Türk sinema tarihinin en iyi komedi filmi olarak kabul edilen Hababam Sınıfı, klasını dünyanın en büyük sinema veri tabanı olan IMDB'de de kanıtladı. Kendi kategorisinde imdb.com/Sections/Genres/Comedy 9.2/10 puanla dünyanın en iyi filmi durumunda. Ancak IMDB'de tüm kategoriler dahil en iyi 250 filmin yer aldığı listeye dahil olması için minimum 1250 oy alması gerekiyor. Şu anda 548 oya sahip. Eğer minimum oy olan 1250'ye ulaşırsa sahip olduğu ortalamayı da koruduğu takdirde IMDB Top 250 listesinde birinci sıraya oturarak dünyanın en iyi filmi olacak. Listede halen birinci sırada 9/10 puanla ünlü The Godfather filmi bulunuyor. Şahsen, duyarlı bir vatandaş ve bir Hababam Sınıfı hayranı olarak 10 puan verdim. Eğer sizde benim gibi bu filme hayransanız vereceğiniz 10 puanlarla bu harika filmi, dünyanın en iyi filmleri listesinde birinci sıraya taşıyabiliriz. Bu filmi birinci sırada gören yabancıların o an suratlarındaki ifadeyi görmek isterdim.
[Oylar Buraya]
[IMDB Top 250 Listesi]
- holydreamer
- 25 yorum var
- 05 Şubat 2005 13:49
« önceki yazı Sam Raimi'den "Vampirler"! |
sonraki yazı » reklamcılar mı dikkatsiz, biz mi dikkatliyiz? |
Yorumlar
sitede de belirtildiği üzere; "For this top 250, only votes from regular voters are considered"
yani ilk 250 sıralamasında sadece belirli kullanıcılar değerlendiriliyor. Bu sebeple ilk 250 ye girmesi için gerekli olan şey malum belirli kullanıcılara ait 1250 adet oy.
bu da pek kolay görünmüyor açıkçası. (diğer bir yandan Band of brothers adlı mini-seri türündeki film de 9.5 almış fakat ilk 250 sıralamasında bulunmuyor.)
| hecatomber | |
|
|
(0 puan) |
|
| 05 Şubat 2005 16:12 |
yalnız ben blogdaki "duyarlı vatandaş" lafına takıldım. ne bileyim bir el kitabı hazırlansa bu hususta, hangi konularda noksanlığımızın bulunduğunu bilsek leziz olur...
bir de top250 de öyle bir anda değişmesi de zor(en azından 1.nin 600-700 oyla değişmesi mantıklı olmazdı). hecatomber'ın da dediği gibi oylama daha kompleks bir sistemle değerlendiriliyor olsa gerek.
| nikita | |
|
|
(0 puan) |
|
| 05 Şubat 2005 16:43 |
Bir çok forumda bu konuyuı tartıştım. Bildirgeç bir forum sitesi değil o yüzden tartışma açmak istemiyorum ancak fikrimi belirtip köşeme çekileceğim.
Milletçe duyarlılık dediğimiz her hangi bir konuda top 250 ya da top 10 lar lar olma hevesimizi gereksiz bir eziklik olarak görüyorum. Bence Hababam Sınıfı ilk 250 listesine girecek niteliği olmayan bir film. Türk sineması Ferzan Özpetek, Nuri Bilge Ceyhan ve Fatih Akın'ın başarıları ile yükselişe geçti ama hala Hababam Sınıfı'ndan kurtulamadık. Askere bile gönderdiler yeter. Elbette bu yönetmenler komedi filmi çekmiyorlar. Ancak bizler komedi filmi dediğimiz zaman vıcık vıcık filmler koyulur önümüze. Yapılmışların taklitlerini yaparız. Çok fırın ekmek yememiz lazım. Kimseyi suçlamıyorum yurdum insanı ardarda darbeler yaşadı Yurtdışında sinema sektörü şaha kalkarken bizimkiler üst üste porno filmler yaptılar. Sanatçılar halkın bir adım önünde olup onları yönlendirmesi gerekirdi. Müzik sektöründe de öyle olduk eğer arabesk yıllarımız olmasaydı. türk hafif müziği devam ederdi sabun köpüğü popçularımıza kimse dönüp bakmazdı.
D iyeceğim budur abi Ohhhhh
| UmARsIZ | |
|
|
(0 puan) |
|
| 05 Şubat 2005 16:46 |
geçenlerde de cnn olimpiyat nerede yapılsın diye anket yaptı Türkler yine abandı, bir işe yaradımı hayır.. artık bu anketler aracılığı ile birşeyler ispatlayacağımıza birşeyler yaparak ispatlayabilsek çok güzel olacak da neyse..
| ploop | |
|
|
(0 puan) |
|
| 05 Şubat 2005 17:23 |
ehem!
açıkçası türk komedilerinden ve özellikle eski dönemde yapılmış olan hababam sınıfı gibi kaliteli filmelerden aldığım hazzı hiç bir yabancı filmde almadım. evet teknik açıdan çok kötüdür bu filmler hatta pekçoğu olabildiğine de amatördür oyuncular taşır kamerayı kimi zaman o iş için tutulmuş insanlar değil. ancak bu o filmlere ruh katan yegane şeydir bence. set ekibi ile oyuncular bir olmuştur senaryoya aldırılmadan doğaçlama yapılır kimi zaman -ki sanırım be en çok sadri alışık filmlerinde var- ve film iyice şenlenir. ya da senaryoda olmayan 'abilere sinir sinir gülen çocuk' ekler filme bir anda sokaktan geçen boyacı çocuğu görünce yönetmen çocuğu çağırıp(ki pek çok insanın aklında kalan noktalarından birisidir bu hababam sınıfının).
ki bu saydıklarımın hiçbirini herhangi bir yabancı filmde görmedim ben... her şey planlanmıştır mel gibson belki yönetmenin belki senaristin iyi arkadaşı olduğu için uncredited olarak 'pierced guy'ı oynar 'Fathers Day'de ve büyük ihtimal bu planlanmıştır ya da en plansız hali olarakta film setinin oradan geçerken aa mel gibson burada figüran yerine onu koyalım olmuştur.
son dönemde yapılan komedi filmleri ise aşırı boş ve salt 'belaltına inelim'e dayalı gibi gördüğüm yada düşündüğüm(önyargı olabilir, bilmiyorum...) için hiç gitmedim bile vizontele gibi salt komedi olmayanlar dışında...
