ne yazık ki öyle codemachine.geçenlerde bir süpermarkette izlenebilecek, güzel bir belgesel DVD'si aradım.en ucuzu 4-5 yıl önce yapılmış bir belgeseldi ve fiyatı 9 liraydı.diğer beğendiğimse 29 liraydı.yine aynı dakikalar, belgeselden vazgeçip, arşivlenecek güzel bir film dvd'si arayışına başladım.televizyonlarda tekrar tekrar izlediğimiz bazı kampanyalı dvd'ler 4,99 liraya bile bulunuyorken, her filmin ortalama fiyatı 19 liraydı.39 lira ve üstü olanları saymıyorum.sanırım bu durumun böyle olması hep şirketlerin tutumlarıyla alakalı.o dvd ve kapağı, kapağının kağıdı vs. taş çatlasa 5 lira tutar mı? tutmasa gerek, çünkü 4,99'a dvd'ler satılıyor.3 lira tutsa, tamam.3 liralık şey, 20 liraya satılıyor.bence bu çok fazla.yani tamam, sanatçının, firmanın bir kârı olacak elbette (hadi maliyetin üzerinden %100 olsun) ama bu kadarı da fazla.
bir de bir şeyi farkettim internette dolaşırken.geçenlerde amerika'da da oyunculuk yapan türk asıllı bir oyuncu (nehir erdoğan) "türkiye'deki sinema endüstrisinin şu an dünya ülkelerinden kalite ve ekipman açısından hiçbir eksiği yok, inanın" demişti.şurada* gördüğüm görüntüler 1962 yapımı bir filme ait olmasına rağmen, 2008 yılındayız, henüz o kaliteye ulaşmış değiliz.hadi diyelim 20'li ve 30'lu, hatta 40'lı yıllardaki filmlerimiz bir şekilde bulunamıyor (!?) ama 50'den, 60'tan sonra yapılan filmlerimizin bırakın renklisini, sağlam negatifini bulmak çok zor sanırım.şurada dediğim yerdeki görüntüler 1962 yapımı bir filme ait ve renkli.amacım, o yıllardaki sinema endüstrisinin yetersizliğini, yine o yıllardaki imkanı çok fazla olan ülkelerle karşılaştırmak değil de, şimdiyle karşılaştırmak aslında.40-50 yıl geçiyor, adamlar yine de bir şekilde görüntüleri onararak da olsa dijitale aktarıp, bluray disklere, hd dvd'lere basıyor, biz daha bir kere bile olsun, yıllardır severek izlediğimiz onca yapımı, misal kemal sunal filmlerinden birini full hd kalitesinde izleyemiyoruz.bir düşünsenize: bir sadri alışık, bir vahi öz, bir kemal sunal ya da bir hülya koçyiğit filmini 6 kanal sesle ve 1920 piksellik yatay çözürlükle, cam gibi, sanki oradaymış gibi izliyoruz.ne mükemmel bir deneyim olurdu ama.
renklendirme vs. derdim değil zaten, ama en azından filmlerin sağlam negatiflerini, düzgünce dijitale aktaran bir şirket olsa.(?)
geçenlerde bir yerden 1939 yapımı oz büyücüsü isimli filmi edindim.sanmıyorum o yıllarda renkli film çekilsin (aynı yıllarda, hatta 1910 ve 1935 yılı yapımı bir frankenstein filmi siyah-beyazdı çünkü) ama adamlar uğraşıp didinmişler, yıllar sonra da olsa bunu renklendirmişler! şimdi bir efsaneye dönüşen filmi, kim bilir yönetmenin ithaf ediyorum dediği o "çocuk ruhlular" ne keyifle izliyordur...
hadi o yıllarda siyasi karışıklıklar, dünya savaşı yüzünden birçok filmi kaybettik diyelim ama son 50 yılın filmleri niye yok ortalarda merak ediyorum.yaşım da öyle kemale ermiş değil, acaba eskiden yangın ya da sel gibi bir şey mi oldu da yok oldu bu yapımlar?
- - orası
olur da verdiğim bu sayfaya giremeyenler olursa bahsettiğim görüntü örnekleri sırasıyla şunlar: 1, 2, 3 ve 4.