
‘Cumhuriyet; halkın kendi kendisini yönetmesidir.’Bir yönetim biçimidir.Böyle dedik, böyle öğrettik yıllarca, böyle zannettik.Halk kendini yönetecek insanı seçme özgürlüğüne sahiptir.Cumhuriyet özgürlük, düşünceni söyleyebilmektir, susmamak, susturulmamaktır sanıyorduk.Hala da öyle öğretiyoruz minicik, şekillenmemiş beyinlere, düşüncelerinizi ifade edebileni eleştirse de, düşüncesini beğenmesek de, takdirle karşılıyoruz ki, ileride cesur olsun,kendini anlatsın, konuşsun, susmasın, susturulmasın...
Çok şeyler öğrendiklerimizi yalanladı yaşadığımız hayatta.Her olay öğretilenlerin yanlış aktarıldığını, tamamen beyaz,lekesiz, kötülükleri barındırmayan bir dünya için hazırlanıldığımızı farkettirdi... Gerçek hayat başka halbuki.İyimser bir dünyada, özgür bir ülkede yaşamıyoruz, yaşayamıyoruz gerçekten...Size bir örnek vereyim kendimden; çocuklarıma kavgacı olmasınlar diye yıllarca kavganın ne kadar kötü bir şey olduğunu, sorunları konuşarak halledebileceklerini anlatmaya çalıştım, böyle büyüdüler, kendi içlerinde iki kardeş ne kadar boğuşsalar da dışarıdaki insanlara karşı gayet demokratik, centilmence davrandılar...Ne oldu dersiniz?... Sokak acımasız, çocuklar da büyüklerinden gördüklerini birbirlerine uyguluyorlar.Ve şimdi, benim iyimser bir yürekle kavgacı olmamayı öğrettiğim çocuklarım sokakta kendileri gibi olmayan çocuklardan dayak yiyip geliyorlar, veya köşe bucak saklanarak kendilerini korumaya çalışıyorlar... Şimdi, kavga etmemeyi öğütlediğim çocuklarıma karate kursu aldırtmayı düşünür oldum, korkak olmasınlar, kaçmasınlar, saklanmasınlar sokaktan, kavga edebilsenler, diye...
Halkın büyük bir çoğunluğunun seçtiği bir partinin kapatılması istemiyle karşı karşıyayız şimdilerde... Çok fazla uygulamalarını tasvip etmediğim halde, bu haksızlık yüreğimi acıtıyor... Evet, haksızlık, başka bir kelime bulamıyorum, bu parti ileri gelenlerine yapılan bir haksızlık değil aslında, en çok seçmene yapılan bir saygısızlık,haksızlık... Senin seçtiğin kişiyi beğenmiyorum, hatta yasak koyuyorum, sen kendini yönetecek kişiyi seçmekten acizsin... Hatta sen öyle seçtiysen, ben böyle indiririm, gibi bir şey... Çirkin, yakıştıramıyorum...
Haberlerde ve medyada okuyorum, izliyorum ki, daha çok yaptıklarından çok konuştukları ve söyledikleri için cezalandırılmak isteniyor ileri gelenler...
Susmadıkları, düşüncelerini söyledikleri ve bir takım insanlar tarafından bu düşünceler ve söylenilenler beğenilmediği için... Bir çocuğa bile düşüncesini söylediği için ceza verilmemesi gerekirken, yasama hakkı olan kişilerin, tartışma, orta yolu bulma, eleştirme hakkı olan insanların susturulması ne acı!..
Parti kapatmakla milletin ve devletin geleceğinin düşeceği durum da ayrı konu... Tamamen ülkeyi bile bile felakete, gerilere götürmek gibi bir şey, bu kadar çok susturmak istediği 71 kişi için konuşulması, düşüncesini bu kadar açık dile getirerek suçlayabilen bir takım insanların da konuşabilmesi de düşündürücü...
Bir tarafta halkın kendisini temsili için seçtiği konuştuğu için cezalandırılmak istenenler, bir tarafta sadece kendi düşüncesine ters konuşuyor diye konuşan hatta suçlayan lar...
Nereye gidiyoruz?...
