Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "björn giesbrecht"


Eski Basbakanlardan Bülent Ecevit Vefat etti, hepimizin basi sagolsun :(


 | 6 yorum var 
 | 06 Kasım 2006 06:11 

« önceki yazı
Insanlik disi!!!
sonraki yazı »
Saat Altı Buçuk

Yorumlar

karaoğlan gitti demek.. üzüldüm. allah rahmet eylesin...

lostwisdom[pilli_silinen_hesap] |  (0 puan) 06 Kasım 2006 21:12

İnsanoglu

MADDE BIR
dunyaya gelmelidir

MADDE IKI
sevmeli sevilmeli
dunyayi cennetin
kendisi bilmelidir

MADDE UC
yasama sevgisinin
kokleri gonlunde
insanoglu gunun birinde
olmelidir.

Bülent Ecevit Yasa adlı şiiri

birool |  (0 puan) 06 Kasım 2006 23:11

Türkiye için yaptıklarından dolayı da, allah ondan razı olsun; ona rahmet eylesin.

Ege |  (0 puan) 07 Kasım 2006 08:16

“CHP’nin yaptığı gibi AP’de, ortanın sağında olduğunu bildirerek sağ uçtan gelebilecek tehlikelere karşı bir duvar çekerse… demokrasimiz sürekli yaşama imkanına kavuşacaktır.”

Aramızdan ayrılan “Karaoğlan” bu sözleri 1966’da söyledi. Sağ ile solun topyekun birbirlerine girdiği ve 12 Eylül darbesiyle sonuçlanan bir süreçten uzun yıllar önce. Siyasal kültürü fikir ve ideolojilerden ziyade kişilerin karakterleriyle sınırlı bir ülkede Bülent Ecevit’i türdeşlerinden ayıran husus belki bu cümlede; belki de siyasal popülizmin kurallarına alışmakta Clouseau vari bir sakarlık nedeniyle bir türlü başarılı olamayan fikir adamlarının Türkiye gibi bir ülkedeki yazgılarını özetleyebilecek siyasal hayatında saklı.

Öykündüğümüz batı Avrupa’nın İngiltere, Fransa, Almanya, İsveç gibi ülkelerinde komünist olmayan fakat “ortanın solu” olarak özetlenebilecek hükümetler işbaşındayken, CHP’nin her zaman eleştirilen “halktan kopukluk” yönünü bertaraf edecek değişiklikler yapmanın tam sırasıydı. Kemalizmin kek tarifi inceliğinde ideolojik açıklamaları olmadığı bir gerçekse de sola nispeten daha yakın olduğu gerçeğinden de hareketle Türkiye’yi ve CHP’yi “ortanın solu” kavramıyla tanıştırarak adını duyurmuştu Ecevit partide yükselen genç radikallerin bir temsilcisi olarak. Fakat hesap etmediği bir nokta vardı. Türkiye “demokrat” kavramının bile sözcüğün yarattığı çağrışımlardan ötürü bir “demir kır at” ile sembolize edildiği, modern ideolojilere son derece yabancı bir ülkeydi. Geleneksel düşmanlık, özel mülkiyetle aile kavramlarının sorgulanması ve ABD propagandası gibi sebeplerle de dış gelişmelerden haber alma şansına sahip olmayan halk tarafından bu yeni kavramın direkt olarak “komünizm” olarak ele alınması çok basit gerçekleşebilirdi. Ülkenin iktidarındaysa yoz popülizmin üstatları bulunuyordu. Siyasal çekişmeler uğruna Türkiye’de en azından çok uzun vadede askeri darbe görülmemesini sağlayacak bir fikri ittifakın oluşmasını kendi yüzeysel sloganlarıyla kösteklemekte bir beis görmediler: “Ortanın solu, Moskova yolu”. Bu slogana kapılıp CHP’yi komünist olarak nitelendirmeleri uzun sürmedi. Halklar için kalın kitaplardan ziyade iki cümlelik sloganlar her zaman daha fazla bağlayıcı olmuştur.

