Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "pentax 645d"

sevgili günlük,(bir gün dile gelip "senin de sevginin de....uleeynnn" dersen diye ödüm kopuyor)

dün gece sabaha kadar uyuyamadım ve geceyarısı gregor samsa iriliğinde bir hamamböceği katlettim.sonra kalkıp karanlıkta bir sigara yaktım ve bir yandan da "ütü yapsam bulaşık yıkasam blog olur mu" gibi ipe sapa gelmez şeyler geçirdim aklımdan.daha sonra hafta içi çalışmak ve en önemlisi erken kalkmak zorunda olan her aklı başında insan gibi uyuma denemesine geçtim...ve yine tam uykuya dalacakken yatağımın cenubi garbîsinden bir hışırtı duydum ve ikinci kez darmadağın olan uykusuzluğumla terliğime davrandım..."evi ilaçlamak lazım" düşüncesiyle ışığı açtım ve gördüğüm manzara karşısında ilaçlama işi için geç kalmış olduğumu anladım! köşe bucaktan çıkartma yapmış, düzenli ordu disiplininde sayamayacağım sayıda hamamböceği bana doğru ilerliyordu.ben bu hayvancıkları ışık açıldığında şuursuzca sağa sola kaçan aciz tavırlarıyla hatırlamamdan olsa gerek,onlardaki bu kararlı ilerleyişi fark edince çığlığı basıp yatağımın üzerine sıçradım...refleks olarak telefona sarıldım ama böyle durumlarda "alo hamamböceği imdat" gibi bir hattın olmaması gerçeğiyle yüzleşince yaptığım saçmalığa kani oldum.ben bir takım gerçeklerle yüzleşedurayım hamamböcekleri intikam çığlıklarıyla üzerime doğru ısrarla geliyorlardı...polisi aramayı düşündüm ama polis teşkilatını bilirdim ve böyle durumlarla daha çok dalga geçer,eğlenirlerdi ve onlar gelene kadar ben hamamböcekleri ritüelinin bedbaht bir figürü olarak tarihin tozlu sahifelerindeki yerimi almış olurdum...en iyisi komşuları haberdar etmekti...avazım çıktığı kadar bağırmaya ve bir insanın apartman hayatında karşılaşabileceği her türden tehlikeleri sıralamaya çalıştım...lakin bizim apartman sakinlerini bu bağırış-çağırış-çığlık sesleri rahatsız etmiş olacakki altkattan,yandan ve üstten şiddetli duvara vuruşlar suretiyle sessiz olmam konusunda uyarıldım.(kentleşme olgusuyla sonradan tanışan bir toplum olarak duvarlar aracılığıyla kurulan iletişim biçimi, muhtemelen bizim kentöncesi kırsal yaşayışımıza işaret eden antropolojik bir gerçekti...ve işin garibi bu şekilde çok iyi anlaşabiliyorduk) 'duvarca'dan bildiğim kadarıyla komşularım bana "canın cehenneme be adam..sabah işe gideceğiz ...yat zıbar" diyorlardı... bir yandan hamamböcekleri çemberi daraltıyorlardı ve artık yatağımın kenarlarına sortiler yapıyorlardı...ilk sortiyi yapan salak tutunamayıp aşağı düşmüştü ve bende kurtulacağıma dair manasız bir sevinç belirmişti.ama sonradan gördüm ki bu durum sadece o hamamböceğine özgü bir şeymiş...zira diğerleri bu yönde oldukça başarılıydı.ayaklarıma dokunduklarını hissedebiliyordum artık...şiltenin altına girip her tarafını kapattım ama ordan da girmeye başladılar...aman allahımmm...vücudumda geziniyorlardı ve ben umutsuzca birilerinin beni kurtarması için boğazım yırtılırcasına bağırıyordum ...yatakta ayağa kalktım ve savaşmaya karar verdim...savurduğum tekme-tokat darbeleriyle bir iki tanesi sendeliyor,lakin arkadan gelen milli şuur sahibi hamamböcekleri iman gücüyle gidenlerin yerini alıyordu...ve ben pes edip kendimi yatağa bıraktım ve sadece bağırdım...bağırdım....bağırdım...

sıçrayarak uyandığımda yastığı elimle ağzıma tıkamış olduğumu ve nefes almakta güçlük çektiğimi fark ettim...etrafıma baktım...gün ışımıştı ve etrafımda hiç hamam böceği yoktu.bu rüyayı freud'un bilmeyecek oluşuna sevinerek ve de gregor samsa'dan özür dileyerek giyinip çıktım evden.

mishkin
 | 0 yorum var 
 | 15 Haziran 2005 16:15 

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

son yorumlar

pilli ilan

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu