Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Hayat Ağacı"

14//09/01 - 05/10/06 tarihleri arası bir 5 sene geçmiş günlük . Geçen gece hastanede nöbetçi doktor odasında her an çalması muhtemel telefonun yanında uyuklarken , aklıma takılıverdi . 5 sene dile kolay , kalmış bir sene o da bitti diyelim , mecburi hizmet 2 sene , askerlik 1 sene , uzmanlık kazandım o da 5 sene , uzmanlığın hizmetide 2 sene , gülümsedim . Ağlasam mı ? gülsem mi ?
Telefon çaldı , irkildim . Hastalardan biri kötüleşmiş hemşire hanım haber veriyor . Doktor abilerimi uyandırdım , malum kıdem durumu var , en alt kıdemiz . Koşuşturma başladı . Koşa koşa ekg aletini almaya gittim . Filmimizi çektik , kardiyolojiye konsültasyona gittim , yoğun bakımdan anestezi doktoru çağırdım . Aynı anda yoğun bakımda yer ayarlamaya çalışıyoruz . Malum burası istanbul yoğun bakımda yer yok . Endişeleniyor , hasta yakınını endişelendiriyoruz . Durum kötüleşirse en uygun yer haliç üniv.de bir yer . Endişeyle bekleyen hasta yakını , hayatla ölüm arası ince çizgi , kim bilir aklından neler geçiyor . Bu arada ben bu olayların neresindeyim onu da bilmiyorum , heyecanlıyım ama biraz . Solunum desteğimizi taktık , gerekli ilaçlarımızı verdik . Birkaç dozda umut yükledik hasta teyzemizin kızına , burda malum umut insanları ayakta tutan en büyük ve tek güç . Ordan ameliyathaneye in sen diyolar abilerim . Yoğun bakımdaki hastalardan biri ameliyat olacakmış . Ameliyatheneye iniyorum saat 23.00 ,00.00 , 01.00 ameliyat bitiyor . Hastayı yoğun bakıma tekrar bırakıyoruz . Yeşillerimi çıkardım , çömezim tabii duvarlar yabancı , ortam yabancı . Hareket etmeden önce bocalıyorum , elimi kolumu nereye koyacağımı bilemiyorum . En kıdemli abim ameliyathene çıkışında cebinden o gün öğlen yemeğinde verilen poşet ekmeklerden birini çıkarıyor . Ekmeğin yarısını yemiş yarısını da cebine atmış anlaşılan , kurumuş tabii . Uzattı ekmeği onun elinde kendime bir parça kopardım . Ekmeği çiğnemek için çabalıyorum , mutlu oluyorum . Kimin aklına gelir ameliyat çıkışında kuru ekmek , bu küçük hareketle bütün yorgunluğumu alıp götürüyor . Merdivenlerden çıkıyoruz , nasihat başlıyor , sevdi galiba beni ; kıdemli abi bana hayatta hep istediğim şeyleri yapmamı , istemeden yaptığım işlerde mutlu olamıyacağımı söylüyor . Beni doktor odasına bırakıyor , malum telefon çalabilir , alt-üst kıdem olayı . Çekyata uzanıyorum , üzerimde hasta bakıcının verdiği çarşaf , biraz kirli ama olsun bunu bulamayanda var dimi .
Yine dalıyorum hafiften , 5 sene önce kim düşünürdü hayatında sadece 1 kez hastaneye giden birinin , ameliyathane çıkışında kuru ekmeği bir cerahla paylaşacağını , pazar gününü nöbetçi doktor odasında geçireceğini , sabaha kadar telefonun başında bekleyeceğimi . Hep istediğin şeyleri yap sözleri geçiyor aklımdan , boş geliyor sözler . Hayat sürüklüyor sanki insanı , bunların yaşandığını 5 sene önce bilmiyordum , dolayısıyla isteyip istemediğimi de bilmiyordum sanırım . Bundan sonraki süreç geçiyor aklımdan onuda bilmiyorum . Kader sanırım hayatıma yön veren . İnsanın hayatının nasıl şekilleneceğini bilmemesi beni korkutuyor , aman yaa off diyorum , düşün düşün nereye kadar , uyumuşum zaten bu gelgitin arasında . bitti .

Spacer
Spacer
 | 6 yorum var 
 | 06 Ekim 2006 12:02 

« önceki yazı
4. vida

Yorumlar

cok guzel paylasmissin ortami tesekkurler:) ben her zaman kendimi bu isten cok uzak buldugum icin bu isteki insanlarin insanustu guce sahip olduklarini dusunurum. oyle dusunmek kolayima geliyor cunku:)

ayrica hayatin seni bir yerlere surukledigi konusuna kesinlikle katiliyorum. pek fazla bir secim sansin olmuyor hayatta. herseye karsi cikmayi denediginde de gercekten neyi istedigini bilmedigini anliyorsun.

nereye dogru...
yagmurbaz  |  (0 puan) 06 Ekim 2006 15:10

gerçekten güzel yazmışsın. hastalarla yaptığım kuru iletişim çabalarının, idari personelin korumacı tutumunun içinde kaybolduğu anları hatırlattı bana. ama ana fikir etkileyici. zamanın kayıp gitmesi, giderken hiçbir şey sormaması ve bir gün durduğumuz an bir parça gerçek korkunun yeşermesi içimizde. elimizden kayan tek sahip olduğumuz şey galiba. yaşamımız...

Janus q.
janus96  |  (0 puan) 07 Ekim 2006 23:16

"sevdiği işi yapmalı" fikrine takıldım ben de. senin anlatım tarzın güzeldi, ona lafım yok. sadece kendimi ve mesleğimi sorgulamaya yöneltti beni. lise son sınıfa kadar, bilgisayara 1-2 kez bakmışlığım vardı benim de. tutup bilgisayar mühendisliği yazdım 7 tane, başka da tercih yapmadım. hani dışardan bakan birine sorsan, idealist bir insandım belki. ama aslında ilgisi yok. sonraları (7.5 senede bitirdim, senle kapışırız yani :) ) mezun olunca ne kadar değdi diye düşünmeye başladım. ama mizacım gereği, önceleri sevmeyerek yapmaya başladığım şeylere karşı zaman içerisinde nefretim azalıyor, sonra bir hissizlik başlıyor, sonra alışkanlığa dönüşüyor, sonra da rutine. sonra tekrar hissizlik başlıyor, ve nihayetinde sevmeye başlıyorum. (uzun bir süreç gibi, değil mi :) )

insan sevdiği işi yapmalı. ya da yaptığı işi sevmeli. yoksa hayat çekilmez oluyor...

impala[pilli_silinen_hesap]  |  (0 puan) 09 Ekim 2006 12:40

impala sana katılıyorum. biz hocamıza derdik hocam hiç yorulman mı gece gündüz çalışıyorsun... yoooo ben çalışmıyorum. sevdiğim şeyi yapıyorum. yani çalışmış olmuyorum. bana sen desen de demesen de ben bunu gene yapacağım gene...
bende görev gereği şu an bir hastanede radyoloji ünitesinin bilgi işlem sorumluluğunu üstleniyorum. görüyorum. bazen geceleri kalıyorum bakım vs. için tanık oluyorum. hasta yakınları ne kadar eşinin, dostunun sancılar içinde olduğunu da bilse hatta öleceğini bile bilse sürekli tebessüm içindeler ve asla umutlarını yitirmiyorlar.
anlatılmaz yaşanır türlerden...

yusuph  |  (0 puan) 09 Ekim 2006 13:47

güzel anlatım garib,,,betimlemelerin seni değilde beni koydu sanki o hastahane koridorlarına,hiç çözemeyeceğim bir hal var hep oralarda hiç anlamlandırılmıyor.Hele bir de candan bir kimseyi götürdüğünüzde(anneniz gibi) ve beklemeye başladığınızda iyice karışıyor hisler,o anda sadece ruhun acısı ve beden acısının ne kadar farklı olduğu anlaşılıyor.

DüŞLe MeLoDi En GüZeL DüeT, SuReTiM SiLiNDi KaLDı SüLieT...
meyra1  |  (0 puan) 10 Ekim 2006 11:05

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu