
dallas
1) dallas(bir diktatörü devirdi)
- dallas televizyon tarihinin en popüler ve bilindik programlarından biriydi ve zamanında romanya'ya geldiğinde dönemin lideri nikolay çavuşesku'dan bile daha çok konuşulan ve önem verilen bir ikon haline gelmişti romen halkı için. 1979 yılında ilk defa gösterilmeye başlanan dallas 1981 yılında yönetim tarafından yayından kaldırıldı. romen halkı o zamanlar fakirlik ve bir çok başka sıkıntıyla mücadele etmek zorundaydı ve dallas onlara zenginliği ve bir çok güzelliği gösterdi ve bu da çavuşesku'ya pahalıya patladı. 1989 yılında cumhuriyet artık romanya'ya egemendi ve çavuşesku devrilmişti. bu olaydan bir kaç sene sonra budapeşte'ye giden J.R. yani larry hagman orada gözü yaşlı romenler tarafından bir kahraman gibi karşılanmıştı ve larry hagman'ın dediğine göre halk ona ülkemizi sen kurtardın diye seslenmişti.

Ronald Reagan
2) general electric theater (ronald reagan cumhuriyetçi oldu )
- 1950'lerin başlarında ronald reagan kariyerinin kötü dönemlerini yaşarken ona gelen teklif üzerine general electric theater adlı bir televizyon programına başladı ve bu program onun için bir dönüm noktasıydı. bu programla birlikte tüm amerika'yı gezen reagan, general electriğin iyi niyet elçisi olarak halkın içinde bulundu ve reagan bunun kedisine getirdiği nimetlerin farkında değildi. artık daha iyi bir konuşmacı, etkili bir insan ve halk tarafından değer verilen bir kişilikti. 1962 yılında sona eren programın ardından reagan artık bir halk adamı ve bir cumhuriyetçi olmuştu. politikaya girdi ve ilk önce kaliforniya valisi ve ardından da amerikan başkanı oldu.

Out of This World
3) Out of This World(uydu televizyonunun doğmasına önderlik etti)

Cathy Come Home
4) Cathy Come Home(sağlık sisteminin dönüşüm geçirmesine ön ayak oldu)

Star Trek
5) Star Trek-Uzay yolu(geleceğin tasarlanmasında topluma yol gösterdi)

See It Now
6) See It Now(McCarthycilik sona erdi)

The Smothers Brothers Comedy Hour
7) The Smothers Brothers Comedy Hour(bir oylamayı sallladı(nixon'ın amerikan başkanı olmasında etkili oldu))

The Inventors
8) The Inventors(avustralya'nın en zengin insanlarından birini ortaya çıkardı)

Hour of Decision
9) Hour of Decision(bize Billy Graham'ı verdi)

