Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "iPhone için kamera filtresi"

Etiketler: ,

Hayattan beklediğimi bulamayınca karşıma aldım ve konuşmaya başladım;
-buyrun efendim beni çağırmışsınız.
-evet, geç söyle otur karşıma.
-buyrun efendim
- bacağını indir bakayım diğer bacanının üzerinden, ceketini de ilikle
-özür dilerim efendim
--bundan sonra sana müzik dinlemeyi, şarkı söylemeyi, film izlemeyi ve kitap okumayı ikinci bir emrime kadar yasaklıyorum
-Şiir?
-Doğadan, çiçeklerden, böceklerden, bilumum hayvanat ve nebatattan bahseden şiirler için cevaz veriyorum fakat içinde insan unsuru barındıran tüm şiirler ve şeyler kati olarak yasak.Anlaşıldı mı?
-Peki ama sebep ne efendim? ne oldu ki?
- fark ettiler ve sömürülmeye başlandık.Tüm duygulardan arınmamız lazım.
-neden?
-acı çekmemek için
-siz daha iyi bilirsiniz efendim ama buna ne kadar dayanabileceksiniz ki..
-bilmiyorum..
-efendim bunların hepsi o' yüzün değil mi?
-yine neden açıyorsun bu konuyu.
-efendim kaçamazsınız, buradan başka gidebileceğiniz yer yok.üzülmeyiniz lütfen.ben varım ve yanınızdayım.
-üzgünüm bir an kendime hakim olamadım.
-önemli değil efendim, insanca şeyler yabancı değil size.
-Bu günlük' konuşmamız burada bitmiştir.gidebilirsin.

Spacer
Spacer
 | 4 yorum var 
 | 14 Haziran 2006 10:56 

Yorumlar

suphi : bence de 'insanca şeyler yabancı değil size.'
devam devam :)

herdemtâzeyim
cebrailiye  |  (0 puan) 14 Haziran 2006 22:45

Bazen şarkılar ne kadar da yavan.Şiir hiç bir şey anlatamıyor.Duvarlar bile kendi halinde.aynada cinnet sırıtır size.buhranlar arasında bırakırsan kendini, uyuya kalırsın. Sabah umutla bakarsın güneşe.Uçan bir kuşa takılırsa yüreğin sende uçarsın.Göç edersin bir diyardan bir başka diyara.Göç edersin çocukluğuna, masumluğua, kimselerin bilmediği yerlere. Sarı keçelililer bile görmez seni.Sonra bir rüzgar eser, savrulursun olduğun yere.Bir rüzgarla ayrılan yurdundan, yine bir rüzgarla döner yurduna.Yine aynı çemberin içindesin.kıramazsın, çare yok.tuhaf cümleler kurarsın.benim de bilindik duygularım vardır. beni de yakar güneş, ben de soğukta üşürüm.Benim de arkadaşlarım oldu zamanında.ben de aşık oldum, sizler gibi.
geceleri pencereye bakar, odaya sarı bir ışık saçan ampulun, nasıl olurda aynı zamanda dışarıda olduğunu düşünür, anlayamazdım.Pencereme yağan yağmur damlacıklarıyla arkadaş olurum, sevenlerini bir birine kavuştururdum.Ama nedense onlarda kavuşunca aşağıya doğru kayıyorlar.Düşüyorlar, birbirlerine ulaştıklarında.yorganın kıvrımlarından tepeler, dağlar yapardım.sobanın üzerindeki kapaktan tavana yansıyan ışık demetlerinin garip danslarından korktum hep.Kapının ardındaki askılık geceleri yabancı bir adam suretini alıyordu.Deprem olurken bile ben yorganı üzerime çekiyordum.Sarılıyordum ona.Beni koruyacaktı o.Küçük bir çocuğa büyüklerin konuştukları kelimeleri öğretirlerse ne mi olur. yanlız kalır çocuk. Yanlızlık zor gelir çocuğa.çocuk utancından yorganı üzerine çekerde öyle ağalar.Erkeklerin ağlamaması gerekirmiş çünkü..

suphi  |  (0 puan) 18 Haziran 2006 20:11
Kapının ardındaki askılık geceleri yabancı bir adam suretini alıyordu.

bu yabancı adamdan benim odamda da vardı bi tane, ben çocukken.
özellikle soğuk kış gecelerinde bir de palto asılıysa üstünde; bir gece babam oluyordu halen işten gelmemiş, bir gece dayım oluyordu istanbullardan, ben kimi özlersem o oluyordu .. ama hiç bir gece bir bardak su vermediler bana, hayalimde askılığa astığım adamlar ..

bazen de ben oluyordum yıllar sonraki ben ..

o soğuk kış gecelerinde öylece uyuyup kalıyordum .. yollardaki ayak izlerinde birikmiş su birikintilerinin gece ayazında yavaş yavaş donması gibi ben de uykuya dalıyordum.

@suphi: elinize sağlık çok dokundu bu yazı bana da .. bir askılık bile nerelere götürdü beni :) tavana yansıyan soba ateşinin ışığı getirir inşallah o yerlerden .

E_FE  |  (0 puan) 18 Haziran 2006 20:59

Hediye edilen bir şarkı çocukluğuma götürdü beni şimdi.
Japon kale maç bilir misiniz? Bizim oralar(üsküdar) hep arsaydı eskiden,oyun sahalarımızdı onlar bizim.saklanbaç, misket(mors,tumba, başta,kafa kondik), kör ebe,çelik çomak, çivi vs. oyunlar oynadığımız arsalarımız vardı.İşte bu sahaların birinde bir gün japon kale maç yapıyoruz.Ben elendim,oyundan çıkmıştım.Arkadaşlar aralarında bir anlaşmazlığa düşmüştü, sonra dediler ki; "suphi'ye soralım." Bende şaşırmış "bana mı?" demiştim.İlk defa bir "ben" olduğumu orada fark etmiştim. Arkadaşlarımın hep benden yaşça en az üç yaş büyük kimseler olduğunu düşünürsek ve dolayısıyla; maçlara hep kaleci olarak alınan( kimse kaleci olmak istemezdi) birinin kendinin farkına varması biraz zaman almıştı. canım annem, "şu çocuğu hep kaleye sokmayın birazda oynasın" derdi, ben utanırdım.Annein oyuna müdahil olması utançti çünkü.
Söz uzadı, bir hediye alınca; o gün geldi aklıma ve az kalsın "bana mı?" diyecek oldum.

suphi  |  (0 puan) 20 Haziran 2006 14:23

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Beğendiğiniz bir yazıya "tuttum" demek için başlığın yanındaki yıldıza tıklayabilirsiniz.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu