başka şeylerden bahsetmiyoruz kardeşim. hepimiz bu ülkenin bekasından, bu ülkenin muassır medeniyetler seviyesine çıkmasından bahsediyoruz ve hepimiz biliyoruz ki bu bizde var, yeter ki kanalize olalım ülkemizi yüceltmeye.
- yeter ki kurtulalım şu aptal ümmet saçmalığından ve ülkemiz için çalışalım artık, farkedelim ki, elin arabının bize faydası olmadığı gibi, şimdiye kadar dünya üzerinde görülmüş en büyük imparatorluklardan biri, şu anda bazılarımızın peşinde koştuğu ümmet saçmalığı yüzünden yıkıldı.
- yeter ki anlayalım artık, türkiye cumhuriyeti bir müslüman devlet değil, nüfusunun çoğunluğunu müslümanların oluşturduğu, laik bir devlettir. dolayısıyla, bu ülkede birileri haç ile veya süryani takkesi ile nasıl giremiyorsa kamu kuruluşları ve üniversitelere, türbanla da giremez ve bu ülkemizin saadetinden ve huzurundan daha önemli değildir.
- yeter ki anlayalım artık, kuranı kerim, bu dünya üzerine inmiş en mükemmel kitaptır, ve bu kitabı anlamak, adına ne derseniz diyin (icma, fıkıh, vs. vs.), hacıların hocaların değil, o kitabı okuyan insanların işidir ve o kitap, düşünebilen bir beyin tarafından (başka insanlara ve o insanlardan oluşan toplum ve devletlere zarar vermedikçe) yorumlandığı sürece ilahi bir kitaptır. -ki bilmeliyiz ki o kitabı yorumlamak birilerinin tekelinde olsaydı, ona ilahi bir kitap diyemezdik-
- yeter ki anlayalım artık, bu ülke kolay kazanılmadı, hepimizin dedeleri öldü bu uğurda, şu anda bizlerin bu şanlı bayrak altında yaşayabilmemiz için. seksen küsür sene sonra, birilerinin ben bopun eş başkanıyım veya satarım babalar gibi demeleri için ölmedi o adamlar. bu topraklarda insan gibi yaşayabilmemiz için öldüler. her nisanda avustralyadan, dedelerinin öldükleri topraklara (alakasız topraklar olsa da) gelen anzak çocukları gibi bile hissetsek zaten sorunlarımız hallolucakken, biz dünya üzerinde görülmüş en onurlu savaşlarının birinden galip çıkan bir neslin torunları olarak, hiçe saydık bizim için ölen o kahramanları.
- onur dediler boşver dedik, haysiyet dediler geçici dedik, bağımsızlık dediler "para nerde" dedik, "tam bağımsız türkiye" dediler, al sana darağacı dedik, atomu parçalarım, aya giderim dediler, burada değil okyanus ötesinde yap dedik, para dedik, sadece para dedik... ve şimdi üç otuz para için maymun olduk, soros denen bir zevat istedi, 40 yıl hayal kursa olurum diyemeyecek bir adamı başbakan yaptık. o yetmedi, hocaefendi denen bir şaklabanı ülkenin ağababası yaptık...
benim gibilere de ülkesi için verebilecek tek şeyi olan canlarını o bayrak altında verirken, kulaklarında çınlayacak bir cümle kaldı, kubbedeki hoş bir sada gibi ... "iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler..."