The Living Planet
10) The Living Planet(yeşili korumamız gerektiğini gösterdi)
- hoodly
- 21 yorum var
- 30 Mart 2008 12:07
« önceki yazı Dünyanın en uzun treni |
sonraki yazı » Limuzin ferrari |
Yorumlar
kaynak vermemiş die çalıntımı oluyor. bugune kadar bildirgecte yayınlanan bildirilerin kaçı özgün??????
arkadaşlar ben kaynak vermeyi unutmuşum dün yazıyı yolladığımda bugünde değiştirme bölümünden değiştirip yazıya kaynağı ekledim ama editörlerin eline ulaşmadı büyük ihtimalle o yüzden yazıda kaynak yok şu anda.
@kommix
evet kaynak senin verdiğin adres. şimdi tekrar ekleyeceğim kaynağı yazıya en kısa zamanda sanırım ekler editörler.
ilgi ve alakanız için teşekkürler.
@stnbl
arkadaş sen nerden çıkardın bu bildirinin çalıntı olduğunu? al sana ben harbi bir çalıntı bildiri göstereyim.
http://kuzeyforum.net/blog/2008/03/30/dunyayi-degistiren-10-televizyon-programi/
işte bak bu yazı, bu sayfadaki yazının aynısı, noktasına kadar. adam utanmadan kopyalamış hepsini sende benim yazıma çalıntı bildiri muamelesi yapıyorsun. evet bir dikkatsizliktir oldu ve ben kaynak linki koymayı unuttum. insanlık hali olur böyle şeyler. lütfen biraz daha dikkatli olalım yorum yazarken.
Çavuşesku'nun diktatör olduğunu aynen alıntıladığınız için mi söyllüyorsunuz, yoksa bu konuda kendi bilgileriniz mi var. Eğer varsa nereden bildiğinizi bizle de paylaşır mısınız? Ama "ne biliyim, amerikalılar öyle diyolar" demeyin lütfen. Çoğu Mustafa Kemal'e de diktatör diyor zira.
İzlediğimiz filmler ve diziler bize hayat hakkında ipuçları veriyor tıpkı kitaplar gibi ufkumuzu genişletiyor (tabi izlemeğe değer oldukları sürece) bu yüzden herzaman emek verilen yapımlar ve oyuncular gerekli iz'i bırakıyor ekranlar'da ve insanların üzerinde
@realidad
çavuşesku'nun diktatör olup olmadığı hakkında konuşmak beni aşar çünkü bilgim çok sınırlı bu konuda. sadece bunun gibi bir kaç kaynaktan okuduklarım kadar bilgim var. aşağıda bu verdiğim linkten bir alıntı mevcut bir göz atarsanız sevinirim.
Yalnızca devlet başkanından emir alan gizli bir güvenlik teşkilatı kurdu. Kendisine muhalefet edilmesine izin vermedi, gücü kendi elinde topladı, bu durumu sağlamlaştırmak için geniş bir haber alma teşkilatı kurdu.
ve ayrıca kaynakta yazanları değiştirmemeye çalışarak çevirdim, kendi kattığım şeyler sadece tam olarak çevirememe durumum olduğunda olmuştur.
@disconnect
yazıda bahsi geçen çoğu televizyon programı amerikan yapımıdır ve bu sebepten dolayı bu programların etkisi daha çok amerikaya olmuştur
ve amerikanın değişiminde rol oynamıştır.
kısa bir cevap almak isterseniz yukarda iki amerikan başkanıyla ilgili yazı var ve herkes bilirki
amerikan başkanları dünyanın değişmesinde çok etkin rol oynarlar. örnek olarak şu anki amerika başkanı bush çok yerinde olur sanırım.
bir yazıyı türkçeye çevirmek basit bir iş gibi görünüyor olabilir. ya da ingilizcesi iyi olanlar için "bu ne ki, almışsın işte, orda da aynısı yazıyor!" etkisi yaratabilir. ama herkesin ingilizcesi o kadar iyi değil, o yüzden aslında -mantıklı ve yararlı bilgi olmak kaydıyla- türkçeye çeviri yapmak pek çok kişiye faydalı oluyor. buna çalmak da denmez bence. ama kaynak göstermeyip biri farkettiğinde "evet ya unutmuşum" demek, hani "birisi farkederse onu da yazarım" gibi olmuş. ben böyle yapmışsın demiyorum ama uzaktan bazılarına böyle görünüyor olabilir, o yüzden iki taraf da biraz daha serinkanlı olsa yeğdir.
malesef bildigec'de yazılar çok geç onaylanıyor. Ben youtube'un açılmasını gece sabaha doğru daha haber sitelerinde bile yayınlanmadan bildirgec'e bildiri olarak gönderdim. youtube açılalı kaç gün oldu benim bildiriden hala ses seda yok. bir bildiri değeri kalmadı artık.
o yüzden böyle geçikmelerde bildiri yazarına suç bulmak yanlış olur.
bildirgec artık bu yazıların onaylanması geçikmesine bir çözüm getirse çok iyi olacak.
çalıntıdan ziyade alıntı olmuş. ben de bunu kaynağında okumuştum ama pilli network'te de türkçe haliyle görmek hiç de kötü olmadı. tabii oky'nin dediği gibi aslında hafif.org luk bir bildiri olmuş.
bir de, gözüme çarpan ufak bir şey: Dallas konusundaki "budapeşte" Bükreş olacak.
İlk iki maddeden sonra arkadaş sıkılmış olacak, sadece başlıkları linkleyip yollamış.
Halbuki hammallık edip o maddeleri komple çevireceğine, okuyup okuyup tüm maddelere dair ikişer üçer cümlelik metin yazsa hem okumak kolay ve zevkli olurdu, hem de "bize Billy Graham'ı verdi" gibisinden komiklikler ortaya çıkmamış olurdu.
Onu bunu bilmem ama bu yazı muazzam Americentric bir yazı olmuş. Mevzubahis dizi ve programların önem düzeyi yazıda atfedilenin çok çok altında. O zaman bana göre de rahmetlik Barış Manço'nun "7'den 77'ye"si dünyayı en çok etkileyen programların başındadır. Yada Mali Birand'ın yılların 32. günü.
Bu lakırdılar bizde bu kadar ciddiye alınmamalı bence.
@bildigimiz son sey
yazıya kaynağı eklemeyi açıkçası gerçekten unuttum. sonradan iki defa eklemeyi yaptım ama hala kabul olmadı. önceden yazdığım yazılara bakarsanız kaynakları es geçmediğimi görürsünüz. hatta zamazing de yazdığım yazılarda bazen abartıp 4 yada 5 kaynak yazdığım zamanlar bile olmuştur. emeğe saygısızlık etme gibi bir huyum asla yoktur.
@oky ve Turkpanzer
bundan sonra böyle bildirileri hafif'e yazmak daha doğru dediğiniz gibi. daha dikkatli olmakta fayda var, bu biraz benim eksikliğim açıkçası.
@becksullah
hammallığı severim.sıkılmak değil başıma gelen, açıkçası ingilizce eğitimi alıyorum şimdi, her ne kadar çok eksiğimde olsa elimden geldiği kadar geliştirmeye çalışıyorum kendimi ve bu yazıda bulunan tüm maddeleri açıkçası tamamen çevirip yayınlayacaktım ama sınavlar nedeniyle vaktim azdı ve diğer 8 maddeyi sadece başlık olarak verebildim.
şimdi keşke diyorum yazıyı yayınlamasaydım ve böyle bir durum ortaya çıkmasaydı. sizlerin de vaktini almamış olurdum. hem eksik çeviri hemde yanlışlarla dolu, benim ne haddime bu işler...
kaynağın ilk cümlesi;
"Have you ever been watching television and thought, “Wow, this soap opera is so good it could cause the downfall of a corrupt communist regime, ..."
yani;
"Hiç televizyon izlerken, "vay be, bu dizi gerçekten başarılı ve bir gün sorunlu bir komunist rejimi devirir" diye düşündüğünüz oldu mu?"
şeklinde.. devamını okumadım bile.. cahilin amerikan'ı, türk'ü, hatta marslı'sı bile olmaz.. eşek ve altın semer ilişkisi..
Çalıntı demek aslında biraz hoyratlık olur. Zaten yazının içeriğini değerlendirip atfedilen nasyonlara baktığınızda, monolitik bir zihnin etütleri olduğu ortaya çıkıyor. Bizim politik tercihlerimizi belirlerken bile avrupanın arkaik background'unu kullandığımız gözönüne alınınca, herhangi bir türk menşeiili bir kişinin böyle bir yazı yazabileceğini çıkarsamak zor...
Neyse, dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama ben yazıyı okurken enteresan düşüncelere gark oldum...
1-) Amerikan dış politikasının merkezine oturan bir konuyu işliyor. "Kötü"lere karşı yapılmasına gerekenlerde amerikan apokaliptik*inden beslenen tam da reagan'cı bir yaptırımlar dizgisine dikkat çekiyor. Blair'e göre "Liberal Müdehalecilik", Bush'a göre "Önleyici saldırı"lardan öncesinde ki olaylar dizgisine dikkat çekiyor.
apokaliptik: Amerikan apokaliptikine nasıl bir misyon yüklendiğini anlaşılması için; Doğu-batı dergisi, "Amerikan Apokaliptik'inin Dünü Bugünü", C. Akça Ataç & Bahar Gürsel
2-) Amerika'nın dünyanın başına verdiği en belalı ve de en vizyonlu başkanın hayatında ki önemli bir kırılmaya dikkat çekiyor -dolayısıyla kendisine-. Dünyanın hala içerik olarak en ciddi programına ve de en belalı yaptırımlar dizgisinin başlatıcısı "Ronald Reagan".. "Demokrasi Programı"nı açıklayan Amerikan şovenist militarizminin retoriğinin merkezinde ki program.... Aynı zamanda CIA'in bir ülkeyi yönetebilmek için %3'lük elit azınlığını relativistik ve pragmatist yapmak için başlattığı program zamanında ki başkanı-. Nikaragua'da olanlardan, BM kararlarının ciddi ciddi tanımayacağını,
