Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
insanin başını bir saniye siperden çıkaramayacağı gibi bir ateş altındaydılar. Asker teğmenine koştu hemen:
Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi?
“Delirdin mi?” der gibi baktı teğmen...
Gitmeye değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuştur. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın!
Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı.
Peki, dene bakalım!
Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri,
arkadaşının yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtladığı gibi taşıdı.
Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen kosup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir
kenara yıkılmış askere döndü.
Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememişmiydim! Bu zaten ölmüş...
Değdi Komutanım, değdi! dedi asker.
Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmuş, görmüyor musun?
Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu...
Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için...
Ve, hıçkırarak, arkadaşının son sözlerini
tekrarladı:
.
.
.
.
.
.
.
.
.GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!
.GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!
« önceki yazı Firefox için taze renkler |
Yorumlar
daha önce de okumuştum, ama hala etkileyici... teşekkürler
| biSGen | |
|
|
(0 puan) |
|
| 20 Ekim 2007 18:42 |
gerçek bir olay bildiğim kadarıyla.
| webdedektifi | |
|
|
(0 puan) |
|
| 24 Kasım 2007 12:32 |
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.


