kimliğimi ifşa etmek adına, bizim de ev yapımı sinema ekolüne jajambo isimli 40 dakikalık büyük prodüksiyonlu orta metraj marifetimizle katkıda bulunduğumuzu, hatta geçen yaz bu filmle trt2'de boy gösterdiğimizi söyleyeyim.
ama neden söyleyeyim? çünkü bu filmde de aynı tadı, aynı atmosferi yaşadım, jajambo günlerime geri döndüm. fellini demiş ki, "kısıtlamalar yaratıcılığı arttırır" (ya da öyle bir şey), ve tamamen ev yapımı, el emeği göz nuru filmler de en büyük kısıtlama alanını oluşturur. insanın yaratıcılığını tavana vurdurur.
diğer taraftan, sadece eğlence için çekilmesi, herhangi bir festivalde ya da muadili bir yerde gösterilemeyecek olması daha caziptir. çünkü festivaller dandik bunalımdaki türk kısa filmcilerinin mekanlarıdır, orada 5 dakika boyunca kameraya bakıp yakın çekimde sigarasını söndüren adamın intihar edişini izleriz, ev yapımı sinemada ise o dangalaklardan kaçarız, eğleniriz.
bu sebepten her şart altında ev yapımı sinemayı destekliyorum, 3 tane festival kısa filmini art arda izleyip intihara meyletmektense bu ve bunun gibi filmleri izleyip huzura erişiyorum.
azcık da filmden bahsedeyim diyeceğim, ama film zaten kendisini anlatıyor. alt metin, üst okuma, yan çizme, su sızdırma gibi akademik andavallıklara gerek yok; film vaat ettiğini fazlasıyla sunuyor, halay çektiriyor, horon teptiriyor.
filmin yapımcılarına selam edeyim, "ağabey ilk filmi indiremiyorum, şifre soruyor" diyeyim sözümü bitirirken (meali: bir şifre verin yahu)