aslında iki gündür çok mutluydum. yani yolunda gitmeyen hiç bir şey yok gibiydi. bugün tüm bunların fazla iyi olduğunu farkettim. frankfurt hayatıma girdi gireli olmamış bir şeydi bu kadar güzellik. hayırdır inşallah dedim sonra da. şimdi huzurum kaçmış durumda. bu yazı pembe dizi kıvamına gelmesin diye zorluyorum kendimi ama olmuyor. gelecek işte. hayatın gidişi beni şaşırtmadı evet. murphy kanunları her zaman doğrudur günlük. işlerin ters gitmesi için düz gitmesinden daha çok neden vardır. ve ne kadar geç kaldıysan trafik o kadar sıkışıktır. ve öf. aslında ben telefon etmek istememiştim. ama kendimi tutamadım bir hayat belirtisi göstermek için, çaldırmak dediğimiz dünyanın en anlamsız faaliyetinde bulundum. cep telefonu zararlı bir icat mı diye gercekten düşünüyorum şimdi. aptal gibi hissediyorum canım basbayağı. çaldırmak neymiş. şimdi yarın sabah kurtarma sınavlarımı vereceğim bu konuyla ilgili. kıvırma sanatının eşsiz ürünlerini sunacağım. aman be. neden yaptım sanki neden. şey geldi aklıma: -why?/-why not? neredendi bu yau.
sıkıntı kötü bir şey. hayır gitmiyor. mesela 10 dakika önce "yazarsam geçer" düşüncesiyle yola koyulmuştum. şimdi "naparsam geçer?" sorusuyla karşı karşıyayım. çözüm aslında içinde ne varsa dökmek olur böyle alengirli durumlarda. ama o biraz cesaret gerektiren bir iştir ve ben dünyada rastlanabilecek en korkak insanlardan biriyimdir.
uyusam geçer mi ki? Aragon'un bir şiirini işlemem gerekiyor sözlü için, ve ben şiiri sözlü için işliyor olmaktan dolayı rahatsızım, sanki basite indirgiyormuşuz gibi geliyor.. (michel manouchian'ın ek$i'de matild manukyan'a yönlendirilmiş olması ne kötü)