(ben bu kadar devrik cümleyi kurup biraraya nasıl getirdim yahu!)
| qb | |
|
|
(0 puan) |
|
| 05 Şubat 2005 18:16 |
eh be güzelim, negüzel liste işte niye sabote etmeye çalışıyorsunuz. orda bir numarada hababam sınıfı yazsa ne olacak? dünyanın en iyi filmini türkler yaptı diye sana kupa mı verecekler yoksa türkiye adına iyi bir tanıtım mı olacak. hababam sınıfında bizi "muasır medeniyetler seviyesi" ne taşıyacak birşeylermi vardıda gözden kaçırdık. niye biz iyi bir film çekelim orda bir numara olsun demiyorsunda hile hurdaya baş vurup mantar bir filmi bir numara yapalım diye çabalıyorsun. bizden bu yüzden adam olmuyor farkedemedin mi daha?
| aptal | |
|
|
(0 puan) |
|
| 05 Şubat 2005 19:30 |
bazi filmler vardir, sadece bulundugu topraklarin insanini guldurecek, dusundurecek, inandiracak ogeler ve karakterler tasir. ben kemal sunal'a salya sumuk guluyorsam, ulke insanlarina yakin karakterlerle, bizim benimsedigimiz esprileri yaptigi icindir. amerikalilarin jim carrey abimize, veya ingilizlerin rowan atkinson amcamiza, bizim kemal sunal veya sener sen'e salya sumuk guldugumuz gibi gulmeleri buna esdeger olarak gosterilebilir. jim veya rowan'in tum filmleri turkiye'de tutulmaz ama, bir kemal sunal veya sener sen filmlerini tum turk halki acik hava sinemalarina giderek, defalarca izlemistir.
ayrica, komedi ve korku senaryolari diger genrelere gore cok daha gorecelidir. bu konuda evrenselligi yakalamak cokca zordur...
bir hababam sinifi'na bok atilmasi, turk sinemasina edilecek en buyuk kufurdur. boyle durumlar soz konusu oldugunda, "layik degil" diyerek bok atmaktansa, susmak en dogrusudur.
bunun disinda, listelerde ust siralara cikmaya calisma gayretimize diyecek bir soz yok. kimisi altinda ezilir, kimisi tepki gosterir. sabote konusuna katiliyorum ayrica.
dipnot: "konusmayacakmiyiz" veya "fikirlerimizi soylemeyecekmiyiz" degil "susmak" ile kastettigim.
| enemy | |
|
|
(0 puan) |
|
| 05 Şubat 2005 23:31 |
ya buna bukadar takılmak saçma türküz diye hababam sınıfını sevmek zorundamıyız? tamam iyi film ama the godfather tabiikide ondan daha iyi bu yüzden ilk sırada olması normal gibi geliyor bana..
| Cure | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Şubat 2005 00:36 |
benim kızdığım ve tepki göstediğim şey hababam sınıfını sevmemek değil ancak ona ve seyircilerine karşı duruş sergileyen enemy nin deyimiyle bok atan zihniyet.
ayrıca godfather ile hababam sınıfı ayrı kategorilerdedir bu nedenle sinema ile ilgili öğelerle yani konunun işlenmesi, sanatsallık, teknikler, oyunculuk, makyaj gibi. ki bu açılardan ben kendi karşılaştırmalarımda türk sinemasının komedi örneklerinin bir adım önde olduğu yerler görüyorum.
birde şunun belirtmek isterim ki imdb ye girip oy vermedim çünkü saçma bir hareket olduğuna inanıyor ve katılıyorum.
| qb | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Şubat 2005 01:23 |
türkçede yer alan bu "bok atmak" ve "çamur atmak" deyimleri tamamen sansürcü, eleştirici kabul edemeyen zihniyetin bir icatıdır. şimdi size ters gelen birşeyi eleştirdiğiniz zaman karşı taraf bu eleştiriyi kabul edemiyorsa hemen bok atmak olur. nerde düşünceye saygı nerde fikrini ifade etme özgürlüğü..
ben hababam sınıfını sevmek zorunda mıyım? (ki seviyorum) hakkında iyi konuşmak zorunda mıyım? onu eleştiremez miyim? yada siz seviyorsunuz diye herkes sevmek zorunda mı? yüce yaratıcı gökten zembille mi indirdi de bu filmi hakkında olumsuz konuşulamaz? (ki öyle olsa bile konuşurum)
aslında bu blog türk insanının arızalarını ardarda ortaya serme açısından çok başarılı ilerliyor. işte milletçe ilerleyemememizin ikinci önemli nedenide bu; eleştiri kabul edemememiz, birşeyi fanatiklik aşamasına getirip kendi cahillimizde boğulmamız ve düşüncesini ifade edenleri "bok atmak" gibi baskın tavırlarla sindirmeye çalışmamız. birşeyi sadece sevmek ve kusurlarını kabul etmek çok zor bizim için.
neyse sonuç olarak hababam sınıfı benim için film olarak pek değer teşkil etmiyor, ama en az 100 kere seyretmişimdir ve her defasında eğlenmişimdir. aynı şekilde bollywood filmleride öyledir film olarak kötüdür ama en baba komediden daha çok eğlendirir beni.
| aptal | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Şubat 2005 11:51 |
aptal bey acaba ne şekilde okuyorsunuz yazıları...
ben mi yanlış bişiler yazdım diye tekrar gözden geçirdim yazılarımı ancak eleştiriye karşı birşey bulamadım. ben sana gerizekalı dersem bu çamur atmadır ancak bu probleme birde şu açıdan bak dersem bu eleştiridir... ikisinede eleştri gözü ile bakmak bir görüş açısıdır ancak bu durumda da yapıcı eleştiri ve yıkıcı eleştiri olarak ikiye ayırmak gerekir. yani sanıyorum sorun kavramları tam olarak yorumlamamanla ilgili...
ayrıca madem toptan tüm türk milleti üzerine genellemeler yaparak kuvvetlendirmeye çalışıyorsun şöyle bir genelleme yapmak çok daha doğru olacaktır. çünkü bunu çiftçiden işçiye işçiden patrona herkes söylüyor bugün. kahvelerde meyhanelerde sürekli geçiyor bu konuşma. Türk milleti sürekli olarak kendinden utanıp kendindekileri görmeyip başkalarının hatalarını ilerleyememe sebebi, AB ye girememe sebebi, depremin olma sebebi olarak görüyor. Ancak kimse kendini düzeltmeye çaba sarfetmiyor. kendi fikirlerini olanca sert üsluplarla savunuyor diğerlerini ise olabildiğine kötülüyor. yezit isminin küfür olarak kullanılması doğuda yada komunist in hakaret olması gibi. acaba farkın ne bu milletten? sende aynısını yapıyorsun. türk halkı arızalıdır diyerek(çarpıtmak istemiyorum tam laf "aslında bu blog türk insanının arızalarını ardarda ortaya serme açısından çok başarılı ilerliyor." benim üslubum ve cümlenin yapısı gereği yanlış anlaşılabilir, demogoji değil amacım) türklüğü kötülüyorsun ve bu şekildeki laflar sayesinde kendini batılı farzeden genel olarak zengin türk kimliğinden nefret eden insanlar çıkıyor ortaya. kendilerini entel zanneden bir kitle. çocukları kolejlerde ilk öğretimden itibaren keloğlan yerine mr and mrs brown okuyan bir kitle. özünden uzaklaşan bir kitle. neden olayı sadece görmek istediğin gibi görüyorsun.
ek olarak benim senin yaptığın en yapıcı eleştiriyi bok atma olarak gördüğümü varsayalım bu senin düşünce özgürlüğünü engellemez. bu sadece benim gelişmemişliğim olur.
| qb | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Şubat 2005 15:22 |
bak hiç yakışıyormu sana, ben direk senin şahsına bir suçlama mı yaptımda benim hakkımda; okuduğumu anlamama, kavramları yorumlayamama, kendimi milletten farklı bir yere koyma, türklüğü kötüleme, olayı istiğim gibi görme gibi etiketler yapıştırıyorsun. ben sadece genel birşeyler yazdım seni veya bir başkasınıda hedef göstermedim. ayrıca bende bir türk insanı olduğuma göre ve yazımda pek çok kez 2.çoğul şahıs kullandığıma göre bunu bir türlü kendini eleştiri olarak görmeni beklerdim. yani "türk insanı" dediğim o kitleye kendimide dahil ettiğimi yazıdan çıkarmadıysan burayada net bir şekilde yazdım işte.
bu arada bu blog hala türk insanının arızlarını ortaya serme açısından çok başarılı ilerliyor. mesela yazında özünden uzaklaşan bir kitle demişsin. bana bu öz'ü açıklayabilir misin? hani bu özden çok bahsediliyor ama kimse bunu tam tanımlamıyor. sence türk halkının özü nedir, anlat bunu bize çok merak ettim. sonrada bakalım bu öz hepimiz için geçerli bir öz müymüş?
| aptal | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Şubat 2005 16:46 |
öncelikle ben bir suçlama yapmıyorum bir suçluda aramıyorum ve bunu bildirgeçteki şahısların yapmayacağına da inanıyorum. sadece bir konuyu açığa çıkartmak için tartışıyor ve eleştiriyorum.
ikinci olarak eğer kendini bu kadar net bir biçimde tanımlıyorsan ve kendine bu kadar net eleştiriler getirebiliyorsan acaba neden halen hata olarak gördüklerini belirtme yönteminde aynı hataya düşüyorsun.
üçüncü ve son olarakta öz ü açıklamamı istemişsin insanlar tanrıya inanır tanrıya tapar ancak onu kimse tam olarak açıklayamaz. çünkü bu tanrının sırrıdır. ya da insanlar akıllarına zekalarına güvenir ancak bunuda açıklayamazlar. öz denilen şeyde bana göre böyle birşey belki benim türkçe yi kullanma gücümün düşüklüğünden kaynaklanıyor bu bir özü hissediyor ancak tam anlamıyla açıklıyamıyorum. ama bir iki örnek verebilirim istersen. kurtuluş savaşı öz ile kazanıldı... ya da bir köye gittiğinizde sizi öz karşılar saatlerini verip uğraşıp yaptıkları ekmekleri size öz verir. ya da çok daha geriye dönüp orta asya ya gitttiğimizde aynı nehirde onlarca erkek ve kadın beraber 'çimerken' yani yıkanırken birbirlerine yan gözle baktırmayanda yine özdür. ancak bu öz maalesef ekonomik krizlerin toplumdaki ahlaksal yani etik etkileri sonucunda bu öz zarar görüp daha doğrusu çıkar tabakası ile kaplanıp bazı polisler rüşvet almaya başlamış ve yine bazı vatandaşlar rüşvet vererek eve iki ekmek götürmeyi kâr olarak görmüşlerdir.
buradan sonrası konuyla bağlantılı olup esas konunun dışına taşan şeyler. belki ana konunun anlaşılmasında yardımcı olabilir.
esnaf vergi kaçırmak için fiş kesmeyip dükkanı izinli olduğu süreden 2-3 saat daha fazla açık tutarken bilmemkim bilmemne bankasını hortumladı falanca kişi 3 trilyon vergi kaçırdı denince özüne dönüp bu ne terbiyesizlik nerde bu devlet uyuyor mu diyor. işte yine bu aralarda gördüğümüz şeyede öz diyebiliriz. ancak özün önünde onu eğitilmiş bir aslan gibi kontrolü altında tutan çıkarcılık adlı tabaka var maalesef. bu tabaka eğer zarar görürse yani devlet başkası tarafından dolandırılırsa zarar görüyor ve öz kendini gösterebiliyor.
ancak dediğim gibi öz ü tam olarak tanımlamaya benim türkçem yetmiyecektir tıpkı tanrıyı tanımlamaya ya da olmadığını kanıtlamaya hiç bir insanın gücünün yetmeyeceği gibi. ya da insan aklını...
| qb | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Şubat 2005 17:13 |
Anlayamıyorum... Biz neden böyleyiz? Neden beleşçi ruhluyuz? Konu ne olursa olsun, ister Atatürk (hatırlayanlara Time Dergisi Yüzyılın Kişisi Oylaması) ister Hababam sınıfı fark etmez, listelere oylar atarak, tık tık tıklıyarak ne olmasını bekliyoruz... neyin neye dönüşeceğinin rüyasını görüyoruz?
