içinde çeşit çeşit tartışmaları barındıran konular. diğer bakış açısını algılamak empati yapmak lazım.
giriş seviyesi müşteriler; mesela arkadaşım bir firma kurdu kurumsal kimlik için kendi logosunu kendi sloganını kendi yaptı. neden? belli bir gelir seviyesine kadar şirketler kreativiteye harcama yapmayı ciddi lüks buluyor. haklıdır abisi.
orta şekerli kobiler; "dışarıdan bir profesyonele yaptıralım artık büyüdük orta halli bir kobi olduk kurumsal kimliğimizi profesyonel adamlar oturtsun." tadaa, işte en kötü alıcılar bunlar. hani sınıf atlama sendromu vardır ya. bizatihi yaşıyorlar o yüzden kriterler; ucuz olsun, zevkime göre olsun. peki zevk-i selim sahibimidir bu insan. %90 değildir. ama tırnaklarıyla kazıyarak büyümüş her işini kendisi görmeye alışmış bir arkadaş. o zaman buna şöyle bir gaz vermek en doğrusu bence. siz büyüdünüz kocaman adamlar oldunuz. imaj için falan kafa yormayın bırakın biz sizin için herşeyi halledelim. yedi yedi, yemedi, siz ayvayı yersiniz.
en kötüsü ve kritiği bu işlerle ilgilenen bir yetkili kişi olmaması halidir. mümkünse sadece patronla muhatap olunmalı işin onu ilgilendirdiğine inandırılmalıdır. böylece ikna işi daha rahat olur. yoksa.. düşünmek bile istemiyorum.
birde elit, kocaman firmalar vardır ki oralarda kurumsal iletişim departmanıyla görüşebilmek için ya çok sağlam büyük firmaları içeren portföye sahip olacaksınız veya çok çılgın ve dikkat çekici bir yönünüzle ilgilerini çekeceksiniz.
küçük bir analiz, yeni kurulan sınıfındaki firma oranı %5-10 olsun, orta halli kobi %80-85 olsun, geriyede %5 kalsın.
türkiyede kreatif iş yapmak istiyorsanız, çok sabırlı olacaksınız, eskilerin tabiriyle ilm-ü siyaset bileceksiniz, rest çekmekten korkmayacaksınız (yanlışmı yapıyoruz diye korkarlar) ve en önemlisi paranızı almayı bileceksiniz. dominant olun. yoksa çoook süründürürler.
1 milyoncu dükkanlarında web sitesi tasarımı hadiseleri zamanla kuruyup solacak. 4-5 yıldır sektörde olmasamda tutunanlar için ümitliyim.
yaşadıklarımdan çıkarımlarım bunlar.