şu cem boyner gerçekten alem adam. kendisini yıllardan beri izliyorum. adamın her yaptığı inanılmaz bir şekilde günlerce gündemi meşgul ediyor. hatırlarsınız yıllar önce şansını siyaset sahnesinde de denemişti bu adam. yeni demokrasi hareketi diye bir parti kurmuş, gazete ve tv'ler tek başına iktidara gelecekmiş gibi tüm sütunlarını o'na ayırdılar.tüm aydınlar arkasında yer alarak desteklediler. ikinci cumhuriyet lafları da o zamandan kalma. ilk genel seçimde bozguna uğrayınca parti de dağıldı gitti. cem boyner aynı zamanda perakende sektöründe faaliyet gösteren birçok şirkete sahip bir işadamı. benim ildiğim beymen, boyner ve network gibi önemli markaları var. cem boyner kendi şirketlerini devamlı medyada ön plana çıkarmaya çalışıyor. sanırsınız ki herhangi bir firması dünyada(hadi o'nu da geçtik) ve avrupa'da tanınıyor. 50 küsür yıldır türkiye dışına çıkamamış bir markayı her demecinde veya konusmasında yurtdışına mağaza açacağını söylüyor. daha kuruluş yılları bile tek haneli rakamlarda dolaşan firmalar veya markalar (mavi jeans, colins, damat v.b.)dünyanın önemli başkentlerinde ve merkezlerinde mağazalar açarken cem boyner'in "beymen'i uluslararası marka yapacağız", "boyner mağazalarını tüm dünyada açacağız" sözlerini hep tebessümle karşıladım. fakat bu yıl enteresan iki durum oldu. cem boyner biri kahire'de diğeri de moskova'da olmak üzere iki mağaza açtı. medya günlerdir bunun haberlerini veriyor. sanki yurtdışında açılan ilk türk markasıymış gibi. konuyu nereye getirmek istediğimi merak ettiniz değil mi? bu kadar yazıyı bugün milliyet'te yayımlanan bir haber üzerine yazmaya karar verdim. medya artık bu cem boyner şirketlerinin haberlerini o kadar abarttı ki şu ifadelere bakarmısınız. "Perakende uzmanları ve sektör temsilcilerini bir araya getiren 5. Uluslararası İstanbul Perakende Konferansı'nda konuşan Boyner, Kahire'de mağaza açmaya karar verdiklerinde birçok kez pes etmek istediklerini belirterek, şöyle devam etti: "Çok zorlandık. Ama sonra düşününce 'yaparız' dedik. En kötüsü ben satış yaparım ya da ben kasada dururum diye düşündüm. Bu işleri kendimin yapabileceğini biliyordum. 'Yani'lerin bu sefer projeye engel olmasını istemedim." Mısır'da mağaza açacakları dönemde ekip olarak çok yoğun çalıştıklarını söyleyen Boyner, "Herkes 3 gün 24 saat aralıksız çalıştı. Kimse bir emir almadan ne yapacağını biliyordu. Hatta açılışa davetli olarak gelen Nişantaşı ve Akmerkez mağaza müdürlerimiz bile refleks olarak koli taşımaya başladı" dedi. görüyormusunuz etkili ve medyatik cem boyner beyefendiyi kahire'ye mağaza açıyormuş ve gerekirse kasasında bile kendisi otururmuş. yeter ki türkiye döviz kazansın. akmerkez müdürlerinin koli taşıması zaten çok komik ifadeler. o kadar büyük işletme olmuşsun hala profesyonal bir yönetim sergileyemiyorsan pes doğrusu. iki tane adam tutarsın kolileri taşır müdürlere gerek yok ki. hayır vatansever insanlar ya dışarıda mağaza açmayı akıncı psikolojisiyle yaptıkları yalanını yutturacaklar. ya er türlü dezenformasyona başvuruyorlar hadi bir kere başvurdular anladık ama aylardır da bu iş reklama dökülüp devam ettirilmez ki. bir sürü firma dışarıda mağaza açıyor ilk defa bu kadar ağlayarak pr çalışması yapıldığına şahit oluyorum. ama adamların amacı belli. dışarıya kümes kadar mağaza açıyorlar ülkeye döviz sağlamak için çalıştıklarını belirtip içeride kendilerinin her gün haberini çıkartıp parsayı topluyorlar. zaten medya bunlara bağımlı hale gelmiş. her pazar açın gazete ilavelerini boyner in mutlaka bir markasının tam sayfa ilanı vardır. bu reklamlar rüşvet değilse nedir? sen benim haberimi abarttıkça abart bende sana reklam veriyim. ahbap-çavuş ilişkisi bir nevi. biz böyle olduğumuz müddetçe bu adamlar bu ülkeyi (avam tabiriyle) söğüşlemeye ve halkı enayi yerine koymaya devam ederler arkadaşlar. dikkatli olalım. en azından bilinçli tüketici olmak için gayret sarfedelim.
- moroccom
- 9 yorum var
- 24 Kasım 2005 15:40
« önceki yazı AT&T Logosu evrim geçirdi |
Yorumlar
"Bakın ülkeyi tanıtmak ve Türk'ün gücün göstermek için neler yapıyoruz? Ben bile kasaya geçerim" Cem Boyner kasaya geçecek, Maksim'de de assolistler tuvalette kolonya dağıtacak ve böylesine bir sürü uydurulmuş açıklama. Çıkardığı markalar dediğin gibi biraz Fenerbahçe havasında, Türkiye Liginde şampiyon, dışarıda çok başarılı değil. Hatta küçük bir benzetme daha yapayım ek notla bitereceğim, çıkarttığı Advantage taksit kartını HSBC'ye devrederek PSV'ye kendi sahasında 3 atmış Fenerbahçe havası var.
Ek : Fanatik bir Fenerbahçeli olarak gidişattan son derece şikayetçiyim, tam gruptan lider bile çıkarız derken şimdi UEFA hayalleri peşindeyiz.
Ooo corç sabetay mı diyorsun?
t-box var boyner holding'in iddiali markasi. 4 kitada 4050 satis noktasi diye belirtiliyor. ayrica united colors of benetton'un turkiye distributoru. altinyildiz'in yaraticisi. altinyildiz markasimi boyner'i yaratti demeliyim, bilmiyorum... beymen'de cok seckin bir marka. ayrica, advantage card ayni sekilde turunun ilk ornegiydi ve cok faideli idi.
ben bunlari ek olarak belirteyim dedim. isin bir parcasi bu ilanlar olabilir, mumkundur. abartilacak kadar degildir. bilincli tuketici iddiasi ve istegi nedir ayrica?
tespitlerin gerçekten çok doğru. fakat bence yurtdışında dükkan açmakta bu kadar çekinmelerinin sebebi başarısızlık durumda meydana gelecek prestij kaybıdır. birnevi şapkanın düşüp kelin görünmesi mevzu.
bugün resmi gazeteyi incelerken "Yurt Dışında Ofis-Mağaza Açma, İşletme ve Marka Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ" yayımlanmış. Yurtdışında mağaza açmayı devlet destekliyor. mesela bir mesela dişarıda bir mağaza açıyorsunuz. Mağazanın; a) Demirbaş ve dekorasyon giderleri, % 50 oranında ve en fazla 30.000 ABD Doları, b) Kira giderleri, % 50 oranında ve yıllık en fazla 60.000 ABD Doları, ile devlet tarafından destekleniyor. Türkiye'de işadamı olmak ne kadar da kolay görüyorsunuz sırtını devlete yasla. teşvikleri al sonrada "şöyle başarılı işadamıyım" "tek başıma bu duruma geldim" diye orda burda hava at. oh ne ala memleket!
@moroccom, ayni sekilde kalkinmada oncelikli bolgelerde yapilacak yatirimlarda devletin ne denli yardimlar yaptigini gorsen sasirirsin. sadece yurtdisi degil.
ayrica senin verdigin maddelerda "a" 1 kereye mahsus, "b" ise 2 yil boyunca. 2. yil ise, %30'u. yani, 30+60+40 = 130bin$.
devlet bu yardimlarini yapsin yatirimcisina. yoksa sen yapmak istedin, devlet sana "hayir!" mi dedi? bunlarin icine "yazilim" ile ilgili profil de dahil.
dehset bir ironi bu. devlet tesvik edince "vay anam!", etmeyince yine "vay anam!"
devlet teşvik etsin etmesine de bu adamlar devlet teşvik edince ancak birşeyler yapıyorlar. işadamlarının bir mağaza açacak 130.000 $ ı yokmu da devletin teşviğini bekliyor. ondan sonra orda burda iş gurusu havalarında dolaşıyorlar. ayrıca enemy t-box'ı öyle bir övmüşsün ki sanki levi's. 4 kıtada 4050 satış noktasında diyeceğine hangi ülkelerde satıldığını belirtsin. ben sana söyleyim 4050 noktanın %90 ı türkiyede'dir. geri kalanı rusya ve türk cumhuriyetleri ile gurbetçilerin çoğunlukla yaşadığı avrupa ülkelerindedir. şimdi varsa belki mısır'da da vardır o kadar. sen her abartılana inanma. amaç biz tüm dünyaya mal satıyor ve türkiye'ye döviz kazandırıyoruz diyerek bedavaya pr ve reklam yapmak. sonra da t-box çok büyük bir başarı öyküsüdür diye konferanslarda caka satıyorlar. son olarak şunu söyleyim. beko yıllardır bir dünya markası sloganını markasının altında kullanır. ben beko'yu bir ingiltere'de maç reklamlarında bir de gürcü tv kanallarının reklamlarında görüyorum. sen kendi kendine dünya markasıyım deyince dünya markası olunur mu? amaç dediğim gibi ülkede ki pazardan daha fazla pay alabilmek için dünya markası olduğu fikrini insanların kafasına yerleştirmek.
tabi, bununla paralel olarak mavi jeans markasinin, almanya cogunlukta olmak uzere 2-3 amerika showroom'u ile "cok oluyoruz" sloganinin uzerine senin gittigin gibi gidebilirim. dolayisiyla, ovdugun markalar ile kotulediginin kisinin markalari arasinda pek bir fark yok. hatta, bana soracak olursan mavi jeans kadar, belki daha cok yurtdisinda tercih edilen marka wrangler'dir, 70 euronun altinda bu pantolonu bulmak, temin etmek mumkun degildir.
beko'yu buna dahil edermisin bilemem ama, bircok magaza icerisinde beko urunlerini gordum(Hollanda)
daha onemlisi su. yurtdisinda herhangi bir buyuk alisveris magazalarina girdiginizde etrafinizda gordugunuz tekstil urunlerinin %30-%40 oraninda turk mali oldugudur. yani, tekstil suanda dunyanin "herkese gore" ragbet gosterdigi fakat kar marji cok dusuk olan sektorlerinden birisidir ki, ardi ardina bu sektorde marka yaratma cabasi patlamalarinin sebebi budur.
dolayisiyla, devletin yurtdisina "marka pazarlamak" icin yatirimcisini(sadece tekstil degil) tesvik etmesinin sebebi budur. ortalama %118 kar ile calisan yurtdisi showroomlarinda bir parsa kapmak, devletinde isine gelmektedir. takibi yapildigi muddetcede butcesi elverisli firmalar icin yapilmalidir.
ilgilimisin, bilgilimisin bilmiyorum ama 1-2 ornek vereyim. hukla var. alman devi. oturma gruplari, matras, yatak odasi gibi seyler istirak alani. istikbal ile calisiyor artik. daha duzgun soylemek gerekirse. istikbal, avrupa devi(gibi) su anda. urunlerini avrupa'ya cikarmayan bir firmanin geldigi nokta bu tabi.
altinyildiz mesela bu endustrinin yurtdisi dahil olmak uzere devlerindendir.
sonra, kelebek mobilya. turkiye'de son zamanlarda televizyonlarda reklamlari yayinlanmiyor olsada, rusya'nin devidir. buyuk bir parsasi vardir ve turkiye kendileri icin 2. plandadir.
yimpas olmasi lazim, tam emin degilim. bundan 6 sene once c&a gibi alisveris zincirini bunyesine katiyordu, katamadi, kattirmadilar.
