Çalıntı demek aslında biraz hoyratlık olur. Zaten yazının içeriğini değerlendirip atfedilen nasyonlara baktığınızda, monolitik bir zihnin etütleri olduğu ortaya çıkıyor. Bizim politik tercihlerimizi belirlerken bile avrupanın arkaik background'unu kullandığımız gözönüne alınınca, herhangi bir türk menşeiili bir kişinin böyle bir yazı yazabileceğini çıkarsamak zor...
Neyse, dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama ben yazıyı okurken enteresan düşüncelere gark oldum...
1-) Amerikan dış politikasının merkezine oturan bir konuyu işliyor. "Kötü"lere karşı yapılmasına gerekenlerde amerikan apokaliptik*inden beslenen tam da reagan'cı bir yaptırımlar dizgisine dikkat çekiyor. Blair'e göre "Liberal Müdehalecilik", Bush'a göre "Önleyici saldırı"lardan öncesinde ki olaylar dizgisine dikkat çekiyor.
apokaliptik: Amerikan apokaliptikine nasıl bir misyon yüklendiğini anlaşılması için; Doğu-batı dergisi, "Amerikan Apokaliptik'inin Dünü Bugünü", C. Akça Ataç & Bahar Gürsel
2-) Amerika'nın dünyanın başına verdiği en belalı ve de en vizyonlu başkanın hayatında ki önemli bir kırılmaya dikkat çekiyor -dolayısıyla kendisine-. Dünyanın hala içerik olarak en ciddi programına ve de en belalı yaptırımlar dizgisinin başlatıcısı "Ronald Reagan".. "Demokrasi Programı"nı açıklayan Amerikan şovenist militarizminin retoriğinin merkezinde ki program.... Aynı zamanda CIA'in bir ülkeyi yönetebilmek için %3'lük elit azınlığını relativistik ve pragmatist yapmak için başlattığı program zamanında ki başkanı-. Nikaragua'da olanlardan, BM kararlarının ciddi ciddi tanımayacağını,
"Eğer amerikan çıkarlarını tehdit eden bir unsur olduğunda, hiçbir kurumun önerilerini dinlemeyeceğini"
belirten başkan. "Hukuksuzluğun" amerikan dış siyasetinde merkeze geçtiği zamanın başkanı. Mesela; "Orhan Pamuk" kendilerinin başlatmış olduğu liberal yazar progmanında, new york'ta eğitim almıştır. (Yanlış hatırlamıyorsam, sene 1987)....
3-) Amerikanın gene "Ronald Reagan" döneminde yönetebilme için bütün dünyada başlattığı televizyon projesinin bir parçasıdır. Sahi tüTürkiye'de televizyon ne zaman yayılmaya başlamıştı.
4-) İngiliz filmi... "şaşırtıcı, ama çok da değil" Dünya'da sağlık sisteminin ilaç eksenine kaymasına yol açtığının bir göstergesidir. Ama bumerang gibi dönüp dolaşıp İngiltere'yi vurmuş, Blair gitmesinde brown'un gelmesinde aslı unsurdur. Irak savaşı sadece ön planda olandır, yoksa ingiltere askeri eğitim alanlardan 2/3 hala cepheye savaşmaya gönderilmekte, amerikandan sonra en fazla asker veren ülkedir; savaşlara... Blair son olarak sağlık fonuna 60 milyar dolarlık bir fazladan kaynak aktarmıştır. Ama bu fon rehabilitasyon ve iyileştirme sürece içindi ama bugün kabul edilen bir gerçek varsa sağlık sektörü iyileştirme değil reform ile düzelebilir. Artırılan fonlar ile sağlık fonu milyarlarca dolar büyümüş içinden çıkılmaz bir hal almıştır. brown döneminde ise bir geçiş formudur; daha çok krizler kopacak gibi, bekleyip göreceğiz.
5-) Aslında saçma bir çıkarsama, çok zorlama duruyor
"Geleceğin tasarlanmasında topluma yol gösterdi"
Bana daha çok -birazdan gelen- Mccarhtyciliğin uğursuz mirası olarak korkunun yayılmasında kullanılmış gibi gelmektedir.
"Eğer komünizm ile savaşmaz isek galaksiler arası savaşabiliriz"
6-) Eğer mcCarthyciliğin bittiği düşünülüyor ise ben Lawrence B. Goodheart'in "Joseph Mccarthy'nin günümüz amerikasına kalmış olan uğursuz mirası"* makalesinin okunmasını öneririm. Daha çok etkili olmaya başladı gibi.... (Türk siyasetinde ki benzerlikler sizi korkutabilir!)
*Doğu-batı dergisi, sayı:32, temmuz 2005, Çeviri: Birgül Koçak
7-) Ana yemek olarak, Nixon'ı - iyi anlaşılması için selefleri kennedy'ler ile beraber okunması gerekir- verir üstünede vietnam savaşı serpiştiririm. Yanınada garnitür -hala dünyanın en uğursuz kişiliklerinden bir olarakda Henry kissinger verirsek herşey daha rahat anlaşılabilir. operation condor'a da dikkat edilmeli...
8-) - Benim favorime geldik - Albenisini muhafaza etmek için her zaman vitrinde tutulan fırsat dolayısıyla zenginlik muştulanmakta. Teşebbüs ruhu kutsanmakta, özgürlük silahı karşı konulamaz bir şekilde sunulmakta...
"Fırsatlar manzumesinde vahşi bir rekabet, acımasız bir iikiyüzlülük ve sınırsızca elde etme tutkusu hüküm sürüyordu. Her başarılı eylem ardından meşruiyetini sağlayabiliyordu. Affedilmeyecek tek eylem mükafatı olmayan davranıştı."*
ama bunlardan bahsetmeye gerek yoktu.
*: Taşkın Takış, Doğu-batı dergisi, sayı:32
devamını sonra yapmayı düşünüyorum. Ama 9'da ki ismin evangelist olmasına dikkat çekerim.