Susayım mı?... Çok mu konuştum?...
ferkul
16 mart 2008
- siirimsi
- 8 yorum var
- 17 Mart 2008 21:49
« önceki yazı Anılarınızı Hayata Döndürün |
sonraki yazı » Egemenlik Kayıtsız Şartsız Kimin? |
Yorumlar
Bunu dikkatle okuyun lütfen ;
iflas
Hukukun sözünü Anayasa Mahkemesi söyleyecek. Ama siyasetin sözünü tarih söyledi bile:
Tarih, bir partiyi kapatmanın, o partinin savunduğu fikirleri gömmeye yetmediğini, tersine budanan dalları daha gür yeşerttiğini yazıyor.
heralde biz salağızda yeşertiyoruz dimi.
ayrıca bu konuya tarafsız yaklaşabilecek son insanlardan biridir Can Dündar.
şunu kaçırıyoruz sanırsam. cumhuriyetimiz 85 ekimde yaşına girecek. çok değil 7-8 nesil önceki dedelerimizin zamanında devletin başında islamı en derin bir şekilde yaşayan padişahlarımız vardı. kim şikayetçiydi o zaman.
işte o nesil bi 7-8 nesil daha gider. ta ki bu çoğunluk batılılaşma sürecinde azınlığa dönüşene kadar.
Arkadaşım çok güzel anlatmışsın teşekkür ederim. Eline, diline , aklına sağlık. Ayrıca savcı hakkına yazıyı buradan ve ekonomik faturasından bir tanesine buradan okuyabilirler.
hangi tarafta olursak olalım günlük manşetlerin dışına çıkıp lütfen şu soruya cevap bulalım.
1- hani şu yukarıda verdiğin ikinci linkte ekonomik zarardan falan bahsedilmiş ya ( türkiye'nin 50 milyar dolar kaybettiğinden bahseden yazı)... çok merak ediyorum bizim gayri safi milli hasılaya vb düşen bilmem ne payımız ülke olarak arttı da niye benim cebime yansımadı / yansımıyor bu... ama ne acıdır ki aynı değer (Gsmh) düşünce bana neden direk yansıyor... bunun ekonomi-politiğini açar mı bilenler acaba?
bir diğer konu:demokrasi...
demokrasi benim bildiğim azınlığın çoğunluğa tabi olması değil, "çoğunluğa rağmen azınlığın haklarının korunması"dır. azınlık ya da çoğunluk kim olursa olsun. bu küçük görünen ama aslında büyük nüans farkını hazmettiğimizde epey yol/mesafe katedeceğiz sanırım.
saygılarımla...
şimdilerde demokrasi ; "halkın anayasa mahkemesinin kararınca yönetilmesi"
ağlanacak halimize seviniyoruz.
garibiz.
birileri çıkıyor sürekli diyorki laik cumhuriyet temsilcisiyim ama bu ülke laik olmanın yanında demokrasi ve cumhuriyetçi terimlerde var neden o kişiler bu terimlerden azrail görmüş gibi kaçıyorlar ve sürekli laik devlet diyorlar anlamadım yani bu ülke sadece laikmi demokrasi yokmu.birde cumhuriyet teriminin il emevi devleti imamlarından biri olan imam biruni tarafından ilk dile getirildiğini bilseler.
"Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur."
diyor Celal Yalınız, namıdiğer Sakallı Celal...
85 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin gençleri hala cumhuriyet ve demokrasiyi, laikliği tartışıyor... Bilgisiz fikir olmaz sözünden hareketle siz arkadaşları Amerika'yı yeniden keşfetmek yerine biraz araştırmaya, cumhuriyet nedir?, demokrasi nedir?, hukuk devletinde yasama organının konumu nedir? diye sorgulamaya davet ediyorum...
@neguvon, Cumhuriyet kelimesine gelince:
"Cumhuriyet kelimesi bize Arapça cumhur kelimesinden gelmiştir. Cumhur toplu halde bulunan halk demektir. Cumhurî ise, cumhura, yani halka ait demektir. Cumhuriyet işte bu cumhurîden türetilmiş bir isimdir. O halde etimolojik olarak cumhuriyet, halka ait olan şey demektir. Devlet şekli anlamında cumhuriyet ise herhalde, halka ait olan devlet diye tanımlanabilir. Cumhuriyet kelimesinin Fransızca karşılığı olan république kelimesi de aynı şeyi ifade eder. Bu kelime Latince mal, eşya anlamına gelen res ve kamu, halk anlamına gelen publica kelimelerinden türemiştir. Genel anlamda res publica , kamu malı, halkın malı demektir. O halde république (cumhuriyet)i, halkın malı olan devlet şekli olarak tanımlayabiliriz. Görüldüğü gibi Türkçe cumhuriyet ve Fransızca république kelimeleri birbirinin tam anlamıyla dengidirler ve aynı anlama gelmektedirler." Yani kelimenin varlığı zaten Yunan site devletlerinden beri mevcuttur. Bu durum Roma İmparatorluğu'nun hala hayatta olan dili Latince aracılığıyla Fransız Devrimine kadar gelmiştir.
"Anayasal demokrasi ilkesi, siyasal gücü elinde bulunduran kimselerin bu güçlerini kötüye kullanabileceklerinin varsayılmasını şart koşar." diyor John Stuart Mill. Bu sebeple devletlerin yönetiminde güçler ayrığı ilkesi benimsenmiştir. Güçler ayrılığı ilkesi yasama, yürütme ve yargı kurumlarının, devletin farklı organlarında bulundurularak iktidarın tek elde toplanmasını engellemek ve bu üç kurumun birbirlerini denetleyebilmesini sağlamak anlamına gelir. Devlet iktidarının üçe bölünmesi ve bunların ayrı organlara verilmesi gerektiği yolundaki yaklaşım, siyasal rejimlerin sınıflandırılmasında da temel alınmıştır. Buna göre yasama ve yürütme güçlerinin bir elde toplandığı rejimlere güçler birliği, bu yetkilerin birbirinden bağımsız ayrı organlara verildiği sistemlere ise güçler ayrılığı sistemleri adı verilmektedir. Yasama, yürütme ve yargı organları hukuk devletinin temel direkleridir ve hiçbirinin diğerinden daha üstün olabileceği düşünülemez. Bu sebeple bilinçsiz ve bilgisiz yığınları coşturma çabasıyla naralar atan siyasilerin vaiz usulü nutuklarıyla galeyana gelen gerek liberal gerek akp taraftarı kimselerin hala oyun hukuktan üstün olduğu konusundaki temelsiz fikirleri de çürütülmüş bulunmaktadır. Ayrıca oyla başa geçmenin mutlak bir güç vermediğini de unutmamak gerekir. Hitler de halkın oyuyla başa geçmişti...
Türkiye Cumhuriyeti'nde parti kapatmak gerekli midir? Tek bir cevabı vardır:
EVET
AB devletlerinde parti kapatmak daha zordur. Neden? Çünkü Avrupa'da demokratik yönetime karşı düşünce ve eylemler bize nazaran önemsenmeyecek kadar azdır. Örneğin İngiltere'nin, ya da resmi adıyla İngiliz Krallığı'nın yazılı bir anayasası dahi olmadığını ancak çok uzun bir süredir demokrasiyle yönetildiğini unutmamak gerekir. Yazlılı bir kanun ve bunun yaptırımları olmamasına rağmen ne kral ya da kraliçe parlementonun bir çalışmasını engellemiş, ne lordlar kamarası avam kamarasının seviyesine dokunmuş, ne de parlemnento mevcut düzene karşı çıkmıştır. Ancak 1921'den bu yana anayasaya sahip bir devletin iktidarları zaman zaman ülkenin üniter devlet yapısına yakışmayacak, federatif yönetim düşüncelerini ya da daha da ötesi dini hükümlerle yönetilecek bir şeriat devletini getirme arayışlarına gitmişler ve bu yönde eylemlerde bulunmuşlardır.
Her canlı gibi sistemler de varlığını sürdürmek için savunma mekanizmalarına sahiplerdir. Bu mekanizmalar da sistemin karşılaşacağı tehditlere göre belirlenir. Avrupa'nın hiçbir yerinde din temelli bir devlet kurulması tehdidi bulunmadığından bu devletlere göre parti kapatma uygun bir yöntem olmayabilir ancak böyle bir tehdidin bulunduğu ülkemizde parti kapatma yetkisinin yargı organında bulunmasından daha doğal birşey yoktur!
Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.
Ancak;
Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Madde 68
Siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Madde 69
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
İlgili Yazılar
Bu Yazıyı Tutanlar
Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