"Eğer amerikan çıkarlarını tehdit eden bir unsur olduğunda, hiçbir kurumun önerilerini dinlemeyeceğini"
belirten başkan. "Hukuksuzluğun" amerikan dış siyasetinde merkeze geçtiği zamanın başkanı. Mesela; "Orhan Pamuk" kendilerinin başlatmış olduğu liberal yazar progmanında, new york'ta eğitim almıştır. (Yanlış hatırlamıyorsam, sene 1987)....
3-) Amerikanın gene "Ronald Reagan" döneminde yönetebilme için bütün dünyada başlattığı televizyon projesinin bir parçasıdır. Sahi tüTürkiye'de televizyon ne zaman yayılmaya başlamıştı.
4-) İngiliz filmi... "şaşırtıcı, ama çok da değil" Dünya'da sağlık sisteminin ilaç eksenine kaymasına yol açtığının bir göstergesidir. Ama bumerang gibi dönüp dolaşıp İngiltere'yi vurmuş, Blair gitmesinde brown'un gelmesinde aslı unsurdur. Irak savaşı sadece ön planda olandır, yoksa ingiltere askeri eğitim alanlardan 2/3 hala cepheye savaşmaya gönderilmekte, amerikandan sonra en fazla asker veren ülkedir; savaşlara... Blair son olarak sağlık fonuna 60 milyar dolarlık bir fazladan kaynak aktarmıştır. Ama bu fon rehabilitasyon ve iyileştirme sürece içindi ama bugün kabul edilen bir gerçek varsa sağlık sektörü iyileştirme değil reform ile düzelebilir. Artırılan fonlar ile sağlık fonu milyarlarca dolar büyümüş içinden çıkılmaz bir hal almıştır. brown döneminde ise bir geçiş formudur; daha çok krizler kopacak gibi, bekleyip göreceğiz.
5-) Aslında saçma bir çıkarsama, çok zorlama duruyor
"Geleceğin tasarlanmasında topluma yol gösterdi"
Bana daha çok -birazdan gelen- Mccarhtyciliğin uğursuz mirası olarak korkunun yayılmasında kullanılmış gibi gelmektedir.
"Eğer komünizm ile savaşmaz isek galaksiler arası savaşabiliriz"
6-) Eğer mcCarthyciliğin bittiği düşünülüyor ise ben Lawrence B. Goodheart'in "Joseph Mccarthy'nin günümüz amerikasına kalmış olan uğursuz mirası"* makalesinin okunmasını öneririm. Daha çok etkili olmaya başladı gibi.... (Türk siyasetinde ki benzerlikler sizi korkutabilir!)
*Doğu-batı dergisi, sayı:32, temmuz 2005, Çeviri: Birgül Koçak
7-) Ana yemek olarak, Nixon'ı - iyi anlaşılması için selefleri kennedy'ler ile beraber okunması gerekir- verir üstünede vietnam savaşı serpiştiririm. Yanınada garnitür -hala dünyanın en uğursuz kişiliklerinden bir olarakda Henry kissinger verirsek herşey daha rahat anlaşılabilir. operation condor'a da dikkat edilmeli...
8-) - Benim favorime geldik - Albenisini muhafaza etmek için her zaman vitrinde tutulan fırsat dolayısıyla zenginlik muştulanmakta. Teşebbüs ruhu kutsanmakta, özgürlük silahı karşı konulamaz bir şekilde sunulmakta...
"Fırsatlar manzumesinde vahşi bir rekabet, acımasız bir iikiyüzlülük ve sınırsızca elde etme tutkusu hüküm sürüyordu. Her başarılı eylem ardından meşruiyetini sağlayabiliyordu. Affedilmeyecek tek eylem mükafatı olmayan davranıştı."*
ama bunlardan bahsetmeye gerek yoktu.
*: Taşkın Takış, Doğu-batı dergisi, sayı:32
devamını sonra yapmayı düşünüyorum. Ama 9'da ki ismin evangelist olmasına dikkat çekerim.
Valla dünyayı bilmem ama beni Micheal Knight ve KIT acaip değiştirdi. Öyleki direksiyonu telden kendisi naylondan üzerine nikelaj yerine parlak pul yapıştırdığımız, orda burda yarıştırdığımız arabaları bir kenara koyuvermiştik.
Bunun dışında değişimde ön ayak olan diğerleri de var tabii, daha birçok aklıma gelmeyeni de cabası. +Voltran +Nils ve Uçan Kaz +Tsubasa +İşitme Engelliler için Haber Bülteni +Pazar Konseri.
Kısaca bu bildirinin Türkçe'si çok bi keyifli olurdu kanımca.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.
İlgili Yazılar
Bu Yazıyı Tutanlar
Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

