dolmadan bosalmaz
bosalmadan dolmaz
aslolan üretmek midir..üretimin kendisi aslolan olursa fetis haline gelmez mi..kaos ürettirir ama hep kosmoz olmanin hayaliyle..
“her an baska bir sandayim”
kaostan kosmoza..kosmozdan kaosa..bir gider bir gelir..hay´dan gelir hu´ya gider..semazen döner durur..devran her an degisir durur..bir daralir bir genisler..darlikta disa vurmak ister, genislerken susar dinler..
Hicbiryerde ve hicbir zamanda yalnizca An´in kollarinda ve sadece An´in anlaminda buldum kendimi. Hikayelerin birbiri ardinca dolastigi bu alemin kalbine dogru seyahat etme istedigimin vardigi duraklardan birinde gördüm ki herkes hikayesini yalniz yasiyor. Ve herkes bu alemin merkezini kendinden yola cikarak buluyor. Acilar, sevincler, asklar, öfkeler, basarilar, kaybetmeler birbiri ardinca bir cicek gibi aciyor, soluyor sonra sonbaharin gelisinde yapraklarin yaptigi gibi..
Benim payima düsen nedir diye düsünüyorum bu hayat pastasindan. Bu binbir dikenli, binbir renkli, binbir cicekli bahcenin karsisinda nasil durmaliyim? Cildirmadan bu zenginlige nasil bakmaliyim. Nedir bu kosusturmacanin anlami? Bu gelislerin ve gidislerin arenasinda gladyatörmüyüz silahlarimizin ucunda zavalli hayvanlar, yoksa bir kurbanmiyiz vahsetin ortasinda bir kaziga bagli, gözlerimiz gökyüzünden medet umar..
Bu cok kapali ve cok katli labirentin icinde, ben diyebilecegim hissin rehberliginde cevremde dolanip duran duvarlarin arkadasliginda bulabiliyorum yolumu.
Duyun beni dostlar..
Bir gün karsilasirsak kavsaklarin birinde biliniz ki en güzel „SELAMIMLA“ karsilayacagim hepinizi..