ne diyeyim, kolay gelsin.
| Dicky | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Şubat 2005 19:34 |
verdiğin örneklerin çoğu evrensel ahlak değerleri dahilindeki konular, o bahsettiğin türk halkına özgü "öz"ü niteleyecek bir şey göremedim orda. eminim bir afrika kabilesi içinde geçerlidirler.
neyse en azından özü bilmediğini öğrendim o koca paragraftan. insan ne olduğunu bilmediği birşeyi körü körüne savunmamalı değil mi? bence sen o bahsettiğin "mr brown" okutan insanlardan daha tehlikelisin. neyse ne sana yüklenmek nede bu yönde bir muhabbete girmek istiyorum. ama sana arkadaş tavsiyesi; birşeyi bu kadar sahipleneceksen önce üzerinde düşün, araştır ve ne olduğunu öğren ki ayakların yere bassın. bunları daha tanımlayamıyorken çocuklarına nasıl anlatacaksın.
en azından bahsettiğim arızalara net bir örnek ekledin. bunun için teşekkürler. ama ügünüm seninle daha fazla ilerleyemiyeceğiz..
| aptal | |
|
|
(0 puan) |
|
| 06 Şubat 2005 23:15 |
"evrensel ahlak degerleri(aka: amerikan ahlak degerleri)" olarak bahsedilen sey, aslinda yuzyillar once turkler tarafindan dunyaya yayilmis, maalesef belgesi bulunmayan ve bugun "sehir efsanesi" olarak nitelendiren, "kimilerinin inanip, kimilerinin "reddettigi" gerceklerdir.
"evrensel ahlak kurali olacak sekilde davranis ve eylemlerde bulunan birisi ahlaklidir" ralph waldo emerson guzel bir evrensel ahlak kurali ayrica. herkesce benimsenebilir cinsten.
ben biraz daha genis aciklayayim, "turk" aslen "tork" ten gelmedir. ve, kelime anlamiylada "sahiplenen" dir. biraz daha ileri gidilirse, "tork" kelimesi, bizim soyumuza "muasir medeniyetler" tarafindan yakistirilmis ve, islam denilen(ki yaraticinin gokten indirdigi, inanilip inanilmamasi kisiye kalmis olan(relativist fallacy) dinin savunulmasi sebebi ile dogmustur. dolayisiyla, "evrensel ahlak degerleri" aslen, "islam" dini esaslarinda yeralan, sadece ve sadece "muasir medeniyetler" tarafindan sahiplenilmis ve daha cok one cikartilmis gerceklerdir. gorecelidir, kimisi "evrensel" der, kimisi "turkcell" der.
gercekten turk insaninin arizalarini ortaya dokmak acisindan cokta iyi oldu bloglar. "milletce ilerleyemiyor olmamizin sebebi bu" diye, gayet kendine guvenen ve "benim tahlilim dogru(int: self reliance)"dur noktasina varan yorumlari ve bu yorumlari yapanlari cokca gormemizi saglamaktadir.
ve, bircok insan gibi bende arizaysam, bana gorede "dogruyu bile, binbir defa elestirerek, zaman kaybina ugrayip 'ehem, efenim simdi ben bunu dogru kabul etmek zorunda degilim. beni durduramazsiniz, elestiririm' demek bokcuklar firlatmak(ki bunuda bir sansur olarak kabul etmek)tan/ten cok daha perdeleyici bir niyettir, istektir."
ne kotudur ki, her tur medyanin sebep olmasi vesilesiyle; "sen benim muhattabim degilsin, seninle cok ilerleyemeyiz. isirdim, cuuzz." cumlelerinide, asagilamak sebebiyle cokca gormusuzdur. buda, kotuyse sayet "bok atmayin" demek, onun kadar vardir kotulugu... cevher kantarci versus fatih altayli carpismalarini izlemekten ziyade, girebildigim her blogda, yazabildigim her forumda boyle carpismalara dahil olma onuruna, serefine nail oldum, herke$ler gibi.
---
hababam sinifi elestirilirken ise; 70'lerdeki turk sinemasinin halini, vaktini, oyuncularini, yonetmenlerini, varligini, yoklugunu gozonune almadan hakkinda atilip tutuluyorsa, ortaya birileri cikip "dandik film" gibi ici bos laflar ediyorsa, "bok atmak" verilebilecek en guzel cevaptir sahsimca. buda "benim elestirimdir" ve, "durdurun durdurabilirsiniz" demek, en tabi hakkimdir herke$ gibi. ayrica "hababam sinifi"nin begenilip, begenilmemesi ahlaki revitalizm ile cokca ilgilidir, yakindir, hatta "oz"dur. dolayisiyla, kisinin "beyaz" olarak algiladigini bir baskasi "siyah" olarak algilayabilir, bunuda kimse ayiplayamaz. ancak ve ancak, benim yaptigim gibi "bok atma" der, kapatir er kisi.
bununla birlikte, sanki ilk 250'e giren japon/cin filmleri yerlerini cokmu hakeden filmlermis? yapilmayan ne yapmislarda, hangi edilemeyeni etmislerde, ilk 250'ye, 3000-8000 arasi oylarla filmler sokmuslar. hayret dogrusu. toplasan tum dunya'da nufusu 3-5milyonugecmeyen cekik gozluler koskoca imdb'nin top250 listesine 10'a yakin film pompalamislar. hayret...
taninmiyoruz... ne sinemamiz, ne muzigimiz, nede diger sanatlardaki yaptiklarimizla, hicbirseyimizle taninmiyoruz. dolayisiyla "belki goze batar" diyerek cirpiniyor insanlar. belki bu bos gayrettir, belki iyi birseydir(ne kadar tasvip etmesemde) ancak, yinede "gazetelerin" ilk sayfalarini susleyecek kadar benimsenmistir...
ve, @dicky bey; mandela, malcolm x, che guevara dunya'da bir ataturk'ten daha cok taniniyor, saygi goruyor ve seviliyorsa, kusura bakmayin ama bu hepimizin sucu, hepimizin ayibi, hepimizin isguzarligi, hepimizin vurdumduymazligidir. ve utanilmalidir bu yuzden. ancak, buda ahlaki revitalizm'e girdiginden, yine kimseye birsey diyemezsiniz. oyle ya, bir toplulugun sevdigini baska topluluklara zorla sevdiremezsiniz. "ruyalarinizi gercege donusturuyoruz" diye her gidaklayan tavugun arkasina kosan yurdum insani, konu boyle seylere gelince, "ne diyeyim" isbilirligine girmiyormu, hayret ki ne hayret...
bastan sona, bu kadar yazmak bile gereksiz. "hababam sinifi" veya, durun, durun. soyle diyeyim; "yesilcam" eserleri, herkesin kendi dilemasidir. bazi yonlerini begenir, bazilarindan nefret ederim. duserim kendi cikmazima. belkide hic ses cikarmamda, "kendine gore dogru"yu bulmus grubun akintisinda yoluma devam ederim, boylece herkeslede iyi gecinmis olurum. en azindan "seninle daha fazla ilerleyemeyecegiz" gibi asagilayici bir cumleyi biraraya getirmemizi saglayacak ortamlarin merkezine dogru kaymamis oluruz buyuk ihtimalle.
"Ahlak temelden bir krizle karsi karsiyadir. bu krize karsi sadece sozlesmecilik makul cozumler oneriyor" gauthier
| enemy | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Şubat 2005 01:39 |
Burada konusu gecmemis onu da ekleyeyim dedim;
Hababam sınıfını imdb de 1 yapalım atraksiyonu nereden çıkmış bilmiyorum açıkçası yani fişek nedir bilinmez ancak 42. sıradaki Tosun Paşa :) "Tosun Pasa (1976) 8.0/10 (969 votes)" ekşi sözlükteki bir konuda çıkmıştır.
| fmavituna | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Şubat 2005 11:53 |
niye düşüncelerime tahammül edemiyorsun anlayamıyorum. bana saldırmak sana ne kazandırıyor onuda anlamıyorum. ancak şunu söyliyeyim; sadece kendini tatmin edersin, çünkü düşünceme tahammül edememen umrumda bile değil. saldırmak yerine insan gibi bir eleştiri getirsen inan çok memnun olurdum. şimdi yaptığın gibi ırkçı, öfkeli yazılarını nasıl ciddiye alıp seninle fikir alışverişi yapayımki. zaten senin gibiler yüzünden bu toplumun bazı değerleri ölüp gidiyor. tartışmaya, eleştiriye, ilerlemeye okadar kapalısınızki kendinizi güncelleyemiyorsunuz. okadar öfkelisinizki insanları soğutuyorsunuz.
ayrıca şekilci olmak yerine olayların temelini anlamak için çaba sarfedersen atatürk'ün arzusunun dünyada tanınmak değil sana bıraktığı mirası yüceltmen olduğunu belki idrak edebilirsin. Ne diyeyim sana sen daha atatürk'ü anlamamışsınki, ona pop yıldızı muamelesi yapıyorsun.
not1: o "bokçuk"lar lafı miğdemi bulandırdı. tork* ahlaki değerleri arasında böyle miğde bulandırma, mahalle ağzıyla konuşmakta mı var. yada 2. bir ihtimal sen o ahlaki değerleri uygulamıyorsun. ne çelişki ama..
not2: dünya çapında tanınan sanatçılarımız var, tanınmayanların neden tanınmadıklarını araştırırsın artık.
not3: seninle daha ilerleyemeyeceğiz'i neden söylediğim gayet açık. bunu söylediğim insan savunduğu şeyi tanımlayamayacağını söylüyor, onun tanımlayamadığı şey üzerinde nekadar fikir alışverişinde bulunabiliriz ki? ama sen bunu aşağılamak olarak algılıyorsan diyebileceğim birşey yok kendi dünyanda mutluluklar sana. mesela seninlede ilerleyemeyiz çünkü senin öfkeli, ırkçı, tahammülsüz, saldırgan tavrın fikir alışverişi yapmamıza müsait deil.
bu arada enemy'nin daha önceki ırkçı, saldırgan tavırlarını hatırlayalım.
| aptal | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Şubat 2005 15:30 |
öz dediğim şeyi tanımlayamamak gibi bir problem var ortada ancak bunu kesin olarak yapma ihtimalimin olmadığını biliyorsun sende ve bunu kullanarak konuyu çarpıtmaya hatta konudan kaçmaya çalışıyorsun ve bunu yaparken sadece haksız olduğumu düşündüğün bir noktadan giriyor ve diğer yazdıklarıma cevap vermiyorsun. bu nedenle öncelikle diğer yazdıklarımı bir gözden geçirip onlarada cevapları vermen gerekir.
yinede:
özü tam olarak tanımlama şansımın olmadığını biliyorsun.aptal nickini be nedenle seçmiş olabileceğine bile inanıyorum... akıl tanımlanamaz demekki herkes aptaldır gibi bir espri. ya da tanrının varlığını kanıtlayamazsın demek ki tanrı yoktur demek gibi birşey bu. bu şekilde pek çok örnek verilebilir. hatta onlarca paradoks üretilebilir hatta istenilen konular haksız çıkılacağı düşünüldüğü zaman bu yöntem ile çarpıtılarak köktenci bir biçimde kapatılabilir. hatta aslında hiçbirimiz yokuz şu an ben rüyadayım ya da burası matrix bizler matrixin beyinlerimize sinyal gönderdiği bireyleriz diyerek konuyu topyekün başka bir yöne çekmekte mümkün tabi.
kendini madem bu kadar net tanımlayabiliyorsun merak ediyorum neden bir şeyi eleştirmek için kurduğun cümlelerde o hatayı yapıyorsun. kendini değiştirmek sana neden bu kadar dokunuyor neden bu milletin 'sorunlu bir bireyi' olmayı tercih ediyorsun?
