Felsefe yapmak için yalnızca felsefe öğrenmek, felsefe bilgisi yeterli midir?
Yeterli değil elbette. Zaten felsefe eğitiminin yetersizliği de burda kendini gösteriyor. Genellikle felsefe öğreten kurumlar yalnızca felsefe öğretiyorlar. Yalnızca felsefe dediğimiz şey, ayakları yere basmayan, yukarıda duran bir bilgi birikimi olabilir ancak. Hani hokkabazlar kadını yukarı kaldırır da şaşarız ya, nasıl kaldırıyor, hiçbir yere dayanmıyor diye... böyle bir felsefe yapılabilir. Gerçi bizim hocalarımız da eskiden bir çeşit kesin bilgi verircesine bunu önerirlerdi, "aman" derlerdi, "felsefeyi toplumblimle, tarihle, başka alanlarla karıştırmayın." oysa insan yaşamına baktığımız zaman kültürün bir bütün oluşturduğunu görüyoruz. Yani felsefe, sanat ve bilim bir bütünden ibarettir. Sanatı dışta tuttuğunuz zaman felsefe yapamazsınız, bilimi dışta tuttuğunuz zaman sanat yapamazsınız. Bu üç alan birbirini doğrulayan, birbirine kan ve can veren alanlardır. Felsefenin yetersiz olduğu alan da salt felsefe bilgisiyle yetinme telaşıdır ki bu felsefe yapmak açısından son derece yanlış ve tehlikelidir. Yani ben Baudeleire'i, Flaubert'i, Dostoyevski'yi bilmiyorsam nasıl felsefe yapabilirim...
Peki felsefe ne işe yarar, bize ne katar, kaçınılmaz zorunlu bir gereksinim mi?
Eğer insanı tanımak diye bir gereksinimimiz varsa bunu bize felsefe sağlıyor. Yaşamın ne olduğunu bilerek yaşamak var, bir de bilmeyerek yaşamak var. Yaşamın ne olduğunu bilmeden yaşamak demek, bir anlamda içgüdüleriyle yaşamak demek. İnsan için de göreneklerle yaşamak demek. Yani anamdan, babamdan, dedemden böyle gördüm, ben böyle yaşarım demek... Oysa yaşam tartışılması gereken bir şeydir çünkü sürekli dönüşmekte olan bir güçtür. O zaman felsefenin bize sağladığı tek bir şey var, o da yaşamı öğrenmek. Daha doğrusu, yaşamı gerçekleştiren insanı öğrenmek. İnsanı bilmeden hiçbir üst düzey başarı elde etmemiz mümkün değil. Az önce söylediğimi biraz değiştirerek söyleyeyim: felsefe bilmiyorsak roman yazamayız, felsefe bilmiyorsak müzik yapamayız, felsefe bilmiyorsak kimya yapamayız. Kaba bir biçimde yapılmaz mı bunlar, yapılır. İnsanı tanımadan keman da çalarsınız, ama o çaldığınız kemandan tat almaz kimse...