hüseyin üzmez olayına inanıyor musunuz?
sizce de bu sıralar muhafazakar kesimle ilgili çok fazla yıpratıcı haber çıkmıyor mu?
akp nin kapatılmasını meşrulaştırmak için mi yapılıyor bu haberler?
neden bu haberlerin ortak kaynağı doğan grubundan çıkıyor?
bu işin içinde başka bir iş var ama hadi hayırlısı!
- eratnow
- 4 yorum var
- 01 Mayıs 2008 20:51
« önceki yazı Nsfw |
sonraki yazı » online beyin fırtınası |
Yorumlar
doğanı ve medya grubunu ben de sevmem tabi ama, hüseyin üzmez gibi tiplerin olduğunu ve hüseyin üzmez'in bu tarz "ahlaksız" şekilde küçücük çocuklar üzerinde kendi nefislerinin en derin karanlıklarına ulaşmadıklarını mı savunuyorsunuz yani??
gwain'in yorumuna katılıyorum.
eratnow:
sizce de bu sıralar muhafazakar kesimle ilgili çok fazla yıpratıcı haber çıkmıyor mu?
her dönem her kesimle ilgili "yıpratıcı haber" yapılıyor. bu ülkemizdeki "iletişim" anlayışıyla alakalı biraz, bence.
ancak hüseyin üzmez sırf "muhafazakar" diye suç işleyemez mi? ya da "muhafazakar" olunca yaptıkları suç sayılmıyor mu?
akp nin kapatılmasını meşrulaştırmak için mi yapılıyor bu haberler?
bu işin içinde başka bir iş var ama hadi hayırlısı!
akp'nin kapatılması için gerekli eylemleri akp mensupları yapmalılar, başkalarının yaptıkları onlara mal edilemez. anayasa mahkemesinde bu tür olaylar "delil" olarak sunulamaz! iddianameye bakarsanız bu tür şeylerin olmadığını görürsünüz.
yaptığınız şey adalet sisteminin güvenilmez, eğer parti kapatılırsa bunun meşru olmayacağını söylemek. böyle tavırlar "hiç kimsenin" yararına olmaz.
Hüseyin Üzmez:
Karılarımızla yatarız, neler neler yaparız!
İnsanlığın her kesiminde, her seviyesinde, her zaman sapıklar olacaktır. Ruhsal hastalıkların ne şekilde oluştuğu kimde olup olmadığı belli olmaz çünkü, bu açıdan bakıldığında Hüseyin Üzmez dünyadaki birçok kişiyle benzerlik göstermektedir. Sorun olan söz konusu kişinin, sanki kendisi doğru yolu bulmuş gibi, toplumu yönlendirecek, toplululuklara hitap edebilecek bir konumda olmasıdır. Doğan medyasını ben de sevmem ama altından birşey çıksa da çıkmasa da İslam'ı malzeme edenlerin de, dinden uzak duranların da birbirlerinden pek farklı olmadığının anlaşılmasına umarım vesile olur.
Konuyla ilgili hep nefret ettiğim kişilerin yazıları, örnekleri veriliyor ama olası bir komploya karşı da Ahmet Hakan denen zat bence herkesin okuması gereken mükemmel bir yazı yazmış:
link : http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/8819471.asp?yazarid=131&gid=61&sz=68569
İyi ki dönmüşüm
KOSKOCA adamların, hiç utanıp sıkılmadan, "Tamam, bizim adamımız bir yaramazlık yapmış olabilir ama sizin adamlarınız da yaramazlık yapmıyor mu?" diye kendilerini savunduklarını gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...
Bir zamanlar konuşmalarını "Sartre’ın Nobel’i ret konuşması"nı dinler gibi heyecanla dinlediğim saygıdeğer insan Abdurrahman Dilipak’ın, bu kadar yüz kızartıcı bir olay karşısında "Belki kıza nikah yapmıştır" gibi bir mazereti dile getirdiğini gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...
"Güzel ahlakı tamamlamak" için gönderilmiş bir önderin davasının, bırakın güzel ahlakı, ahlakın kendisini paçavra eden adamların eline düştüğünü gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...
Bugün "Konu yargıdadır" diye ortalığın tozunu attıranların, daha dün ortada bir yargı kararı falan olmadığı halde "Ergenekoncular pornocu çıktı" diye manşet attığını gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...