özü bilmediğim konusundaki yanılgına daha doğrusu demogoji isteğine gelince daha bir önceki cümlen ile kesiştiğini görebilirsin. "bazıları evrensel ahlak değerleri" diyen cümle ile... ancak bir şeyin evrensel olması onu başka bir kümenin elemanı olmama durumuna getirmez. ayrıca kalan diğer öğeler özün kendine ait yanlarıdır yine bunları afrikada ki başka kabilelerinde kullanamasıda aynı şekilde başka küme elemanı olabilmesi durumudur. her ülkede onlarca pizzacı vardır ancak pizza evrensel değildir italyanlara özgüdür. ya da kebapın dünyaca bilinmesi ve tanınması onu türklerin bir yemeği olmaktan uzaklaştırmaz. ancak ekmek evrensel bir yemektir fakat türkler ve bir kaç farklı kültür ekmeğe düşkündür. bu yine türklere özgü özelliklerin arasındadır ve bunu başka bir iki ülkenin yapması bunu yine değiştiremez.
eğerki amacın demogoji yaparak konuyu haklı bir şekilde kapatmaksa -ki maalesef ben öyle görüyor ve rahatsız oluyorum bu tavrından --ki insanları rahatsız emekte öze aykırıdır ne de olsa sende toplumun arızalı parçalarından birisin-- - ya da haklı çıkmaksa bunu açıkça söyle ve ben tek bir söz daha söylemeden hatta sen haklısın diyerek egonu tatmin etmek sureti ile tartışmayı bırakayım(çünkü sadece haklı olma kaygısı ile girilmiş bir tartışma sadece uzayıp gider ve gereksiz zaman kaybı yaratır) hatta istersen senin her mesajının altına "büyüksün aptal" gibi laflar yazayım. yok eğer amacın bu değilse 'seninle bir yere gidemeyiz' gibi laflar söyleyip sadece bir paragraf önce arkadaşın olarak gördüğün bir insanı yanlışlara mahkum etme!
| qb | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Şubat 2005 17:48 |
ah yok öyle birşey sevgili kübe. bu kadarda değişik kalıplara sokmayın beni yahu. ben tek bir doğru olduğuna zaten inanmıyorumki doğruyu bildiğimi zannedip kendimi bir şekle sokayım. bak açık olarak yazıyorum; aynı anda her ikimizinde düşüncesi doğru olabilir. farklı bakış açılarından birden fazla doğru çıkabilir. hani olurya öyle tartışmalar; her iki tarafıda dinlersin ikiside haklıdır aslında. bak şimdide aşırı duyarlı yapacaksınız beni; burdanda hala kendimi doğru gördüğümü çıkarmasın birileri. sen doğru ben yanlış da olabilirim hatta her ikimizde yanlış olabiliriz. açıkçası doğru-yanlış umrumda değil fikir paylaşıyoruz işte.. inan bir yere varmak zorunda değiliz, ben düşüncelerimi yazıyorum sen düşüncelerini yazıyorsun. ve seni çok iyi anlıyorum. yazdığım herşeyi kafamda bir yerlere kaydediyorum. yazdıklarına değer veriyorum yani. sana yazdığım yazıda da kendi çapımda bir tavsiyede bulundum, inan karşımda olsan bunu gülümseyerek dinlerdin, çünkü zaten ben öyle bir insanım. ama internette biraz duygusuz görünüyor işte herşey. daha fazla ilerleyemeyeceğiz dediğimde de seni aşağılamak aklımdan bile geçmedi. seni eleştirirkende amacım seni ezmeye çalışmak değil düşüncelerimi yazmaktı. senin açıklayamayacağını söylediğin şey üzerine konuşmaya devam edemeyeceğimizi düşündüm.
bu arada hala açıklayamama konusuna katılmıyorum, bence açıklanabilir. hatta açıklamaya çalışırken bir çok yeni şey öğrenilebilir veya farkedilebilir. bilim denen şey böyle ilerlemiyor mu? açıklanamaz demek kolaya kaçmak bence.
ahlak değerleri konusundaki küme benzetmenede katılıyorum. zaten bende böyle birşey söylemek istemiştim. herkeste olan özelliklerle türk insanına özgü birşeyi anlatamayız çünkü onlar her toplum için geçerli demek istemiştim. o öz'ü diğerlerinden ayırarak tanımlamak için kümelerin kesiştiği ortak alanı değilde bu alan dışında kalanları belirlemek lazım diye düşünüyorum.
not: bunu sana özel mesaj olarak atacaktım ama başkalarıda yanlış anlamasın, hem hakkını yemiyeyim diye buraya yazdım. yanlış anlaşılmalardan dolayı; pardon mua. ayrıca hala bir problemimiz varsa özel mesajlarla devam edebiliriz, zaten konu nerden nereye geldi, daha fazlada ilerlesin istemiyorum açıkçası..
| aptal | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Şubat 2005 18:47 |
evet haklısın galiba. yanlış anlamalar oldu bir takım. problem değildi olan kesinlikle bir tartışma idi sadece eğer problem yaratacak bir hareketim olduysa da özür dilerim. yanlış anlamaları düzelttiğin içinse teşekkürler.
| qb | |
|
|
(0 puan) |
|
| 07 Şubat 2005 22:23 |
nereden dusuncelerinize tahammul edemedigimi cikardiniz, anlayamiyorum. ayrica, ben "orneklerle" beraber "ortaya" konusurken, "iste enemy beyin yedigi naneler" gibi, 9. sinif hedef gosterme taktiklerini uyguluyorsunuz. ayrica, ben orada aciklamami yapmisim. kimine gore "ozur dileme", bana gore mesajimi "aciklama" meselesidir. @enemy birsey yazmis ya, saldir pir sultan abdal saldirabilirsen.
neyse, hababam sinifindan acilip, buralara gelen tartismada ben kendime gore bir cevabi vereyim. zira, pir sultan abdal topraklarinda daha fazla "ben bilirim"den girip, "capsizlar" demeye kadar getirip, sonrada "ben aslinda komik ve insancil biriyim" 'de noktalanan cumleleri okumak suandan itibaren beni rahatsiz edecegi gibi, belliki uzunca suredir duygularini icine basip, bir patlamayla disari vuran pir sultan abdal'in cok fazla canini sikip, rahatsiz etmeyeyim.
ataturk'un arzusunun dunya'da taninmak yada cok bilinmek oldugunu degil, onun ilkelerinin ve inkilaplarinin daha cok bilinmesi gerektigini(mandelacilar, checiler, vs.) gerektiginin altini cizmek icin yukarida duzinelerce cumleler kurmusum. girersem sayet bundan sonra bildirgece bir bildiri yada bir yorum, emin ol 5 kelimeyi gecmeyecek cumleler kullanmaya siddetle dikkat edecegim anlamayanlarin anlamalarina kolaylastirabilmek icin.
dolayisiyla, ataturk'u birilerinin sarkilari yada esprileri ile tanitmayacaginiz gercegi soz konusuysa, ataturk isminin biryerlerde telaffuz edilmesiyle, yaptiklarinin, ettiklerinin kim olduguda bir guzel ogrenilmeye baslanacaktir. sen yine kafana gore "ataturk'u pop sarkicisi gibimi tanitacaksin" cumleni kuracagina, biraz daha "derin"lemesine dusunerek, "derin" anlamlari cikarmaya calissaydin, harika olurdu.
"self reliance" birazda bunu acikliyor iste. kendinize cok guvenerek, karsinizdakinin fikirlerini "capsizligi birak, yuzeysel yaklasma, derine in" diye asagilamayla karisik, zorlamaya donusturmek. sizi balcikla sivayamayacagimi, en az diger forum uyeleri kadar bende biliyorum.
3-4 tane sanatciyla dunya capinda taniniyoruz. haklisiniz. her yerde biz variz ayrica. burada her yerde ilanlar var mesela. hemde turkiye ile ilgili. ucak bileti 79euymus. yaz aylarinida biliyorum. 15gun marmaris tatili 300euydu. dibimizdeki fransa'da 5gun tatilin 250euro olmasi cabasi. manyak bir tanitimimiz var yani.
bununla birlikte, saldiriya gectiginiz yorumunuzdan once, "size katiliyorum abdal bey" demeye getirdigim cumlelerde bulunmaktadir. velhasil, bunlari direk soylemedigim icin zannediyorum gorememe problemi yasadiniz ki, sanki direk sizi hedef alan bir mesaj yazmisim gibi dusundunuz. bunuda bu yorum icerisinde gerektigi kadar, gerektigi sekilde belirteyimde vebaliniz uzerimize kalmasin. hos, saldirgan tavrinizla bunu cokca belirtiyorsunuz zaten "bana seytan dedi, taslayin" diyerek.
bununla birlikte, kelimeleri yutmak gibi bir hastaliginiz var sanirim. bahsi gecen arkadas, "tanimlayamacagini" degil, "tam anlamiyla tanimlayacagini" uzerine basa basa belirtmekle birlikte, sizin sahsi tutumunuz, "tanimlayamadin iste. ben kazandim. sus, yurutemeyiz seninle ihtiras kokan askimizi" durusunuz, benim midenizi bulandiran(ve beni cokta enterese etmeyen) tabirim ile esdegerdir.
@enemy dilemmalarindan pek bir guzel bahsederken, "ben tek bir dogru olduguna zaten inanmiyorum ki...", "inan bir yere varmak zorunda degiliz", "yazdiklarina deger veriyorum" diyerek, "sana daha cevap yazmacagim cicim, seninle daha fazla ilerleyemeyiz" gibi, "kesip atmak", "son noktayi ben koyarim, lafi boyle itelerim" yaklasiminiz, bana gorede ayri bir celiskidir. tabi, bana goredir. siz guveniniz ile ve alayci ifadelerinizle, "senlede olmayacak" duzlemlerinizdeki fikirlerinizle, bunuda alabora edersiniz. zira, agzi bozuk bir torkum nede olsa.
yine, "aciklanamaz demek kolaya kacmak bence" cumlesini kullanan bir insanin tutupta "seninlede ilerleyemeyecegiz" demesi, enteresan bir celiskidir. "hadi acikla" diyorsunuz, sonrada "aciklayamadin, ebe" diyip, karsidaki insana soz hakki birakmiyorsunuz. tebrikler. -- pardon, yorumlari teker teker bir daha okuyorum hata yapmamak icin(malum, bildirgeci seviyoruz ya. kirletmek istemiyoruz ya.) dolayisiyla geri donusler yapmaya calisiyorum siklikla. bakiyorumda.
olay soyle basliyor aptal beyefendinin, qb'ye cevabinda.
"neyse en azindan ozu bilmedigini ogrendim o koca paragraftan." --asagilama,
"insan ne oldugunu bilmedigi birseyi koru korune savunmamali degil mi?" --alayla karisik asagilama. "bilmiyorsun iste, salak, salak"
"bence sen o bahsettigin 'mr brown' okutan insanlardan daha tehlikelisin." --saldiri,
"ama arkadas tavsiyesi; birseyi bu kadar sahipleneceksen once uzerinde dusun, arastir ve ne oldugunu ogren ki ayaklarin yere bassin" --ilim irfan pompasi modlari. "bak cocugum, engin tecrubelerime dayanarak soyluyorum ki, bilmiyorsun. arastir biraz, as kendini. ayaklarin yere bassin, adam ol"
--- -- -
sonrada enteresan sekilde bir savunma. internet soguk gosteriyor, fikirlerine deger veriyorum, ben aslinda insancil yaklastim, soyle yaptim, boyle yaptim. aman @aptal bey herkese yaklas, bana yaklasma.
abi ne yapiyorum ben ya. bosverelim gitsin. ben ariza bir adamsam, bakilsin yorumlara. kisilere ben saldirmissam sayet, benim kadar saldiran diger kiside sensin. bildirgec yorumlari karistirilsin, gorulecektir. ben simdi, sizin yaptiginiz gibi derinlemesine bir arastirmaya giremeyecegim, kusura bakmayiniz.
bununla birlikte hic istemesemde, kurt meselesine girecegim; hedef gosterilmisim ya, kendimi savunmaya devam edeyim bari, keh keh.
bahsi gecen siteye, o bildiriden sonra uye olup "neden kurtce windows istegini, turkce olarak dile getiriyorsunuz?" gibi birsey yazdim. uyeligim ile birlikte, biraktigim notta gitti. geri donus alamadim. kisa bir sure sonra, o koskoca paragraflar kurtce'ye donusturuldu, kisa bir sure sonrada ingilizce olarak yayinlandi. bircok insan art niyet aramiyor olsada, ben ariyorum. aramayada devam ederim. o sirada da hafif'te yayinlandi zaten. yorum falan girdim, olay basladi.
"azinligiz, itildik, yakildik, basildik, yuzyillardir vatansiz yasiyoruz" diyerek, arkasinada herkes tarafindan bilinen ab ulkelerini alarak son 30 yilda yukselise gecen militarist zihniyetler sebebiyle, bugun turk'un onune gecmistir kurt durumu.
cok bilen bazi kesimler bilmezlerki, iyi olan birsey yaptiklarinda "kurduz", cinayet islediklerinde, suc islediklerinde "turkuz" diye lekelemelerini. saatlerdir oturup, terden sivilce cikmis kiclarimizla hepimiz icin ahkam kesmek cok kolay iken, olayin bu taraflarini gormeden "hepimiz kardesiz" turkulerini soylemek cokca kolaydir. irkcilik, saldiri, bilmemne yaptigimi iddia eden insanlar ozel mesaj ile adreslerini verirlerse, 2004-2005 atlaslarinda, suanda bile bazi okullarda okutulan turkiye sinirlarini gosteren atlaslari herseyi bana ait olmak uzere keyifle yollayabilirim. resim cekip upload etmek veya yayinevinin adresini verip internetten gormek herkes icin kolay olacaktir. bu seferde zor yoldan ogrenin, ne olacak? isteyen olursa, ciddiyim yollayabilirim(vakit/nakit buldukca). kim kendini ne olarak goruyor bilemiyorum ama, eger bunu bir yerlerinizde sindirebiliyorsaniz sindirin. ben sindirmeyi reddediyorum.
neyse,
devam edeyim; yasadigim ulkede de bununla ilgili problemlerle karsilastim. "kurdistan'dan geliyorum" diyen insanlarla pek cok yerde kavga eder gibi, tartistim. "kurdistan"i bir ulke olarak kabul eden bircok kisi yabanci kisi ilede ciddi sekilde catistim, neredeyse mahkemeye cikma noktasina geldik. ceplerinde turk pasaportu, agizlarinda kurdistan laflari. dogrulari iyi bilen, cok bilmis turk insanida "saldirgan it, gecmiste de boyle vukuatlari var" diyerek hopluyor ortaya. ne cirkin... ama, birsey diyemiyorsun. cunku, adam sabah, milliyet, hurriyet, show tv, atv izlemedigini, icerigi daha derinlemesine bildigini iddia ediyor. derin konustugunu, yuzeysel bakmadigini, saldirgan olmadigini, irkci olmadigini soyluyor. uzerine gidip, daha fazla lafta alamiyorsun agzindan "senden adam olmaz, bas git" cumleleri yuzunden. her konuda bu boyle. herkes boyle.
ve, not olarak sunuda belirtip bir nokta koymaliyim ki;
ayrica;
+ aft.'in bile listemde olmadigi bir msn'im varsa, + bu msn'de bildirgec'ten 3 kisi varsa, + ozel mesaj'dan bile uzak durmaya calisip, arsiv olsun diye, kirletmek adina bile yorum olarak yaziyorsam, + hicbirsey olarak kendimi gordugumden, herkesle esit mesafede durmaya calisiyorsam, + hic girmesem, en az 30dk bildirgec'te geciriyorsam, + kapaliyken zamanimi gecirdigim forum.zoque'ya neredeyse artik 2-3 gunde bir giriyorsam, + heryerde olmayi, herkesle tanismayi dusleyen bir insan olsam, + blog sitem olsun, beni tanisinlar arzusunu tasiyip bir blog acsam, bugun 2000'den fazla makale yayinlamis olurdum,
bu, buradaki insanlara saygi duydugumdandir. buradaki insanlarin beni yanlis anlamamalarina calistigimdandir. yanlis anlasilmamaya calistigimdandir.
herkesin kendi sitesinde bir haltlar karistirmasinin hosuma gitmemesi, zaten az olan icerigin ve icerik ureticilerinin bolunmesinin gereksizligi, gibi kendimce sebeplerden, bildirgec'le basladim, hic ilgi gosterilmesede, gunde 10 kisi girsede bildirgec'e girerim mantigiyla hareket ediyorsam,
kesinlikle buraya ve icerisindeki insanlara olan saygimdandir.
farkediyorum ki, ya ben yanlis konusuyorum, ya konustuklarim anlasilmiyor yada, ben yanlis gozlemliyorum birseyleri.
@aptal olabilir ters dustugum kisi yada @aftermath, veya @gameover yada @qb.
i$, "aha lan aha, bu bokcu soyle saldirilar gerceklestirmisti fi zamanda" diye kincilige gidiyorsa sivilcenin ceraat kismi. ve bu ceraat 2 eski bildirgec kullanicisi arasinda oluyorsa, bence kokusmuslugun gostergesidir. yada, herseyi cok iyi bildigini sanan iki hergelenin burnunun buyuklugudur. alttan alamama sorunudur.
ben sahsim adina, ozur dilemiyorum ama tartismayi baslatan yorumumun masumlugunu, "hedef gosterme" veya "kisilerle problemim oldugu"na dair herhangi birsey tasimadigini savunuyorum hala.
zaten uzun zamandir ise yarayan bir bildiri girdigimi yada, zaten girmis oldugum bildirilerin cokta gerekli olmadigina inaniyorken, insanlarin msn/icq/aol, vb. gibi yerlerde zamanlarini elinden alan biri olmak istemedigim bir radikal durusta ozellikle, insan kaybetmeye tahammulum olmadigindan, bircok insan gibi artik bildirgeci sadece okuyucu olarak takip edecegimi belirtmek isterim.
belirtmek isterim ki, zaten bildiri girmedigim bildirgec'te, yorumlarim ile catismalar baslatan insan olma niyetinde hic degilim.
herkese iyi geceler, iyi linklemeler.
| enemy | |
|
|
(0 puan) |
|
| 08 Şubat 2005 02:24 |
gazlaya gazlaya 3025 oy aldırabilmişiz: 8.8 puan. 2478 kişi 10 puanı dayamış. onlar sanırım buradan gazı alanlar oluyor. oy verenlerin 2508 'i amerika dışından kullanmış oyu. 2224 kişi 19-29 yaş arası, yani yaklaşık filmle yaşıt insanlar.
| azurenus | |
|
|
(0 puan) |
|
| 25 Mayıs 2006 22:49 |