yine zorlu holding, fabrikalarinda sony televizyonlarini yillardir uretir.
demek istedigim su. bu fabrikalar fason calisiyor. bildigin, bildigim, bildigimiz yada bilmedigimiz bircok yabanci marka turkiye'de uretiliyor, tuketiciye ulastiriliyor. bundan 10 sene oncesine kadar dertleri degildi yurtdisi marketlerine ulasmak, dagitmak. ama piyasa suanda onu gerektiriyor. cunku, tekstil cin tehlikesinin altina iyice girdi.
ve, unutmam mumkun degil. tekstilciler kendi aralarinda bundan sonra markaya onem vereceklerini ve yurtdisinda daha saglam fizibilite calismalari yapip markalarini sokmaya calisacaklarini 3-4 sene once acikca deklare ettiler. devlette bu konuda tvlerde cikan aciklamalar yapti ve markaya onem verilmesi gerektigini belirtti.
tum bu dis marketlere acilma sevdasi, buna baglidir. yoksa savas sadece cem boyner'in degil, tekstil ile ugrasan tum markalarin problemidir.
---
yazmis oldugunu bildiriyi bir gazete kupurunun etkisinden cikarip, daha kapsamli bir bildiri olarak girseydiniz, sizi destekleyici bircok aciklamayi seve seve yapardim. fakat 2-3 cumle kendinizden, bircogu gazeteden olmamis, olamamis.
sevgili enemy iddia ettiğin o kadar çok şey var ki bunlara nasıl cevap vereceğim bilmiyorum.
bir kere yazdığım bildiri'de cem boyner'i merkeze alarak yaptığım türk işadamları eleştirisinde gazete küpüründen faydalandığım yok. sadece bir toplantıda yaptığı konuşmadan birkaç cümle alıntıladım. onu da yapmak zorundaydım çünkü dışarıda mağaza açmayı çok büyük bir işmiş gibi anlatması benim ilgimi çekti. bende o bildirimde diyorum ki zaten (demek ki iyi okuyamamışsın) eğer yurtdışına açılmak bu kadar önemliyse en az 50 yıldır neden açamamış. eskiden döviz ihtiyacımız daha fazlaydı öyle değil mi?
verdiğim marka örneklerine yaklaşımında çok ilginç. ben diyorum ki beko bir dünya markası diyerek devamlı reklam yapıyor ancak dünyanın üç beş ülkesinde malının satılması onu dünya markası yapmaz diyorum. sen bana diyorsun ki ben hollanda'da beko gördüm. bende sana birşey soruyorum enemy peki arjantin'de, endonezya'da, tanzanya'da beko ürününe rastladın mı. sen birde ordaki mağazalara bakıver. kelebek mobilya ile ilgili birşey söylemiyorum zaten rusya'nın devidir demişsin. rusya'yı bilmesek kim dev kim cüce karıştıracağız. aslında tek tek şirket analizine girmeye gerek yok. her şirket 50 $ lık bir ihracat yapsa, iki parça malını yurtdışına gönderse hemen olay oluyor. devamlı reklamlarında bu ülkeye döviz kazandırdık şu kadar ülkeye mal sattık diyerek aslında yerli tüketiciye oynuyorlar. benim parmağıma bakma enemy işaret ettiğim noktaya bak.
son olarak yimpaş gibi topladığı paraları çarçur eden bir firmadan hiç bahsetmeyelim istersen. zamanında onunla aynı kafadan giden kombassan'da birilerinin gazına gelerek abd'da hitor miss diye bir şirket aldı o zamanın parasıyla 100 milyon $'a. ne oldu biliyormusun enemy şirket 1 yıl içerisinde battı. sonra da kombassan'ın yönetim kurulu başkanı dedi ki müdürümüz cia ajanıydı bizi o yuzden batırdı. mesele yurtdışında şirket almak değil mesele alırken kazanacaklarını ve kaybedeceklirini düşünerek adım atmak. yimpaş dediğin müessese o kadar perakendecilik yapmak istiyorsa ülkesinde yapsın. git gör her yıl en az üç-beş mağaza kapatıyor. yakında ismi kalacak sadece. görüşmek üzere enemy.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