Teori insanlarının, fikirlerini pratiğe dönüştürdükleri arenadaki başarısızlığının nedenlerini içinde barındıran bir öykü. Ecevit her şeyden önce bir “yazar”, bir fikir adamıydı. Fikir adamını siyasetin kendine has kaba çarklarında yok edecek çok sayıda faktör vardı. Fikir adamları siyasal popülizmin yüzeysel kurallarına alışmakta çok az başarı kaydedebilirler. Analiz yetenekleri kuvvetli olsa da uygulama konusunda çoğunlukla zayıf kalmışlardır. Çok fazla düşünürler, kırmak istedikleri çok az kişi vardır, kafalarındaki yargı-infaz süreci fikir adamlığının doğal sorgulayıcılığı nedeniyle pek yavaş sonlanır.

Türk siyasal yaşamında bu tür eksikleriniz varsa asla başarılı olamazsınız. Ecevit de olamazdı. Hele ki karşısında “Halk bize muhalefet görevi verdi.”, “Halk plan değil pilav istiyor.” şeklinde ustaca pişkinliklerle koalisyonları bozabilen Demirel gibi bir popülizm üstadı varken Ecevit gibi göreceli anlamda “başarısız” bir politikacıyı tek başına iktidarda görmemize olanak yoktu. Gerçi yazgısı zaman zaman tersine de döndü. Kıbrıs krizinde çizdiği “ideal” önder imajını ve Atatürk’le özdeşleştirildiği o “altın” dönemini arkasına alıp tek başına iktidara gelmek için zayıf MSP koalisyonunu yıktığında, geri kalan tüm siyasal partilerin CHP bu olumlu rüzgardan oy olarak faydalanmasın diye olası bir erken genel seçimi geciktirmek için var güçleriyle çalışmalarını hesap edemedi. Fikir adamının kurallarına alışık olmadığı bu siyaset oyununda gerçekleştirdiği ilk ve en büyük hamle hüsranla sonuçlandı. Fakat bugün siyasal hatalarını çeşitli demagojilerle bertaraf etmeyi başarmış olan nice siyasal aktörün göremeyeceği bir saygıyı da görmesinin nedenleri yine bu “fikir adamı” portresinde gizli.

Halk her zaman sert üsluplu, keskin cümleler kullanan, cehaletini çeşitli yüzeysel sataşmalarla örtebilmiş siyasal aktörlere karşı kendisini daha fazla bağlı hissetmişken, kendilerine karşı hep yabancı kalmış fikri reformları sloganlardan daha fazla savunan, saygılı, durağan karakterli önderlere karşı saygı duymuş fakat birkaç istisna dışında fazla yüz vermemiştir. Ecevit de fazla yüz verilmeyen fakat her zaman saygı duyulan bir önderdi halkının gözünde. Kadın erkek ilişkilerindeki “efendi adam”, “serseri adam” çekişmesine benzeyen bir rekabet altında her daim kendisine serseri adamı sevgili olarak seçen halkına karşı koruduğu sabrı son yıllarında terk eylemiş, kendisine nazaran çok daha sığ fikri alt yapıya sahip eşi tarafından domine edilen bir simaya dönüşmüştü. Siyasal hayatına nokta koymaya hazırlandığı son günlerde, “Afganistan Genel Müdürü Hamid Karzai” gibi gafları Türkiye’ye kazandırdığı “Grev ve Toplu Sözleşme yasası”, “sekiz yıllık kesintisiz eğitim” gibi reformları unutturmuş olsa da Türk siyasal tarihinin en önemli simalarından biri olarak yer edeceği toplumsal belleklerde sonsuza kadar hatırlanacak.

Bilincinin açık olduğu son günü de Cumhuriyete karşı yönelen silahlı bir tepki sonucu hayatını kaybeden Danıştay üyesi Mustafa Özbilgin’in cenazesinde geçirmesi, zamanında TBMM'ye başında türbanıyla giren Merve Kavakçı’ya karşı yaptığı kimsenin alışık olmadığı üsluptaki sert çıkışının sebebini pekiştiren bir sondu kendisi için... Nur içinde yat Karaoğlan

beyaz_sayfa |  (0 puan) 07 Kasım 2006 11:40

@beyaz_sayfa ' nın yapmış olduğu detaylı anlatım kadar olmasada şuradanda bişeyler kapılabilir diye düşünüyorum.

MerovingiaN[pilli_silinen_hesap] |  (0 puan) 09 Kasım 2006 01:00

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

son yorumlar

pilli ilan

reklam

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

RSS Dosyası
pillikutu