Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: ""Kim Gitsin, Kim Kalsın?" Anketi"

kaç gündür yazacağım yazamıyorum

aslında neyi yapabiliyorum ki .. kaç gündür yiyemiyorum .. içemiyorum .. yine aynı nakarat .. yine mide ağrısı .. kollarım ağrıyo bunu hissedebiliyorum damarlarımdan sanki kan değil eritilmiş demir akıyor .. evet bu ağırlığı biliyorum .. hiç de yabancısı değilim .. ama bu sefer aradaki tek fark çok hazırlıksız yakalandım .. belki haberin yok belki hiç de beklemiyorsun benden böyle bir şey ama beklentiler üzerine kurulmaz ki bir sevgi .. ya da önceden haber edilmez ki :

'' biraz sonra sana aşık olacağım haberin olsun ona göre ''

denmez ki ..

bunun ağırlığını çok iyi hissediyorum .. iki göğsün ortasından dışa doğru baskı yapan bi şey var .. beyine temiz kan gönderen damarları tutmuş düşünemiyorsun göremiyorsun ondan başkasını .. bu anlamda mutluluk bunun neresinde diyebilirsiniz .. o zaman '' neye göre kime göre '' şalteri devreye girer .. neye göre mutluluk .. kime göre mutluluk .. bu hissettiğim şey (hastalar rahat içebilsin diye) tatlandırılması unutulmuş öksürük şurubu gibi ..

mutluluk ne ki bu durumda .. herhangi bir turnikeden yaşı ve boyu küçük olduğu için ücretsiz olarak alltan eğilerek geçen bi çocuğun mutluluğu gibi mi .. bedavadan vapura binmek gibi mi .. hiç de öyle olduğunu sanmıyorum .. bu hissettiğim duygunun mutluluğu o kadar büyük ki bedeli de bu kadar ağır oluyor ..

belki her güneş batımını izlemek için yetişmeye çalıştığım zihnimde dekore ettiğim bir tepe ve büyük çınar ağacının altında kente nazır bir manzaradan yaşadığın şehri izlemek gibi ..

çoğu zaman geçtiğin yolları görebilmek için ya da kalabalığa karışmanı, metro istasyonuna girişini, saatine bakarken yürüyen merdivenin ilk basamağına attığın adımın merdivenin ayrılmak üzere olan yerine denk geldiğini bilmek için yanında olmaya gerek yok aslında ...

o kadar yakın hissediyorum ki kendimi sana , sen istasyonda her akşam beklerken aracın kendisinden 5 saniye önce gelen hafif rüzgarı gibi yüzüne dokunarak geçiyorum yanından .. gözlerini kısıyorsun rüzgar sandığın ben yüzünden ..

sonra biniyorsun gidiyorsun .. ve ben haziranda üşüyorum .. dağ sırtlarındaki toprak kadar çıplak ..

Spacer
Spacer
 | 6 yorum var 
 | 16 Haziran 2006 13:45 

sonraki yazı »
Senin Yüzünden

Yorumlar

e_fe cok kiskandim seni, lutfen tadini cikar sonuna kadar:)

yagmurbaz  |  (0 puan) 16 Haziran 2006 15:37

salıncakta sallanırken arka tarafta en yüksek yere çıkmışken aşağı doğru hızlanırsın ve o anda karnında bir garip duygu olur ya, bence en çok onun gibi :)

impala[pilli_silinen_hesap]  |  (0 puan) 16 Haziran 2006 15:41

ah ulan ah beş sene önce evlendik eskisi gibi yazamıyoruz. eskiden neler yazardık :)

beyaz_sayfa  |  (0 puan) 16 Haziran 2006 16:12

ahmed arif'in"üşüyorum kapama gözlerini" mısrası geldi aklıma.

suphi  |  (0 puan) 16 Haziran 2006 16:18

sevmek böyledir işdee...

damlaolsaki  |  (0 puan) 23 Haziran 2006 02:14

Bir doktora görün istersen, şifayı kapmışsın gibi görünüyor :p

htufekcilerli  |  (0 puan) 23 Haziran 2006 10:19

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)
bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

son yorumlar

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu