 Nisan 2006 12:14 |
ülkemin kendini fahişe sanan kızları bile cezmi ersöz gibi yazıyor a dostlar. bu işte kesin bir yalnızlık var.
| olhor | |
|
|
(0 puan) |
|
| 30 Nisan 2006 17:13 |
5 para etmez vıcık vıcık bir edebiyat. fake olsun ama ne cezmi ersöz olsun ne soktum olsun.
| necrodome | |
|
|
(0 puan) |
|
| 30 Nisan 2006 20:24 |
He he ala...Ne ala...
"Seni kendini bilmez komik şey" demek isterdim..."Kalemin -klavyen- gerçekten fena sayılmaz.İkisinden birini dik konuma getir ,üstüne otur nasılsa alışıksın(!)" :P gibi bir kaç cümle de eklemek isterdim.
Halkımın buna yapışacağı günü bekleyip o gün trajikomik kahkahalarımdan birini atmak için sabırsızlanıyorum.
| natalie anne makker | |
|
|
(0 puan) |
|
| 30 Nisan 2006 22:05 |
bir fahişenin günlüğü google'da da kendinden bahsettirmiş. milliyet, hürriyet ve vatan gazeteleri de haber yapmış.
| plush | |
|
|
(0 puan) |
|
| 01 Mayıs 2006 12:18 |
olhor'a da tokat gibi bir cevabı varmış :)
"Evet, ben bir fahişeyim. Vücudumu kiralayarak yaşıyorum. Kiramı bu sayede ödüyorum, evet fahişeyim ben. Vücudumu kiralıyorum. Böyle yaşıyorum. Fahişe. Fahişeyim ben. Bu kelimeyi o kadar çok tekrarlamak istiyorum ki. Ta ki içini boşaltana kadar. Ta ki anlamsız gelene kadar. Ta ki..."
| plush | |
|
|
(0 puan) |
|
| 01 Mayıs 2006 12:19 |
kesin önce yayın haklarını kendileri aldılar,
sonra bu işi türkiye'de kıvırabilecek birini buldular
sonra da kendi gazetelerinde yayınlamaya başladılar.
netlaurus olması çok normal. okan bayülgen'in adını kullanacak kadar yakındaysa, bu oyunu oynayan medyacılara çok uzak olamaz.
banu alkan'ın tokat yemesinden on binlerce $$ götürenler bakalım bundan ne kadar götürmeyi planlıyor??
| azurenus | |
|
|
(0 puan) |
|
| 04 Mayıs 2006 00:48 |
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.
bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.