ben cem adrian'ı hiç beğenmiyor, sevmiyor ve yaptığı müziğe de sabredemiyorum. hemen izah edeyim.
ses telleri normalin 3 katı söylemi beni olaydan kopartmak için yetmese de en büyük ilk darbedir cem'e karşı. fazlı say'ın öve öve bitiremediği bu adamın albümünü gerçek anlamda evimden hızlı adımlarla müzik markete giderek aldım. dinlediğim zaman son derece özensiz hazırlanmış, şişirilmiş bir işle karşılaştım. canlı dinlediğim zaman da bu adamın bu denli yüceltilmesine hiç anlam veremedim. evet bu tarz işler yapan, sese sahip insanlardan biri olabilitesi olan fakat yolun çok başında olan bir dostumuz kendisi.
fakat ne zaman ki birileri onun ses telleri 43 misli, yok eşsiz yetenek diye adamın zor bela radyosunda yaptığı demoyu albüm diye satışa çıkartıyor, ben bunu o müziği dinleyecek insana yani bana yapılmış bir ayıp olarak algılıyorum.
hikayesi ise beni asla ilgilendirmiyor, çünkü popstar'a katılmamı babam vasiyetinde yazmıştı gibi palavralardan benim hikaye kotam çoktan doldu. iş ve netice görmek istiyorum ben.
ne olacaktı yani cem adrian'ın sesinin son kullanma tarihi mi var? 1 yıl oturup uğraşılsaydı harika bir albüm yapılsaydı kendisine çok mu zor olurdu?
o sesleri çıkartmak evet zordur, o sesleri çıkartırsınız kabiliyetli, doğuştan sese sahipseniz. fakat eğitimiz yoksa ancak höö hüüü diye 1 parça ilgi çekecek 2. parçada tekrara girmekten başka çareniz kalmayan işler yaparsınız.
ayrıca ses telleri 3 misliymiş gibi bir ölçü birimini uydurmadan önce bir çok ustayı düşünmek, bu ustaları bizim de bildiğimizi varsaymak, bizi insan yerine koymak gerekir.
ben insan yerine koyulmuyorsam, cem adrian'da benim gözümde ne yazık ki ağaçların yok olmasına yataklık etmiş (cd kapağı) biri kadar garip bir özellik alarak dolabımın arkasında sonsuzla buluşur.
artık internet var, artık globalden öte minicik bir dünya var. sen şimdi kimi kime yediriyorsun 3 kuruş için... olur mu yahu...
bize ayıp her şeyden önce.