Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "Neler Oluyor Mutfakta?"

\

aydemir akbaş ruhu yeniden canlanıyor sanki. neşeli gençlik filmine baya baya dersini vermiştik orada. şimdi de çılgın dersane geldi.

aşağı yukarı aynı web sitesi,afiş,aynı düzeydeki oyuncularlar ve senaryo ile rakip buldu kendine neşeli gençlik.. umarız bunlar başlangıç değildir, daha fazlasını görmeyiz, bu son olur..

Spacer
Spacer
 | 13 yorum var 
 | 26 Ocak 2007 18:47 

sonraki yazı »
Muzi Hacklendi..

Yorumlar

neşeli gençlik bildirisinde zaten yeterince yorum yapmıştık (100 yorum yaklaşık)bu tür filimlere

TuruncuYengec  |  (0 puan) 26 Ocak 2007 18:59

ne ders verirseniz verin is yerinde herkes ustteki filmi konusuyordu.

modela  |  (0 puan) 26 Ocak 2007 22:27

posterinde 3'ten fazla kişinin olduğu filmden korkacaksın. bunu bilir bunu söylerim :)

leent  |  (0 puan) 26 Ocak 2007 22:38

özellikle Türkiye'de poster yapımında "kelle sayısı" özelliği çok kullanılıyor.

bkz: vizontele, çılgın dershane, okul, dünyayı kurtaran adamın zırtı... bu liste uzar gider, araştırmadan yazdığım için uzatamıyorum.

iyi posterler yok mu? var. (posterleri iyi filmler hakkında konuşmuyorum): Küçük Kıyamet, Araf, Gen... bu da gider. neyse... anlatamadım derdimi tam.

CNKT  |  (0 puan) 26 Ocak 2007 23:11
emeğe saygı

bunu duyunca aklıma +1'ler rep'ler geliyor... kan beynime sıçrıyor...

emeğe saygı'dır. tamam. emeğe saygılı olup aynı zamanda da eleştirmek gerekebilir. şimdi ajdar'ın emeğine saygılıyım. e ama kardeşim bu adamı da eleştirmek zorundayım. örnek.

CNKT  |  (0 puan) 27 Ocak 2007 00:43

ben artık böyle şeylere sinir olmamayı öğrendim. sanki hiç yoklarmış gibi davranıyorum. emeğe saygı konusuna gelince. yapılan herşey emek midir diye sormadan edemiyorum. mesela bir cinayet planı da emek ister. o zaman katile de saygı duymak gerekir. ya da bu toplumu yozlaştırmak da emek isteyen bir uğraştır. onu becerenlere de saygı duymak gerekir. tıpkı bu tarz filmleri yapanlar gibi. evet evet manken sunucu oyuncu kızımız haklı. emeğine saygıyı hakediyor...

hikikomori  |  (0 puan) 29 Ocak 2007 10:34

Neşeli Gençlik filmine baya baya (aslında bayağı bayağı olacak) dersini vermştik deniyor bildiride; merak ediyorum, acaba kim kimin dersini vermişti? Oraya yazdığım yazıları bir daha okuyun isterseniz ve böyle ucuz yollu ahkâm kesmeleri bırakın. Bilginiz, görgünüz ve de türkçe bilginiz ne kadar ki, birilerine bay baya (!) ders verdiğinizi iddia ediyorsunuz. Daha ana diliyle bile konuşup yazamayan bir güruhun iddiaları kimin umurunda sanıyorsunuz? Bu ve bunun gibi filimler aslında popüler kültür yozluğuyla yetişmiş sizin gibi gençleri konu alıyor mu zaten, neyi eleştiriyorsunuz ki? Bence öce kendinizi eleştirin de, böyle filimlere konu ve malzeme olmayın.

Vatansoylu  |  (0 puan) 30 Ocak 2007 10:35

Ayrıca şunu da belirtmek isterim; sinema her şeyden önce bir ticarettir ve birileri bu işi her şeyden önce para kazanmak için yapar. Bu piyasada iş filimleri de olacaktır, sanat filimleri de. Ama ben burada ahkâm kesen çok bilmi ukala takımına sormak isterim; siz o sanat filimlerinden kaçına gittiniz acaba? İnsanlar sanat filimlerine giseydi, öyle filimler yapılırdı; gitmediğiniz için de böyle filimler yapılıyor. Şu anda gösterimde yirmi civarında yerli film var; seyirci sayılarına bir bakın bakalım sanat filmi sınıfına girecek filimlerin seyirci adedi kaç? Son derece az. Hatta "Eve Giden Yol" gibi gösterimden kalkan filimler bile var. Peki bu ne demek oluyor? Gayet basit. Sizler onca eleştirilerinize rağmen, ne yazık ki Neşeli Gençlik, Çılgın Dersane ve Hokkabaz gibi ticari maksatla yapılmış zırzop filimlere koşa koşa gidiyorsunuz, hem de en önde. Eğer gitmiyorsanız, bu filimler bunca hasılatı nasıl yapıyor?

Vatansoylu  |  (0 puan) 30 Ocak 2007 10:44

yok bence gereksiz bir film, fragmanından anlaşılıyor. 2-3 yaşında çocuğunuz varsa onunla gidin.

ahmetalpbalkan  |  (0 puan) 30 Ocak 2007 11:40

Vatansoylu güzel söylemiş.. sadece "hokkabaz" hariç :) o bunlarla bir arada anılmayı hak-eden bir film değil..

bunun dışında bu tür filmler niye sinir bozabiliyor anlamıyorum. o kadar güçlüler mi yani sinirleri bile bozabiliyorlar. bırakın geçin nedir yani. bunun böyle olacağını tahmin etmiyormuydunuz ki böyle şaşırıyorsunuz. sinemadaki film sayısı arttıkça, insanlara "film çevirebiliyormuşuz ya, niye duruyoruz" cesareti geldikçe "çöplük" tarzında filmler de olacaktır elbette. bu gayet doğal bir gelişme. rahat olmalısınız. nedir yani amerika'nın bize gönderdiği ve senede vizyona giren filmler kadar mı film ürettiklerini düşünüyorsunuz. bunlardan daha ucuz nice filmler de üretiliyor. yani bir yerde sayıca çok üretim varsa onların içinde her türlü film olacaktır.

oysa biz ne yapıyoruz? gerçek adam-gibi-adam olan filmleri konuşacağımıza böyle filmleri tartışıp, sonra 100'lere varan mesaj sayılarından övünüyoruz. reklamın iyisi kötüsü olmaz. buradaki 100 mesaj bu filmlerin işine geliyor..
oysa bunların yanında oldukça güzel filmler de üretiyoruz ve vizyona sokuyoruz..

mehmet ali erbil var diye herkesin "iğrenç" olarak gördüğü dünyayı kurtaran adamın oğlu filmlerine bakıyorum tüm net camiasında "ben gitmem abi" haykırışları yükseliyor. yahu sen gitmiyorsun, o gitmiyor, bu gitmiyor. peki nasıl hasılat rekorları kırıyor bu filmler ?..

kısaca (tekrarlıyorum) reklamın iyisi kötüsü olmaz.. ve "çerez" sineması her zaman satar..

lombak  |  (0 puan) 01 Şubat 2007 17:37

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

İlgili Yazılar

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu