abd güney amerika'da ve küçük uzak doğu ülkelerinde önce baş kaldıran grupları besler ve silahlandırır sonra da o ülkenin ordularını arkasına alır. iki taraf çatışır kazanan hep cia yoluyla abd olur.
türkiye'de 60 darbesi biraz farklıydı.. demokrat partinin baskı rejimi kurması (aynı şimdiki gibi) darbeyi getirdi.
80 darbesi ise kenan evren'in deyimiyle halkın hak ve özgürlüklerinin fazlalığı ve devletin bununla birlikte daha geride kalmasının oluşturduğu çatışma ortamını yok etmekti.
yaptığı en kötü şey darbeye o dönem "kemalizm kılıfı" uydurmasıydı. kendisiyle birlikte artan tarikatlar ve özal dönemi. özal dönemiyle de gelen koylacılık ve kontrolsüz dışa açılım, dinci ve gerici bir sermaye yi yaratırken, "benim memurum işini bilir" türünden bir toplumun oluşmasını sağladı.
80 darbesi öncesi abd eliyle devlet güçleri, rusların elinde ise ayaklanan, baş kaldıran grupların olduğu çok tartışıldı.
sermayenin elinde de bu gruplara karşı yetiştirilen çakma komandoların olduğu da görünür bir gerçekti.
bir başka gerçekse abd - ingiltere - israil'in türkiye'de her kurum üzerinde yönlendirici rol oynama istediği..
@antepian'ın dediği gibi ordu türkiyede çok daha farklı bir konumda.
son dönem ortaya çıkan marjinaller kenan evren'in sözde kemalist darbesi üzerinden sık sık puan kazanmaya çalışır.
"darbe şöyle kötüdür böyle kaka dır" derken, avrupanın gazıyla da "ordu şöyle geri planda kalmalır. demokrasiye şöyle etkisi altında almayı bırakmamalıdır" şeklinde sık sık serzenişler de bulunurlar.
en kötüsü de bunun üzerinden ulusalcılar ve atatürkçüler de darbeci ve faşist olmakla suçlanır.
çoğunluğu arkasına aldığını iddia edenler baskıcı bir rejim kurmaya yeltenlenip cumhuriyetin kurumlarıyla ve anayasasıyla çatışmak gibi hatalara kalkışabilir... işin kötüsü buna demokrasi demek gibi büyük hataların içinde de bulunabiliriz.
özgürlük diye bas bas bağırırken başkalarının özgürlüğünü kısıtlamayı göz ardı da edebiliriz.
ama şunu unutmamalıyız. toplum ve millet olduğumuzun farkına varmadığımız sürece darbeler hep var olacak...