şimdi hostel öncelikle bir tarantino filmi değildir. Sadece filmin lansmanında adı geçmiştir. Bilmiyorum ne kadar katkısı olduğunu. Ama filmin tarzı düşünüldüğünde ben tarantinonun etkisini pek göremedim.
Tarantino sadece şiddet yapmaz. Herkesin içinde olan şiddeti bize sergiler. Gerilim yaratır, gerilimi arttırır. Bu gerilim, "ay katil ne zaman çıkacak" gerilimi değildir. Şiddeti yaşama ve uygulama isteğidir. Daha son bu gerilimi boşaltır. Bu her filminde olagelmiştir.
Hemen örnekleyelim: Reservoir Dogs, bir tarantino filmi:
Piskopat Mr. Blonde polisi sandalyeye oturtur. Yalvarmasına çocuklarından bahsetmesine, masum yüzüne bakmadan: kulağını keser, üzerine benzin döker. O anda izleyicinin tek hissettiği nefrettir, ve Mr. Blonde'un acı çekerek ölmesidir. O anda yanda duran, ölü sanılan, kanlar içindeki polis silahını alır, tüm şarjörü boşaltır. Boş silahla da 3-5 kez tetik düşürür. O derece nefretledir, siz de rahatlarsınız. Evet buydu olması gereken dersiniz. Filmi izleyin, hak vereceksiniz. Ben hissetmem öyle demeyin, izleyin.
Pulp fiction:
Bruce willis abimizin, kendini ve zenci mafya patronunu kaçırıp tecavüz edecek sapıkların eline düştüğünde, tecavüz için sırasının gelmesini beklerken bir şekilde iplerinden kurtulması. Daha sonra sapığı yaralamak için sırayla beyzbol sopası, onu beğenmeyip elektrikli testere, onu da beğenmeyip katana seçmesi. Ve bunu yaparken yüzündeki ifade. Nefretin dışa vurumudur, seyirciyi tam olarak tatmin eder.
Tüm filmlerinde bu tip sahneler görmek mümkündür.
İkinci özellik ise doğallığıdır. Her tarantino filminde kahramanlar masa başına oturup, gayet doğal, bir konudan bahsederler. İzleyici kendini muhabbetin içinde hisseder. Başka bir yönetmenden çok nadir görebileceğiniz bir tekniktir bu.
Reservuar köpeklerinde, madonnanın like a virgin şarkısı tartışılır. Kill bill de superman'in kahramanlığı.
Hostel tarantino filmi değildir, bu özellikleri taşımaz. Nevi şahsına münhasır bir yönetmeni böyle boktan filmler yüzünden suçlamayın.