Neye üzülüyorum biliyormusunuz...
Aşk kı unutuyoruz
Aşık olmayı , yüreğimizin yanmasını özlemeyi ve hatta dokunmayı unutuyoruz...
İlk aşklar vardır hepimizin hayatında yüreğimizin ilk pırpır edişi , daha çocuk yaşlarda kalp krizini yaşadığını hissetmek , onu görebilmek için sabah altılarda uyanıp servise binişini seyretmek , bazen ıslak yağmurun altında koşmak delicesine o hangemede haykırmak seviyorummmm diye , göz rengini bahane edip gözlerinin içine bakmak saatlerce ve bir ömür onu yanında istemek nasıl ve nerede olacağını hiç düşünmeden....
Süreç ilerler ilk aşklar büyür mahaller değişir okullar ayrı düşer ve yeni heyecanlar başlar yürekte... Bir kız arkadaşımdan duymuştum ilk defa " her erkek ilk olmak ister kadınının yüreğinde , her kadın son olmak ister erkeğinin kalbinde "
Zaman ilerlemeye devam etmiştir halbuki bir yandan ve gençlik magazin aşklarını seyretmeye başlamıştır artık medya denen olağanüstü gücün yan etkisi olarak..
Ve vakit artık bitmiştir artık aşk için,, Aşık olup yaşanamayan güzellikler devri bitmiş , Aşk yaşamak için yaşanan birliktelikler başlamıştır..
Ve aşk kaybetmiştir artık ... sadece üç harfden oluşan minicik bir sözcük.. tek bir harfini bile değiştirmeden anlamını içeriğini ve yaşanış tarzını katletmeyi başardığımız aşk yoktur...
Peki kaybeden aşk mıdır yoksa o duygunun varlığını bile zaman içerisinde unutacak olan bizler mi
- sbaskentli
- 2 yorum var
- 02 Mart 2006 00:32
« önceki yazı AKP Antalya Milletvekili Fikret Badazlı, Sevgilil |
sonraki yazı » düş gezgini |
Yorumlar
aşk avuçlarındaki çizgilerdir bazen;bazen kavonuzun dibindeki küçük kum tanesi sıkıştırılmış hayata kurtuluşu yok.zaten hiç yaşamadı ki.. gözlerine baktığın sevgili bir gün aynadan görmez kendi gözlerini ve gri renkli iple örülmüş kaderinde bakmaya uğraşır kendine görmeden... aşk unutmaz biz aşık olmayı unuturuz.ama öylesine de çarpılınca sarhoş oluruz ki... gerçek hayattı bile göremeyiz...ama gerçeklik aşkı bize acımasızca tüm yaralarımızı kanatarak gelir.bazen sevdiğimizi mutlu etmek için saatlerce çalışır ve üç beş kuruşla onu mutlu etmeyi düşleriz ki hayat işte gerçeklikten hayale dönemez...ve vedalar konur her hayalin sonuna...
O vedalar değilmidir yaşananları bir nebze daha anlamlı kılan ve zamana karşı yüreğin çırpınışları içerisinde akılda kalan son hatıralar olarak belleklere kazınan...
Ve aslında vedası olmayan aşklar değilmidir hep gizlice yüreğin sinsi bir köşesinde yaşatılarak acaba bir gün yeniden sorusu ile beslenmeye devam eden...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