Kendisine köşe açıp sözüm ona İslam davasını savundurdukları bir yazarın, "yeryüzünün en aşağılık suçunu işlediği iddiasıyla tutuklanmış" olması karşısında biraz utanıp sıkılmak, şöyle sessiz bir "Tövbe estağfurullah" çekmek yerine, bin dereden su getiren sıkılmazları gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...
"Biz Müslümanların gür sesiyiz" diyerek hava basan adamların, bırakın İslam’ı, insanlığın bile kabullenemeyeceği iğrenç bir suçlamayla karşı karşıya kaldıklarında, "Ama manken kız da tostumu yedim bekliyorum diye mesaj atmıştı" gibi abuk bir savunmayla kendilerini temize çıkartma gayretlerini gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...
Kendi gettolarından birinin karşılaştığı küçük ya da büyük her türlü suçlama karşısında "Komplodur komplo" diyen ve böylece kendilerini rahatlatan adam ya da kadınları gördükçe... İyi ki dönmüşüm diyorum...
Yapılması gereken
DOĞRUDUR... Hüseyin Üzmez hakkında mahkeme henüz son sözü söylemiş değildir...
Ancak...
Hukuk sisteminde "tutuklama kararı", sanığın aleyhinde çok ağır bir tedbirdir...
Tutuklama kararının verilebilmesi için, "çok kuvvetli suç şüphesi" olması gerekir...
"Soyut isnat" üzerine tutuklama kararı verilemez...
"Somut deliller" söz konusu ise, tutuklama kararı verilebilir...
Hüseyin Üzmez ile ilgili işin hukuki kısmı budur...
Peki böyle bir durumda...
İslami değerleri savunduğunu iddia eden bir gazetenin yöneticisi ne yapar?
Düşünün: Köşe verdiği adam 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel tacizden gözaltına alınmış... Hatta adam, "çok kuvvetli suç şüphesi" ile tutuklanmış...
Evet, ne yapar böyle bir gazetenin yöneticisi?
Ne yapacak?
Önce utanır, sıkılır, boğulacak gibi hisseder kendisini... "Biz nasıl oldu da böyle bir adama köşe verdik" diye hafiften bir muhasebeye girişir... Ardından "Mahkeme kararını vermiş olmasa da herhangi bir yazarımın böyle bir suçlamayla tutuklanmasını dahi kabul edemem" der... Mahkeme tamamlanıncaya kadar yazarıyla ilişkisini keser... "Komplo" demez... Hatta sorumluluğun daha fazlasını üzerine alıp, "Utanç duyuyoruz" diye manşet atar... "Savunma" psikozuna girmez...
Ama tabii bunları yapmak için...
O gazete yöneticisinin yüzünün kızaracak denli gelişmiş bir ahlaka sahip olması gerekir...
Tutturmuşlar Fadime diye
"HÜSEYİN Üzmez olayı", 28 Şubat’ta ortaya çıkan "Fadime olayı"na benziyormuş...
O zaman şu "Fadime olayı"nı anımsamakta yarar var...
Kimdi Fadime?
Ali Kalkancı adlı bir şeyh bozuntusunun tezgahına düşmüş türbanlı bir kızdı...
Kalkancı’nın kendisine büyü yaptığına inanıyordu...
Büyüyü bozdurmak maksadıyla Aczmendi Lideri Müslüm Gündüz denilen soytarının eteğine yapışmıştı...
O da sakalını sıvazlayıp, "Büyüyü bozmam için seninle yatmam gerekir" demişti...
Fadime de razı olunca...
İş yatak faslına gelmişti...
İşte tam o sırada polisler Müslüm Gündüz’ün evine baskın vermiş ve Müslüm denilen adam yarı çıplak yakalanmıştı...
Evet...
Ne bir eksik, ne bir fazla... Budur Fadime olayı...
- * *
İslami kesimde yıllardır bu olay üzerine şu teraneler dile getiriliyor:
"Bu olay 28 Şubat’ı yapanların işine gelmiştir... 28 Şubat yanlıları bu olayı her akşam ekranlara getirerek kullanmışlardır... Müslüm aslında 28 Şubatçıların adamıydı... Fadime komplonun tam göbeğinde yer almıştır... Hatta Ali Kalkancı da İslam düşmanı bir adamdı..."
Bu teranelerin hiçbir anlamı ve karşılığı yoktur...
Değil mi ki sen Ali Kalkancı gibi sahtekarlarla hesaplaşmıyorsun... Değil mi ki sen her gördüğün sakallıyı koruman altına alıyorsun... Değil mi ki sen bu tür komplolara zemin hazırlıyorsun... Değil mi ki sen kendi içinden çıkan adamların rezilliklerine kol kanat geriyorsun... Değil mi ki sen getto mantığını terk edemiyorsun...
O halde sana komplo kurarlar kardeşim... Bu yüzden "Bana komplo kuruyorlar" diye ağlayıp sızlamaya hiç mi hiç hakkın yoktur...
iyi ki dönmüşümlere daha yenilerini ekleyebilmek için kimbilir hangi gözlüklerle daha hangi konulara kendi açından bakacaksın.
arkadaşlar komplo ve ya değil bu o insanı ilgilendirir ve eğer bu olay gerçekse siz merak etmeyin gönülden dinine bağlı insanlar yeri geldiğinde malcolm x olmayı da bilir.
terazide yanlışlarda olur doğrularda. hangisi ağır basıyorsa kişi veya kurum o sıfatla anılır. bana öyle geliyorki; medya patronlarının patronları akp'nin (muhafazakar kesimi temsil ediyor niyetiyle) sol kefesine bir şeyler doldurmak istiyorlar ki kapatılma davası, cumhurbaşkanın yargılanması bir şekilde meşrulaşsın.
ilgili haberleri okudum ben doğan gurubunuda sevmem, vakit gazeteside almam ama haberlere gözatınca birden 28 şubatı ve sincan olaylarını hatırladım. ne tesadüftürki bizzat o dönemde sincanda bulunmuş ve olayların bir kısmına şahit olmuş bir kişi olarak olayların doğan medya grubu tarafından istenildiği mecraya doğru çekildiğini bizzat görmüştüm.
Taciz ve tecavüzü hiç bir şekilde mazur görmeden bu suçla herhangi bir insanın suçlanmasının kolay olduğununda gözardı edilmemesi gerektiğinide hatırlatmalıyım... sadece siyasi düşünmemek lazım olayı sevmediği bir öğretmeninin aynı suçla suçlanarak işinden olmasına sebep olan öğrenciler gördük yada kendi isteğiyle biten bir gecenin ardından (her ihtimale karşı) tecavüzle suçlanmamak için 40 gün süreyle ilişkisini sohbet düzeyinde devam ettirecek kadar tedirgin insanlar yaşıyor çevremizde. tabi aynı şekilde tacize uğrayıp korkudan sesini çıkaramayan ve sonu intiharla biten olaylarda...
bu şekilde konular duyunca olaya tek yönden bakmamak gerektiğini düşünürüm her zaman. konuyla ilgili eratnow'un yazdığı tezide yabana atmamak lazım bence.
gelelim hakan albayrağa medya dünyasında bugün şahmerdan olanların yarın pürviran olduğunu çok gördük bu ülkede bugün suçladığı medyanın içerisinde şimdiki çalıştığı medyayı suçlamıyormuydu yarın ne olacağıda kesin değil belki bizde onu İbrahim sadri gibi kumarhanede yakalnışını izleriz.
(eğer iftira ise) bu yaşananlar kendisinin başınada gelebilir pekala yarında birileri ona başka iftiralarda bulunabilir. Eğer iftira değilse o zaman Allah hüseyin üzmezinde o kızın annesininde belasını versin...
eratnow:
terazide yanlışlarda olur doğrularda. hangisi ağır basıyorsa kişi veya kurum o sıfatla anılır. bana öyle geliyorki; medya patronlarının patronları akp'nin (muhafazakar kesimi temsil ediyor niyetiyle) sol kefesine bir şeyler doldurmak istiyorlar ki kapatılma davası, cumhurbaşkanın yargılanması bir şekilde meşrulaşsın.
yani muhafazakar kesim ile akp arasında hiçbir bağ bulunmuyor ve dolayısıyla birbirleriyle etkileşim içerisinde değiller öyle mi?
yahu yeter, savunmayın artık şu insanların yaptığı tüm hataları.
peygamber değiller ya, hatasız olsunlar.
Neremiz doğru ki, Türkiye de tutunacak dal (zümre, topluluk, cemaat) arayacağımıza kendimizi bi düzeltebilsek...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

